“ÇÖZÜM” OYUNLARI VE OYUNCAKLAR VERİYORLAR ELİMİZE…
Silvan olayı asker ve gerillaların yaşamını yitirmesinin sorumlusu operasyon yapan ordudur. Hep gerillayı asıl hedef yaparken özünde kendi askerlerini haklı olmadıkları bir davada insana değer vermeden bir hiç yerine harcıyorlar. Sonrada tarihte ve günümüze kadar yaptıkları gibi suçlu olarak başkalarını arıyorlar. Bu gün ise en açık “suçlular” Kürdistan ve Kürtlerdir.
Dursun Ali Küçük
26.07.2011 - 09:11
Silvan olayı asker ve gerillaların yaşamını yitirmesinin sorumlusu operasyon yapan ordudur. Hep gerillayı asıl hedef yaparken özünde kendi askerlerini haklı olmadıkları bir davada insana değer vermeden bir hiç yerine harcıyorlar. Sonrada tarihte ve günümüze kadar yaptıkları gibi suçlu olarak başkalarını arıyorlar. Bu gün ise en açık “suçlular” Kürdistan ve Kürtlerdir.
“ÇÖZÜM” OYUNLARI VE OYUNCAKLAR VERİYORLAR ELİMİZE…

Dursun Ali Küçük-23.7.2011-

Türkler hep iyilik yapar ve Adalet ve kalkınma partisi gibi adalet dağıtır ve bizleri kalkındırır. Ordu devleti savunmak zorundadır. İktidarı korur. Ya kime karşı? Yazıldığı ve değişmeyen üç temel anayasa maddesi gibi Türkiye’nin harcı ulus-devlet ve bu devlet sınırları içinde yaşayanların hepsini Türk yapmaya ve Türk milliyetçisi gibi yaşamaya davet eder. Ordu katliam ve soykırımlarla bunun temelini atmıştır. Bu günde devlet, ordu ve resmi partiler esas olarak bunu korumayı hedefliyorlar.

Türkler hep iyilik ve tarihte herkese iyilik yaparken, Osmanlı ve cumhuriyet yönetimine karşı en doğal, ulusal ve özgürlük gibi haklarını arayan Kürdistanlılar, Kürtler, diğer halklar, Aleviler ve benzer ise kötüdür.

Kürtlerin ve Kürdistan ulusal demokratik mücadelesinin kötü olduğu, savaş ve şiddet istediği son Silvan olayı ile birlikte yeniden gündeme konuldu. Her şey tersine değişmiş gibi, bir olayı kullanarak aslında değişmeyen ama yeni koşullara kısmen uyarlamak istedikleri politikalarını yeniden gündeme koyuyorlar.

Silvan olayı asker ve gerillaların yaşamını yitirmesinin sorumlusu operasyon yapan ordudur. Hep gerillayı asıl hedef yaparken özünde kendi askerlerini haklı olmadıkları bir davada insana değer vermeden bir hiç yerine harcıyorlar. Sonrada tarihte ve günümüze kadar yaptıkları gibi suçlu olarak başkalarını arıyorlar. Bu gün ise en açık “suçlular” Kürdistan ve Kürtlerdir.

Oysa TC suçlarını örtmede ustalaşmıştır. Ne oldu da Silvan olayında asıl sorumlu oldukları halde bu kadar kıyamet koparıyorlar? Askerler için timsah gözyaşları döküyorlar. Türk analarına acı yaşatırken Kürtlerin analarını ise doğduklarına bin pişman yapmak istiyorlar.

Son gelişmeleri kaygıyla izledim. Medya ve partiler tek düğmeye basılmış gibi aynı ağzı Kürdistan, Kürtler ve mücadelelerine karşı kullanmaya başladılar. En demokratik güya barışçı çözümden yana görünenler ise suçu Öcalan’ı dışlayarak KCK ve diğerlerine yıkmak istiyor. Sorunu silahsızlandırma, af, dağdan indirme üzerine kuruyorlar.

Onlar bunu yaparken Öcalan’da “bana fırsat verin bir haftada dağdan indireyim” veya “Erdoğan şiddet dışında anayasal yolla çözeceğini söylesin hemen dağdan indireyim” diyor.

Resmi partiler AKP, CHP, MHP aslında “terör” bahanesi ile Kürdistanlılara karşı ortak mutabakat sağlayarak veya bunu yenileyerek bildiri yayınladılar.

Çok utanmazdırlar. Utanmazlarsa “donunuzu indirin size açık tecavüz edeceğiz” diyecekler. Ama siyaset diliyle söyledikleri tamı tamına budur.

Kürdistan ülkesi ve halkıyla(ayrıca diğer bütün halklarda dahil) birlikte zorlan ve inkarla üzerine kurdukları baskı ve yok etmeyi günümüz koşullarına uyarlayarak sürdürmek istiyorlar. Bütün son hamlelerin amacı gerillayı dağdan indirmek ve anayasayı genel vatandaşlık esasları üzerine yeniden yapmaktır. Yani eskidende Kürtler ve herkes vatandaştı. Faşist ve milliyetçi, ırkçı anayasada nasıl vatandaş isek bu kez kolektif hakları tanınmadan ve Kürdistan’ın ülke ve ulus olmaktan kaynaklı hiçbir temel hakkına yer vermeden sivil ve sözde demokratik anayasanın vatandaşları olacağız.

Adamlar bir lütufta bulunuyorlar. Irkçılık ve faşist, milliyetçi kafa ve politikaları, yasaları temizlemeden Türk kelimesini kullanmak yerine Türkiyeli kelimesini kullanacaklarmış. Kandırmanın böylesine pes denilir yani.

Türkler hep iyidir ya!... Kürtlere ve diğer halklara bu şekilde kıyak yapacaklar. Birde anadan doğma haklarımızı koruyacaklarmış, yani anlayacağınız temel haklarımızı tanımayacaklar, kel aynaklar gibi korumaya alacaklar.

Vay anasına be! Türk kardeşlerimizin yeni kıyak ve iyiliklerini duydukça gözlerim yaşarıyor. İçim kararıyor. Oyun oynanmasına nerdeyse herkes katıldığı için gidin oradan ne kardeşliği demek içimden geçiyor.

Üstelik faşist ve ırkçı bir anayasaya ve herkesi Türk yapmak marifet saydıkları gibi Aynur Doğan Kürtçe türküler söylediği için linç edilmeye kalkıldı. “Türkçe söyleyin” diyormuş eğitimli ve linççi adam. Demezler mi okullarınızda ve kamu alanında hep Türkçe konuşuyoruz. Anlaşılan o eğitimli ırkçı kafalı adam, aynı devlete uyarak “vatandaş sen Türksün” demek istiyor. Başka türlü okumak mümkün değildir.

****

Oyunlar oynanırken oyuncular bulunur. Aktörler yanında figüranlarda aranır.

Bu durumu devleti ve Türk milliyetçiliğini bildiğimiz için yadırgamıyoruz. Yapacakları işlerdir. Devlet, hükümet ve ordu bir anda düğmeye basılmış gibi politika uyguluyorlar.

Medya’da bunu faşist, demokrat, milliyetçi, “barışçı”, liberal ve güya şiddete karşı olduklarını, şiddetin kalkmasının tek sebebi ve ortadan kaldıranı olarak KCK-PKK olarak görüyorlar. Bir iki yazar dışında kimse ordudan “elini tetikten çek” diyemiyor. PKK ve gerilla olmasa güya ordu şiddet uygulayamayacakmış hikayelerini okuyorlar.

PKK’den öncede bu orduyu biliyoruz ve tanıyoruz. Kürdistan cumhuriyet tarihi boyunca hep ordu ve silahlı güçlerin denetimi altındadır. Cumhuriyet partilerinin mantığına göre söylersek Kürdistan’da hep özel savaş, soykırım hareketleri, genel valilik yani müfettişlik, yani kısaca çoğunlukla olağanüstü haller, sıkıyönetim vb altında yaşamıştır. Olağan sayılacak haller zaten yoktur. Cumhuriyet partilerinin olağan dedikleri dönemler veya yıllar ise azdır.

Şimdiki oyun ise sivil anaysa ile yapılıyor. Dikkat ederseniz Türklerin önemli çoğunluğu hatta ezici çoğunluğu –burada Türkler kelimesini bilinçli kullanıyorum, kim ne derse desin işin gerçeği buna dayanıyor- Kürdistan ve Kürtlerin temel haklarından söz etmez. “Çözüm” sadece bireysel haklarda görülüyor. Devleti ve vatandaşı bu temelde ağırlıklı düşünüyor. Kürdistan ve Kürdistan halklarının temel haklarını tanımadığı zaman geriye sadece dağdan gerillayı indirmek ve insafa gelip af çıkarmak, siyasal ortamı biraz yumuşatmak ve bunların hepsini sanki Kürtlere iyilik yapıyormuş gibi göstermek istiyorlar.

Erdoğan Kürt sorunu yoktur diyor, Kürt vatandaşlarımın sorunu vardır diyor. Evet, bana görede Kürt sorunu yoktur, Kürdistan ve Kürdistanlıların ulus ve ülke olmaktan kaynaklı temel ulusal-demokratik ve anadan doğma hakları vardır. Bu haklar için mücadele edilmektedir.

Anayasa bu temel sorunları ve en azından kimliği açıkça kabul etmeyi ve kolektif haklara vurgu yapmadıkça, yeni oluşacak anayasa ulus-devlet çerçevesini fazlaca aşamaz. Türklerin 100 yıldır sağladığı egemenlik ve sömürgecilik olduğu gibi kalacaktır.

Öyle belediyeler için Avrupa şartını kabul etmekte Kürdistan sorununu çözemez. Avrupa şartında belediyelerle ilgili bu şarta benim itirazım yok. Bununla Kürdistan’a statü aramak boşunadır. Belediyelere özerklik şartı olduğu gibi Avrupa Birliği ve her ülkenin kendi içinde uluslar ve halklar için özerklik, federasyon, konfederasyon ve gerektiğinde ayrılma hakları tanınmakta ve bunlar uygulanmıştır.

Erdoğan ve TC yönetimi Kıbrıs’ın 30.000 Türkü –çünkü Kıbrıs işgali olunca Türkler bu kadardı- için ayrı devlet kuranlar ve şimdide sözde de olsa eşit federasyondan vazgeçmeyenler, 20 milyondan fazla Kürdistanlılar ve Kürtler için bırakalım özerkliği, anadilde eğitimi, iki dilli yaşamı kabul bile etmiyorlar.

Hal böyle iken dağdan kuzu kuzu inin, özeklikten vazgeçin, “gelin barış yapalım” diyorlar. Bunun adı yalancı barıştır. Oyundur ve hiledir. Seyit Rıza ve Şeyh Saidleri çok eleştirende günümüz koşullarına göre ve insanlık aleminde bu gün yaşanalar dikkate alınırsa bu iki liderin bile gerisine düşmüştür. Sosyal Lozan veya anayasal çözüm denilerek yeni bir Lozan’ı Kürtler ve Kürdistanlılar kabul edemez. Kaçınılmaz olarak sorgulamaya başlarlar.

****

Kürdistanlılar ve Kürtler oyunları ve çevrilen dolapları çeşitli dönemlerde yaşarak gördünüz. Silvan olayı bir bahanedir. Silvan olmasa başka bir tezgah yaparlardı ve yine anı güncel ve orta vadeli politikaları gerçekleştirirlerdi. Kesinlikle bunlara kanmayalım.

Tek yanlı sadece PKK silah bıraksın, ordu elini tetikten çekmesin diyenlerin barış çağrıları aldatmacadır.

Kardeş olacaksak temel haklarımıza saygı göstersinler, başka türlü “kıyaklar” ve “iyilikler” oyundur ve aldatmacadır.

Kendinizi Arap Baharı ve sivil itaatsizlik, en doğal haklarınız için Bileşmiş Milletler kararları, evrensel insan hakları ve ulusların, ülkelerin haklarının bize de yakışacağı ve bunlardan vazgeçmeyeceğimiz inancı ve bilinci ile direneniniz.

Liderler, partiler ne derlerse desinler, doğruyu söylerlerse amane, söylemezlerse de kendinizi koruyunuz. Arap halk direnişi ve baharı gibi bir araya geliniz.

Düşmanlıkları körükleyenlere ve kandıranlar ve sizleri figüran yapmaya çalışanlara uymayınız. Ne olursa olsun, birbirimizi eleştirelim, doğruya çağıralım, ortak aklı ve ortak iradeyi bulmaya çalışalım. Ama Türklerin iyiliklerine ve lütuflarına ve tarihte olduğu gibi “bağışlamalarına” kanmayalım. Kürdistanlılardan kim olursa olsun bizleri bu yola çağıranlara kanmayalım.

İyi direniyorsunuz. Halkın direnişine ve özverisine saygı duyuyorum. Direnmek en doğal haklarıdır. Kendi barışımızı sağlamadan Türklerin ve TC’nin bizimle haklarımız temelinde barışacağını sanmıyorum.

Son faşist, ırkçı ve milliyetçi dalgalanmaları hep birlikte göğüsleyelim. Saldırılara karşı ortak tavır alalım. Ne düşünüyorsak düşünelim, birbirimize eleştirilerimizi de yaparak birlikte hareket etmenin yolarını aramaya devam edelim. “Çözüm” oyunlarına kanmayalım ve elimize oyuncak tutulup boşa oynamaya fırsat vermeyelim!...

[email protected]

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe