Gerilla Rolünü Oynadı
Kürdistan sorunu çözülmedikçe Türkiye’ye demokrasi gelmez.Gerillaya emeği geçen , şehit olan, gazi olan tüm arkadaşları, gerillayı seviyorum. Kürdistan için gerekeni yaptınız. Ağırlıklı yanı budur.
Dursun Ali Küçük
30.05.2013 - 01:01
Gerilla Rolünü Oynadı-Dursun Ali Küçük


Geç fark edenlere gerilla rolünü oynadı desen ne farkeder ki?

Sana ?biz her zaman ve her koşulda haklıyız? diyeceklerdir.

Ayrıca herkes bunu söyleyemez, kimin söyleyeceği önemli olan. Doğru ve yanlışlığına bakılmaz.

Evet, Kuzey Kürdistan?da gerilla çoktan rolünü oynadı.1993 lerden sonra öne çıkması gereken siyasetti ve bunun kurumlarıydı. Reel sosyalizm çökünce ve soğuk savaş sona erdiğinde uluslararası durum, ilişkiler ve çelişkiler yeni bir boyutta seyretti.

Askeri zafer dediğiniz düşmanı topuyla ve tüfeğiyle söküp atamak değildir. Bu dünyada çok az gerçekleşmiştir. Önemli olan düşmanın siyasi askeri vb poltikalarını işlevsiz hale getirmek ve felç etmektir.

Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi 20. Yüzyıl bitmek üzereyken gerilla ile istediği sonuçları aşağı yukarı almıştı. Siyasal mücadele, kitle direnişleri, serhıldanlar, uluslararası ve diplomaside yeni ataklar, ilişkiler ve hareketin kendini her düzeyde yeniden örgütlemesi ve değişmesi önem kazanmıştı.

Böylesi bir durumda gerilla asıl rolünü oynamıştı.

Osman Baydemir ?gerilla miadını doldurdu? dedi ve neredeyse afaroza uğruyordu, istifa etmenin eşiğinden döndü. Aslında söylediği doğruydu.

*****

2003 te PKK lideri Öcalan, savaşı yeniden tartışabilirsiniz diyordu. AKP hükjümet olmuştu. Ordu-Ergenekon darbe yapmak istiyordu. 1999 da söylenen Demokratik cumhuriyet ve yine Türkiye?nin demokratikleşmesiydi. O zamanlar PKK içinde bir grup arkadaş, sorun demokratikleşme ise "demokratik Türkiye için savaşa gerek" yok diyorduk. Bir kısmımız işte başlatılan savaşın kurbanı olduk.

O zaman AKP hükümertti, iktidar Ergenekon ve ordudaydı. Ergenekon AKP yi götürmek istiyordu. Savaşa ihtiyaçları vardı. Ancak Ergenekon darbe yapmayı başaramayınca savaşın seyri değişti.

Yıl 2013, aradan on yıl geçti. Yeniden sınır dışına çekilme gümdemleşti. Silahlı mücadelenin belli bir noktadan sonra rafa kaldırılacağı belirtildi. Newroz?da KCK lideri Öcalan?ın ilan ettiği ?manifesto? gündeme geldi. Türk-Kürt ittifakı ve İslam kardeşliği öne çıkarıldı. ?demokratik kurtuluş? öne çıkarılmaya başlandı. Barış süreci başlatıldı.

2003 te savaşaın başlatılmasına karşı çıkanlar, İslam kardeşliğinde bahsetmiyordu. Amaçlar ve talepler konusunda daha ilerdeydi. PKK nin iç demokratikleşmesini savunuyordum. İttifaklar politikasını gözden geçirmesini, iç infazların durdurulmasını, PKK ye gönüllü katılma gibi ayrılmanında normal karşılanmasını, madem demokrasi diyoruz, demokrasinin gereklerini Kürtler içinde ve örgüt içinde yerine getirmemizi, kendimiz tutarlı olalım ki, başkaları için sistemimiz çekici olsun diyordum vb vb...gerçek bir değişim kısaca...

Kuzey Kürdistan da siyaset ve direnişlerin öne çıkarılmasını, askeri gücün geri düzeyde korunmasını istiyordum....Ve başka şeyler...

Amaçlar bakımından daha ileri, üstelik PKK nin buna karar vermesini vb tartışıyorduk. Neyse biz ayrıldık, ?ihanetçi olduk?. Bu gün gelinen 10 yıllık sonraki noktada daha geri talepler ve barış süreci var. Üstelik Misakki Milli biçiminde Türkiye nin bölgenin emperyalist gücü olması isteniyor. Kürdistanlıların ve PKK lilerin gönlünde bunun yatmadığını biliyorum. Teoriye göre bunu söylüyorum.

*****

Ben KCK kongresinin toplanıp nasıl bir barış veya savaş, nasıl yeni politikalar olması gerektiğini, bölge durumunu değerlendirmelerini, güncel ve orta vadede nelerin yapılması gerektiğini, silahlı mücadeleye son verilecekse önemli gerekçeleri ile ortaya koymasını tercih ederdim. Doğru veya yanlış nokralar varsa katılır veya eleştirirdik. Hazmedemedik söylemleriyle kabul edildi. Bu da kendi bilecekleri iştir.

KCK nin pratikte biraz farklı davranacağını düşünüyorum. Teoride söylenenleri en azından yumuşatabilir, kimi yerleri yumuşatabilirler. Özellikle AKP politikalarının gerçek bir çözümden yana olmadığını gördükçe, şimdi girdikleri yola fren koyacaklarını düşünüyorum. Belki yanılırım, en azından böyle bir olasılık var.

*****

Kürdistan?da ayrışmalar ve saflaşmalar hızlanacak. ?Barış süreci? bahçesinde özellikle Kürt gençleri, dinamik kafa ve ruhlu insanların yeni arayışlara gireceklerini, bu süreçle birlikte, kırılma ve hayal kırıklıkları yanında pişen ve yaşayarak öğrenen bir kuşakta şekillenecektir. Kürdistan Kurtuluş Mücadelesine, birey, grup, topluluk ve aydınlanma düzeyinde yeni halkaların eklenmesi kaçınılmazdır.

Kürdistan halkının haklarına saygı duyulmazsa meşru direnme hakkı, BM?nin tüm halklara ve uluslara tanıdığı meşru direnme mevzilenmesi gelişmeye devam edecektir.

Örneğin Batı Kürdistan?da halk kendini silahla savunacaktır, meşru direnme hakkını her düzeyde kullanması hakkı ve koşulları gereğidir. Doğu Kürdistan?da öyledir. Kuzey soluklanacaktır. Meşru direnme ile her türlü hakkı saklıdır.

Evet, gerilla rolünü oynadı, gerekçelerini burada sıralamıyorum. Farklı direnişlerin gelişmelere göre kullanılması daha doğrudur. Barışa hayır demiyorum. Manifesto adı altında amaçların belirsizleşmesine karşıyım. İsrail de demokrasi var, Filistin devlet hakkını AKP dahil dünyanın bütün güçleri destekliyor. Sözü edilen demokrasi Batı ve ABD de var. Bağımlı ülkelerin çoğunda demokrasi yok.

Kürdistan sorunu çözülmedikçe Türkiye?ye demokrasi gelmez.Gerillaya emeği geçen , şehit olan, gazi olan tüm arkadaşları, gerillayı seviyorum. Kürdistan için gerekeni yaptınız. Ağırlıklı yanı budur.

Direniş olmadan kurtulamayacağımız ise kesinidir. Devamlılığında sayısız yarar vardır. Direniş olmadan, haklarımızı tanımayacakları kesin. Barış ama onulu bir barış. Barışa evet, barış dilencisi olmaya hayır.

Dursun Ali Küçük

29.52013

*****************************************

Not: İki yıl önce yazdığım ve benzerlikler arzeden bir yazımı ekte veriyorum. İlgi duyanlar okuyabilir.

Savaş nasıl biter?

Bu herkesin sorması gereken hayati ve can alıcı bir sorudur.

Herkesin vereceği cevapta bir o kadar net olması lazımdır.

Lafa gelince TC yönetimleri yürütülenin açıkça savaş olduğunu kabul etmiyorlar.

Öte yandan ise ordu hep iç güvenliği sağlamaktan, alınan, alınacak tedbirlerden, yapılan yüzlerce daha doğrusu binlerce büyük ve küçük operasyon yaptığından söz etmiştir.

Binlerce operasyon ne için yapılıyor?

Binlerce operasyondan sonra gerillayı yok edemiyorlar ve edemezler.

Savaş, ordu ve PKK açısından tıkanmıştır.

İki taraf açısından savaşla kazanılacak bir şey, hemen hiç bir şey yoktur.

Savaşın ne kazanan ne kaybeden tarafı vardır.

Öcalan?ın yakalanmasından sonra PKK açısından savaş bir nevi sona erdirilmişti.

Savaşı yeniden başlatan Türk Genel Kurmayı, ordu ve Ergenekon?dur.

En son Taraf gazetesi kafes Eylem Planı?ndan sonra ?Balyoz Eylem Planı? nı yayınladı.

O zamanın 2002*2006 1. ordu komutanı ve ayrıca TSK internet sitesi o dönemde seminerler ve tatbikatlar yaptığını kabul ediyor.

Darbe her zaman yapmaya hazırlar. Açık yapılan darbeler zaten fiilidir.

Fiiliyata dönüşmemiş veya başarıya ulaşmamış darbeleri ise gizliyorlar.

Bu ordunun darbelerden, Ergenekon?dan, kendisine bağlı oluşturulan JİTEM, kontrgerilla eylemlerinden, faili meçhullerden, yerleşim yerlerinin boşaltılmasından haberi yoktur.

Uzaydan birileri gelip bu işleri yaptılar.

Bu ordu, adına savaş demediği, ama uğruna binlerce operasyon yaptığı, irili ufaklı olanları saymazsak, küçük ve büyük 5.000 ve 10.000?den az olmayan askerin katıldığı operasyonlara savaş demiyor.

Öte yandan ise herkes savaşın bitmesinden söz ediyor.

Büyük çaplı operasyonlar ise 20-30.000 binden başlayarak 100.000e kadar ulaşan operasyonları yapmıştır.

Kamuoyu algısı, devlet, hükümet ve medyanın büyük çoğunluğu savaş bitsin, analar ağlamasın, barış olsun derken sadece ve sadece PKK ve gerillaları görüyorlar.

Bakın işte savaş orda diyorlar.

Onlar savaşı bitirsin dağdan insin, savaş biter diyorlar.

KOCAMAN BİR HAYIR VE KORKUNÇ YALAN!

Evet, PKK gerillaları dağdan inse bile savaş bitmez.

Biteceğine inanmıyorum.

Her gün başımıza bir darbe planıyla çıkan bu ordu, dış düşmandan çok kendi halkı ve hükümeti ile vb çevreleriyle uğraşan bu ordudan nasıl savaşı durdurun diyebilirsiniz.

12 Eylül bir darbeydi. Darbeler Türkiye?de gelenek haline geldi.

Son yıllarda kaç darbe planı ortaya çıktı.

Bütün kirli işlerin organizasyonu, faili meçhuller, darbeler, katliamlar, tezgahlar vb gidip orduya dayanıyor.

Ordu kendi asli görevine dönmediği sürece, halkın iradesine uymadığı sürece, en azından hükümeti dinlemediği sürece savaş bitmez.

Biten var diyene ben şunu söylüyorum:

YALAN SÖYLÜYORSUNUZ.

Cumhuriyet kurulduktan sonra bu ordu hep iç savaş yürütmüştür.

Kürtlere karşı savaşmıştır. Dersime ve Zazalara karşı savaşmıştır.

Alevilere karşı savaşmıştır.

Siyasi ve normal inançlı İslam?a karşı savaşmıştır.

Demokratlara, komünistlere, sosyalistlere ve liberallere karşı savaşmıştır.

Kürdistan?da olağan bir dönem zor görürsünüz.

Hep olağanüstü koşullarda, sıkıyönetimler ve askerin sopasıyla yönetilmiştir.

Türkiye?de borusu öten asker olmuştur.

Toplum mühendisliği ve yönlendirmede ustalaşmışlardır.

Derin devlet ordu ile bütünleşmiştir.

AKP?yi içlerine sindiremediler.

Demokrasi gelmesin diyorlar.

Özgürlükler e fazlalık olarak bakıyorlar.

Türkiye?de tek bağımsız güç ordudur.

Anayasa=asker yasa?dır.

Ordudan sonra tek bağımsız güç Anayasa Mahkemesidir.

Daha doğrusu orduya bağlı bir Anayasa Mahkemesidir.

Ordu yönetimleri hiçbir yerde adaletli ve özgürlükçü olamazlar.

Ordu ile demokrasi birbirine uymayan kavramlardır.

BU ORDU BAŞIMIZDA OLDUKÇA SAVAŞ BİTMEZ.

Savaşı bitirmeyen Türk Silahlı Kuvvetleridir.

Aksisini söyleyen varsa ispatlasın.

ÖCALAN savaşı bir nevi bitirmişti.

500 kadar gerillayı içerde tut diyen genel Kurmay Başkanlığıdır. Çevik Bir?dir.

Darbeler gündeme alınırken durumdan vazife çıkarmak için Öcalan?a savaşı yeniden başlattılar.

2004?ten sonra başlayan savaşın sorumluluğu ordu ve Ergenekon?a aittir.

2000?da Öcalan, pişmanlık yasasından yararlanmaya hazırdı. Yöneticileri dışta tutan bu derin devlet yönetimidir.

TC?nin derin devleti ve ordu savaşın bitmesini istemiyor. Öcalan içerden savaşı PKK lilere dayatarak çıkarttı.

Bu dayatmanın ordudan geldiği ve Ergenekon?a dayandığı, durumdan vazife çıkarmak için savaş olmayan bir savaşı kabul ettikleri görüldü.

Ve bunu özellikle istediler.

Tabi bunları yaparken her şey onların istediği gibi yürümedi. Planları tutmadı.

Başlattıkları savaşın altında kaldılar.

Darbe yapacak ortam ve uygun fırsat bir türlü yakalayamadılar.

SAVAŞ BİTSİN!

Savaşı isteyen namerttir.

PKK?lileri iyi tanırım. Bu savaşın sürmesinden onlar sorumlu değildir.

Onlar gerçekten savaşın bitmesini isterler.

İçerden ordu eliyle savaş dayatılınca bir yıl kabul etmediler. Öcalan açık devreye girerek kabul ettirdi.

Buna rağmen bugünde savaşın bitmesini istiyorlar.

Bana sorarsanız geçmişte işlediği ne olursa olsun Öcalan?da savaşın bitmesini ister.

O zaman herkes dönüp BU ANLI VE ŞANLI ORDUYA BAKSIN!

Savaşı bitirmek istemiyorlar.

Neden mi?

1999?da Öcalan, savaşı hem de savaş kurallarına uymayan ve hiçbir koşul öne sürmeyen ve hiçbir hak elde etmeden durdurdu. Gerçekleşen bir ateşkes değildi.

Bir nevi savaşa veda edilmişti.

Herkesin aşağı yukarı çıkardığı sonuç buydu.

İktidar, ordu ve hükümet Ergenekon?du.

Dağdan ilk gruplar getirildi.

Öcalan, bir af çıkarılması karşılığında gerilla güçlerini dağdan indirecekti.

Bu derin devlet, ordu ve Ergenekon bu kadarına bile razı olmadı.

Bunları hep yaşadık.

O zaman PKK? de idim.

İçimiz kan ağlıyordu.

Af dileyecek ve teslim olacak insanlar değildik.

Hiç değilse onurlu bir son bekleniyordu.

2004 savaşının başlatılmasından sonra ayrıldık birçoğumuz.

Savaşa karşıydık, ama bu derin devlete ve orduya teslim olamazdık, olmadık.

Hiç kimsede teslimiyet ve pişmanlığı kabul etmez.

********

1999?da bütün güçler adım adım Güneye, yani sınır ötesine çekiliyordu.

Dediğim gibi savaş bir nevi bitmişti.

Ordu buna karşın operasyonları sona erdirmedi.

Güçler Güneye çekileceğini herkes biliyordu. Ordu fazlasıyla biliyordu.

Buna rağmen yollara ve geçiş yerlerini özel olarak tuttu.

350?den az olmamak üzere gerillayı şehit ettiler.

Savaşın sona erdirilmesine karşın bir jestte bulunmadılar. Operasyonları durdurmadılar.

Geçiş yolarını bildikleri ve geçilen zamanı bildikleri için özel gerilla avına çıktılar.

Bu kadar namertlik olur mu?

Bu ordu Türkiye?nin çıkarını böyle mi düşünüyor?

Bu gün Deniz Baykal, ordu ve Ergenekonun adamı olarak silahları bırakıp gelsinler, af çıkarılabilir diyor.

O zaman nerdeydiniz?

Bir af ile PKK?yi dağdan indiriyordunuz. Öcalan size onay vermişti.

Ordu ve Genel Kurmaylık bu durumu herkesten iyi biliyor.

Bundan dolayıdır ki, PKK savaşı durdurduğu zaman bile ordu savaşı sürdürdü.

Operasyonlara devam etti.

Bu günkü Genel Kurmay Başkanı Başbuğ; ?silahlarını bırakıp gelene ceza vermeyiz? diyor.

Hükümette bunu onaylıyor.

PKK, gerilla ve Kürtlerin içi kan ağladığı ve her şeyin aleyhlerine işlediği koşullarda savaşı neden bitirmediniz?

Siz, geçmişte Dersim, Amed-Bingöl, Ağrı, Zialan vb yerlerde olduğu gibi bir zafer bekliyorsunuz.

Bu zafer bugünün koşullarında hiç olmaz.

Af ile gerillanın teslim edilmesine bile razı olmadınız.

Siz darbeci ve katliamcısınız, son ferdi kalana kadar köklerini kazıyalım diyorsunuz.

Türkiye?de barış isteyen ve savaş bitsin, anaların gözyaşı dinsin diyenler bir şeyi unutmayınız;

Savaşı bitirmek istemeyen PKK değildir.

SAVAŞI BİTRMEK İSTEMEYEN ORDUDUR.

Orduyu, Ergenekoncular tayfasını, katliamcıları savaşı bitirmek noktasına getirin, onlara geri adım attırın, PKK savaşı bitirmeye hazırdır.

Kaldı ki PKK?nin savaşı bitirmek için istediği çok fazla bir şey yoktur.

Genel af çıkarılsın, Öcalan?da serbest bırakılsın, Kürdistanlıların siyasete serbest ve özgürce katılımı sağlansın, anadil serbest olsun, barış ortamı sağlansın, PKK dağdan insin, ordu kışlasına çekilsin.

Bu kadar olursa savaş biter.

Gerisini barış ortamında, demokrasiye geçişle haledilecek sorunlardır.

Bu orduda temizlensin. Darbelerden, gizli örgütlenmelerden arındırılsın. Özel savaş dairesi, kontrgerilla lağvedilsin.

İş hem zor hem de bu kadar basittir.

AKP, darbelere karşı çıkan basın, savaş sona ersin diyenler, barış isteyenler bu kadarına var mısınız?

Varsanız buyurun içtenlikle kollarınızı sıvayın ve işe girişin.

Ben bu duruma razı değilim.

PKK?yi tanıyorum. Geldiği noktayı biliyorum.

Bu kadarı olursa savaş biter.

Bence zor değil. Göze alınır ve cesaretli davranılırsa hem zor hem kolaydır.

**********

Dünyanın hiçbir yerinde Öcalan ve PKK?nin indiği alt sınırları, kendilerinin deyişiyle ?makul?, ve çok asgari sınırlara kimsenin indiğini göremezsiniz.

Bu kadarına bile yok demeniz çok tuhaf değil mi?

Gelip teslim olsunlar ve dağdan insinler demek çok saf ve hatta büyük bir kurnazlık ve hile içermiyor mu?

PKK dağdan insin sorunlar çözülür, savaş biter diyenler yanılıyor.

Ordu ve hükümet bu konuda açıkça KORKUÇ YALAN söylüyor.

Barış ve açılım sürecini PKK?yi silahsızlandırmaya bağlamak barış değil, savaşı devam ettirmektir.

PKK, 1999-2004 arası savaşı sona erdirmişti.

Buyur Genel Kurmay Başkanlığı, ordu ve TBMM ne yaptınız?

Operasyonlara devam ettiniz.

Bugünde PKK çatışmazlık ilan etmiştir.

Ordu buna karşın operasyonlara devan ediyor. Operasyonlar sona erdirilmedi.

Yani anladık devlet büyük(!), PKK?ye karşı ateşkes ilan etmez.

İlan etmezseniz bile jest yapıp fiilen uyabilirsiniz.

Bu kadarını da mı yapamıyorsunuz?

Bir taraf savaşı durdursun, ordu savaşı bitirmeyip üzerine gitsin.

Son dönemde PKK çatışmazlık ilan etsin, ortamı germek isteyen ve savaşı asıl sürdüren ordu sürekli gerillanın üzerine gitsin.

AKP ve barış isteyen çevreler gerçekten samimi ise fiilen çatışmazlığa uyarlar.

Hep PKK adım atsın, güven versin, kamuoyunu ikna etsin demek sahtekarlık değilse nedir?

Benim görüşümü sorarsanız çok basit:

Ordu ve hükümet savaşa son verdiğini açıklasın, operasyonları durdursun. Barış ve demokrasi ortamına geçeceğini ilan etsin, dağdan ve yurtdışında gelenler cezalandırılmasın, PKK hemen savaşı bırakır.

PKK bırakmazsa Kürtlerin ezici çoğunluğu hemen hepsi savaşa karşı çıkar, savaş yine biter.

Devleti yöneten beylerimiz, büyük ve kahraman generallerimiz artık şu kurnazlıkları, hileleri bir tarafa bırakın.

Bu tür büyüklük yakışmıyor. Hiçbir zamanda yakışmaz.

Savaşı bitirmek için bana kalırsa top sizdedir.

Oyunu dostluk kurallarına göre oynamak size bağlıdır.

Gerisi lafı güzaftır.

Dursun Ali Küçük-23.1.2010

[email protected]
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe