BİRAZCIK EVET
Dursun Ali Küçük -6.8.2010-
İlk planda evet ve hayırı egemenler cephesinden ele almaya çalışalım. Kimileri yapılan bir iktidar kavgasıdır biz karışmayalım ve alet olmayalım diyorlar.
Egemenlere ve sömürgeciliğe karşı olan insanlar açısından bu çekici ve doğru gelebilir. Ama Türkiye’de egemenler mevcut durumda ikiye ayrışmış bulunuyor.
Birincisi, eski cumhuriyeti olduğu gibi savunan ve her darbeyi Kemalizm adına yapan ordudur. Ki asıl iktidar hala bunlarda ve derin devletin elindedir. CHP ve MHP'de cumhuriyet aynı kalsın ve 12 Eylül Anayasasına olduğu gibi sahip çıkmaktadır. İşçi Partisi, Ergenekoncular ve sol geçinen solucan Kemalistlerde bu cephede yer almaktadır. Yüksek yargı ve bürokrasi, HSYK, Yargıtay; Anayasa Mahkemesi, Danıştay vb hayırcıdır genellikle. DİSK, genel Başkanı Rıdvan Budak 28 Şubat post-modern darbesini desteklemişti, Süleyman Çelebi 28 Nisan darbe girişimine karşı çıkmadı, Kemalist ve hayırcı cephede yer aldı. Kemal Türkler’i katledenlerin cephesinde yer alıyor. DSP, DP vb hayırcıdır.
İkincisi, cumhuriyeti ve devleti küresel ilişkileri dikkate alarak yeniden düzenlemek isteyenlerdir. AKP başta olmak üzere SP, BBP, TÜSİAD ve sermayenin önemli bir bölümü evet’ten yanadır. Anayasanın kısmen değişmesinden yanadır. Sivil toplum kuruluşları, sendikaların önemli bir kesimi, demokratlar, Özal dönemi ve sonrası 2. Cumhuriyetçiler, siyasal özgürlükleri savunan liberal demokratlar, demokratlar,  sosyalistlerin önemli bir bçlümü, değişimi şu veya bu düzeyde isteyen ve yeni bir anayasanın yapılmasını isteyen çoğunluk kesimi evet’çidir. Bu kesimin çok azı –BBP gibi- hariç, ezici çoğunluk yeni bir anayasanın yapılmasını istemektedir. Siyasal İslam ve AKP’de yeni bir anayasadan yanadır.
TÜSİAD daha önceleri yayınladığı raporlarda yeni bir anayasa, bazı hak ve özgürlüklerden yanaydı. Hatta TÜSİAD’ın bazı üyeleri Kürt sorunu konusunda açıklamalarda bulundular, otonomiden yana olduklarını vurguladılar ve KCK yaptığı açıklamada bunlara katıldığını ifade etti.
Evet, iktidar kavgası olarak adını koyalım, ama nasıl bir iktidar kavgası olduğunu görmeden ucuz değerlendirmelere kaçmak doğru değildir. Kimilerinin söylediği gibi AKP şeraitçi ve İslamcı bir parti değildir. Küresel ilişkileri, Avrupa ilişkilerini, eski cumhuriyetin değişmesini gören AKP’dir. Program ve uygulamalarının şeriatla ilgisi yoktur. Bu yakıştırmaları yapanlar yanılmaktadır. Destekleyici olan fanatik İslamcılarda var, bu AKP’nin öyle değerlendirilmesine yol açmaz.
O zaman referanduma sunulan kısmi anayasa paketi sözünü ettiğimiz bu kavganın üzerinde yürümektedir. Statükocu olan ve cumhuriyet rejimini olduğu gibi korumak isteyenlerle, şu veya bu şekilde cumhuriyeti düzenlemek ve değiştirmek isteyenler arasında bu kavga sürmektedir.
Değiştirmek isteyenler referandumun evet cephesinde yer alıyorlar.
Önemli bir noktaya işaret etmek istiyorum: Mevcut Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, HSYK vb durumu değiştirilmeden bunlar hükümetin alacağı önemli kararları veya meclisin anayasayı tümden değiştirmesine engel olurlar. Yeni bir anayasa isteyip boykot yapanlar bu durumun farkında değillerdir.  
Çok açık yazayım: Mevcut Anayasa Mahkemesinin birleşimi değişmeden, yüksek yargı vb yola getirilmeden Kürtlerle ilgili herhangi bir madde meclisten geçse bile bu yüksek yargı ve hele Anayasa Mahkemesi’nden geçmez. Bunu görmeyenler kördür. Cahil bir politika yürüttüklerinin farkında değillerdir.
Kürdistani hareketlerden bazılarının özellikle KCK ve Öcalan’ın ordu ve derin devlete fazla karışmadan sadece AKP’ye yüklenmesi akıl karı değildir. AKP’yi desteklesinler demiyorum.
Ama eski sistemde açılan gedikler, oynayan taşlardan ve kısmi ileri adımlardan Kürdistan mücadelesi yaralanabilir. Eğer bu gün bu alanda AKP öne çıkıyorsa hep ona vurmak, hep onu hedef yapıp diğerlerine dil ucu ile dokunmak kesinlikle Kürdistan ve Kürtlerin yararına değildir.
Geçici ve taktik vb yaklaşımlar şu veya bu şekilde cumhuriyeti değiştirmek isteyenlerle yapılır. CHP ve dolayısıyla kemalizmin güncelleştirilmesi, siyasette Kürdistanlıların yanlış şartlandırılması Kürdistan ve mücadelesine bir yarar sağlamaz.
Ben AKP’yi baştan bu güne desteklemiyorum. CHP, MHP, Doğu Perinçek’in İşçi Partisi, Ergenekoncular, ordu ve yüksek yargı gibi AKP’nin her şeyine karşı değilim. Olumlu olan bazı adımlar olursa desteklemek değişimi güçlendirir. Mesele bunlardan ibarettir.
Son Anayasa paketinin mecliste nasıl tartışıldığı biliniyor. MHP pakete karşıydı, ama oylamalara katılıp hayır verdi. CHP, DSP ve BDP tartışmalara katılıyordu, grup kararı alıp oylamaya katılmıyordu.
Pakette yer alan maddelerin çoğunluğu genelde olumludur. Partileri kapatılmasını zorlaştıran madde mecliste ikinci oylamada geçmedi. BDP birinci oylamaya katıldı. Doğru yaptı aslında. İkinci oylamaya katılmayınca madde düştü. Bundan zarar gören en çok BDP geleneğinden olan partilerdir. Doğru olan bu pakete destek verip, yeni bir anayasanın yapılması için çalışmaktı.
Pakette Kürtlerle ilgili bir madde yok doğrudan. Sırf bu madde yok diye boykot etmek veya hayır vermek bana mantıklı gelmiyor. Eğer bir kanalın dolması isteniyorsa bazen küçük su birikintilerinin oraya akmasına yana olmayız. Ya hep ya hiç mantığı doğru değildir.
Üstelik hayır diyenlerle ve değişimi hiçbir şekilde istemeyen eski cumhuriyet takımı ile yakın yere düşmek düşündürücü olmalıdır.
CHP ve MHP ve saydığımız kesimler referandumu genel hükümete karşı güven oylamasına çevirdiler. Kazara hayır çok çıkarsa yeni anayasa yapma girişimleride dahil, Ergenekoncuların ve Balyozcuların davası vb son bulur. Statükonun havası egemen kılınır. Baykal’a yapılan tasfiye ile ordu  vb kesimler CHP ve MHP hükümetini, koalisyonunu iş başına getirmek istiyorlar. AKP gitsin, kim gelirse gelsin demek doğru değil.
Unutmayalım ki böyle bir durumda, gelen gideni arattırır. Bazıları bin pişman olurlar ama iş işten geçmiş olur. Hele böylesi bir durumdan en çok zararı Kürdistan ve Kürtler çeker.
Bazıları ister yapılanları beğensin isterse hiç beğenmesin; en basit politik yaklaşım mantığıyla işe bakarsak,bırakalım devletteki bazı taşlar yerinden oynatılsın. Olduğu gibi kalmasını istemek halktan yana politika yapanlara düşmez. Böylesi durumda aman bu taşları oynatmayalım diyene yüklenmek daha gerçekçi bir duruş olur.
Evetlerin fazla çıkacağı büyük bir olasılıktır. Pakette yer alan maddeler geçmiş anayasa maddelerinden daha ilerdedir. Bu referandumu AKP ve diğerleri arasındaki bir kavgaya indirmek tek başına yeterli olamaz.
Paket maddeleri genelde olumlu ise AKP’yi desteklemem ama bu pakete birazcık evet derim. Tam evet demememin nedeni paketin oldukça yetersiz olmasıdır. Bu haliyle bile oluşan hava yeni bir anayasanın yapılması yönündedir. Evet çıkarsa yeni bir anayasa yapmak tartışmaları daha somutluk kazanır.
Boykot bana pek mantıklı gelmiyor. Yukarıda değerlendirdiğim ve daha değerlendirilecek nedenlerden dolayı boykot çekici gelmediği gibi, sanki hayırın yanıdaymış gibi bir izlenim veriyor.
Oysa en doğru yaklaşım bu pakete kerhen destek verip, referandumda ağırlıklı yeni bir anayasanın yapılması üzerinde çalışmaktı. Evet ama yetmez, biz yeni bir anayasa mutlaka istiyoruz politikası kitleler açısından daha inandırıcı olurdu.
Meclisteki BDP ve sonraki tutumları tutarlılığına gölge düşürdü. BDP değişimi isteyenlerin safında olmalıydı, böyle yapamıyorsa en azından bunlarla dirsek teması içinde olmalıydı.
 Kürdistan halkı ve Kürtler hayırı tercih etmeyecektir. Mevcut durumla Kürtlerin çoğunluğunun boykota katılması hiç mümkün görünmüyor. Çoğunluk evetten yana olur kanısındayım.
Sözün kısası ben BİRAZCIK EVETÇİYİM, çünkü kerhen destekliyorum. REFERANDUMDA EVET KULLANILMASINDAN YANAYIM.
[email protected]
 

 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe