Baltayı Taşa Vurmak
Öcalan, yeni yapılan İmralı F tipi cezaevine nakledildi. Ne olduysa bundan sonra oldu. Yeni yeri CGT’ninde onayı ve görüşleri çerçevesinde yapılmıştır. Koşulları itibariyle eski yerden pek farklı değildir. Tartışılan yeni odasının eski odasından biraz küçük olduğudur. Ben sorunun yer olduğunu sanmıyorum. Sorun cezaevi yönetiminin değişmesidir
Dursun Ali Küçük
10.12.2009 - 17:16

Baltayı Taşa Vurmak

Öcalan, yeni yapılan İmralı F tipi cezaevine nakledildi.
Ne olduysa bundan sonra oldu.
Yeni yeri CGT’ninde onayı ve görüşleri çerçevesinde yapılmıştır. Koşulları itibariyle eski yerden pek farklı değildir. Tartışılan yeni odasının eski odasından biraz küçük olduğudur.
Ben sorunun yer olduğunu sanmıyorum.
Sorun cezaevi yönetiminin değişmesidir.
Eskiden iç ve dış güvenliğe Genel Kurmay bakıyordu. Şimdi dış güvenlik Genel Kurmayın, iç güvenlik Adalet Bakanlığına bağlanıyor.
Eskiden ortaya atılan ve uğruna eylemler yapılan “zehirleme” olayı doğrulanmadı.
Şimdiki hücrenin küçüklüğü veya büyüklüğü doğrulanır veya doğrulanmaz, bu gerçekliği fazla değiştirmez.
Bende cezaevinde ve Türkiye’de 16 yıl yattım. Gürcistan’da üç yıl yattım. Cezaevlerinin ne olduğunu bilirim.
Cezaevinin kendisi baskı amacıyladır ve yalıtmayı ve tecridi içerir. Cezaevlerinde yapılanları onaylamam. Öcalan’a yapılanları da onaylamam mümkün değildir.
Yanlış kurulan denklemlere karşıyım.
Sorunu nasıl ortaya koyacağız?
Bir ülkenin ve halkın özgürlüğü Öcalan’ın özgürlüğünü sağlar denileceğine, Öcalan’ın özgürlüğü bir ülkenin ve halkın özgürlüğünü sağlar denilmesi denklemine karşıyım.
Bu put yaratmaktır. Put için bir halk feda edilemez.
Şahsen Öcalan hemen serbest bırakılıp ve DTP’nin başına geçip siyaset yapmasını gönülden istiyorum.
Öcalan, hep koşullarım düzeltilsin ve bana fırsat verilsin, göz hapsi olsun vb diyor.
Bunlar olursa dağdakiler inecek, savaş bitirilecek ve sözü edilen barış gelecek.
Ülke ve halk acaba özgürlüğüne kavuşur mu?
Hiç sanmıyorum.
Siyasetle uğraşanlar böyle tersten konuşacaklarına, genel af isterler ve halkın taleplerini öne çıkarırlar, siyasetten ve barıştan yol alınırsa, bu Öcalan’ın durumunu hafifletir ve kolaylaştırır.
Öcalan, tek muhatap, tek çözüm yeri ve her şey Öcalan’dan geçer denildi mi bu siyaset diline uymaz, diplomasi diline de uymaz. Sorunu çözerim derken çıkmaza koymak olur.
Bana göre sorun çıkmaza konuluyor. Bilinçli veya bilinçsiz yapılması çok önemli değildir.
Bir noktaya daha açıklık getirmek istiyorum.
Ben PKK’ de iken Öcalan cezaevi koşullarını tartışıyorduk, başka yerler üzerinde düşünüyorduk.
Ama tartışma sonucunda vardığımız sonuç can güvenliği açısından Öcalan’ın İmralı’da kalmasıdır.
Son bir iki yıldır, Öcalan’ını yer sorunu tartışılıyor. DTP normal yerlere aktarılması üzerinde duruyordu. KCK bir şeyler söylüyordu.
Sonunda Öcalan İmralı’da kalınmasını öne çıkardı ve susuldu.
Öcalan bir başka cezaevine aktarılırsa can güvenliği olmaz. Eski ve şimdi aktarıldığı yerde kendisine bir şey olursa sorumlusu devlet olur.
En son KCK başkanı Murat Karayılan; yaptığı açıklama ile yeni yeri olumlu buluyor ve sadece TİKKO’dan aktarılan bir kişiye güvenlik açısından dikkat çekiyordu.
Cezaevleri bana göre iyi değildir. Kimsenin yatmasını istemem. Ama hala içerde kalınıyorsa şüphesiz şartların düzeltilmesi istenir. Buna bir itirazım yoktur.
Ama ortada bir çarpıklık var, onlara itiraz ediyorum.
Sorun çarpıtılıyor, insanların enerjisi yanlış yerlere kanalize ediliyor. AKP ve devletin başlattığı sürecin sabotesi ve faturası Kürtlere çıkarılmaya çalışıyor.
Son sokak eylemleri ve DTP’nin tavrı ve açıklamaları saboteye hizmet ediyor. Adeta faturayı bize kesin denilecek türden siyaset ve eylemler yapılıyor.
**********
Öcalan’ın hücresini sorun yapması ve yazdıkları kamuoyuna yansıdı. Bu bir şeyler yapın demekti.
KCK, hemen gençleri öne sürdü.
AKP ve devletten bazı kesimlerin katılımıyla bir süreç başlattı. CHP, MHP, Ergenekoncular, ordunun çoğu bu sürece karşıdır.
AKP’nin yaptıkları ve yapmak istediklerini daha önce yazdım. Ortada ciddi bir çözüm olmadığını belirttim. Daha baştan beri DTP ve yasal Kürt partileri, aydınları ve siyasal çevrelerinin ortak muhatap olmasını istedim. Bu süreçte en mantıklı ve siyaseten geçerli tavır buydu.
DTP kendisinin muhatap olmadığını ve başka Kürt çevreleriyle birlikte nasıl muhatap olmayacağını gösterdi.
Öcalan ve Murat Karayılan daha önceki açıklamalarında, Öcalan, DTP, akil adamlar, KCK’yi muhatap gösteriyordu. Bunların hepsinden vazgeçildiğini gördük. Sorun götürülüp İmralıya kapatıldı. Ne TC buna yanaşırdı, nede siyasal gelenekler ve geçmiş tecrübeler, dünyada yaşananlar açısından bu doğru bir formüldü.
Şimdi Öcalan’ın hücre koşulları gerekçe gösterilerek, “açılım süreci bitti” deniliyor.
DTP konvoyu ve binalarına MHP ve faşistler, Ergenekoncular saldırıyordu. Bunu demokratik kesimler kınıyordu.
Şimdi gençler ve çocuklar kontrolsüz şekilde piyasaya sürülüyor.
AKP binalarına saldırılar oluyor. Molotof kokteyllerle vb ile otobüslere saldırı oluyor. Nitekim otobüste 17 yaşındaki bir kız Molotof kokteyl sonucu yaşamını yitirdi. Diyarbakır’da bir genç polislerce vurulduğu belirtildi.
Birçok yerde DTP önünde toplanılıp normal yapılan protestolar sonrasında kontrolden çıkıyor ve onaylanmayacak yerlere yöneliyorlar. DTP’nin eylemciler üzerinde bir kontrolü yoktur.
KCK, nereye yönelirse yönelsinler alkışlıyor.
Saldırı ve şiddete yöneleceklerine sivil itaatsizlik eylemleri ile istediği protestoları yapabilirlerdi ve buna istiyorlarsa DTP’li yöneticiler de katılsın.
Kontrolsüz ve duygusal yapılan bazı saldırılar onaylanacak cinsten değildir.
Nitekim İstanbul’da MHP’li ırkçı gençlerde DTP ilçe binasına saldırdılar. Bu tür eylemler gelişebilir.
Taksilere ve belediye otobüslerine, AKP binalarına yönelmek şiddettir. Bu tür ve benzer eylemler onaylanamaz.
Öcalan’ın baştan beri KCK ve DTP'yi yönlendirdiği hedef AKP olmuştur. Kısaca kötünün kötülerini değil, kötünün iyisini hedef yapmışlardı. AKP desteklenmese de cesaretlendirilebilirdi. Bir ara Öcalan AKP ve Cumhurbaşkanı ile ilgili olumlu mesajlar verdi ve çok geçmeden bunu geri aldı ve bir kez daha sadece AKP’yi hedef yaptılar. Eylemlerin tek gerekçesi Öcalan’dır.
Bu eylemler 1990’lardaki serhıldanlara benzemiyor, oradaki istekler ve talepler farklıdır.
Bu günde ilgi gösteren halkın gönlünde yatan geçmişte yaratılan olumlu değerlerdir. Bunları ayırıyorum.
Ama bazı kesimlerce yapılan duygusal ve hedefini aşan, üstelik ne için yapıldığı belli olmayan ve salt lidere bağlanan ve liderinde yakalandığından beri yaptıkları malum olduğundan; buraya endekslenen ve sadece buraya bağlanan eylemlerden Kürdistan halkına ciddi hayırlar getirmeyeceği kanısındayım.
************
Şimdi açılım sürecinin askıya alınacağı veya tıkanacağı söyleniyor. Gerekçesi DTP ve eylemcilerin tutumu olarak gösteriliyor.
Tokat’ın Reşadiye ilçesinde dün 7 asker vuruldu. PKK’ ye yüklediler, PKK’nin yapıp yapmadığı belli değil, bir açıklama yaparlar.
Ergenekoncuların darbe planı ve eskiyi sürdürmek için neler planladıkları kamuoyuna yansıyor.
DTP eş başkanı Emine Ayna; “tabanımız bizden dağa gitmemizi istiyor. Anayasa mahkemesinin ne karar vereceği önemli değildir.”
Gazetecilere yaptığı açıklamada “ Açılım bitti arkadaşlar, bittiii. Bu saatten sonra ne açılımı. Açılım İmralı ile, İmralıdaki Öcalan’a yaklaşımla bitti.”
Ahmet Türk daha önce yaptığı açıklamada “ eylemleri onayladı, açılım gemisi İmralı yakınlarında batıyor” dedi.
Aynı Ahmet Türk, CNN Türk Ankara temsilcisi Hande Fırat ‘a; “Türk soruma: eylemlerin DTP ile ilgisi yok, bu DTP politikası değil, bir yerlerden açıklama yapılıyor. Güneydoğu’da halk bu açıklamaları dinliyor, halk doğrudan bunlara tepki veriyor” dedi.
Duran Kalkan, Özgür politika’daki makalesinde “İmralıdaki durumun derhal durdurulması, baskı ve işkencenin sona ermesini istiyor”. “Özgür önder özgür gelecek demektir.”
Bu yazısının tek hedefi yine AKP’dir.
AKP ve İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklama ile açılıma devam edeceklerini söyledi.
Bir an düşünelim; bu sürecin sabote edildiğini ve devletin eski çizgisine döndüğünü, MHP, CHP, Ergenekoncuların ve asıl onları destekleyenlerin ipleri tümden ele aldıkları varsayalım.
Öcalan, KCK, DTP bunlarımı istiyor? Karşılarında darbecileri mi görmek ve onların bütün ipleri yeniden ele almaları bu yaklaşıma göre sanırım daha tercih edilen oluyor.
Aynı DTP ve KCK; Dersim soykırımı, katliamlar, Amed, Çevlik, Xarpet soykırımı ve katliamlar ve Kemalizm tartışmaları gündeme geldiğinde protestolara yönelmediler.
Oysa bu konudaki tepkiler ve protestolar Kürdistan soykırımlarını daha deşifre edecek ve kamuoyuna daha fazla mal edecekti.
Ergenekon ve faili meçhul cinayetlerin açığa kavuşturulmasında taraf olmadılar. Orduya tavır geliştirmediler, darbecilere ciddi karşı çıkmadılar.
Oysa bunlara karşı çıkmak yürütülen kirli savaş ve suçlarını açığa çıkarmaya hizmet eder.
Umarım Öcalan’a 30metre karelik oda verirler. Versinler, desteklerim.
Bundan hareketle bir sürecin kapatılmasının sorumlusu durumuna kendisini getirmek ve açıklamaları ile süreci sabote etmek isteyen statükoculara hizmet etmek, kendisini kullanacak tarzda siyaset yürütmek akıl karı değildir.
Süreci ve barışı sabete etme noktasına düşmek ve düşürülmek, sömürgecilerin savaş faturasını Kürtlere çıkarmak yaklaşımlarına malzeme sunmak doğru olamaz.
Dinledikçe kahroluyorum.
DTP siyasi iradesi olamadığını her fırsatta dile getiriyor. Anayasa Mahkemesi bu gün DTP’yi görüşecek.
DTP’nin siyaset yapmasına müsaade edilmiyor. Paraşütle gelen bazıları özellikle bunu dayatıyor. DTP’nin iki arada bir derede sıkışıp kaldığının farkındayım. Bu duruma konulmasını istemeyenlerde var. Ama ne yazık ki, siyasette konuşulan ve yapılanlar önemlidir.
 Kapatılmasına karşıyım. Kapatmak, savaşa başka biçimde davetiye çıkarmaktır. Anayasa Mahkemesi DTP’yi şayet kapatırsa, DTP’nin “bitti” dediği açılıma bir darbe daha vuracaktır. Kapatmasa bile DTP açılımla ilgili alternatif olmadığını yeterince kanıtladı.
Süreci sabote etmek isteyen CHP, MHP ve Ergenekon ve ordudan önemli bir kesimdir.
Umarım şimdiye kadar yapılanlar tekrarlanmaz ve bunların oyunlarına gelinmez.
Duygular ve kişiselleştirilen ve amacı bulanık olan eylemler siyasete dönüşmez. Siyaseti doğrultmayacağı gibi bulanıklaştırır.
Dursun Ali Küçük- 8.12.2009
[email protected]
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe