Her Görüşme Müzakere Değildir
KÜRTLER HEP DİRENDİ AMA MASADA KAYBETTİ
Aynı tarihi tekrarlarsak bize yazıklar olsun.
Müzakerelere evet. Ama bilinen ve usullerine göre yürütülen müzakerelere….
MİT ile yapılan müzakereler müzakere değildir. İstihbaratlar kendi tanımlarıyla “şeytanla bile” görüşürler. Bu siyasi bir müzakere olamaz.
Dursun Ali Küçük
04.01.2013 - 05:32
Her Görüşme Müzakere Değildir

Bazılarına çok yeni geliyor ama bana eski bir hikâyenin farklı koşullardaki tekrarı gibi yansıyor.
Umarım ben yanılayım, ?siz? çoğunluk haklı çıkasınız.
Her nedense tansiyonum çıktı yine. Sorun ben değilim. Kimi oynayayım bilemiyorum. On yıllardır mücadele ettiğimiz amacın bir sonuca ulaşmasını beklemek sanırım çoğunluğun beklentisidir.
Ben yanılayım. Yine delilere oynayayım. Biliyor musunuz, normal olanlar bazen yanıldığı halde ve duvara çarpmasına karşılık toplum onları doğru sanır.
Şimdi bana göre ?normaller? çok anormallere oynuyor.
******
İçim kan ağlıyor. Yapılanlar yöntem açısından hiçte müzakereye benzemiyor. Bizim kaderimiz tutsak bir lidere bırakılmayacak kadar acil kendisini dayatıyor.
Nerede ve hangi ülkede hapse düşen liderlerin temel ve baş müzakereci olduğunu gördünüz?
En somut örnek Mandela?dır. Orada da ANC temel müzakereleri yürütüyor ve Mandela?yı dışlamıyorlar. Hepsi bu.
PKK kuralları ve kararlarına göre hapse düşen birinin dışarıdaki görevi sona erer. Bu her PKK?li tutsak için geçerlidir ve doğrudur. Ama sıra Öcalan?a gelince PKK bunu görmezlikten geliyor ve tüzüğünü çiğniyor.
Geçmişten ve bu güne kadar zindana düşenin yetkisi ve sıfatı ne oluyorsa düşüyor ve düşmüştür. Diğer partilerde de bu geçerlidir. Ama sorun Öcalan olunca PKK tüzüğü işlemiyor. Başkalarına işlemesini ise o zaman haklı çıkaramazsınız.
Zubeyr Aydar?ı ibretle okuyorum. Öcalan?ın MİT müsteşarı ile yaptığı her görüşme bizim için bağlayıcıdır, diyor.
O zaman taktik ve oyun yapma, bağlayıcı ise her şeye uy?
Ne çıkarsa öp başına koy?
Baş müzakerecidir dediğine göre, nerede olduğu sana göre çok fark etmiyor.
Baş müzakereci olarak düşünenler çoktur.
Buda onların görüşü veya ?Önderlik ne diyorsa doğrudur? diyenlerin inancıdır.

Onların kendi görüşleridir. Eyvallah bile çekebiliriz.
Ama önemli olan ?müzakere sonuçlarıdır?. Müzakere Kürtlerin ve Kürdistan?ın hangi temel koşullarına cevap veriyor?
İlk sorulması gereken soru budur. Bunu kendisine sormayan masada kaybetmeyi kabul ediyor demektir.

KÜRTLER HEP DİRENDİ AMA MASADA KAYBETTİ
Aynı tarihi tekrarlarsak bize yazıklar olsun.
Müzakerelere evet. Ama bilinen ve usullerine göre yürütülen müzakerelere?.
MİT ile yapılan müzakereler müzakere değildir. İstihbaratlar kendi tanımlarıyla ?şeytanla bile? görüşürler. Bu siyasi bir müzakere olamaz.
Düşman tarafından siyasi muhatap olmalıdır. MİT, müzakere yürüten siyasi bir kurum değildir.
Yarın öbür gün MİT?in yürüttüğü görüşmeleri AKP üstlenemez. Oslo görüşmelerinde AKP benzer taktiği uyguladı.
Uzun sözün kısası MİT ile yürütülen hiçbir görüşme, müzakere sayılamaz.
Dünyanın hiç birinde muhataplar siyasi müzakereleri istihbaratlarla yürütemezler.
Oltaya takılmak istiyorsanız MİT ile görüşürsünüz. Kendinizi kandırmak için ?devletle görüşülüyor? dersiniz.
Zaten sözü edilen müzakerelerin temel amacı PKK?nin silahsızlandırılması olarak belirlenmiştir.
Hala Öcalan?ın ne dediğini bilinmemektedir. Muhtemelen ?savaşa son verin ve güçleri Güney Kürdistan?a çekin? diyebilir.
TC veya MİT ile anadilde eğitimi bile kabul etmeyen bir ?anlaşma? sağlanırsa, buna ne müzakere ne de onurlu bir barış denemez.
Sorun dağdan inmek, belli bir takvim çerçevesinde silahsızlanmak, yöneticilere sürgün diğerlerine af veya haksız yere tutsak edilen KCK?lilerin bırakılması, Öcalan?ın ev hapsine alınması veya değişik formüllere tabi tutulması değildir.
Bu eksende yürüyen görüşmeler hiç bir temel hakkı içermiyor, Ana dilde eğitim hakkını bile tanımıyor ise buna nasıl ?müzakere? diyebilirsiniz ki?
Anadilde eğitim hakkı da işin içinde yoksa, ?yenildik?. Af ve ev hapsi, sözde siyasi çalışmalara biraz daha hak tanımak gibisinden yetinmek olur ki, bu da büyük bir tasfiyedir. Başka bir deyimle kendi kendisini tasfiyedir.
Kürtlerin kimlik vb hakları anayasal güvence altına alınmazsa, anadilde eğitim dahil Kürtlere bir statü sağlanamazsa ? ki statünün ne düzeyde olacağı tartışılabilir, ? kısaca hiç bir temel hakkı içermeyen bir anlaşmaya gönül hiçbir şekilde razı olamaz.
*****
Kandil devre dışı bırakılmak isteniyor. TC basını ve medya temel sorunu PKK?nin silahsızlandırması ve silahsızlandırmanın belli bir takvime bağlanması, yöneticiler dışında KCK tutsaklarını affedilmesini ve bazı temel olmayan cüzü hakların sağlanmasını tartışıyor.
Oslo görüşmelerinde temel haklar masada yoktu. Kandil, anadilde eğitimin eklenmesini önermiş, bu da şantaj olarak değerlendirilmişti. Görüşmeleri TC sona erdirmişti.
Öcalan, iki taraf beni kullanıyor derken, asıl sözü Kandil?e yönelikti.
Kandil eski pozisyonunu koruyacak mı?
Yada Zübeyr Aydar gibi açıklama yapanların peşine mi takılacak?
BDP Genel Başkanı, TC?nin söylediklerini değil, Öcalan ne diyor onu esas alırız demeye getiriyor.
Zübeyr Aydar ve BDP?liler; Kandili, KCK konseyini boşa çıkaracak açıklamalardan kaçınınız. Zor durumda bırakmayınız. Oyun bozan olarak Kandil?in ilan edileceği muhtemeldir.
Daha önce nasıl bazıları ?Kandil Öcalan?ı bypass etti? dediyse, bu kez de bazıları Kandil?i bypass etmeye soyunmasın.
Onurlu bir barış istemek hepimizin hakkı. Bu anlamda hepimiz müzakereden taraftarız.
Ama hiç bir temel hakkı kapsamayan ve özellikle Kandil?in tasfiyesine dayanan barış kesinlikle barış değildir.
Türk medyası barış adı altında PKK?nin silahsızlandırılmasını, ya da gerillayı Güney?e çekmesini, savaşa son vermesi ekseninde tartışıyor, sorumlu hiç kimse Kürdistan ve Kürtlerin temel hak ve özgürlüklerini tartışmıyor.
Barış tartışmalarını bu eksene indirmek politik hilebazlıktır ve oyundur.
AKP gibi kemalizmin İslamcı versiyonu olarak geçinen bir parti, Kürtlerin sırtında boza pişirerek tekrar tek partili hükümdarlığı güçlendirmek istiyor.
Erdoğan?ın açlık grevleri sürecinde verdiği idam mesajlarının doğrudan Öcalan?ı hedeflediği çok açıktır. Açlık grevleriyle ön açıldı. Bununla MİT ?Öcalan görüşmelerine meşruluk kazandırılmak istendi.
Bana sorarsanız devlet istediği her zaman Öcalan ile görüşüyor. 1999?dan beri bu durum devam ediyor. Devlet bu görüşmelerden ne kazanacağını ve Kürdistan Kurtuluş mücadelesini nasıl demoralize edeceğini, içini boşaltacağını hedefliyor.
Diyelim ki sözü edilen ?anlaşma? gerçekleşti, ondan sonra AKP Erdoğan?ı devlet başkanı yapacak, seçimleri kazanacak ve sonra yine takkiye süreci devam edecek. Geçmiş süreçte çokça yaşadık. PKK ulaştırılan haberlerle çokça ateşkesler yaptı. Bundan faydalandılar ama askeri operasyonlara son vermediler.
Diyelim ki, şimdi gerilla güçleri Güneye çekilme kararı aldı, geçmişte olduğu gibi TC askeri operasyonlara devam etmeyecek mi? Şimdi görüşmeler ve uzlaşmalar var deniliyor, Amed vb yerlerde ise askeri operasyonlar sürüyor.
****
Birincisi, istihbaratla yapılan görüşmelerin adı karşılıklı muhatapların siyasi müzakeresi ve görüşmesi olmaz. İkincisi, muhataplar komisyonlar ve komiteler ile müzakere yapar, üçüncü ise böylesi görüşmelerde gözlemci bir taraf da bulunur.
Şimdiki görüşme veya müzakere denilen MİT ve Öcalan arasında yapılıyor. Bu ise siyası kurallara ve müzakere kurallarına uygun düşmeyen bir durumu yansıtıyor.
?Müzakereyi? bu biçimde kabul etmek, masada kaybetmek anlamına gelir. Masaya oturulmasına karşı değilim. Eskiden beri MİT ile yapılan masa görüşmelerine karşıyım. Üstelik Öcalan tutsakdır. Aklı başında hiç bir hareket temel anlaşmaları bu şekilde yapamaz.
1999?daki gibi ?güçleri Güneye çekin, savaşa son verin? ya da 1993?teki gibi ?savaşı başlatın? demek KCK?ye yazık etmek anlamına gelir. Savaş ve barış o kadar ucuz değildir. Faturaları oldukça ağırdır.
Bana sorarsanız ?karşı olmamla birlikte ? bırakalım İmralı oynadığı rolü oynasın, bu sürünceme dönemi sona ersin. Artık neyle sonuçlanırsa sonuçlansın, ister beğenelim, ister beğenmeyelim Kürtler için kesinlikle yeni bir sayfa veya süreç açacaktır.
Kandil bana göre tasfiye edilmek isteniyor. Onurlu tavır takınır ve direnirlerse onların yanındayız. Yada sessizce oynanan oyunları boşa çıkarmaya çalışırlarsa bu da kabulümüzdür, ama bu türden yürümek artık zordur, bunun da bilinmesinde fayda vardır.
Kandil ve Kürt halkının bir kısmı kararını kendisi verir. Sonuçlarına kendisi katlanır. Kimsenin adına konuşmak istemem. Ama Kandil uygun çıkış yaparsa yanındayım.
Hayatım boyunca teslimiyeti hiç içime sindirmedim. İdrisi Bitlisi Osmanlının güçlenmesinin yollarını açtı.
Şimdi TC?nin Ortadoğu?da egemen güç olmasını benzer yöntemlerle katkı sunacaksak geçmişte olduğu gibi bu günde Kürdistan zararlı çıkar.
****
Bazı dostlar ve arkadaşlar yazdıklarıma içerlenebilir. 1999?dan beri süren görüşme ve müzakere yöntemlerine dur demek zamanı gelmedi mi?
Kaldı ki bu durum hepimizin geleceğini ilgilendiriyor!
Müzakerelerde ne elde ediyoruz, bu önemlidir. ?Dağa çıktınız yöneticiler dışında gelin sizi affediyoruz?a evet demek hiç bir özgürlük isteyen Kürde yakışmaz.
Anadilde eğitim hakkını bile tanımayan, kimlik haklarının anayasal güvenceye alınmasını istemeyen bir anlaşma kesinlikle barış değildir. Buna müzakere de denemez. Varın adını siz koyunuz artık.
****
Bu ?müzakere?ler yolunun politik hilelerle dolu olduğunu tahmin etmek zor değildir.
Teorilere karnımız toktur. Marks?tan başlayarak çok ideologları okuduk ve okumaya devam ediyoruz. Sorun müzakere olunca temel ve somut maddeler gereklidir. Yine müzakere adı altında ?demokratik ulus?, bilmem protokol koşulları? gelirse bunların hepsi teoridir. Teori ise yeşil ve canlı değil, gridir.
Teoriler artık insana dokunuyor. Kürtlerin ve Kürdistan?ın temel haklar ve özgürlükler olarak neler kazanacağı, az ve öz cümlelerle ifade edilmesi önemlidir.
Teoriye boğdurmak bağlı olanı bir sürü laf açmazı içinde inandırmak anlamını taşır. Müsaade edin de 21. yüzyılda bunu ne yutalım ne de yiyelim?
Hâla neler üzerine görüşüldüğü netleşmedi. Kısacası benim beklentim yok fazla.
Düşüncelerimiz farklı olabilir. Ama bir birimizi kırmayalım.
Herkesi somut olarak neler görüşüldü, neler isteniyor, ne kazanıyoruz ne kaybediyoruz vb noktalarda sağlıklı düşünmeye davet ediyorum?

Dursun Ali Küçük
4.1.2013
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe