ANAYASAYA DÜDÜK ÇALMAK
Ne zaman “ulu önderlerden” kurtulursak Türkiye’de demokratik bir anayasa yapılır. Mevcut durumda yapılan sadece anayasa için düdük çalmak oluyor. Düdük bir darbeler için çalınır. İkincisi anayasa yapmayı geleceğe ve belirsizliğe ertelemek için çalınır. Düdükler, katı merkeziyetçi, ulu önder putlaştırmalarını korumak için çalınır.
Dursun Ali Küçük
18.04.2010 - 18:16
 ANAYASAYA DÜDÜK ÇALMAK!
Dursun Ali Küçük/18/4/2010/
Ne zaman “ulu önderlerden” kurtulursak Türkiye’de demokratik bir anayasa yapılır.
Mevcut durumda yapılan sadece anayasa için düdük çalmak oluyor.
Düdük bir darbeler için çalınır.
İkincisi anayasa yapmayı geleceğe ve belirsizliğe ertelemek için çalınır.
Düdükler, katı merkeziyetçi, ulu önder putlaştırmalarını korumak için çalınır.
Mustafa Kemal putundan, devletin zaman içinde farklı biçimde Kemalizm kültünü yeniden restore etmesiyle kurtulamıyoruz
Ergenekonculuk ve darbeler Kemalizm için yapıldı ve yapılmaya çalışılıyor.
Şimdi anayasa yapalım mı, yapmayalım mı tartışmasına gelip takılıyoruz.
MHP ve CHP aslında yeni bir anayasa veya anayasanın kısmen değişmesine karşıdır.
Aslında anayasa değil hep babayasa istiyorlar.
Öcalan ve KCK ve kimi marjinal çevrelerde anayasanın kısmen değiştirilmesine karşıdır.
Tümden yeni bir anayasanın yapılmasından yana görünüyorlar ama aslında hala ellerinde bir anayasaları bile bulunmadığı için MHP ve CHP cephesine fiilen yakındırlar.
Ne derlerse desinler bu durum değişmez.
Öcalan’ın önerdiği 500 kişilik konsey toplansın anayasa yapsın görüşü  bu günkü koşullarda ve yakın gelecekte hayat bulamaz ve bulması mümkün değildir. Laftan ibaret kalan bir tespiti geçmiyor.
Anayasa paketi bu gün meclis gündemine geliyor.
CHP’nin yaptığı tam bir engelleme faaliyeti olarak algılanıyor.
Zor duruma düştüler, temel 11 maddeyi ayırın diğer maddelere evet diyeceklermiş, böylece partilerin kapatılmasının zorlaştırılması, yargı reformu, Anayasa Mahkemesi ve yüksek yargıyı olduğu gibi korumak istiyorlar.
Partilerin kapatılmasının zorlaştırılması BDP’nin işine yarar.
MHP seçimden sonra kalsın diyerek AKP’ye puan kaybettirmek ve hükümetten uzaklaştırmak istiyor.
Selahattin Demirtaş çeşitli konuşmalarında sanki yargı bağımsızlığı varmış gibi, CHP’ye benzer yargıya dokunulmamasını istiyor, yorumlara açık konuşmalar yapıyor.
Kürtler içinde şimdiki durumda tam bir kafa karışıklığı hakim görünüyor.
Söyledikleri bazı gerekçeler haklı olsa bile ret tavrını ortaya koymaya sağlam gerekçeler sunmuyor.
BDP genel Başkanı Selahattin Demirtaş, hem DTP döneminde hem şimdi 1921 Anayasasına atıfta bulunuyor.
Bu anayasayı oluşturanlar ağırlıklı İttihatçılardır. Kürtlere herhangi bir hak verilmiyor. Atananlar yani meclise çağrılanlardır.
Bu anayasa Kürtlere iyi gösteriliyor; Kürtler lehine bir şey olmadığı halde.
1921 Anayasasını demokrat olan ve yeni bir Anayasadan yana olan hiçbir Türk bile savunamaz.
100 yıl öncesinin anayasasını referans almak nereden çıkıyor.
İnsana güler geçerler.
Öcalan ise şunu diyor:
“Bu Anayasa Paketi konusunda da geçtiğimiz haftalarda değerlendirmeler yapmıştım. Anayasa işi öyle basit değil, öyle safsata değildir, yaz-boz kağıdı değildir. Anayasa şudur: Anayasa, egemen güçlerin birbirleriyle olan ilişkilerini ve halkın bunlarla ilişkilerini, hukukunu düzenler. Bu nedenle çok önemlidir. BDP hala tam olarak anlamıyor. Bizim anayasa konusundaki tutumumuz şudur. Anayasa bir toplumsal sözleşmedir, toplumun taleplerinin ortaklaşmasıyla olur. 1921 Anayasası eksiklikleri olsa da bu niteliği yansıtıyordu. Önemli olan mevcut anayasada kendisini ifade etme imkanı bulamayan sınıfların, grupların, kesimlerin sesi olabilmektir. Önemli olan milyonlarca yoksulun, emekçinin haklarının anayasal güvenceye alınmasıdır. Mevcut anayasa ve yapılmak istenen değişiklikler sadece CHP’nin, MHP’nin ve AKP’nin taleplerini karşılıyor. Milyonların talepleri göz ardı ediliyor.”
BDP’lilerin bazıları Öcalan’ın görüşlerini yansıtıyor. 1921 anayasasını kelime kelime okudum. Özellikle Öcalan söylediğinde gerçekten bizim görmediğimiz ve gözümüzden kaçan yeni veya Kürtler lehine bir şey var mı diye baktım.
İsteyenler okusunlar, bu anayasada Kürtler lehine bir şey yok. O zamanlar Kürtleri oyalamak için zaman kazanıldığını ve Cumhuriyet garantiye alındıktan sonrada Kürdistan’da soykırımlara başlandığını bilmeyen yok.
Eğer söz konusu edilen Kürdistan ise; bana göre Mithat Paşanın 1876 anayasası daha iyidir. Yavuzun hiç değilse işbirlikçilik temelinde olsada Kürtlerle anlaşması vardır. Kürdistan bazı bölgeler düzeyinde belli düzeyde  özerkliklere sahiptir. Kurmanca-Zazaki yerine Türkçe konulmuyordu, bari sömürgecilik olsa bile hepimiz teksiniz, birsiniz denmiyordu. Bu anayasayı padişah uygulatmadı ayrı.
Bazı BDP ve Öcalan ve KCK’ye önerim bu anayasayı savunmalarıdır. Kürtler söz konusu olduğu zaman 1921 anayasasından kesinlikle geri değildir.
Bunu ironi olarak söylüyorum.
Aslında işin özü şu: 1921 Anayasası ve Mustafa Kemal’in haklılığına ve dolayıyla mevcut statükocu cumhuriyete tersten onay vermek için bu söylemler yapılıyor.
Şimdi insana sormazlar mı?
1921 Anayasasında Kürtler tanınmıyor, haklarını ifade eden bir cümle yoktur. O anayasada ne temel hak ve özgürlükler, ne insan hakları  ve nede demokrasi geçiyor.
Kürtlerle yapılan bir sözleşmede değildir.
Savunan varsa buyur savunmaya devam etsin.
Bırakalım Kürtleri, sağcısından solcusuna, Alevisinden Sunisine, liberalinden demokrata, ırkçısından faşistine kadar bu gün hiç biri 1921 anayasasını farklı gerekçelerle kabul etmez.
İşin özcesi; 1921 Anayasası ile Mustafa Kemal yeniden Kürtlere keşfettiriliyor.
BDP milletvekilleri olumlu oy vermese daha mı rahat olacaklar?
Diyelim ki referanduma gitti ve ret çıktı. Bu, CHP ve MHP’nin ordu ve Ergenekoncular, statükocular, yüksek ve ırkçı hatta faşist yargının yeniden iktidara taşınması değil mi?
Nasıl şimdi Özal döneminde hatalı yaklaştık, bizde gerekenleri tam yapamadık deniliyorsa, o zaman açılım denilen olay güme gidecektir.
Eski plağa dönülecek, aynı marşlar çalınacak ve aynı sesler çıkacaktır.
Yine bazıları durumu yeterince değerlendiremedik diyeceklerdir.
Yani ilahi hanyayı konyayı gördükten sonra mı aklımız başımıza gelecektir.
BDP kendi başına bırakılsa daha sağlıklı ve yararlı tutum göstereceklerini sanıyorum.
Şimdiye kadarki bütün anayasaları “ulu önder” Mustafa Kemal’in, başkomutanın ordusu yaptı.
Kürtlerin “ulu önderi” parti içi demokrasi istiyormuş, anayasaya destek şartlarından biri buymuş, okumadıysanız, okumanızı salık veririm.
Türkiye cephesinde anayasa günümüze kadar hep böyle ucube ve diktatörce yapıldıysa, Kürtlerin büyük çoğunluğu kabul etmese de, Kürt cephesinde gücü olduğundan dolayı Kürt “ulu önderi” anayasa ve baba yasaları belirliyor.
Halka ne gerek var canım.
Mustafa Kemal eleştirilemez ve tartışılamaz.
Öcalan eleştirilemez ve tartışılamaz.
Öcalan’ın her söylediğine KCK amin diyor. Benimsemeseler bile kabul ediyorlar. Karar haline getiriyorlar.
BDP’ de uyuyor. Ses çıkarmıyor.
Bakın biri faşist ve Kemalist cephe, diğeri Kürdistan mücadelesinin ve halk direnişinin, mazlum oluşunu arkasına almış, despotik ve tekçi ve üstelik İmralıdan bütün temel kararları belirleyen kişilik.
Kürdistan  halkının özlemlerini, istemlerini, direnişini, fedakarca karşı duruşlarını ve ödedikleri bedelleri biliyorum. Bunlara bir sözüm yok. Halkın demokrasi ve gerçek anlamda özgürlük istediğine inanıyorum.
Ama yukarıda anlatmaya çalıştığım tablo halk iradesi ve sözleşmesinin dışında ve üstündedir.
Kürdistan’da yaşanan kafa karışıklıkları bundan kaynaklanıyor.
Bir önceki makalemde yaklaşımımı yazmıştım, tekrarlamak istemiyorum.
Umarım ortak akılı buluruz.
[email protected]
 

 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe