BİZE VURDUKLARINIZ DÖNER SİZİ DE VURUR



 



Dursun Ali Küçük-29-12-2011



ORDU BİRKEZ DAHA İNSANLIK SUÇU İŞLEDİ



 



Yeni yıla Türk savaş uçakları, ordu ve hükümetin katliamı, Kürtlere
siyasetin fiilen yasaklandığı, parti kapatmanın gündeme geldiği, gerilla güçlerine
karşı nokta operasyonları ve en Uludere sivil Kürt katliamı ile giriyoruz. Türk
devletinin Kürdistan halkının yeni yılını kutlaması tamamen bu içeriklidir.



 



Demokratik nutuklar ve demogoji eşliğinde tam münafıkça ve Şeytanca
uygulamalar ve politikalar ile giriyorlar. Şeytanı uzakta aramanıza gerek yok,
bunlar şeytana külahını ters giydiriyorlar.



 



Şırnak-Uludere Roboski(kemalistçesi Ortasu köyü) köyünde yeni bri sivil
Kürt katlşiamı yaşandı. Türkiye medyası suskun. Geçiştirci biçimde haberler
veriyor. Yargı herzamanki gibi... Genelkurmay başkanı “orada teröristler vardı”
açıklamsında bulunuyor. Dünya da hala ciddi bir tık yok.



Katliamlar parça parça ama Kürdistan halkına uygulanan soykırımın
devamıdır. Daha dün Fransız parlementosunda soykırımı savunmayı suç sayan yasa
kabul edilince Erdoğan, “bizm tarihimizde soykırım yoktur” deyip işin içinde
çıkıverdi. Üstelik başka bir ülke parlamaentosunun aldığı kararlara karşı da
oldukça saygısızdırlar.



Peki Erdoğan bey, “bune perhiz bu ne turşu”!



 



Adama sormazlar mı? Ordun ve Kimyasal Necdet’in sınır ticareti yapan
yaklaşık 50 ye yakın Kürt köylüsünü neden vuruyor. İnsansız Hava Uçakların
böyle mi tespit alıyor? Çıkan fotolarda silahlı veya silahsız olarak görünmüyor
mu?



Çok açıkki, ne derseniz deyin bu 33 Kurşun olayı ve Mustafa Muğlalı
katliamına benziyor. Mustafa Kemalin Mustafa Muğlalıları vardı, seninde
Kimyasal Necdet’lerin var.



Sivil Kürtlerin katliamı tamamen planlıdır. Ortada bir yanlışlığın olması
mümkün değildir. İHA(İnsansı zHava Araçları) ve başka keşif uçakları ile
yapılan keşiflerde yerdeki görüntüler net alınır. Elinizde bu düzeyde teknik
var. Üstelik bombalama olayında sağ ve yaralı kurtulan Servet Öncü: Sınırı
geçip Uludaredeki köyümüze geçmek isterken ilkin askerler önümüzü kesti ve biz
tekrar geri dönmek zorunda kaldık. Sınırın hemen üstünde Sinaht denilen alanda
Türk savaş uçakları bizi bombaladı. Kötü bir koku yayıldı. Kayaların altına
sığınan köylülerin bir kısmıda yaşamını yitirdi. Savaş uçakları köylü grubunu
yok etmek için sonuna kadar vuruyor.



 



Açık ve planlı ve üstelik net bir sivil Kürt katliamıdır. Bunu sağa sola çekemezsiniz.
Geçmiş yıllardan bu yana gerillaya karşı napalm vebenzer bombaların
kullanıuldığına epey kişi tanıktır. Köylülere karşıda kimasal veya napalm türü
bombalar kullandınız. Bu bir insanlık suçudur. Katliamdır. Zulümdür.



 



Üstelik gerillaya karşı napalm ve kimyasal türü bombalar kullanğınız bir
kez daha deşifre oldu. Çünkü kullanılan o tür bombalar kayalıkların arasına ve
içine sızıyor. Doğrudan vurulmasa ve bombalar parçası almasa bile, kullanılan
kimyasal ve napalm türü bombalar sığınılan yerlere giriyor ve ölüme yol açıyor.



Bundan dolayı savaş hukuku da sizde yoktur.



 



Lamı cimi yok. Gülen’in belirttiği tarzda davrandınız. Yokediniz, birliğini
bozunuz, girdikleri yerde vurunuz, dünyayı üstüne yıkınız türünden açıklamaları
uyguluyorsunuz.



 



Arınç mecliste takkiye yaparak “Kürtlerin tüm haklarını vereceğiz” derken
bunu insanları aldatmak ve katletmek için kullanıyorsunuz.



 



Bizi vurmaya devam ediniz. Ama unutmayın bizi vurduklarınız döner sizi de
vurur.



 



Eh ordunun başında Kimyasal Necdet var. Erdoğan; Atatürk öldü veya kral
öldü yaşasın yeni kral havasındadır. Açılım dedikleriniz kırıntılar Saddam
Diktatörlüğünde fazlasıyla vardı. İran Molla rejimin de sizin açılım dedğiniz
haklar Şah döneminden bu güne kadar vardır.



Kürtler vardır ama temel hakları olamaz mantığıyla vurmaya ve katletmeye
devam ediyorsunuz.



 



Kürdistan halkı bu son olaya ve katliama ne kadar tepki ve direnis
gösterirse tamamen haklıdır.



KÜRDİSTAN HALKI KENDİSİ İÇİN KARAR VERMELİDİR



 



Şimdiye kadar hep adımıza konuştunuz ve ordu zoruyla, soykırım ve
katliamlar bizi susturmaya çalıştınız.



AKP ve hükümeti farklı biçimde 1993 yıllarına dönüş yaptı. Kürdistan
halkına kaşı Kemalist ergenekoncular yerine veya onların bir devamı olarak
“İslami Ergenekoncular” devreye girmiştir.



Leyla Zana Rudav dergisine verdiği demeçte “özerklik yetmez” daha fazlası
gereklidir demiş. Ve Kürdistan halkına sorun, referandum yapalım demiştir. Kürtlerin
ulus olmaktan doğan hakları vardır. Özerklik, federasyon ve bağımsızlık mı
isteniyor Kürtlere soralım” demiştir.



 



Bunun üzerine hemen CHP ve MHP ve yine çeşitli bilinen inkarcı kafalı köşe
yazarları  harekete geçtiler.



 



Buyurun federasyon, “özerklik ve bağımsızlık istiyorsanız bunu savaş
meydanlarında çözelim” dediler. Irkçılık ve soykırımcı zihniyet hemen atağa
kalkıyor. Artık BDP yi ve siyasal alanı kapatmaya kadar işi yeniden
vardırdılar.



 



Evet, silah ya tümüyle devreden çıkar ve barış içinde sorun tartışılır ve
en doğrusu böyle bir ortamda dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi Kürdistan
halkına ne istediği sorulur. Halk ne derse onada herkes uyar. Barışçı ve
demokratik olan bu yoldur.



 



Bu yapılmadığı sürece Kürdistan halkı meşru direniş hakkını kullanmaya
devam eder.



 



ASIL HEDEF SİYASAL ALANDA KÜRTLERİN YER ALMASINI ENGELLEMEKTİR



 



AKP ve devlet kendi kürdünü istiyor. Değişen birşey yok. KCK iddiasıyla
yapılan Kürt siyasetçilerin tutuklanması ve bunun basın vb alandaki
tutuklamalar kadar uzatılması gösteriyor ki asıl operasyon sivil siyasete
yöneliktir. Bunlar eşliğinde gerillaya nokta operasyonları sürdürülmektedir.



 



BDP ve milletvekileri ve sivil Kürt siyeseti resmen çalıştırılmayacak
duruma getiriliyor. Açılan davalar herkese kadar uzayabilir. Parti kapatmayı
bir tehdit olarak gündemde tutuyorlar. İçişleri bakanının konuşmaları 1990 lı
yılları aratmayacak cinstendir.



 



Çünkü gerilladan çok Kürt baharından korkuyorlar. Mevcut durum sürdükçe her
an bir geniş kapsamlı ve halkın önemli kesiminin katılacağı sivil halk
direnişinden korkuyorlar. Herşeyi ben biliyorum diyenlerden pek fazla
korktukları yok.



 



KİRLİ SAVAŞI DAYATIRSAN HALK DOĞAL OLARAK KENDİNİ SAVUNUR VE DİRENİR



 



Savaşla ve operasyonlarla işi çözmek isterseniz; Her ulus ve halk nasıl
meşru direniş ve savunma hakkını kullanıyorsa Kürdistan halkıda doğal olarak
bunu kullanmaya ve yeni koşullara göre direnmeye devam edecektir.



[email protected]



 



 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe