Sınır ötesi operasyon, başka bir deyişle Kürt federasyonuna müdahale tezkeresi çıkarılıyor, bundan önce hemen istihbarat verilip sınırda PKK’ ye eylem yaptırılıyor. Sınır ötesi operasyonun gündeme konulması için hemen başka bir eylem tezgahlanıyor. AKP’nin başlattığı ve hızı kesilen Kürt açılımını durdurmak için eylemlere ihtiyaç duyuluyor. Bu arada Öcalan. “ölüm çukurumdayım” vb diyerek yerinin değiştirilmesini “darbe” olarak niteledi.
Bu gün Öcalan ve KCK ve hatta sivil alandaki bazı siyasetçilerin “Türk-Kürt çatışması” çıkar argümanına sarılmasını ve üstelik bunu tehdit aracı olarak kullanmalarını anlamak zordur. Herkesin anlayacağı bir dille söylersem “Türk-Kürt çatışması” Ergenekoncuların, faşistlerin, ordunun icadıdır. Kürdistan’da o kadar baskı, öldürmeler ve katliamlara rağmen Kürt halkı içlerinde ve beraberinde yaşayan Türk halkını hedef yapmamış ve saldırmamıştır. Aynı durum metropollere göç eden Kürtler içinde geçerlidir.
Türk yöneticileri;“Doğu ve Güneydoğu”’yu, yani Kuzey Kürdistan bölgesini Türk toprağı ve istediği gibi asimile edemediği dolayısıyla güvenmediği nüfusunu ise hal edilmesi gereken potansiyel bir tehlike algısıyla cinayet eğilimli paranoyak, bir generaller sürüsü ve juristokrat rantçı bir topluluk cephesi şekillendirdi.
Örneğin Emine Ayna, Türkiye’deki ‘süreci’ değerlendirirken, “12 Eylül darbesinde bu kadar çocuk tutuklu değildi. Bu siyasi darbedir. İçişleri Bakanlığı, polis tarafından gerçekleşen bir siyasi darbedir. DTP kapatıldı, bu bir siyasi darbedir” demiş.
Qadiyê dadgehê Îlker Yilmazî û dozger jî Medet Erkaplanî bû. Sebahaddîn Korkmazî, Sedat Çinarî, Sitki Zîlanî jî wek parêzerên min beşdarî dadgehê bûn. Di diruşmeya bihurî de ji bona ku werger nehatibû dadgehê, biryar hatibû girtin ku ji Unîversîteya Dîcleyê wergerekî kurdî bê daxwaz kirin. Unîversîteya Dîcleyê ev daxwaza dadgehê pêk anîbû û werger tespît kiribû.
Dersim, denilince akla gelen katliamdır; biz çocukluğumuzu pamuk prenses, küçük prens vs. masalları dinleyerek uyumadık. Biz çocukluğumuzu Ninelerimizden, dedelerimizden özellikle 38'de yapılan vahşeti, nasıl yaşadıklarını dinleyerek büyüdük. Bu nedenle şarkılarımızda, ninilerimizde anılarımızda yaşanılan acılarımız dile getirilmiştir.
Bunları toplumu, insanları bilgilendirmek, görüşlerimi, düşündüklerimi ve yaşayarak vardığım sonuçları dile getirmek için yazdım. Yazdıklarım, eleştiriyle birlikte olaylara tanıklığı gösteriyor. Çıkmazı göstermeye çalıştığım kadar çıkışa belli düzeyde değindim. Yararlı olacağını umuyorum.