Aydınlara ve PKK’den Ayrılanlara Şiddet Uygulamak Nasıl Meşrulaştırılır?
PKK’nin kendi içinde hain, ajan, yoz yaşam, düşkünlük ve “çizgi suçu”( yani farklı düşünenler) ve benzer suçlamalardan haksız yere idam ettiği veya ayrılınca vurduğu, kaçtı deyip kaçkın ve hain ilan ederek vurdukları, yani iç infazları binlerce insanı buluyor. Bunların hepside PKK kadrolarıdır, savaşçılarıdır.
Dursun Ali Küçük
11.03.2011 - 20:02
Aydınlara ve PKK’den Ayrılanlara Şiddet Uygulamak Nasıl Meşrulaştırılır?
 

 
 

Dursun Ali Küçük-11.3.2011-
 

 
 

Şivan Perwer, Muhsin Kızılkaya, Orhan Miroğlu, Mehmet Metiner vb aydınlar tehdit edildiler ve ölüm tehditleri aldılar.
 

 
 

Mesele baştan beri bazıları tarafından yanlış tartışılıyor ve özellikle, sindirilmelerine, tecrit edilmelerine ve öldürülmelerine zemin hazırlanıyor.
 

 
 

PKK geçmişten bu güne kendisinden ayrılanlara ve özellikle tanınmış kişiliklere yönelik yok etme ve ortadan kaldırmayı uyguladı.
 

 
 

PKK’ ye gönüllü katılabilirsin ama gönüllü ayrılamazsın. Ayrılma isteği olan tutuklanır ve soruşturmaya uğrardı.
 

 
 

Çetin Güngör, Saime Aşkın, Mehmet Şener, Davut, Şahin Baliç, Sipan Rojhelat, Kör Cemal, Terzi Cemal, Kani Yılmaz vb merkez komitesinden yer almış ve vurulanlar içindedir. Başka merkez komite üyeleride vardır.
 

 
 

Kör Cemal, Terzi Cemal vb kişiler Öcalan tarafından eski PKK’lileri dışlamak için yönetime getirilenlerdir.
 

 
 

PKK’nin kendi içinde hain, ajan, yoz yaşam, düşkünlük ve “çizgi suçu”( yani farklı düşünenler) ve benzer suçlamalardan haksız yere idam ettiği veya ayrılınca vurduğu, kaçtı deyip kaçkın ve hain ilan ederek vurdukları, yani iç infazları binlerce insanı buluyor. Bunların hepside PKK kadrolarıdır, savaşçılarıdır.
 

 
 

Kaldı ki, PKK’de idam kaldırıldıktan sonrada bu gelenek sürdürüldü. Bu sefer gizlice ve dar bir yönetim tarafından vuruldular.
 

 
 

PKK içinde haksız yere vurulanların üzerinde kimse fazla durmaz. Çünkü bu Kürt mücadelesine verilen bir zarardır ve Kürtler içinde ve Türk cephesinde fazla karşı çıkan görülmez.
 

Düşman ise zaten “birbirlerini vursunlar” diyor ve bu vurulmaları sadece PKK’ ye karşı kullanır.
 

 
 

İşin garibi ise Öcalan bu durumdan memnundu, PKK dar yönetimide uygulamalardan memnundu.
 

 
 

Çünkü onlar ayrılıp kimsenin siyaset yapmasına ve farklı bir hizip oluşmasına asla izin vermezler. Bununla da övünürler.
 

 
 

Nasıl övünürler?
 

 
 

“Bütün hareketlerde ve partilerde bölünmeler ve ayrılmalar oluyor, PKK’ de olmuyor. Bu da PKK’nin başarısı ve doğruluğundan kaynaklanıyor” diye açıklıyorlar.
 

 
 

En son ayrılanlardan Kani Yılmaz, Suriye Kürtlerinden Kemale Sor, Doğu Kürdistan’dan Sipan Rojhelat, Kani Yılmaz, Sabri Tori, Hikmet Fidan’ı vurdular. Çünkü bunlar ayrılmış ve farklı düşünüyorlardı. PKK’yi ve uygulamalarını eleştiriyor, ama düşman görmüyorlardı.
 

 
 

O zaman PKK niye kirli savaş uygulayıcılarının peşine düşmüyor? Katliamlar yapanları pek izlemiyor. Ama özellikle Kürdistan cephesinde etkili olabilecek şahsiyetleri hedef alıyorlar?
 

 
 

Şöyle bir düşününüz, gece gündüz Kürtlere küfreden, Kürtlerin inkarını faşistçe savunan, ırkçı, kirli savaşçı, Ergenekoncu vb çokça kişiler var, bunlara hain desede peşine adam takmaz. Ama Kürdistan cephesinde olup veya Kürtlere yakın düşünen, konuşan, etkili olabilen, Kürtlerin ve Kürdistan mücadelesine, özgürlük ve demokrasi sorunlarına, Kürdistan sorununun çözümünde PKK’den farklı düşünenleri hedef alıyorlar. Oysa bunları demokrasi gereği bir farklılık sayacaklarına, bunları “en büyük tehdit, kaçkın, işbirlikçi, hain” vb olarak damgalayıp teşhir ediyor, sonra susmuyorlarsa açık tehdit ediyor ve ölüm listelerine alıyor.
 

 
 

Son tehdit edilen Şivan Perwer, Muhsin Kızılkaya, Kemal Burkay, Mehmet Metiner, Orhan Miroğlu vb şahsiyetler dikkat ederseniz Kürttürler. Farklı görüşleri olsa bile bu cepheden konuşuyorlar.
 

Şivan Perver, Kemal Burkay, Orhan Miroğlu, Muhsin Kızılkaya vb şahsiyetlerle ilgili tehdit ve ölüm haberleri yeterince basına ve medyaya yansıdı. Bunlar üzerinde durmayacağım.
 

 
 

************
 

Birincisi bu insanlar hain değildir.
 

 
 

İkincisi bizden farklı düşünebilirler, görüşlerine katılmayabiliriz.
 

 
 

Üçüncüsü eleştirebiliriz ve eleştiri üslubu içinde bu yapılmalıdır.
 

 
 

PKK’yi bu konularda tanıyoruz, “hayır öyle demedik” derler, ama bildiklerini fırsat bulsalar yapabilirler.
 

 
 

Ama özellikle bazıları eleştiri adı altında PKK’den olmayan ve PKK’den fazla kralcı geçinenler, PKK diline yakın bir dil kullanarak aslında bu tehdit ve ölümleri gizlice onaylıyorlar.
 

 
 

Bunu da “AKP’ye sığındılar, işbirlikçilik yapıyorlar” adı altında yapıyorlar. Bu da tehditlere ve ölüm fermanlarına başka biçimde katılmaktır. İsimlerini ve sitelerini verme ihtiyacı duymuyorum.
 

 
 

Eleştirin. Ama şu ayrımı yapmalıyız. Üzerinde titizlikle durmalıyız.
 

 
 

Şiddet uygulamak, aydınları tehdit etmek, ölüm fermanları çıkarmak, bunları düşman listelerine almaya sonuna kadar karşı çıkmalıyız.
 

 
 

Ne görüş savunuyorsa savunsun, nasıl konuşuyor, yazıyorlarsa yazsınlar, sanatı nasıl uyguluyorsa uygulasınlar, beğeniriz veya beğenmeyiz, ama mutlaka şiddet, tecrit, linç etme, tehdit etmelere ve öldürülmelere karşı çıkmalıyız.
 

 
 

Dördüncü ve en önemlisi, özgürlük ve demokrasi anlayışı gereği, insanların farklılığını, görüş ve siyaset farklılığını bir zenginlik olarak görmeliyiz. Eleştiri ve siyaset ile cevap verilmelidir. Bunu aşan şiddete, tecride, linçe ve ölüme vardırılan zihniyet ve görüşün, görüşlerin ve politikaların karşısında olmalıyız.
 

 
 

PKK’nin kendisi dışındaki Kürtlere, aydınlara, Beşikçi, Şivan Perwer vb şahsiyetlere karşı içine girdiği, uzun yıllardır savunduğu ve uyguladığı yanlış pratiklerinin karşısında olmalıyız.
 

 
 

Sadece PKK değil, kimden barışçıl ortamı zehirleyen, şiddet ve kargaşalığı, karşılıklı inatlaşmaları, kör dövüşleri veya kardeş kavgalarını körükleyen istemler ve uygulamalar gelirse aynı biçimde karşı çıkmalıyız.
 

 
 

İfade ve örgütlenme özgürlüğünden, farklı düşünme ve farklı politikaların gelişmesini teşvik etmeliyiz. Barışçıl şekilde iç mücadele yürütülmelidir.
 

 
 

Örneğin Kemal Burkay, Şivan Perwer, Muhsin Kızılkaya vb şahsiyetlere veya PKK’den ayrılanlara katılırsınız veya katılmazsınız, bu gayet doğaldır.
 

 
 

Ama çeşitli gerekçeler üretip tecrit, şiddet ve linç, ölüm uygulamalarını onaylarsanız, sizin demokratlığınız, özgürlükçülüğünüz beş paralık etmez.
 

*************
 

Öcalan avukat görüşmelerinde “konuşmasınlar sussunlar veya çözüme katkıda bulunsunlar” diyor. Yerine oturunuz ve sesinizi kesiniz demek oluyor bu. Konuşuyorsanız gelin bize katılın, katkı verin demekte bu anlama geliyor.
 

 
 

Peşine TAK yayınladığı bildiri ile Şivan Perwer, Muhsin Kızılkaya, Kemal Burkay, Mehmet Metiner, Orhan Miroğlunu ölüm listesine aldı, tehdit etti.
 

 
 

KCK Başkanı Murat Karayılan yaptığı açıklamada kaçamaklı cevaplar verdi. TAK PKK’ ye bağlıdır. PKK kendisinden ayrılmış ve ayrı örgütlenmişleri “hain”, “ajan” ilan ediyor ve hedef yapıyor. Hala PWD’lilerin peşindeler. TAK için ise ayrıdır ama ne gariptir ki hoş görülü yaklaşıyorlar. Çünkü TAK yaptığı açıklamalarda Öcalan’a sonuna kadar bağlı olduğunu, hatta lafta KCK’yi pasif buluyor ve daha etkili eylemler peşinde olduğunu açıklıyor.
 

 
 

Oysa Karayılan şunu demeliydi: “Biz aydınları ve ayrılanları eleştirebiliriz, siyasetlerine karşı çıkarız, ama şiddet uygulamayı, ölüm listelerine alınmaları, linç edilmeleri asla onaylamayız. Görüşe görüşle karşı çıkarız, silahsız aydınlara ve ayrılanlara silah çekmeyiz, şiddet yöntemlerine başvurmayız”
 

 
 

Bunları diyeceğine dolaylı yolları seçti, eleştiriler yöneltti.
 

 
 

KCK ve yandaşlarının, yakın medyanın açıklamaları hiç hoş karşılanacak cinsten değildir.
 

 
 

***********
 

Medyada bazı yazarlar tehdit, ölüm fermanlarını, susturmaları eleştiri konusu yaptı. Kürt aydınları içinde de tavır alanlar bulunuyor.
 

 
 

BDP Genel Başkanı Demirtaş, “aydınlara yapılan tehditler bize yapılmıştır. Farklılığı demokrasinin bir gereği olarak görüyoruz” türünde haklı bir konuşma yaptı. Umarım bu sözlerinin arkasında dururlar.
 

 
 

Leyla Zana, Şivan Perwer’e karşı 8 Martta gösterilen tepkileri kabul etmedi. Doğru davrandı.
 

 
 

PKK içinde, BDP ve taraftarları içinde, yine KCK taraftarlarının çoğunluğunun bu tür tehdit, linç edilmeleri, iç infazları, ölüm listelerini hoş karşılamadıklarının ve karşı çıktıklarının farkındayım. Belki seslerini çıkarmıyorlar, sessiz kalmayı yeğliyorlar.
 

 
 

İnanın iç infazlar, “hain”, “düşman”, kaçkın damgalamaları, bu konuda iç bünyedeki yanlış uygulamalar insanları tahrip ediyor, Kürdistan sorunun çözümüne hiçbir katkısı yoktur. Kan kaybından öteye gitmemektedir.
 

 
 

******
 

Şu konularda net olmak önemlidir; demokrasi, özgürlükler, ifade ve düşünce özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, konuşma ve düşüncesini serbestçe beyan etme, bir arada barışçı ve şiddetten uzak yaşamak farklılıklara rağmen bizleri birbirine yakınlaştırır.
 

Şiddet diline ve uygulamasına, şiddet uygulamalara hangi biçimde ve hangi gerekçe ile olursa olsun karşısında durmalıyız.
 

 
 

Düşünce, görüş ve siyaset farklılığını “düşmanlık” ve farklı türden tahrip edici dille yaklaşanlara onay vermemeliyiz.
 

 
 

Bizden değilse, “şiddet ve linç, tecrit meşrudur” diyenlerin demokrasi ve özgürlüklerle ciddi sorunları var demektir.
 

 
 

Öcalan’ın devlet ile ilişkilerini sorgulamayan, ama Şivan, Burkay vb kişilerin görüşmelerini sorun yapanlar, asıl Kürtlerin yaralandığı yeri görmeyenler büyük bir gaflet içindedir.
 

Buda böyle biline!....
 

[email protected]
 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe