23 Nisan Dert Doluyor İnsan!-24 Nisan Ermeni Soykırımıdır!
 

Dursun Ali Küçük-
Bayram mı? Katliam mı? Soykırım mı?
Bu gün 23 Nisan Çocuk Bayramı Kutlandı. “23 Nisan neşe doluyor insan” demelerine rağmen çocuklar açısından bakılırsa dert doluyor insan.
 

Bence 23 Nisan masum ve günahsız çocukların Türk ulusu yaratma sevdasına ve Türk baskıcı, soykırımcı egemenliğini çocuklara empoze etme günüdür. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı demeleri boşuna değildir.
 

“Her Türk asker doğar”, Türk değil ise Türk doğar demelerini onaylama günüdür.
 

Mustafa Kemal kendi egemenlik, insan haklarından, demokrasi ve özgürlüklerden uzak sistemini, soykırımlarını, suçlarını çocuklara armağan etmiştir.
 

Türk egemenleri “ilk çocuk bayramı bizdedir, çocuklara ilk bayramı biz armağan ettik” deseler de nasıl ve neyin armağan edildiği, bu günde Mustafa Kemal ve putların ululaştırıldığını, sitemin Türk olmayan çocuklara da empoze edildiği, cumhurbaşkanı ve başbakan koltuklarına günahsız ve suçsuz çocukları oturtarak o masum halleriyle suçlarına ortak etmek istedikleri bir gündür.
 

Küçük yaşta ulusal egemenliği yani tekçi ve üniter yapıyı, suçlu iktidar ve yöneticilerini, devleti çocuklara sevdirmeye kalkmak bile suçtur. Asimilasyonun başka biçimidir.
 

“Her Türk asker doğar” ve “Her çocuk Türkiye’de Türk doğar” mantığı uygulamasını 23 Nisan’da bolca görürüz.
 

**************
Daha çocuktum. Analarımız ve balarımız Dersim soykırımını bize anlatmışlardı. Oda korku içinde kulaklarımıza bu tarihi olayları fısıldıyorlardı.
 

Jandarmayı gördüğümüzde o çocuk halimizle kaçıp saklanırdık. Jandarma bizim için korkunun sembolüydü.
 

İlkokula gittiğimde zazaca dışında Türkçe bilmiyordum. Anadilimizle büyümüştük. Doğal ve anadan doğma hakkımız olan dilimizi kullanamıyorduk. Türkçe öğreten öğretmenleri anlamakta zorlanıyorduk. Öğretmenler evlerde de Kürtçe konuşmamıza yasak koymuşlardı. Bir –iki öğrenci belirlemişlerdi, evlerde Kürtçe-Zazaca konuşan öğrencilerin numaralarını öğretmene verirlerdi, öğretmen ise döver veya cezalandırırdı.
 

Hiç tanımadığımız Mustafa kemal ve Türklüğü bize anlatıyorlardı. Oysa daha o çocuk yıllarımızda Mustafa Kemal’e Mısto Kor denmesini öğrenmiştik. Çünkü o analarımıza ve babalarımıza yabancıydı. Anam hala da şehre gelmesine karşın Türkçeye karşı direniyor ve öğrenmek istemiyor, O yine Zazaca konuşmaya devam ediyor.
 

23 Nisanı okullarda öğrendik. Mustafa Kemal “ulu önder Atatürk” olarak bize armağan etmiş. Ne kadar benimsetmeye çalıştılarsa biraz kabul ettik ama bir yanımızla yine sevemedik. Açıklaması yoktu, çok bilmiyorduk ama bize o çocuk halimizle bile yabancı geliyordu.
 

Ortaokul yıllarında Amerikalıların Kızılderili filmlerini izlerdim. Ama film nasıl yapılmış olursa olsun ben hep Kızılderilileri tutardım. Çok iyi bilmesem de bize benzediklerini sanırdım.
 

Ortaokul son sınıfta askeri bir okul sınavına girmek istedim. Sınava girmek için gittim kayıt kağıtlarını almaya. Orada bulunan subay dedi ki: “kazansan bile seni almazlar”
Bu söz üzerine aldığım kayıt kağıtlarını dışarı çıkınca yırtıp attım.
 

Lise yıllarımda artık Mustafa Kemal’in adı bizde “Beton Mustafa” idi. Çünkü Dersim soykırımında mağaralarda saklanan insanlarımızın betonlanarak öldürüldüğünü anlamıştık.
 

Okullarda ve yaşamın diğer alalarında Türkçe konuşsam da annemle hep Zazaca konuştum. Annem hiç Türkçeyi kabul etmedi ve etmemesi de çok doğrudur.
*************
Çocuklarımız Dersim soykırımında öldürüldü. Evler ateşlere verildi. Evlerin içinde kadın çocuk demeden herkes yakıldı.
 

Aşiret reislerimizi bizim köyün karşısında Çukurda otururlardı. Her sabah kalktığımızda onların harabeye dönmüş eski köyünü görürdük. Soylarından kimse kalmasın diye büyükten en ufak bebeye kadar hepsini kurşuna dizip idam ettiler.
 

Bir çocuğun ve bebeğin hikayesini hiç unutmuyorum. Aşiret reislerimiz Mazgirt’e idama ve kurşuna dizilmeye götürülürken bir ana küçük bir çocuğunu başka bir kadına teslim ediyor. Çocuk hala süt bebesidir.
Türk işgalcileri bir çocuğun ve bu bebenin olmadığını öğrenirler. Bunun için hemen askeri operasyon başlatırlar. Askeri operasyon ile çocuğun çok küçük olduğu için öldüğünü ve yerini gördükten sonra operasyona son verirler.
 

Dersim soykırımında ölen çocuklar ve sürgün edilirken yollarda hastalık ve açlıktan ölenlerin hesabı yoktur.
 

Dersim soykırımı ve bütün Kürt soykırımlarından sonra yani bastırma, tenkil-tedip ve tehcir hareketlerinden sonra coğrafyamızda askeri gören artık selama duruyordu. Askerin bir düğmesine kimse dokunamaz ve itiraz edemezdi.
 

Bu tablodan sonra çocuklarımız ve bizler devşirilmeye bizi soykırımdan geçirenlere ve her şeyimizi yok edenlere benzetmek istiyorlardı. Çocuklar bu süreçleri değişik siyasi, kültürel, askeri linç biçiminde yaşadılar.
 

Bu coğrafyada yaşıyorduk ve bu gün ve dün çok Müslüman geçinenlere söylüyorum: Allah’ta bizi böyle yaratmıştı. Anadan doğma doğal haklarımız vardı.
 

Daha çocukken bütün bunların hepsini yok ettiniz. 23 Nisan’ı Kürtler, Ermeniler, Asuriler, Araplar, Çerkezler vb nasıl “neşe doluyoruz” diye kutlayacaklar. Anlaşılan hepimiz dert doluyuz.
 

Çocuklarımız kendi inkarı için mi bu bayramı kutlayacak?
************
ÇOCUKLARIMIZ LİNÇ EDİLİYOR:
 

Türk olmayan çocuklara Türk dedirtmek ve her şeyini doğalitesini, bünyesini eroin vermek gibi yok etmek, afyonlamak insanlık suçudur.
 

Erdoğan,”asimilasyon insanlık suçudur” diyor. En büyük asimilasyon Türkiye Cumhuriyeti yaptı. Sen hala Kürt, Ermeni, Asuri, Arap, Çerkez vb çocukların anadillerinde eğitim yapmasına karşısın. Diğer yöneticiler ve resmi partilerin hepsi de böyledir.
 

Çocuklara, bizi ezen ve katliamdan geçiren Ulasal Egemenlik Bayramı nı benimsetmeye kalkıyorsunuz. Nasıl olsa epey kırdıktan ve dize getirdikten sonra ondan fazla asimilasyon yapmışız ve kendimize benzetmişiz havasındasınız.
 

Evet, beyler istediğiniz gibi 23 Nisanı kutlayın. Ama çocuklarımızı daha küçük yaşta linç ediyorsunuz. Kürtler anadilde eğitim ve okulları boykot etmek, Türkçeyi kabul etmemek için harekete geçince, hemen “çocukları kullanıyorlar” diyorsunuz.
 

En iyi devşirme geleneği size aittir. Sağı, solu ve İslami ile bu devşirmeliği hala büyük çoğunlukta benimsiyor. Kürtlere gelince çocukları içeri atıyorsunuz, işkence yapıyorsunuz ve polisiniz üzerine gaz bombalarıyla gidiyor.
 

Bayram sicilinizi temizleyemez.
 

Ulasal bilinç ve analarına ve dillerine Kürtler, ermeni, Çerkez vb hakların çocukları sahip çıkmak ister. Yeni bir kuşak yetişti. Çocukları doğduğu toplumun bünyesinde kendilerini her şeye rağmen öğrenmeye başlıyor.
 

İşte bu zorunuza gidiyor değil mi? Ne güzel Türkleştirmiştik, böyle sürdürelim diyordunuz değil mi? Ama olmadı.
 

*********
24 NİSAN BÜYÜK ERMENİ SOYKIRIMI GÜNÜDÜR
 

Bu 23 Nisan bayram Kürtler ve Ermeniler vb için bayram mı, Katliam ve soykırım mı?
 

Kendinizle yüzleşmeden ve geçmiş soykırım suçları kabul edilmeden Türkiye’de resmi ilan edilmiş hiçbir bayram meşru değildir. 23,5 nisan’dan 24 Nisan’a geçince bir halkın yaşadığımız ortak coğrafyada nasıl yok edildiğini görürüz.
 

İsviçre’de soykırımı savunmak suçtur. Türkiye’de ise Ermenilere soykırım yapıldı demek suçtur.
 

Ermenilerle aynı coğrafyayı şimdi yaşayan halklar paylaşıyordu. Ermenilere planlı ve sistemli bir şekilde soykırım öngörüldü ve uygulandı. Osmanlı savaşı kaybedince soykırım vb suçlardan İstanbul’da yargılamalar başladı. Mustafa Kemal bu yargılama kaçaklarının çoğunu yanına aldı.
 

Ermeniler kendi yerlerinden ve yurtlarından edildiler. Ermenilere soykırım ve göç sıralarında yardım etmenin cezası da ölümdü.
 

Sağda solda artık olarak kalan Ermeniler korkuyla yaşadılar. Genelde soy isimleri Türkoğlu ve bilmem ne oğlu yapıldı. Ermeni kelimesi bile küfür olarak kullanıldı. Hala kullananlar var.
 

Yani bir halkı büyükten ve küçüğe soykırımdan geçireceksin ve sonra asıl katliamı Ermeniler yaptı diye hikayeler hala uydurmaya devam edeceksiniz.
Sabiha Gökçe Ermeni soykırımından geriye kalan küçük bir Ermeni kızıdır. Bunu ilk olarak Hrant Dink yazdı. Sabiha Gökçen’e anadan doğma adı dışında bu ismi verdiniz ve Atatürk’ün manevi kızı dediniz. Başka manevi kızları da var.
 

Suçsuz ve günahsız ve dünyadan haberi olmayan bir Ermeni kızını aldınız. Türk ve soykırımlarını ona haklı gösterdiniz. Bu Sabiha Gökçen pilot olurken ilk denemesini Dersim soykırımında Dersimlilere bomba yağdırarak gösterdi. Atatürk’ün 23 Nisanı çocuklara armağan etmesinin en tipik örneğidir bu olay?
 

Bir çocuğu soykırımcı yaptınız. Bu da yetmiyor gibi İstanbul hava limanının adı Sabiha Gökçen hava alanıdır.
 

Başka Ermeni kızlarını kişiler kendisine kapatma olarak aldı. Müslüman yapıldı ve Türk yapıldı. Dersimin kayıp kızları gibi Ermenilerin kayıp kızları daha fazladır.
 

Seyit Rıza, Tunceli Kanunu çıkarılıp Dersimde soykırım başlatılınca yanındakilere şunu söylüyor: “Bizim sonumuzu Ermenilerin sonu gibi yapmak istiyorlar.”
 

Dersimliler, Ermeniler ve bütün Kürtlerin çocuklarına daha ilk okula adım atar atmaz, andımızı; “Türküm doğruyum, çalışkanım” diye başlayıp okutuyorsunuz. Bu bir insanlık suçudur ve bayramlık bir durum hiç değildir.
 

Başka bir yerde Türk çocuklarına aynı andı okutanlar çıksa kıyamet koparırsınız. Sahi siz neden yapıyorsunuz, bütün Türk tarihi boyunca devletinizin ve ordunuzun hep doğru yaptığını, aslında başkaları tarafından hançerlendiğinizi, hiç yanlış yapmadığınızı ve herkese adalet ve iyilik götürdüğünüzü ilan ediyorsunuz.
 

Bu gün bile soykırım ve katliam gibi insanlık suçları ile yüzleşmekten kaçıyorsunuz.
 

Allah ile ilgili sayılan bütün meziyetleri, iş Türklere gelince Türklere mal ediyorsunuz. Başka uluslara ve halklara karşı hiç hata yapmadık diyorsunuz. Oysa siz kuldunuz ve kullar hata yapar. Ama her nedense kul olarak Tanrının gördüğü ve bildiği tarihi ve güncel suçlarınızı kabul etmiyorsunuz. Tanrıya karşı bile günah işliyorsunuz ve hile yapıyorsunuz.
“Türküm doğruyum” ve çocuğa atalarını saymak ve her şeyini ulusuma armağan etmek diye sunduğunuz tarih, kültür, dil vb ile ilgili saptırmaları ve yalanları öğretiyorsunuz. Çocuk, daha okula başlar başlamaz devlet ve ordu tarihinin hepsini otomatik olarak doğru kabul eder tarzda her gün ezberletiyorsunuz.
 

Er veya geç bayramlık diye çocuklarımıza kabul ettirdiğiniz ve kimliğinden ve kişiliğinden çıkardığınız suçlar ve belirgin soykırım ve katliamlar karşınıza gelecektir. Bir biçimde yüzleşeceksiniz.
 

23 Nisan çocuk bayramını kutlarken Diyarbakır’da polis bir Kürt çocuğunu linç etmeye kalkıyor. Bismil’de 2-3 gün önce İbrahim Oruç adlı çocuk ilkin kurşunlanıyor ve yaralı haliyle öldüresiye dövülüyor. Kurşun yarası yanında vücudunda ve kafasında darp izleri olduğu raporlan sabit hale geldi ve orada ki Kürt çocukları bu olayın canlı tanığıdır.
 

“Ellerindeki döner bıçaklarıyla Paskalya öncesi Adana’da Bebekli Kilise’ye dalan Ogün Samast kılıklı saldırganlar. Rahip Francis Dondu kısa bir süre önce tesadüfen kiliseden ayrılmış olmasa bugün Zirve cinayeti benzeri bir katliamı konuşuyor olurduk.
Tesadüfe bakın ki Rahip Francis geçen yıl İskenderun’da bıçaklanarak öldürülen Katolik Kilisesi Episkopos Vekili Luigi Padovese’nin yerine vekâlet ediyor.
Daldıkları kilisede rahibi bulamayınca salonda bulunan Hz. İsa ve Meryem Ana heykellerini kıran, ortalığı tahrip eden saldırganlar, kilise görevlisinin son anda polisten yardım istemesi sonucu yakalanmışlar.”
 

23 Nisan’da Türkiye böylesi vakalar yaşıyor. Üstelik genç ve çocuklar, acaba bunları kim bu hale getiriyor ve böyle yetiştiriyor?
 

Bu gün bile istemediğiniz çok belirgin bir durum olunca medya, devletin yasal ve derin güçleriyle harekete geçiyorsunuz ve adeta linç senaryoları ve havası yaratıyorsunuz. Bu geçmişinizle yüzleşmediğinizden dolayıdır. Kurulan sistemi aynı biçimde güncele uyarlayarak devam etmek istiyorsunuz.
 

Mesela medyanın önemli bir kesimi BDP’liler vb “Kürt milliyetçiliği yapıyor” diye dışlıyorlar. Başka halklardan olsa Ermeni vb milliyetçilikler diyeceksiniz. Oysa bu sistem “birleşmiş ve kaynaşmış Türk toplumu ve ulusu” üzerine inşa edilmiştir. Türklüğünüzü yaşayın ama hep milliyetçilik ve ırkçılık biçiminde yaşadığınız halde, piyasaya “biz millet, din, dil, ırk ayrımı gütmüyoruz” biçiminde herkesi başka biçimde Türk yapmaya çalışıyorsunuz.
 

Bundan dolayı Ermeni soykırımı ve cumhuriyet döneminde işlenen soykırım ve katliamları görmemezlikten geliyorsunuz.
 

24 Nisan Ermeni soykırımı sonrası ve Kürt, Asuri, Alevi vb soykırımları ve katliamlarından sonra “her Türk asker doğar” ile Türkiye’de “her çocuk Türk doğar” politikası ve zihniyetini uyguladınız.
 

Kazara dünyanın efendisi olsaydınız:
Dünya da;“Her çocuk Türk doğar” diyeceğinizi çok yabana atmıyorum.
 

Türk çocuklarına değil, Türk egemenlerinin, Mustafa Kemal, Erdoğan, Bahçeli, Kılıçdaroğlu, devlet ve ordunun bu 23 Nisan Bayramı kutlu olsun(!)
 

Ermenilere yapılan büyük soykırımı kınıyorum.
 

[email protected]
 

 

 

 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe