BARIŞMAK

Barışmak güzel bir duygudur. İnsanlar farklı düşünür, mücadele eder. Ama sonuçta bir yerlerde buluşmak ve uzlaşmak büyük bir erdemdir.

Galiba biz kavgacı bir toplumuz. Ne yazık ki, iç barışımızı bunca yıllık pratikten sonra gerçekleştiremedik. Bu konuda hala üç maymunu oynuyoruz.

Ailede çekişmeler ve gerginlikler olur, ama sonuçta uzlaşmak ve bazı noktalarda birleşme gereğini duyarlar. Bazı ailelerde otorite olan buyurgandır. Buyurganlığa uyulursa sorun çıkmaz görünür. Uyulmadığında ise anlaşmadıkları sürece aile arı kovanına döner.

Barış laflarını da kirlettik. Bu kavrama yüklenen doğru anlamlar az görünüyor.

İçte de doğru veya yanlış bazı mücadeleler olur ve kaçınılmaz olarak oluyor. Ama sonuçta iç barış yapmak kaçınılmaz oluyor.

Savaşta galip olanların barışı gibi, bazıları da gel benim barışıma katıl diyorlar. “Ben çoğunluğum ve tek otoriteyim” diyorlar ve bundan vazgeçmiyorlar.

Örneğin DTP’de bağlı olduklarına uyarak, bu günlerde oyları bölmeyelim, birlik olalım, başka yere verilen oylar AKP ve diğer resmi partilere gider gibisinden konuşmaya başladı.

Tamam kardeşim,  söylediğin iyi ve güzelde, iç barışın gereklerini niye yerine getirmiyorsun?

İnsanları aptal mı sanıyorsunuz. İmralı’nın yaptıklarını görmüyor musunuz?

İç barış ilkelerin nedir, bunlar için ne yaptığını insanlar size sormazlar mı?

Bizim borumuz öter, başka sesler zayıftır demekle iç barış olmaz. Oylar verildikten sonra da yine kendi borunu öttüreceksin. Dediğim dedik çaldığım düdüktür diye!

Öcalan, yakalandığında TC’ye içi boş bir barış ilan etti. Ne olduğu belirsiz ve karşılığı olmayan bir barıştır. Onun kullandığı “barış”, “savaş”, “birlik”, “kardeşlik”, “çözüm” kavramlarına katılmıyorum.

Yakalandığında “hizmete varım” dediği politikasını sürdürüyor. TC ye barış ilan etti. Savaşı onların isteği ile çıkardı. Kendi tabiriyle “şehit asker anaları”ndan özür diledi.

Kürtlere karşı yapılan yanlışlar ve ciddi hatalardan dolayı bir özür dilemedi. TC ve ordu, Kemalizmi överken deyim yerindeyse bizleri ve Kürtleri kötülemeye devam etti.

Küstürdükleri ve haksızlık yaptıkları Kürtlerden özür dilemediler.

Kendisi dışındaki Kürt oluşum ve çevrelerine barış ilan etmedi.

Öte yandan sadece kendi şemsiyesi altında “birlik olun” çağrıları yaptı. Çatı Partisini övdüler. Toplumuzda bir çatı partisi ve ittifakı ise hep görmemezlikten geldiler.

İçte barış olmayınca bana göre dışa yapılan barış çağrıları manevradır . Ciddiyetten yoksundur.

Örneğin son görüşmede “Dersim’de CHP’liler asimiladodur”. Tamam diyelim, ama senin zihniyetin ve bulunduğun yer de Dersim ve genelde bütün Zazaların asimilasyonuna yol veriyor. Zazaların dil vb farklılıkları ve bunların özgürlüğünü geliştirmek için hangi projeyi ortaya koydun? Uzun süre içinizde kaldım, ama böyle bir zihniyet ve proje görmedim. Genel ve soyut, işe fazla yaramayan vurgulamalar dışında.

Ne günlere kaldık? Eskiden “Dersim kemalisttir” diyordun, şimdi kemaliz mi övüyorsun! İnsanlar buna ne diyecekler?

Barış ve çözüm İmralı ekseninde olamaz ve böyle bir barış gerçekleşmez.

Başkaları da hep barış ve ittifak diyor. Önemli bir kesim bunun gerçekleşmemesini Öcalan ve PKK’ ye bağlıyor. Buraya kadar tamam diyelim. PKK ve Öcalan iç barışı oluşturmaya gelmiyorsa, geriye kalan oluşum ve çevreler kendi aralarında barış ve ittifak kursun. Bunu yapmak zor mu?

Demek ki bu cephede barışa ciddi bir yaklaşım görünmüyor. Bir iş yapmaya geldi mi, uzun uzadıya tartışıyor, iyi söylemler de bulunuyor. Ama pratiğe gelince tökezliyor. Barış ve ittifak siyasetine yatmıyor.

Seçimlerde şimdi söylediğim tabloyla karşı karşıyayız.

Bazıları da siyaset ve iç barışı güçlü olana yamalayıp, zayıf olanları hiç hesaba katmıyor. Sonuçta tekçi ve güçlü olanın politikasını onaylıyor. Bu yaklaşım ciddi zayıflıklar taşıyor. Örneğin hala zayıf olanı istediği gibi topa tutarken, güçlü olanın ciddi zaaflarını ve yanlışlarını eleştirmiyor. Ne şiş yansın ne kebap yansın diyor. Ama pratiği ile zayıf olanları yakıyor.

Böylelerinin barışı, sonuçta güçlü olanın barışına hizmet ediyor.

Barışmayı hala öğrenemedik. KCK’ de çıkardığı listeye göre yine bazı insanları vurma peşinde koşuyor. Bu güçlüye hizmet edenler sustukça  onlar da eskiden olduğu gibi cesaret alıp aynı infaz taktiklerini uygulamaktan vazgeçmiyor.

KCK’ de artık faili meçhule alıştı, son yıllarda vurduklarını üstlenmiyor artık. Böyle vurmalar iç barışı içinden çıkılmaz hale getirir. Hep bunları yapacaksın, hem özgürlük ve demokrasiden söz edeceksin.

Hadi oradan kim inanır artık.

İç şiddet uygulamak iç barışın en büyük düşmanıdır. Yaşayarak gördük. Hala anlamayanlar varsa zamanla anlarlar.

İç düşmanlığı kendi edebiyatımdan silmişim. Devam edenler bu halka zarar verir.

Umarım barışmayı öğreniriz.

Her şeye rağmen birlik ve barışma umutlarımı koruyorum.

Barış ve birlik dileğiyle!

4.3.2009                                                                
Dursun Ali Küçük

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe