BUNALIMDAYIM(3)
Dursun Ali Küçük-11.10.2010-
 
İmralı ile görüşüyorlarmış, müzakereler yapılıyormuş.
Haberin kendisi güzeldir. Görüşme ve müzakereler yapmak iyidir.
 
Kürtlerin önemli bir bölümü belki de çoğunluğu silahlar karşılıklı sussun beklentisi içindedir. Savaştan halk bıkmıştır. Nedeni ne olursa olsun halkın bıktığını Öcalan’da itiraf ediyor.
 
Ama görüşmeler ve müzakereler bir partide konuşulur, ne şartlar ileri sürebiliriz, barış için neleri konuşabiliriz?
 
Şimdi ne KCK, ne BDP nede halkın ve değişik çevrelerin nelerin görüşüldüğünden haberi yoktur.
 
Medya ve basına yansıyanlardan nelerin konuşulduğunu, nelerin kabul edileceğini, nelerin peşinen reddedildiğini okuyoruz.
 
“İmralı çözüm adresidir” diyenlerin barış görüşmelerinde neler söylediğini bilmiyoruz. Ki zaten onlar her şeyini Öcalan’ın insafına bırakmışlar.
 
En fazla basın medyaya sızdırılanlardan neyi anlıyoruz:
 
a-Dağdakiler indirilecek. Genel af olmayacaktır. Ancak eylemlere katılmayan veya başka bir deyişle yöneticiler dışında kalanlara af çıkarılabilir. Bunun  da hala bazı şartları vardır. Ordunun hala buna bile tam ikna olmadığı biliniyor.
 
b- Yöneticilere dağdan inmeden sonra sürgün yolu görünüyor. Onlara yer arıyorlar.
 
c- Suriye ve İran’la ayrıca Kürdistan federasyonu ve Avrupa ile görüşüyorlar.
 
Suriye açısından dağdan inecek gerillanın kabulü sağlanmaya çalışılıyor.
İran açısından da benzer durumlar söz konusudur.
 
d- “Ergenekon Öcalan kullandı veya değerlendirdi. Biz niye değerlendirmeyelim” noktasına gelindi. Görüşme denilen olaylarla Öcalan değerlendiriliyor. Öcalan’da “size söylemiştim, sonunda benimle devlet müzakerelere oturdu”  diyor.
 
e-Kürtler vardır, realitedir ve bazı kültürel ve dil hakları daha genişletilir. Anadilde eğitim olamaz, belki sonuçta seçmeli ders noktasına gelebilirler. Anadilden eğitimden ziyade bazı eğitim birimleri açabilirler.
 
f-Görüşme ve müzakereden sonra MGK bildirisi “terörle “ mücadeleye devam dedi.
 
h-Şimdilik en fazla kavga anadilde eğitim olsun mu olmasın mı? Bu konuda sürüyor.
 
ı-Anayasaya Türkiye vatandaşlığı konulacak. Türk terimlerinin bazıları çıkarılabilir.
 
İlk değiştirilemez denilen üç madde değişmeden Kürtlerle ilgili bir formülasyona ve tanımlamaya yer verilmeyecek. Böylece Türk milliyetçiliğinin ve ırkçılığın kazandığı mevziler değişik biçimde korunmaya çalışır
 
Konuşulan konular aşağı yukarı bunlar. Devlet, medya ve Türk siyaset çevrelerinin sözde en ileri gittiği noktalar bunlardır.
 
Barış için bu şekilde tartışmak saçmalıktır. Kafamıza vura vura birazcık şerbet sunmadır. Yaşadığımız demokratik ve özgürlükçü dünyada bu kadarına barış diyen bir parti ve bir halk ancak nasıl kandırıldığını ispatlayabilir.
 
Normal hukuku ve biraz demokrasisi olan ülkeler ve devletler günümüzde bunları kendileri verirler. Hatta bu düzeyde kalıpta müzakere yapanların isteklerini hemen kabul ederler.
 
Sorun Türkiye, ırkçı, milliyetçi, bütüncü, üniterci olan devlet yapısı olunca, kısaca pek fazla veya hiçbir şeyin olmadığı yerlerde bu yukarıda saydığım maddeler nimet olarak sunuluyor ve kabul ediliyor.
 
Yani bu kadar açılıyoruz. Süreç içinde belki bunun üzerine çıkarız demeye getiriyorlar.
 
Bunları anladık. Bu ne halde olduğumuzu gösterir. Sevinelim mi, ağlayalı mı, dövünelim mi? Şaşırdık hangisini yapacağımızı.
 
Kürt cephesi görüşme ve müzakere biçimleri, Öcalan ile görüşülüp piyasaya yansıtılanlar konusunda suskundur.
 
Öcalan, KCK ve BDP bölümü Öcalan’ı bekliyor. Hiçbir tartışmayı doğru dürüst yapacak siyaset ve iradeden uzak bir duruşu sergiliyor.
 
Aydınlarımızın çoğu suskundur. Diliniz mi tutuldu? Bağlandınız mı?
 
PKK rantınız mı sona eriyor?
 
Toplumda bir kesim tarafından tecrit edileceğinizden mi korkuyorsunuz?
 
Bir bölüm ve hatta çoğunluk için Öcalan, KCK, BDP ile çelişmemek önemlidir. Bundan dolayı susuyorlar.
 
Ancak çok az bir aydım kesimi çabalıyor ve bir şeyler yazıyorlar.
 
Öcalan ve KCK taraftarı halk, herkes kendi cephelerinde Öcalan’ı beklediklerine göre onlarda beklenti içindeler. Hayırlı ve çok iyi şeyler çıkabileceklerine bir kısmı gerçekten inanıyor.
 
Geri kalan halk bölümünün çoğu örgütsüzdür. Barış ve çözüm beklentileri var. Her şeyden öncede silahların susması beklentisi içindedirler. Af çıkarılmasından yanadırlar.
 
Türkiye cephesi medyası, devleti, hükümeti, değişik çevreleri, diplomasi ve trafikle harıl harıl çalışıyorlar. Onları böyle görüp,
Kürt tarafının sakin, tepkili, beklentili, ama aslında gerçek barış ve özgürlük, demokrasi olarak gönlünde yatanları kaderciliğe bırakmaları insanı sıkıyor.
 
Bunalımdayım dediğime göre bir senaryoda ben yazayım:
 
Kısa sürede olur, biraz daha uzun mu çeker çok önemli değildir.
 
Öcalan üniterliğe ve Kemalizm’e karşı değilim diyor. Yeni anayasa uniter yapıyı biraz esnetse de koruyacaktır. Türkiye vatandaşlığı ve bazı hak ve özgürlükler formüle edilecektir. Anayasa ile Kürt kimliği ve anadilde eğitim vb tanımayacaklardır.
 
Yöneticiler dışında genel af çıkaracaklardır. %10 barajını düşürebilirler. Bu KCK yönetiminde yer alan veya şimdi devlet tarafından diğer ülkelerden istenen 248 kişi, -bunlara ayrılan ve eskiden yöneticilik yapanlarda dahil- hepsi sürgünde kalacaklardır.
Öcalan’da kendi açısında bu durumu uygun görecektir. Sadece ayrılanlar değil, kendisine çok bağlıyım diyenleri de harcayacaktır.
 
Kişisel olarak benim kaderimide belirlemeye çalışacaklardır. Bana da sürgün hayatına devam düşecektir.
 
Öcalan’ın koşulları iyileştirilecektir. Dağdan indirme ve silahsızlanma ile birlikte ortamın sakinleşeceği düşünüleceği için Öcalan’a göz hapsi vb uygulanabilir.
 
Kültürel ve dil açısından bazı adımlar daha atacaklardır. Kürtlere kolektif hakları vermeyi kabul etmeyeceklerdir.
 
Anayasa da Kürtler için kolektif haklar olmayacaktır. Türkiye vatandaşlığı ile bireysel olarak herkesin yararlandığı haklardan yaralanacakları söylenecektir.
 
Anayasa, silahsızlandırma ve dağdan indirme ile birlikte, yani bu süreç tamamlanınca Öcalan’a artık eskisi gibi ihtiyaç kalmayacaktır.
ABD, Avrupa, Türkiye vb devletler Öcalan’ı gözden çıkarmışlardır. Bu siyaset pek değişmeyecektir.
 
Piyasaya Öcalan kasetleri, konuşmaları, Ergenekon görüşmeleri, itirafçı duruma gelmesini, yani olup bitenleri, video, kaset, ifadeleri vb bir çok şeyi medyaya sipariş edeceklerdir. Biraz Baykal'ın götürülüşüne benzer bir yol izleyeceklerdir.
 
BDP; KCK kendisini yeniden düzenlemezse etkileri azalacak veya azaltacaklardır.
 
Bomba ortalığa düşecek herkes yeniden uyandığını sanacaktır. Ayrışmalar, bunalımlar, kırılmalar vb yaşanacaktır. Bu bunalım süreci içinde insanlar gözleriyle görecek ve daha sağlıklı düşünmeye başlayacaklardır.
 
Bu süreç aşağı yukarı bu halliyle kapanır. Kürtler açısından yeni bir süreç başlayacaktır. Muhtemelen yeni çevreler, örgütlenmeler vb ortaya çıkacaktır. Eski olanlar yenilenmezse aşılacaktır.
 
Çünkü buna sıkıştırılan, bunun altına veya biraz üstüne çıkan “barış” genelde silahları susturabilir.  Kürdistan sorununa biraz neşter atar, ama çözmeyecektir.
 
Bunalımlar netleşecek ve çözüm için yeni kapılar aralanacaktır.
 
Bu süreçte bunun dalgalanmaları, tartışmaları ve ön hazırlıkları zaten gelişmektedir.
 
Benim ki, bunalımdan çıkardığım bir senaryo, ne kadar tutar veya tutmaz, yaşayıp göreceğiz.
 
Her şeye rağmen umutluyum.
[email protected]
 
Not: Kürdistan’dan dünyaya İNSANLIĞIN BİTMEYEN ÇİLESİ(Modernitenin ötesine geçmek) adlı kitabım Peri yayınları tarafından Türkiye’de basıldı ve dağıtıma sunuldu
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe