BORUCU BAŞBUĞ İLE KİMYASAL NECDET ARASINDA NE FARK VAR?
Birisi klasik siyaset tarzıyla Kürdistan ve Kürtleri öldürmeye çalışıyordu. Diğeri yeni dünya koşullarına kendisini uyarlayarak aynı işi yapıyor.

Kimyasal Necedet ile Borucu Başbuğ arasında ciddi bir fark yokken, Kürdistan ve ötekiler sözkonusu olunca AKP, CHP ve MHP arasında da ciddi bir fark yoktur.

Kimsal Necdet borucu Başbuğun politikası ve uygulamalarına aynen devam ediyor.

Dursun Ali Küçük
09.01.2012 - 09:00


BORUCU BAŞBUĞ İLE KİMYASAL NECDET ARASINDA NE FARK
VAR?



 



Dursun Ali Küçük-9.1.2012-



Eski Genelkurmay başkanı borucu Başbuğ ve  yenisi Kimyasal Necdet Özel arasında ne fark
diye hep merak ettim.



 



Borucu Başbuğ lav silahına “boru” demişti ve hükümet,
PKK ve Ermeniler vb aleyhindeki sitelere 
ve ortaya çıkan belgelere ise kağıt parçaları demişti.



 



Borucu Başbuğ sadece hükümet aleyhindeki
faaliyetlerden dolayı tutuklandı. Ordunun Kürdistan ve Kürtlere karşı
uyguladığı kirli savaş için kimse hesap sormuyor. Ergenekon çete örgütünün
büyüttüğü ve beslediği içinde bir sorun yok. Ergenekon ve JİTEM konusunda ve
20.000 i aşkın faili devlet olan siyasi cinayetlerden dolayı hesap sorulmuyor.
Geçmişte tutuklanan, serbest bırakılan bütün generallerin sadece hükümete karşı
darbe planı içinde olduklarından yargılanıyorlar. Bu çetenin ve ordunun
Kürdistandaki kirli savaşı ve ötekilere ve hatta Türk halkına karşı
uyguladıkları derin devlet politikaları teşhir edilmiyor.



 



O halde ne fark kalıyor, Kimyasal Necdet hükümetin
emrinde olduğunu söylüyor, borucu Başbuğ ise bazı konularda hükümete kafa
tutmuştu. Asıl muhtırayı veren Yaşar Büyükanıt a karşı ise hala sesssizlik
sürüyor.



 



Ordunun ve derin devletin Kürt ve Alevi katliamları,
faili devlet olan cinayetleri, kendi halkına ve vatandaşına karşı savaşan ve
suç işleyen sicili hala orta yerde duruyor.



 



Üstelik bazı farklara rağmen Erdoğan ve AKP ordu ile
anlaşmıştı. AKP kendisine karşı darbe faaliyetleri ve kapatma davası gündemde
olduğu zaman “mağdurları” oynuyordu. Bu süreç atlatılıp kendilerini güvenceye
aldıklarında ise “reform” diye söz verdiklerinin hepsini unuttular.



 



Kimyasal Necdeti Genelkurmay başkanlığına getirerek
orduda kendine karşı yapılacak darbe konusunu iyice atlattıklarının
farkındalar.



 



Darbe palanları ve hükümete karşı faaliyetler dışında
hükümet ve AKP’nin ordu ile bir sorunu yoktur. Kimyasal Necdet ile Borucu
Başbuğ arasındaki fark sadece budur.



 



KÜRDİSTAN VE KÜRTLER, YİNE ÖTEKİLER SÖZKONUSU OLUNCA
GERİSİ TEFERUATTIR



Kürdistan-Kürtler, ötekiler, Aleviler, halk, ezilen
azınlıklar ve dini inançlar sözkonusu olunca borucu Başbuğ ile Kimyasal Necdet
arasında bir fark yoktur.



 



Birisi klasik siyaset tarzıyla Kürdistan ve Kürtleri
öldürmeye çalışıyordu. Diğeri yeni dünya koşullarına kendisini uyarlayarak aynı
işi yapıyor.



 



Kimyasal Necedet ile Borucu Başbuğ arasında ciddi bir
fark yokken, Kürdistan ve ötekiler sözkonusu olunca AKP, CHP ve MHP arasında da
ciddi bir fark yoktur.



 



Kimsal Necdet borucu Başbuğun politikası ve
uygulamalarına aynen devam ediyor.



Hükümet ve AKP askeri yollarla çözüme eskisine benzer
kendilerini yatırmış bulunuyorlar.



 



Kirli savaş ve bu ordunun dünden bu güne yaptıkları
katliam ve kendi “halkına” karşı iç savaş yürütmesi ve işledikleri insanlık
suçları orta yerde duruyor. Çeşitli konularda yapılan yargılamalar görüntüden
ibaret kalıyor, derine ve işin özüne inmiyor.



 



ROBOSKİ KATLİAMINA UĞRAYAN AİLELERİN 5 FERDİ
TUTUKLANDI, ROBOSKİ KATLİAMINA YAPANLAR GÖREVLERİ BAŞINDA VE SERBESTTİR



 



Borucu Başbuğ tutuklandı. Kimyasal Necdet onun yarıda bıraktıkları
ordunun kirli işlerine devam ediyor.



 



Türkiye’de katliamlar yapmak serbesttir. Kürtlere
karşı işlenen katliamların hiçbiri ve üstelik soykırım suçaları reddediliyor.
Bunlar Kabul edilmeyince ordunun yaptığı her katliamın arkasında devlet
duruyor. Maraş, Sivas, Silopi, Pınarbaşı, Imayıs 77 katliamı nasıl üstü örtüldü
ve bu güne kadar açığa çıkarılmadıysa, Roboski katliamanı Türk silahlı
kuvvetleri alenen yaptıkları halde üstü örtülüyor.



 



Dün kaymakama yapılan saldırıdan dolayı 8 Roboski
köylüsü gözaltına alındı, 5 kişi kaykamı öldürmeye kastetmekten tutuklandılar.



 



Katliama uğrayan köylüler devlete ve katliam yapanlara
duydukları tepkiyle kaymakamın üzerine yürüdüler. Türk Hava Kuvvetleri 35
sivili göz göre göre katlediyor; buna ise hata diyorlar. Ama kaymakamın yüzü
çizilmişse ve hele bunu çizenler Kürt ise cezadan ve “hesabını” vermekten
kurtulamazlar.



 



Türk adaleti işte budur. Tanımak isteyenler için bu
kadarı yeterlidir. Hükümet sadece para vererek Roboski katliamının üzerini
örtmeye çalışıyor.



 



Katliama uğrayan ailelerden olan beş Kürdü kaykamı
öldürmeye kastetmekten tutuklayacaksın, katliamı yapanlar ise görevleri başında
aynı işleri farklı biçimlerde yapmaya devam edecekler öyle mi?



 



Hangi Kürt buna inanır? Bu hangi adalettir? İnsanlık
bunun neresindedir?



 



Bütün bunlardan dolayı hükümet ordunun ve Kimyasal
Necdetin arkasındadır.



 



Demirtaşın söylediği gibi, genelkurmay başkanıda olsa
Kimyasal Necdetin Kürdistanlılar gözünde bir değeri yoktur.



 



KİMYASAL NECDET’TE “KÜRTÇE EĞİTİM OLMAZ” DİYOR



 



Hani askerler siyasi konularda konuşmayacaktı? AKP ve
Erdoğan geçmiş genelkurmay başkanlarının konuşmasında her fırsatta rahatsızlık
duyduğunu söylüyordu. Ne oldu, yine konuşmaya devem ediyorlar.



 



Pardon yanlış anlaşılan bir durum yok sadece hükümet
aleyhine konuşmayacaklardı. Eh, bugün hükümet derin devlete olduğu gibi sahip
çıkıyor, Kürdistanda askeri seferlere çıkıyor.



Genelkurmay başkanı Kimyasal Necdet haliyle böyle
durumlarda “Kürtçe eğitim olmaz”, olursa mozaik bozuluyormuş… diye buyuruyor.



 



Sen hangi mozaikten bahsediyorsun, bu çoğrafyanın
geçmiş renkli mozayiğini mezarlığa çevirdiniz. Ortada tek Türk milliyetçiliğine
dayalı, tekçi “mozaik”      var.



 



Başbuğ da Kürtlere ve Kürdistan çoğrafyasına kollektif
haklar olamaz ve ordu olarak bu tür demeçler geçmişte vermişti. Kürtçe eğitim
olmaz demek Kürdistan halkına kollektif haklar yoktur demektir. İran’da olduğu
gibi varsınız ama haklarınız yoktur politikası yürütülüyor.



 



Öte yandan Kimyasal Necdet ve bir bütün devletin polis
ve militarist güçleriyle “açılım” devam ediyormuş…



“Sivil” görünmekle demokrasi gelmez. Kürdistan da
askeri çözümde ısrar edildiği sürece Türkiye’ye demokrasi yerleşmez.



“PKK’yi halldelim açılım ve demokrasi gelir”
laflarının hepsi hikayedir ve aldatmacadır. Hükümet ve devlet bu tür adımları
sürdürdükçe daha da sertleşecektir.



[email protected]



 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe