GAZZE AMBORGUSUNUN KALDIRILMASINI İSTEYENLER
DERSİME AMBARGO KOYDU
Dursun Ali Küçük
Bu günlerde Türkiye Gazze ambargosunun kaldırılmasını istiyor ve İsrail’i her konuda hedef tahtasına koydular.
İlkin diplomatik ve hukuki açıdan ve devletler arası ilişkiler gereği hiçbir devlet savaş halinde olmadığı bir ülkeye karşı ağzına gelen her şeyi söyleyemez.
Müslüman kardeşlerimizden milliyetçi ve üniter kardeşlerimize ve hatta faşist birlikçi ve inkarcı kardeşlerimize kadar herkes Marmara gemisine saldırıyı kınadıkça kınıyor. Hükümet can siparene hak, hukuk, adalet ve barış için bu işleri yaptığını özellikle vurguluyor. Gazze zulmünü dile getiriyor.
CHP milliyetçiliği hükümeti pasiflikle suçluyor. MHP İsrail’e elinde gelirse Türkün yumruğunu göstermek istiyor.
İHH ve bazı yardım kuruluşlarının yardım götürmesine hiçbir itirazım yok, ama bunu TC devleti inisiyatifinde ve onun siyasetine zemin sunacak şekilde yapması hoş karşılanamaz.
Bana sorarsanız, Kürdistan’a veya başka bir azınlık ve inanca yadım Türkiye’ye rağmen getirilse Türkiye’de İsrail’in yapacağını bir biçimde yapar.
Nitekim Gazze ambargosunu kırmak için Türkiye’den gemiler yola çıktı. Bilinen olaylar yaşandı.
Türkiye bunu Ortadoğu siyasetinde kullanmak istiyor. Konu Filistin olduğu için Müslüman daha doğrusu Müslüman milliyetçiler hemen buna razı oluyor.
GAZZEYE AMBORGOYU KALDIRMAYA GİDERLERKEN PEKİ HEMEN PEŞİNE DERSİME NEDEN AMBORGO KOYDUNUZ?
Genel Kurmay başkanlığı kararı ile Dersim geçici 5 güvenlik bölgesine ayrıldı ve buralara yasak kondu.
 Hükümet, devlet, CHP ve MHP, barış isteyenlerin bazıları bakıyorum bu konuda suskundurlar.
Geçen günlerde Dersim’e yakın Batman köyü alanında gerillalar polis noktasına saldırı düzenledi. Hemen kıyamet koptu. Helikopterler ve uçaklar devreye girdi. Derism merkezi ve yakın alanı bombalandı. Halk huzursuzluk ve endişe ile bu durumu yaşadı. Burada mı , Pülümür alanında mı çıkan çatışmalarda 5 gerillanın silahları ile ele geçirildiği söylendi.
Çatışmada her tür pervasızlığı devlet ve ordu kullanıyor.
Ama ortaya bir kez daha çıkan bir gerçek vardır.
Dersim’in Mustafa Kemal, İnönü, Bayar ve CHP kısaca devlet tarafından pilot bölge seçilmesi ve “bir koloni” olarak ele alınması sona ermiyor.
Bu polise saldırı olayını da gerekçe yaparak Dersim’in kırsal alanının neredeyse çoğunu yasak bölge ilan ettiler. Buralara kimse girmeyecek. Üretim yapmayacak, yaylaya çıkmayacak, hayvancılık yapmayacak, işin özü her şeye yasaktır. Ve burada görülenler her an vurulabilir. Ne oldukları hiç önemli değildir.
Devlet ve ordu yine hükümet olarak iki yüzlüsünüz.
Gazze’den ambargo sona ersin, Dersime yeni ambargolar konsun.
Hala eskiden boşaltılan epeyce köy var.
Barajlar yapılarak Dersim sular altında bırakılıyor. Şimdiden diasporada çoğalan ve Dersim’deki nüfustan daha fazla olan Dersimlilere yeni Dersimliler eklenecektir.
Neredeyse her ilin nüfusu artarken Dersimin nüfusu azalıyor.
Geçmişten bu güne Dersimde ciddi istihdam ve iş alanları yoktur. Türkiye ekonomide son yıllarda büyüdüğü halde Dersim’e düşen yine eskisi gibi kırıntılardır.
Peki ordu, devlet ve hükümet Dersim’in bir kesimini Dersimlilere neden yasaklıyorsunuz?
Hani bu günlerde sözünü ettiğiniz hak, hukuk, adalet ve barış.
Filistin’e adalet, hukuk, barış getirmeye ve zulmün sona erdirilmesine giderken bize neden zulüm ediyorsunuz?
Kürdistan’a ve Dersim’e neden yasak getiriyorsunuz?
Kürdistan’a ve Dersim’e hak, hukuk ve adalet yok mu?
Dersim’le barışmayacak mısınız, hep savaş, yasaklar ve yok etme, bizi değişik biçimlerde sürgün etme, soyumuzu adım adım tüketme ile üzerimize geliyorsunuz.
Barış ve adaleti, barışı uzaklara götüreceğinize ilkin Kürdistan ve Dersim’e getiriniz.
Bunu yaparsanız sizin barış, adalet ve hukukunuza saygı duyarız.
Bunu yapmadığınız sürece siz birer sahtekarsınız.
İsrail’e öldürmeyeceksin, ambargoyu kaldıracaksın, işgale son vereceksin, Filistinlilerin haklarını vereceksiniz diyorsunuz.
Amane! Eyvallah, bu konuda söz yok. Suskunluk hakkımızı kullanıyoruz.
Dersime neden geçen hafta ambargo koyduğunu buyur izah et. Dersim ve Kürdistanlılarda sizin ambargo, kirli savaş, sürgünler, öldürmelerinizden, yasak bölgeler ilan etmenizden bıktı. En önemliside sizin işgaliniz altındayız.
Siz İsrail’den daha zalim ve soykırımcısınız?
Bir yazar Erdoğan’a şunu hatırlatıyor. Maden İsrail’e “öldürmeyeceksin” diyorsan sende Kürdistanlıları veya Kürtleri öldürme demeye getiriyor.
Erdoğan hemen açıklama yaptı. Bakınız ne diyor? “Hiç olurmu, bizle İsrail bir miyiz? Bizde terör var, askerlerimizi öldüreni nasıl öldürmeyeceğiz demeye getiriyor.
Yani öldürme, yasaklar, yasak bölgeler, ambargolar, 20 bine varan faili devlet olan cinayetler Türkiye’ye, devletine, hükümetine vb haktır.
Tam bu sırada kendini Kürtlerin büyüğü sananda AKP’yi tehdit ederken, CHP’lilerle ve Ergenekoncularla paslaşın mesajları veriyor.
Bazıları paslaşır, ama ayaklar altında giden ve zarar gören halktır.
Hedefi ve amacı belli olmayan, birinin elini güçlendirmek, paslaşmalarını artırmak için yapılan bir savaş değildir.
Keşke doğru dürüst savaşa bilseydik? Paslaşmalar ve kişisel konum güçlendirmek için olmadık savaşı ve daha önce ısmarlama savaşı başlatanlar aslında savaş olan bir savaşı bir hiç yerine bitirdi. Hem de hiçbir barış yapmadan. Bir şey elde etmeden. Dağıttı ve tasfiye etti.
Sonra Ergenekoncular için istedi. Buna yok dedik. Bunun için kanımızı akıtmayız.
TC devleti bazı şeyleri bahane ederek üstümüze gelecek ve halka daha fazla saldıracak, bilinen politikalarını uygulayacak.
Dersim’e uygulan ambargoyu ve yasak bölgeleri çoğaltmayı başka yerlere yayacaktır.
*** Genel Kurmay Başkanlığının askeri yasak bölgeler kanuna göre Dersim’e haksız tarda geçici beş bölgeye ayrılıp yasak konması Dersimliler tarafından protesto edildi.
Dersim İHD başkanı avukat Yıldırım, "Genelkurmay Başkanlığı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununa göre bu geçici güvenlik bölgelerini oluşturduğunu ifade etmekteyse de maalesef bahsettiği yasada sivil yerleşim birimlerinin veya operasyon bölgelerinin geçici güvenlik bölgesi tespit ve ilan edilebileceğine dair hiçbir kanun hükmü bulunmamaktadır" dedi.
Ayrıva protestoyla birlikte Dersimli bazı köylüler genel Kurmayı mahkemeye verdiler.***

 

Üstelik TC bölge politikası açısından İsrail’i bu kadar hedef yaptı.
Türkiye’deki yönetim, hükümet, devlet, siyasi müslümanım diyenlerin çoğu bu konuda sahtekarca yaklaşıyor.
HAMAS; ABD; AB, İsrail ve bazı başka devletlerce terörist görülüyor. Terörist görmekten öteye İran ekseninde olan bir partinin Gazze’ye hakim olmasını istemiyorlar. Hamas’tan dolayı BM bile Gazze’ye diğer Filistin alanlarından daha gevşek yaklaşıyor. FKÖ ve bazı Arap devletler ide Hamas’ı istemiyor ve onlarda ismi konulmamış bir ambargo uyguluyor.
FKÖ uluslararası alanda kabul görüyor, HAMAS ise görmüyor. Buraya uygulanan ambargonun arkasında bu siyaset yatıyor.
Müslüman aktivistler ilahi gazzeye yardım etmek istiyorsa FKÖ alanını, Ürdün ve Mısır’ı kullanabilirdi. İlkin başvuracağı yerler burası olamazmıy dı?
İHH ve benzer Gazze ambargosunu kaldırmak isteyen barışçı olduğunu zulme karşı durduğunu söyleyen Müslüman aktivistler; aynı süreçte Dersime konulan ambargoya ne diyorsunuz?
Dersim’de yasak bölge ilan edilen kırsal alanının önemli bir kesimine karşı bir destek sözünüz yok mu?
İsrail’e karşı çıkıp, devletinizin yaptıklarına evet mi diyeceksiniz?
Buyurun, İsrail konusunda biz sizin yanınızdayız. Ambargonun kalkması ve Filistin sorununun gerçekten çözülmesini istiyoruz. Filistinlilerin geçmişte olduğu gibi Müslüman devletler tarafından sırasıyla kullanılıp sonra ortada bırakılmasına karşıyız.
Umarım bu politikaları uygulayanlara da karşı çıkarsınız.
Buyur sizde geçen hafta DERSİME UYGULANAN AMBORGOYA KARŞI ÇIKINIZ!
Devletin ve ordunun bu uygulamasına tavır alınız!
Bunu yaparsanız samimiyetinize inanırız.
İki adam varmış. İkiside insanları vuruyor cinayet işliyormuş. Hedef yaptıkları insanlar kendisini savunsa da hemen tek tek etkili olamıyorlar. Derken böyle sürmüş. Sonra bu adamlardan biri daha güçlü olduğu için diğer adamı katil ilan ediyor. Herkesi katil olana karşı olamaya çağırıyor. Ama bu durum bir süre böyle devam eder. Gün olur, zaman geçer. İnsanlar güç olur ve bu kez iki adamıda katil olarak mahkum ederler.
İsrail’e “öldürmeyin” diyorsunuz. Bu konuda yanınızdayız.
Türkiye’ye ne zaman vatandaşlarınızı öldürmeyin derseniz, suç işleyene ortak olmazsınız. Demediğiniz sürece kendi devletinizin suçlarına ortak olmuş olursunuz.
Sadece Dersim açısından anlatayım.
Aslan, kurt, tilki, eşek bir araya gelip bir toplantı yapmışlar.
Toplantıda Aslan nasıl avını parçaladığını, saldırdığını, bütün hayvanların ondan nasıl korktuğunu ve ne kadar hayvan parçaladığını anlattıkça anlatıyor.
Konuşmasını bitirince, valla bravo, ne kadar iyi etmişsin diyorlar. Helal olsun.
Sonra Kurt işi ele alıyor, avına nasıl yaklaştığını, kurt kanununu, avını nasıl pusuya düşürüp öldürdüğünü ballandırarak anlatıyor.
Konuşmasını bitirince, ne kadar iyi etmişsin, sana da helal olsun diyorlar.
Derken Tilki kurnazlığını anlatıyor. Kurnazlığı ile avını nasıl kandırdığını sonra nasıl avlayıp yediğini anlatıyor.
Bitirince onada helal olsun diyorlar.
En son Eşek sözü alıyor:
Çalışıyordum, ağır bir yüküm vardı. Bir bostanın yanından geçiyordum. Orada bir kabak çiçek açmıştı. Bostandaki bu kapaktan bir çiçek koparıp yedim deyip devam etmek isterken,
Hemen aslan, kurt ve tilki söze karışıyor, eşeği konuşturmuyorlar. Vay sen ne yapmışsın, o çiçeği nasıl yedin diye söz birliği etmişçesine saldırıya geçiyorlar.
O kabak çiçeği büyüyecekti, kabak olacaktı. Kabak içinde binlerce kabak çekirdeği oluşacaktı. Bu kadar kabağın ölümüne nasıl sebep olursun diye eşeği suçlu ilan ederler.
İsrailliler 1945’ten sonra başladılar Filistinlilere zulüm etmeye. Daha öncede gerek Ortadoğu’da gerek dünyada İsrailliler büyük zulüm ve soykırımlara uğramışlardı.
İsrail şimdi kurt pozisyonundadır.
Türkiye ise yüzyıldır Kürdistan’ı ve Kürtleri eziyor. Osmanlılar dönemi eklenirse 500 yıllık bir tarih vardır ortada. O zamandan bu yana Kürdistan ve Dersim çokça soykırımlardan geçirilmiştir. Cumhuriyetle birlikte yaradandan dolayı ve anadan doğma haklarımızda inkar edildi ve hala devam ediyor.
Türkiye ise burada aslandır.
Tilkilerde arada kalan ama güç olmak isteyip doğru dürüst güç olmayan ve suç işlemeye eğilimli devletlerdir.
Dersimliler dün “suçlu” ilan edildi ve soykırımlar, sürgünler yapıldı ve hala değişik biçimde devam ediyor.
Dersimde burada eşektir. Belki siyasi anlamda bir çiçekte koparmamıştır, ama bir çiçek koparmışız diye bize bu kadar zulmü reva görüyorsunuz.
Bu öyküde en genel anlamda Kürdistan’ı da koyabiliriz. Kürtler neden çiçek kopardı diye suçluyorsunuz.
Neden?
Kendi büyük suçlarınızı gizlemek için.
İsrail Filistinlilere, Türkiye Kürtlere kabak çiçeği kopardığı için saldırıyor.
Ama ikisi de zulüm, katliam, sürgün, cinayet işliyor.
Göremediğiniz ve görüpte inanmak istemediğiniz veya görüpte es geçtiğiniz temel nokta budur.
[email protected]
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe