Amerika Türkiye anlaşmasının perde arkası
Suriye muhalifler Amerika ile Türkiye’nin yaptıkları anlaşma konusunda ikiye bölünmüş durumdalar: Kürtler bu anlaşmanın Suriye halklarının lehine olmadığını düşünürken, Araplar tam bunun tersini savunuyorlar.
17.07.2015 - 21:38
Kürtlerin Girê Spî'yi (Tel Abyad) ele geçirmesinin ardından teyakkuza kalkan Türkiye kısa bir süre önce Amerika ile uzlaşarak, Amerika’nın Türkiye’nin Adana ilinde bulunan İncirlik askeri üssünü IŞİD savaşında kullanabilmesi hususunda anlaştı.

Diplomatik ve politik çevreler bu anlaşmada Türkiye’nin kazanımını, Amerika’nın YPG’nin Suriye’nin Cerablus bölgesine geçmesini engellemek olarak açıklıyorlar. Tabi Türkiye salt İncirlik'i tahsis etmekle kalmadı, IŞİD ile etkin mücadele ve sınır geçişlerinin kontrolü konusunda da işbirliği taahhüdünde bulundu.

Suriye Demokratlar Birliği üyesi bir Kürt yetkilinin bu konuda verdiği bilgilere göre, bu anlaşma Amerika ile Türkiye’nin çıkarlarını esas alıyor ve Suriye halklarının yararına olmayacak.

Suriye Muhalifler Birliğinden bir üye ise bu anlaşmanın önümüzdeki süreçte Suriye halklarının hizmetinde olacağını ileri sürüyor.

Suriye'deki Kürt ilerleyişini durdurmak için, uluslararası destek bulamadığı bir askeri harekatı göze alamayan Türkiye, alternatif olarak Kürtlerin yükselen itibarını zedeleyecek bir dizi söylemi de barındıran çok cepheli bir psikolojik savaş başlattı. Bu savaşın temelini, "Kürtler Kürt olmayanlara etnik temizlik uyguluyor, zorla yerlerinden ediyor," iddiaları oluşturdu.

Bu iddialarla oluşturulan kamuoyu baskısı, Amerika ile Türkiye arasında, Amerika'ya İncirlik hava üssünü IŞİD karşıtı operasyonlar için rahatça kullanmasına olanak veren, Türkiye'ye ise askeri operasyon yapmadan Kürt güçlerinin ilerleyişini sınırlama avantajını sağlayan bir anlaşmayla noktalandı.

Etnik temizlik iddialarını Türkiye kamçılıyor

Koalisyon hava saldırılarının desteklediği YPG ile Burkan el Furat güçleri 15 Haziran’da Girê Spî (Tel Abyad) kasabasını ele geçirirken 26 bini aşkın insan çatışmalardan kaçarak Türkiye’ye sığındı.

Suriye’nin Türkiye ile olan sınırının neredeyse yarısı Kürt güçlerinin eline geçince, Ankara Güney Kürdistan’ın ardından Batı Kürdistan’da da, kendi sınırları içindeki Kürt nüfusunu da harekete geçirecek, özerk bir Kürt bölgesi oluşturulacak korkusunu yaşamaya başladı.

Bu korkularla harekete geçen Türkiye uluslararası kamuoyunda, somut kanıtlarla desteklenmeyen, Türkiye veya IŞİD yanlısı bazı Arap ve Türkmenlerin söylemleriyle sınırlı 'Kürtlerin etnik temizlik yaptığı' iddialarını dillendirmeye başladı.

Türkiye’ye yakın Muhalif grupların, Arapların ve Türkmenlerin birbiri ardına gerçeklerle bağdaşmayan etnik temizlik söylemleri her gün AKP’ye yakın medyanın manşetlerine taşındı. Hükümet yetkilileri diplomatik girişimlerle bu söylemleri muhataplarına ulaştırdılar.

Türkiye Kürt güçlerine sağlanan uluslararası destek ve sempatinin önüne geçmek için antipatik bir algı oluşturmaya çalıştı ve Arap lobisini de kullanarak bir nebze de olsa başarılı oldu.

Uluslararası medya ajansları, konuyla ilgili geçtikleri tüm haberlerde, etnik temizliği ve yer değiştirme iddialarını reddedecek bir kararlılığı sütunlarına taşımadılar. Kimi medya kaynakları bireysel ihlallerden bahsederken, kimi medya kaynakları ise Kürtlerin Araplara karşı tarihsel öfkelerinden bahsederek duyarsız davrandıklarını ve hak ihlallerine zemin hazırladıklarını duyurdular okurlarına.

Kürt politikacılarının bir kısmı sığınmacılar arasındaki bu korkunun, Kürtleri kötülemek amacıyla, Türkler tarafından kamçılandığını düşünüyor.

“Bu söylemlerin Kürtlere karşı sürdürülen bir psikolojik harp olduğunu,” ileri süren AKP kurucusu ve eski milletvekili, günümüzde HDP milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, “Daha önce Kürt kantonlarının birleşmesini istemediğini ısrarla vurgulayan Türk hükümetinin, bunun oluşmasına yönelik emareler ortaya çıkınca öfkeli bir ruh haliyle, olumsuz bir kamuoyu yaratmaya çalıştığını, bunu yaparken de milliyetçi duygularla oynayarak çok tehlikeli bin oyun oynadığını,” belirtiyor.

Rami Abdulrahman Kürtlere yönelik ithamlarla ilgili hiç bir kanıt yok

Suriye sivil savaşının en güvenilir kaynaklarından biri olan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi müdürü Rami Abdulrahman, izole koşullara rağmen, Kürtler tarafından gerçekleştirilen sistematik bir yer değiştirme veya etnik temizliğe yönelik hiçbir kanıtın olmadığını özellikle vurguluyor.

Arap göçmen, Kürtler ve Araplar arasında uzun zamandır güvensizlik var
Buna rağmen, yaklaşık bir ay önce Kürt güçleri Girê Spî’ye girdiğinde, kasabanın yaklaşık 20 km doğusunda bulunan Arap köyü Sülük’ten kaçan Yasin Said isimli bir arap köyüne dönmeye cesareti olmadığını ileri sürüyor.

Said niçin dönmek istemediğini ifade ederken, aslında farkında olmadan Arapların yıllarca Kürtlere uyguladıkları zulmü ve Arap toplumunun IŞİD’e verdiği koşulsuz destek nedeniyle Kürtlerin onlara haklı olarak güven duymadıklarını da açığa çıkarıyor.

“Eğer Kürt değil de IŞİD kuralları altında yaşamış bir Arap iseniz, Kürtler sizi otomatikman örgütü destekleyen ve yardım eden biri olarak görüyorlar,” diyen Said Kürtlerin evinin bulunduğu bölgeyi terk etmedikçe geri dönmeye niyetinin olmadığını söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“Kürtler ve Araplar arasında çok uzun yıllara dayanan bir güvensizlik var. Ancak şimdi silahları olduğu ve rejimin varil bombaları bizi hedef aldığı için Araplara nazaran avantajlılar.”

Girê Spî Ocak 2014 yılından geçtiğimiz aya kadar IŞİD kontrolü altında idi. Kürt güçleri Girê Spî’yi ele geçirince, çoğunlukla IŞİD ile iyi ilişkiler içerisinde bulundukları için buradan kaçan Arap sığınmacıların büyük bölümü Akçakale yakınlarındaki derme çatma bir mülteci kampında yaşıyorlar.

Bu insanlar bir ay öncesine kadar yaklaşık bir yıl boyunca IŞİD’in boyunduruğu altında yaşadılar. Bir çoğu IŞİD’in boyunduruğu altında geçirdikleri zaman dilimini olumsuz olarak nitelemeyerek, göreceli olarak istikrarlı bir yaşam şeklinde tanımlıyorlar.

PYD halklar barış içinde yaşıyor

PYD kaynakları, kontrolleri altında bulunan bölgelerde kendilerine isnat edilen zorla yer değiştirme ve etnik temizlik iddialarını şiddetle reddediyorlar ve bu söylemlerin savaşmayarak kaçtıktan sonra geri dönmek için yaşamlarını garanti altına almak isteyen kişilere ait olduğunu belirtiyorlar.

Girê Spî’nin de bağlı olduğu Kobanê kantonu yönetiminde bulunan bir Kürt yetkili, “Girê Spî’ye gelindiği taktirde, Arapların, Müslümanların, Türkmenlerin ve Ermenilerin barış ve huzur içinde hep bir arada yaşadıklarının görüleceğini,” vurguluyor ve şunları ekliyor:

“Girê Spî’de çok kültürlü, çok uluslu, çok mezhepli bir yaşam var. Bu yönetimin koruyucusu Halk Savunma Birlikleri’dir (YPG). YPG halkların tümüne hitap ediyor. Sadece Kürt halkı için değil, halkların tümü için varız.”

Ancak, bilhassa Türkiye kaynaklı ‘etnik temizlik’ olarak tanımlanan Kürt olmayanların zorla göç ettirildiğine ilişkin suçlamalar, elde somut bir delil olmasa dahi, Kürtlerin IŞİD’e karşı elde ettikleri başarılarla uluslararası platformda yükselen itibarlarının bir nebze azalmasına yol açtığı belirtiliyor.

ABD ne şiş yansın ne kebap politikasında ısrarlı

ABD Savunma Bakanı Ash Carter kısa bir süre önce yaptığı açıklamada, Amerikalı yetkililerin Suriye’nin kuzeyinde bağımsız bir Kürt oluşumunu desteklemediklerini açıklamalarına rağmen, Washington’un Suriye Kürtlerini ‘iyi savaşçılar’ oldukları için desteklediğini ve desteklemeye devam edeceğini ifade etti.

Yanısıra, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi John Bass bu ay medyaya verdiği demecinde, sivillerin geri dönüşlerine izin verilmesi gerektiğine atıfta bulunarak, “Kısa süre önce IŞİD terör örgütünü püskürten Suriye Kürtlerinin ele geçirdikleri bölgelerdeki olası davranışları konusundaki beklentilerini çok açık bir şekilde ilettiklerini,” vurguladı.

YPG Esad rejimi ile çatışmaktan kaçınıyor

Suriye’deki çok boyutlu sivil savaş süresince, Şam ile bir işbirliği içinde olduklarını reddeden Kürt güçleri, bu iddianın aksine defalarca Beşar Esad yanlısı güçler ile çatışmaktan kaçındılar. Bu konuda bazı muhalif kesimler Kürtlerin Esad ile zımni bir anlaşma içinde bulunduklarını ileri sürdüler.

Bu konuda son iddia, geçtiğimiz ay sonlarına doğru Hasekê’nin güney bölgelerinin IŞİD tarafından işgal edilmesinin ardından bölgeyi ziyaret eden Suriye Savunma Bakanı Fahad Casim el-Freyc ile YPG yetkilileri arasında yapıldığı ileri sürülen bir anlaşmaydı. O güne kadar Hasekê’de IŞİD’in saldırılarına karşı müdahalede bulunmayacağını belirten YPG güçleri, bu gelişmenin ardından IŞİD’e karşı savaşta rejim yanlısı güçlerin yanında saf tuttu.
Etiketler: Amerika, Türkiye, IŞİD, Suriye, YPG, Etnik Temizlik, Dengir Mir Mehmet Fırat, Rami Abdulrahman