1-Dünya Görüşü
          Felsefi ve düşünüş tarzında çeşitli sistemler gidildiği biliniyor. Söylendiği gibi sadece idealizm ve materyalizm biçiminde değil, ikisinin birleşimi biçiminde çeşitli versiyonları acısında bir türlülük görmek mümkün. çıkış-yıkılış ve kuruluş sorunları temel problemler olarak kendini dayatmış, toplumdaki gelişmeler tez-antitez, sentez biçiminde hep birbirini takip eden ileri halkalarla bir yükseliş ivmesi göstermiştir.
Dursun Ali Küçük
01.02.2007 - 10:24
Felsefe bir yöntem, düşünme tarzı ve dünya görüşü olarak sunulur. Bütün bilim ve gelişmelerden yararlanır, doğa ve pozitif bilim değildir, bilimsel bir dünya görüsü olarak diyalektik tarz ve gelişmeyi esas alıyor; tek tek parçaları birleştirip sistemli bir görüş tarzına ulaşmayı hedef alıyor.

    Tarihe baktığımızda mitoloji, teoloji-din, felsefe ve bilim biçiminde 4 ana kategori bulabiliriz. Mitoloji insan tarihinin uzun bir dönemini kapsıyor. İçinde din, felsefe ve bilimi de barındırıyor. Sonra bunun yerini teoloji-dinler yer alıyor. Buda kendi içinde mitoloji, felsefe ve bilime yer veriyor. Grek vb. Felsefe akilcilik dönemlerini bir yanda ortaçağ feodalizmin yıkılışı ile felsefe öne geçiyor. Felsefe ağırlıklı bilimi içinde barındırsa da, dine de yer veriyor. Biraz bicim değiştirmiş mitoloji mitleştirmelere de yer acıyor.20. yy. Başlarından itibaren bati düşüncesinin çöküşü gündeme geliyor. Bir bakıma felsefe artık yetmiyor. Giderek sefalet dönemine giriliyor. Bilimdeki muazzam gelişmeler özellikle 20. yy. İkinci yarısında bilim-teknik gelişmeleri, bilgi iletişim-ilişim çağına küreselleşme sürecine geçiş noktalarında daha önce kurulan felsefi sistemle çöküyor. Artik felsefenin yerini bilim alıyor. Felsefe ikinci plana düşüyor.

    Felsefi ve düşünüş tarzında çeşitli sistemler gidildiği biliniyor. Söylendiği gibi sadece idealizm ve materyalizm biçiminde değil, ikisinin birleşimi biçiminde çeşitli versiyonları acısında bir türlülük görmek mümkün. çıkış-yıkılış ve kuruluş sorunları temel problemler olarak kendini dayatmış, toplumdaki gelişmeler tez-antitez, sentez biçiminde hep birbirini takip eden ileri halkalarla bir yükseliş ivmesi göstermiştir.

    örneğin ilklerden sayılabilen ZERDüSTLüK ve marduk ta bir düşünce sistemi, toplum kurulusu, tanrı bilinci görebiliyoruz. Zerdüştlük düşünüş tarzı ve felsefesi uzun süre ortaçağa ve doğuda hâkim olmuştur. Zerdüşt bir bilgedir, kendisini tanrılaştırmamıştır. özellikle tarım ve hayvancılığın gelişmesi, tarım toplum ve ilişkisi üzerinde belirlemeleri vardır. Karanlık güçleri engelleyen ve felaket güçleri olarak tanımlanan kötülük tanrısı gerileyen, çöken, yıkılan gücün temsilcisidir. İlerleme, yenileme ve kuruluş aydınlık düşüncesi ve güçlerle ifade ediliyor. Bunda ifade edilen aydınlık ve iyilik tanrısıdır.

    Neolitik toplumun saygınlığa dayanan tanrılardan oluşan tanrıçaları da etkindir. İlkin doğa ile alışverişinde aminizm etkindir. Tarım devrimi ile birlikte insani tanrıça ve tanrılar boy veriyor. Tanrıçalar hala önderdir. Mitoloji gelişiyor, düşünüş tarzında bir sıçrama var. Bilimler ve tarih bilimi bu konudaki gelişmeleri derinleştiriyor. Hala aydınlatılması gereken olaylar var be bu tarihçilerin isidir. Yayılış ve yer değiştirmelerde farklı insane topluluklarının birbirleri ile çatıştığı görülebiliyor. Genel olarak komünal ilişkiler hâkim, komünal eşitlik var. insane insan olurken hala büyük eşitsizlik ve adaletsizlikler yok. Neolitik toplum kültürü uzun bir tarihi zamanı kapsadığı ve bütün kıtalara yayıldığı için zenginlik ve çeşitlilik sunar.

    Bu süreçte yaratılan tanrıçalar, tanrılar fikri sonraları bazı yeni kuruluşlar gerçekleştirse de her yeni kuruluşa girişen, bir sonraki yeni kurulusunun engeli durumuna düşüyor. Tanrıların insane ve toplum yaratması olan tanrı, yeni düşünce sistemleri ortaya koysa da insanların basına bela olmaktan ve belli zaman ve mekânların içinde engel olmaktan, başına felaketler getirmenin de özneleri olmuştur. Tanrı düşüncesini reddeden kaba materyalist düşünce sistemlerinin liderlik kültü bütünleştirici ve kaynaştırıcı toplum anlayışı tek çizgi ve tek doğru ile sembolize edilen kati merkeziyetçiliğe dayanan tanrılar haline kendini getirdikleri unutulmamıştır.

    Tanrı ve tanrıçalar fikri Sümerlerde bozulmaya uğruyor. Gılgamış destanında ifade edildiği gibi, kudretli kişi, teolojik sistem, mitolojinin muazzam kullanışı ile açılırken tanrıcalar geri plana itiliyor. Tanrılar ortak erk ve erkeklik ile ifade ediliyor. Tanrı denilince egemenlik sistemi, onun kurulusu, toplumdaki dengesizlik ve erkeklik ile sembolize edinilen düşünüş tarzı akla geliyor. Bu giderek yaşamın diğer alanlarına da yansıyor.

    Sümerlerde ve Marduk'ta insane artik tanrılardan ayrı bir yere konuyor. İnsani düşünüş tarzı unutuluyor yerine tanrısal düşünüş tarzı ve sistemi konuluyor. Tanrılar içinde belirleyici bir tanrı da var oluyor. Bu süreçte tanrıçalara kesin boyun eğdiriliyor. Istarın yeryüzündeki temsilcisine giderek kadını obje yaptırma görevi veriliyor. Istar merkezleri daha sonra kadının erkeğe asker ve memur tabakasına sunulan merkezler oluyor. İktidar kavgasını kaybediyorlar.

      çoktanrılım dönemidir. Her alandaki kuruluşlar ve bunların düşünce sistemleri belirginleşiyor. Mısıra uzanan halkada bu görülebilir. Ortadoğu ve Akdenizin iki yakası bu sistemin kuruluş ve düşüncesinin öncüsüdürler. Bura da aslında dinin temelleri de atılıyor. Tanrı kral olan yerlerde düşünce ile iktidar bir bütün tablosu sunarken, tanrıların ayrı kralların (kralların tanrı sayılmadığı ama onun yetkilerini kullandığı) olduğu yerlerde dualizm hala göze çarpıyor. Kurulan bu sistemlerin dışında kalan fakir bilgelik ve düşünüş tarzları da

Kendilerini yeni bicimler de ifade ediyor.

        Ortadoğu ve özellikle Ortadoğu ile doğunun kesiştiği yerde bilgelik, pirlik seyitlik eksik olmuyor. İktidar gücüne dönüşen düşüncenin dışında yer alıyorlar. üretiyorlar ve yayıyorlar. Rasyonel (akilci) düşünüşe felsefede rastlıyoruz. Sosyolojik yaklaşımları belirginleşmemiş olsa da bulunuyor. Bunlar resmi belgelerde pek yazılıp çizilmiyor. Bir bakıma bunlar hayat felsefesi yoluyla dünden bugüne aktarılıyor.

           Greklerde ileri bir adımla düşünce bilim e felsefe yazılı hale geliyor. Metafizik, diyalektik, materyalizm, tin, beden-ruh sorunları burada illeri bir asamaya taşınıyor. Temelleri oligarşi, aristokrasi sistemleri ve platonun ideal devleti düşünceleri belirginleşmiş. İdeal devlet aslında kutsal devlet kudret devleti de devlet sistemlerinin temelleridir. Ortadoğu’da doğan ve belirginleşen sistemleşen devlet tipinin ideal bir örneğini sunuyor.

      Aslında metafizik ve idealist olarak tanımlayan bilgelerin birçoğu diyalektiği kullanıyor. Kuruluş ve sistem sorunlarıyla ilgileniyorlar. Heraklitos, demokritos vb. diyalektik ve maddeci olarak tanımlasa da bu dönemin bilgelerinde akılcılık aklin egemenliği öndedir ve bilimlere yöneliyorlar. Denilebilir ki düşüncenin onu açılıyor. Tanrıcılık tin önde tutulup buna dayalı görüş oluşturma akil yoluyla sürdürülüyor.

Madde –tin birliği, karşıtlığı sentezi bu dönemin temel sorunlarından biri. Sanat –edebiyat ve bilimlerde gelişme var. Aklı sınırlayan engeller kaldırılıyor. Grek ve Roma’da benzer gelişmeler olurken Akdeniz’in karsı yakasında Ortadoğu’dan öğrendikleri öğrenim gördükleri buralardaki tezlerin anti-sentezini geliştirerek senteze gittikleri kanıtlanmış bulunuyor

          Avrupa’da reform Rönesans e aydınlanma gelişirken Grek ve Romadan oldukça yararlandıkları buranın üzerindeki ortaçağ sır Perdesini kaldırdıkları görülüyor.

       Dinler tarihinde bir gerçeklik yaşanmış ve hala birçok alanda etkileri devam ediyor. İnsanlığa ne kadar kazandırdığı da tartışma götürüyor.

       Köleciliğin bir tabiatı köleler için çekilmez bir hal alması baskılar ayaklanmalar sistemin ayak bağı haline gelmesi feodalizmin ticaretin yolunu açıyor. Kölelik reformdan geçiliyor serf gelişiyor.

         Sümer vb. Devletlerde mülkiyet devletin elindedir. Ortadoğu ve Osmanlıya baktığımızda mülkiyet genellikle devlet elinde toplanmıştır. Sonraları mülkiyeti devletleştirmek sosyalizm olarak adlandırıldı bu acıdan soruna bakılırsa köleci ve feodal “sosyalizm” görülebilir

Şüphesiz dinler düşünüş tarzında bir ilerlemedir. Tek tanrıcılık, insani tanrılar devrine son verilmesi, tek tanrı yetkilerinin elci veya gölgeler eliyle kullanılması düalizmi öldürmeye götürmüş, monizm egemen olmuştur.

    Hıristiyanlık ve Avrupa derebeyleri iktidarı birlikte paylaşırken,  biri yâda diğeri öne geçerken, düalist bir tablo sürer. Müslümanlıkta düalist değil, monist bir tablo öndedir. Kral, padişah, sah ayni zamanda Allahın elcisi, gölgesi ya hilafetin temsilcisidir. Bu kati merkeziyetçi bir devlet yapısı ile tekleştirilmiş düşünce sistemlerinin temel kaynağı oluyor. Kutsal devlet ve her şeyin devlet eliyle yürütülmesi bireyin ve orta kesimlerin gelişmesine izin vermiyor. Tek dinler ve Müslümanlık egemen olduktan sonra orta doğuda ciddi düşünüş tarzları, düşünceler ve görüşler kısırlaştırılıyor. İktidar dışında Zerdüştlüğe kadar uzanan hareketler yine yer bulmaya ve üretmeye çalışıyorlar...



Devam Edecek…
Dursun Ali KüçüK

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe