14 Temmuz Direnişi ve “Biz ayrılamayız” hikayesi
Dursun Ali Küçük-14.7.2010-
14 Temmuz Direnişi yalnızca vahşete karşı bir zindan direnişi değildir.
14 Temmuz direnişini başlatan Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz ve Ali Erek arkadaşlar en başta sömürgeciliğe ve Türk yönetiminin vahşetine karşı kendilerini ve amaçlarını siyasi olarak savunuyorlardı.
Kürdistan sömürgedir, Türk sömürgeciliği yaygındır, hiçbir sömürge ulusta görülmeyen türden yok olmayla karşı karşıyayız.
Bundan dolayı Bağımsız Demokratik Kürdistan ve Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesini savunuyorlardı.
Kemal Pir arkadaş Türk olduğu halde Diyarbakır zindanında vahşet eşliğinde Türklük, genç Kemalistlik dayatıldığı için “ben Türk değilim” diyordu.
Zora dayalı uygulamaların ve günlük anlık işkence ve vahşetin olduğu böylesi bir yerde Kemal arkadaşın tavrı baştan sona doğruydu.
Bağımsızlık hedefi yanında bu arkadaşlar Kürdistan için özgürlük, başka değişle bağımsızlık ve ayrılmayı gündemleştiriyordu.
Her ulusun direnme ve ayrılma hakkı BM kararlarınca da güvenceye alınmıştır.
Kıbrıs Türkiye tarafında işgal edildiğinde sanırım otuz bin Türk vardı.
Türk sömürgeciliği 30.000 Türk için KKTC’ni ilan etti. Halada bunu savunuyorlar. Birleşme olsa bile geniş bir federasyondan aşağını düşünmüyorlar.
Türkiye’de 20 milyondan fazla Kürt yaşıyor. Kürdistan devrimcileri, yurtseverleri, demokratları ilk olarak ortaya çıktıklarından beri çoğunluğu ayrılmanın bir hak olduğunu, sömürgecilik altında eşit ve özgür yaşanmayacağını savunuyordu.
14 Temmuz zindan direnişi böylesi bir amacı savunmanın ve sonuna kadar boyun eğmeden direnmenin adıdır.
KCK bugün 14 Temmuz direnişine sahip çıkıyor. KCK konseyinin hazırladığı bildiride “halkın demokratik özerkliğe hazır olması” isteniyor.
O zamanki PKK’ ye göre özerklik ve otonomi istemek işbirlikçilikle  eşdeğerdi.
Gerilla mücadelesi bağımsızlık için verildi.
Bana sorarsanız bu gün amacı belli olmayan bir savaş PKK’nin ilk çıkışı ve Kürdistan için çıtayı yüksek tutmasına yakışmıyor.
BDP, demokratik özerklik ilan edeceğini, Avrupa demokrasi kriterlerini örnek alacak bir çalışma içinde olacaklarını söylediler.
KCK, yakında demokratik özerkliği ilan edeceğini açıkladı.
Benim bildiğim ve Avrupa’da bazı yerlerde uygulanan özerklik siyasi, idari, kültürel ve sosyal bir yapılanmayı kapsıyor. Özerk olan halkların kendi meclisleri, hükümetleri, siyasi partileri ve idari vb yapılanmaları bulunuyor.
Doğrusunu sorarsanız şu demokratik özerklikten bir şey anlamış değilim.
İlk dönemlerimizde sosyalizm yarışları vardı. Proleter devrimci ve sosyalist olmayı herkes öne çıkarırdı. Kimim ne kadar sosyalist ve proleter devrimci olduğunu zamanla gördük ve yaşadık. Bırakalım en iyi proleter sosyalizm yaklaşımları vb bunalıma girdi. Halada bunalımı atlatmış değildir.
Şimdi moda demokratik oldu. Her şeyin başına demokratik kelimesini ekleyince insanlar demokrat olduklarını söylüyorlar.
Nasıl proleter kelimesini her şeyin başına eklemek gerçek sosyalizm değilse, demokratik sözcüğünü her şeyin başına geçirmekle de demokrasi gelmiyor ve demokratik olunmuyor.
Kardeşim özerklik özerliktir. Dünyada ve en belirgin Avrupa’da uygulamaları vardır.
Hadi sizin dediğiniz özerklik demokratik içerikli olsun, keşke böyle gerçekleştirebilesiniz. İstemeyenin gözü çıksın.
Bununla birlikte demokratik olsa bile özerklik Kürdistan Meclisi, idari yapısı, kültürel yapısı vb şeyleri kapsıyor.
İller ve belediyeler yasasının yeniden düzenlenmesi ile özerklik gerçekleşmez.
Ben özerkliği savunmuyorum.
Federasyonu savunuyorum. Türkiye federal demokratik cumhuriyet olmalı, federal Kürdistan olmalıdır.
Ayrılma taleplerine hiçbir zaman karşı değilim. Kürdistan ayrılma hakkına sahiptir.
Türkiye yönetimi ve sömürgecilik, bu uygulamalardan vazgeçip Kürtlere güven verecekse Kürtler eşit koşullarda birlikte yana olabilir.
Kimliğinin bile tanınmadığı bir yerde Kürtlerin ve Kürdistanlıların ayrılmadan yana olmaları gayet doğaldır.
Zorlan, baskıyla evlilik olmaz. Tecavüze dayalı evliliklere demokratik ve özgür bir toplumda yer olamaz.
Bayrakla bir sorunumuz yok, birlik ve bütünlükle itirazımız yok, cumhuriyetin temel ilkelerine ve uniter yapıya karşı değiliz, Kemalizmin güncelleştirilmesini isteriz, Mustafa Kemal özerkliği savunuyordu, aynı özerkliği isteriz.
KCK’nin özerkliği dillendirmesi bana göre geri ama statü içeren bir özerklik öne sürerlerse buda bir dereceye kadar olumludur.
Hala net ifade ettiklerini görmedim.
Netlik nasıl olur?
Kürdistan’ın özerk parlamentosu olur.
Kürdistan’ın özerk hükümeti olur.
Kürdistan’ın kültürel ve idari yapılanması olur.
Kürdistan’da Kurmanca ve Kırmannçki anadildir. Asuri*Suryaniler, Ermeniler, Araplar anadillerinde eğitim yaparlar.
Eğitim Kürtçe yapılır ve Türkçede kullanılır.
Vb vb
BDP, KCK buyurun nasıl bir özerklik istiyorsanız açıkça formüle ediniz.
Sonra genel af, siyasi çalışma ortamının sağlanması, Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesi, Karşılıklı savaşın durdurulması, kültürel haklar vb adımlara özerkliği feda etmeyin.
Şahsen benim böyle bir kuşkum vardır.
Bu kadarı 14 Temmuz direnişinin ruhuna hiç yakışmaz.
************************
Kemal arkadaş şunları duysaydın, herhalde şaşırırdın. PKK’nin kültürel haklar derekesine amaçları çektiğini düşünseydin acaba ne yapardın?
Sanırım ben böyle bir PKK’ de yer almam diyecektin.
Hayri arkadaş; “biz ayrılamayız, kız almış vermişiz, kadrimiz ortaktır, kardeşiz, din kardeşiyiz”, Hasip Kaplan'ın söylediği gibi ayrılmayı tartışmak bile olmaz, ayrılmayı tartışmak dünce değildir, bunu tartışmayacağız, Çanakkale şehitleri var, ayrılma hiçbir biçimde tartışma konusu yapılmaz, bunu söylemek düşünce özgürlüğüne girmez, yani düşünce suçudur diyenleri duysaydınız acaba ne derdiniz?
Biz bağımsızlık için canımızı ortaya koyduk, Kürdistan’ın ayrılma hakkı vardır, bu tartışma götürmez diye cevap vereceğine inanıyorum.
Akif arkadaş, her iki taraf kız alıp vermiş, bunları birbirinden nasıl ayırırsınız, Türkiye halkından arkadaşlarımız var, biz hep beraberdik ve çok naif tarzda Türk filmlerinde geçen “biz ayrılamayız” diyenlere ne derdiniz?
İnanıyorum, bu kadar basitlik ve genel insanlık değerlerini, ulusların haklarını düşürmeye gerek yok derdiniz.
Kardeşlik özgür ve eşit koşullarda yaşanır derdiniz.
Ali arkadaş; Kemalizmin güncelleştirilmesi görüşüyle acaba ölüm orucuna inançlı girebilir miydin?
Çünkü 12 Eylül faşist rejimi Diyarbakır vb yerlerde genç Kemalistler birliğini örgütlüyordu. Buna karşıydın. Bunların içine girdiği itiraf ve pişmanlığı kabul etmedin.
Ergenekoncularla ilişkilenmeye razı olur muydun. Bu sorularıma ne cevap verirsin?
Umarım hayır derdin ve bunların hiç birini benimsemezdim diyecektin.
Bu soruları sorana senin kafanda zorun mu var diyecektin?
14 Temmuz direnişine katılanları selamlarken ve şehit olanları saygıyla anarken bir parantez daha açıyorum.
************
Türkiye’de ayrılma hakkını savunmak bir haktır. Kürdistan vb halkların haklarıdır.
Zorlan kurulan birlikler yıkılmakla yüz yüze gelir.
Ayrılma hakkını bırakıp, yemin billah edip biz birlik ve bütünlükten yanayız demek Kürtlerin ve Kürdistanlıların hakkı ve görevi değildir.
Yüzyıllardır sömürgecilik altında yaşıyoruz. Kölelikten öte bir muamele vardır. Sömürgenin ötesini yaşıyorduk. Şimdi sömürge koşullarına geldik. Resmi olmasa bile Kürtler vardır ve tartışılıyor.
Soykırım baskı, inkarcılık ve asimilasyon her yönüyle uygulandı ve devam ediyor. Böyle koşullarda Kürdistanlılar haklı olarak ayrılmayı düşünür ve savunur.
Biz birlik istiyoruz, ayrılmak istemiyoruz deyip cumhuriyet ilkelerine saygı duymaya hiç gerek yoktur.
Türk yönetimi ve Türkler şunu diyebilir, ayrılma hakkınız vardır, kardeşiz, kız alıp verdik, din kardeşiyiz dememize rağmen size kardeşlik yapamadık, sizi asimile etmek, yok etmek ve Türkleştirmek istedik. Bu bir cinayetti, soykırımdı ve bundan vazgeçiyoruz.
Gönüllü birlikteliğin yolunu açıyoruz. Türkler bu ülkede dil, kimlik vb ne haklara sahip ise sizde sahip olacaksınız, Türkiye sadece Türklerden oluşmuyor, Türkler, Kürtler vb halklardan oluşuyor. AB’ ne katılıyoruz. AB evrensel değerlerini bizde uygulayacağız. Bu durumda ayrılmaya gerek kalmaz.  Seçenekler ve tercihleriniz için yollar açılmıştır. AB ülkelerinde olduğu gibi referanduma gidebiliriz. Biz sizin gönlünüzü almanın ve haksızlıkları gidermenin adımlarını atıyoruz. Birlik içinde bir statünüz olacak ve beraber yaşamaya ne dersiniz?
Bu tür siyasi yaklaşım Türklerden gelirse Kürtlerde olumlu yaklaşacaklardır.
Kürtler ve Kürdistanlılar bu güne kadar yaşadıklarından dolayı ayrılma eğiliminde olmaları kaçınılmazdır ve dolayısıyla güvensiz yaklaşacaklardır.
Güven ortamı yaratmak Kürtlere asıl olarak düşmez. Türklere düşmektedir.
Ermeniler o coğrafyada yaşıyordu. Soykırıma uğradılar, büyük ölçüde o coğrafyadan sürüldüler, felaketlere uğradılar. Türkiye’de yaşayan bir Ermeni nasıl bu cumhuriyet çok iyidir, gönüllü birlikçidir diyebilir?
************
Hasip Kaplan, güya demokratik yeni bir anayasa için boykot çalışmalarını yapıyordu.
Ayrılmayı savunmak tartışılamaz ve böyle düşünce olamaz diyerek düşünceden saymayacak noktaya geldi.
Anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez denilen üç maddesi aşağıdadır. Hasip Kaplana sunulur:”1- Türkiye devleti bir cumhuriyettir.
 

madde 2- Turkiye cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
 

madde 3- Turkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. dili Türkçedir. bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. millî marşı istiklal marşıdır. başkenti Ankara’dır.”
Anlaşılan İnsan hakları davalarına bir dönem bakan Hasip Kaplan ne savunduğunun ya gerçekten farkında değildir, eğer farkında ise mevcut anayasayı destekler konuma düşmektedir.
Kürdistanlı aydınların önemli bir bölümü ulusların ayrılma hakları olduklarını ve bunu  kullanıp kullanmayacağının Kürdistan halkına bağlı olduğunu unutacak noktaya geldiler.
Bana sorarsanız çoğu politikacılar derekesine düştü.
Kardeşim sen aydınsın, politikacı değilsin, Kürdistan adına adı belirsiz statüleri ve ne olduğu belirsiz birlik yaklaşımlarını savunmak hakkın ve görevin yoktur.
Bunu yapanlar aydın olmayı bırakıp bir dernek ve partide çalışsalar daha iyi olur.
Kürdistanlı aydınlar bağımsızlık, ayrılma hakkı, konfederasyon, federasyon kısaca statüsü olacak bir çözümün gelişmesi ve bunun aydınlatılması, işlenmesi için çalışır.
Statüsüzlük koşularını savunun bir aydın kendine aydın diyemez.
Halkın avukatlığını yapan ve insan haklarını savunanlarda kendilerini bu derekelere düşüremezler.
Türkiye’de AKP birlik diyor ama nasıl birlik hala netleşmemiş, en vahşi uygulamalar varken de alışılmış birlik ve kardeşlik laflarını ağızlarından düşüremezler. MHP ve CHP statükocu cumhuriyet istiyor, uniter birlik anlayışı ve uygulamalarına sahipler.
Garip ama gerçek!
Türklerde uniter birlikle sonumuzu halledemediler, şimdi birliği bizden bekliyorlar. Kürt siyasetçilerinin önemli bir bölümü bu tuzağa düşüyor.
Türk siyasetçilerinin birlik şablonları birbirine yakındır.
Kürtlere bu şablonlar ışığında savaşı sona erdirmek, af, bazı kültürel haklar ve dil hakları ile birliği onaylatmak istiyorlar. İnkarcı birlikten asimilasyona farklı biçimde devam edilen birlikler için can siparene çalışıyorlar.
Birlik ve kardeşlik hoş laflardır.
Türkiye’de bu kavramlar kirletilmiştir
Bu kirli kavramlara ne istediğini bilmeden katılanlarda kirlenir.
[email protected]
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe