HAKİ KARER-İBRAHİM KAYPAKKAYA; 18 MAYIS…
İkisi de 70’lerin devrimcisi ve bir döneme damga vuran iki şahsiyet. İkisi de devrim için yola çıktılar. İkisi direnişçi geleneği temsil ediyor. Egemen iktidarın tasfiye edilmesi için çalışıyor. Unutulmayan ve zamanın eskitmediği iki isim. Haki Karer Karadenizlidir. Fen fakültesinde Ankara ‘da okuyordu. Devrimci hareketlere katıldı.
Dursun Ali Küçük
18.05.2010 - 19:19
HAKİ KARER-İBRAHİM KAYPAKKAYA; 18 MAYIS…
Dursun Ali Küçük-18 Mayıs 2010-
İkisi de 70’lerin devrimcisi ve bir döneme damga vuran iki şahsiyet.
İkisi de devrim için yola çıktılar.
İkisi direnişçi geleneği temsil ediyor. Egemen iktidarın tasfiye edilmesi için çalışıyor.
Unutulmayan ve zamanın eskitmediği iki isim.
Haki Karer Karadenizlidir. Fen fakültesinde Ankara ‘da okuyordu. Devrimci hareketlere katıldı.
Mahir ve Denizlerin şahadetinden sonra ADYÖD’ün kuruluşunda yer aldı.
Daha sonra Kürdistan devrimcileri grubunun oluşumuna katıldı.
Kürdistan kurtulmadan türkiye’nin kurtulmayacağına inandı.
Bu günkü deyişle Kürdistan sorunu çözülmeden Türkiye’nin demokratikleşmeyeceği görüşünün bir bakıma dile getirilişidir.
Haki Karer 18 Mayıs 1977 yılında Antep’teki bir tartışmada beş parçacılar tarafından vuruldu. Şahadete ulaştı. Erken bir kayıptı.
Sömürgeciliğin tasfiye edilmesi, Kürdistan’ın bağımsızlaşması, demokratikleşmesi, özgürleşmesi için yola çıkmıştı.
O zamanlar Haki Karer için geçerli bir kavram olan “hiçbir şey bağımsızlık ve özgürlükten daha değerli değildir” gerçeği hepimizi harekete geçiren bir olguydu.
Ülkemiz sömürgedir. Soykırıma uğramıştır. İşgal altındadır. Her şeyiyle inkar edilmekte ve yok sayılmaktadır.
Bağımsızlık, demokrasi ve özgürlükler için örgütlenmek gerekiyordu. Haki Karer’de bu gerçekten hareketle Kürdistan’da çalışmalara başladı. Antep’te örgütlenme yaratmak ve ideoloji yaymak için her şeyini ortaya koydu.
Çalışmak ve geçinmek için paralarının olmadığı dönemler de Haki işçilikte yapmak zorunda kaldı.
Bağımsızlık ve özgürlüğü sağlamak için her şey devrim için, bir başka deyişle her şey Kürdistan için denilerek yola çıkıldı.
Amaç ve ütopyalar güçlüydü. Kurtuluş için gerekli ne fedakarlıklar varsa yapılmalıydı. Bunları yapmaktan kesinlikle kaçınılamazdı.
Okulunu bırakan herkes gibi Haki’de okulu bırakıp devrimci çalışmalar içine girdi.
İlk sözlerin söylenmesi ve cesaretlerin gösterilmesi çok önemliydi.
Bağımsızlık ve özgürlük için ulusal kurtuluş mücadelesi gerekiyordu ve bunun için gerekli hazırlıklar ve örgütlenmelerin yapılması yoluna gidildi.
Haki Karer bu yoldan giderek şahadete ulaştı. 18 Mayıs derken Haki Karer; enternasyonalist, fedakar, egemenlerin iktidarını yıkmaktan  ve yeni bir yaşam yaratmaktan başka amacı olmayan bir unutulmaz Kürdistan devrimcisiydi O.
Bu gün unutulmaz.
Arkadaşları onun bıraktığı yeri doldurdu ve ona bağlı kaldılar. Kemal Pir, Mazlum Doğan, Mehmet Hayri Durmuş ve benzerleri bu yolda yürüdüler.
Diyarbakır zindanındaki vahşete ve sömürgeci uygulamalar karşı direndiler, itiraflara karşı durdular. Gerilla hareketine büyük bir zemin yarattılar.
Haki Karer’i Ankara’da bir evde görmüştüm. Kararlılık, cesaret ve her şeyini insanlığa ve Kürdistan’a adama yanında mütevazi ve alçakgönüllü bir arkadaştı.
Benim üzerimde yarattığı ilk izlenimler gayet olumluydu.
Bağımsızlık esas alınsa bile Türkiye ile birlik ret edilmiyordu. Ama birlik için Kürdistan ve halkının da eşit koşulları yakalaması veya kurtuluşunu ve temel haklarını elde etmesi gerekiyordu.
O dönemin partisi ve Kürdistan devrimcilerinin bazı hataları olsa bile kurtuluş ve amaçlarını gerçekleştirmek için samimiydiler. Bunu kendi pratikleri ile ortaya koydular.
O zamanki parti ve hareket kendi zaman ve mekanı içinde bir anlamı vardır. Bu günde tıpatıp aynısı olsun demek gerekmez.
Ama bazı temel haklar var ki bunlardan vaz geçmek, -örneğin bağımsızlık, federasyon, konfederasyon vb gibi- Haki Karer, Mazlum, Kemal ve Hayrilerin temel gerekçelerine sırt çevirmektir.
Onlara sahip çıkmak özgür ulusların ve halkların sahip olduğu temel hakları sağlamakla olur. Bunları bu günkü zaman ve mekan içinde düşünebiliriz ve yapabiliriz.
SER VERİP SIR VERMEYEN İBRAHİ KAYPAKKAYA
Türkiye devrimci-demokratik hareketin unutulmayan bir ismi de İbrahim kaypakkaya’dır.
O zaman Doğu Perinçek’le yollarını çabuk ayrıştırır. Doğu Perinçek yüzlerce sayfa itiraflar yazarken İbrahim ser verip sır vermeyen bir kişilik sergiledi. Bundan dolayı devrimci ve insanlıktan yana olan herkes İbrahim’e karşı her zaman saygılıdır. Onun temsil ettiği bu olumlu değerlere sahip çıkarak O’nu yaşatır.
Doğu Perinçek ise hep Kemalizmi savundu, ordunun yanında oldu. Sözde devrim ve sosyalizm laflarını kullanarak gerçek devrimcilere karşı savaştı.
Bundan dolayı İbrahim, Perinçek ekibiyle yollarını erken ayırdı. Perinçek bu gün Ergenekoncu ve darbecidir.
İbrahim,Derin devlete karşı ilk cesaretli çıkışında sahibidir. Kemalizmi o dönemlerde en çok sorgulayan ve ret etme İbrahim’e aittir.  O zaman Kemalizm’e karşı en ileri eleştiri ve sorgulama İbrahim’den gelmiştir.
O zaman ve mekan içinde devleti ve Kemalizmi sorgulayan, ulusların kaderlerini tayin hakkına samimi yaklaşan, devlet kurma hakkına saygılı olan önemli bir kişiliktir İbrahim Kaypakkaya.
Dersim’de yaralı ele geçirilir. Kendisine çok vahşice işkenceler yapılır. İnandıklarına ve amaçlarına İbrahim bağlı kalır, sarsılmaz bir iradeyle egemen güçlerle hesaplaşır.
İki büyük devrimci aramızda yok, ama onları kaybetmedik, yaratıkları olumlu değerlerle yaşıyorlar.
Anıları önünde saygıyla eğiliyorum.
dr.munzu[email protected]
 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe