İran; Kürdistan için büyük tehlikedir!...
İran Şii İslam, TC Sünni İslam ekseninde bölgede rekabet etmektedir. İkisi içinde Kürdistan’ın kuruluşu ve bağımsızlığı kırmızı çizgidir.
Dursun Ali Küçük
25.03.2015 - 21:14
Bölgede en başta Kürdistan’ın kuruluşunu engellemek istemektedir

İran, kendi içinde despotik ve diktatöryal bir rejim uygulaması yapıyor. Hem İran içi muhalefeti hemde en başta Doğu Kürdistan’daki gelişmeleri kanla bastırmaktadır.
Kürtler söz konusu olduğu zaman, İran İslam Cumhuriyeti, İran idam cumhuriyeti gibi bir politikanın sahibidir. Türkiye de olduğu gibi orada da Kürtlerin sadece adı vardır, ama hakları yoktur. İran içi muhalefeti Şii milislerle de boğmaktadır.
Öte yandan İran bölgenin her yerine burnunu sokmaktadır. Suriye’den tutalım Yemen, Bahreyn, Lübnan vb. kadar bizzat kendi politikalarını dayatmak için silahlı güçleri ve Şii milisleri piyasaya sürmektedir.
Suriye’de Esad’ın yanında yer almaktadır ve Rojeva Kürdistan’ın statüsünü resmileştirmesini engellemeye çalışmaktadır.
İran bölgede despotik, otokratik ve teokratik rejimlerin ayakta kalmasından yanadır. İlerici ve demokratik bütün değerlere karşı bir duruş ve politika sergiliyor.
Kürdistan Federasyonunun bağımsızlık adımlarını fiilen engelleme politikalarını izliyor. Uğursuz bir rol üstlendiği gözden kaçmıyor.

İran ve TC bölgede rekabet etmektedir

İran Şii İslam, TC Sünni İslam ekseninde bölgede rekabet etmektedir. İkisi içinde Kürdistan’ın kuruluşu ve bağımsızlığı kırmızı çizgidir. Bunu yaparken kendi politikaları çerçevesinde kendine yakın İslami ve benzer güçleri kullanmaktan geri durmuyorlar. Denilebilir ki, IŞİD ile Şii milisler arasında çok ciddi bir fark bulunmuyor.

Bölgedeki son Irak içi savaşta İran, Şii Irak’ı desteklerken, TC Sünni Irak’ı destekledi. IŞİD ve Şii milislerin etkin olması, İran’ın askeri ve siyasi güç olarak Irak Şiileri içinde güçlenmesi Kürdistan için bir tehlikedir. TC egemen olmaya çalışırken IŞİD’i Kürdistan’a ve Rojava Kürdistan’ına saldırttı. İran etkin olursa Şii milisleri Kürdistan üzerine sürecektir. Bundan hiç kuşku duymamak gerekiyor.

Şİİ milislerin Kerkük, Musul, Diyala vb. yerlere yerleşmesi Kürdistan’a karşı savaş demektir. Şii Irak politikasını etkili kılmak istedikleri gibi, Kerkük ve Kürdistan topraklarının tekrar Irak toprakları yapılması için çalışmaları anlamına gelir.
Kerkük, Musul vb yerlerde Kürdistan’ın eline geçen petrolün yeniden Irak’a devredilmesi için çalışacakları kesindir.

YNK’nin Şii milislerin Kerkük yakınlarına kadar girmesine müsaade etmesi ciddi bir yanlıştır. Behram Salih’in İran’ı “stratejik müttefik” adlandırması önemli bir zaaftır. YNK’nin İran’a, KDP’nin TC ye yakınlaşarak güçlenme çabaları bir gaftır. Bu tür şeylerden kaçınılması büyük önem taşıyor.

Ezidiler Şii milislerden uzak durmalıdır

Ezidi gücü olarak örgütlenen YBŞ’den 1000 kadar milisin Şii milislere katılması ne adına yapılırsa yapılsın kabul göremez. Sünni Irak ve IŞİD’den yüzünü dönüp İran ve Irak’a dönmek Ezidiler açısından yapılmaması gereken bir husus oluyor. Ezidilerin buna karşı durması Ezidi halkının yararınadır. Ezidiler inançlarını da kapsayan özel bir statüyü Kürdistan’a bağlanarak güvenceye alabilirler.
Ezidi birliklerin Kürdistan’a bağlı olarak örgütlenmesi kendileri açısından sağlıklı olacaktır.

TC’yi Musul operasyonuna çağırmak doğru değildir

Kürdistan federasyonu TC’yi Musul operasyonuna kendisi çağırmamalıdır. Bu yönlü açıklamalar yanlıştır. TC ve AKP Musul operasyonuna katılacak mesajları verdi ve ilk askeri yardımı Irak’a yaptılar.
Musul operasyonunda Dicle’nin bu ve karşı tarafı ayrışacaktır. Suyun bu tarafında Kürtler diğer tarafında fiilen Araplar olur. Irak ordusu artık bir Şii ordusudur. IŞİD saldırılarından sonra fiilen ve tamamen bu şekle dönüşmüştür. Sünni Araplar Şii bir Irak ordusunu benimsemez. Musul’un düşürülmesi Şii ve Sünni Arapların anlaşacağı anlamına gelmez. IŞİD saldırıları ile ipler koptu.
İran’ın ve Şii askeri güçlerin Musul’da etkili olmasının istenmemesi doğrudur. Aynı şekilde TC’nin Musul’da etkili olmamalıdır. Koalisyon güçleri de bunu tercih etmez.

İran ve TC, Kürdistanı cehenneme çevirmek isteyen iki güçtür

Kürdistan ve Kürtler açısından TC ve İran en büyük tehlikedir. Bunlar Kürdistan’ın kuruluşuna karşı olduğu gibi, kurulanı da fırsat bulduklarında yıkmaya çalışan iki güçtür. Kürdistani güçler ve partiler enerjilerinin çoğunu bunlara yönelik harcamalıdır.
Bunlar bölgedeki rekabette bölgeyi de cehenneme çevirdiler. Bunların yaptıkları saymakla bitmez. Çünkü kan dökülmeden ve güçleri çatıştırıp zayıflatmadan yer edinmeyeceklerini çok iyi biliyorlar.
Kürdistani güçler, TC ve İran rekabeti ve çelişkilerinden yararlanabilir. Ama bunları müttefik kabul etmek stratejik açıdan hiçte doğru olmaz. İlişkileri stratejik olarak değerlendirmek, bu iki devletin kuyruğuna takılmaktır. Bağımsızlığa gitmek isteyen Kürdistan federasyonu açısından bu tür değerlendirmeler yapanlar onaylanamaz.

Mustafa Karasu(Hüseyin Ali) Özgür Gündemdeki son Eşme Ruhu yazısında Misak-i Milliye övgüler diziyor. Misaki Milli( Rojava Kürdistan ve Kürdistan federasyonu) dahil ediyor. Osmanlıda yani geçmişte bunun “Türk ve Kürtlerin ortak evi” olduğunu söylüyor. Osmanlı kurucusunun babasının mezarının Eşmeye taşınmasını selamlıyor. Doğu Kürdistan ise, makalesinde bu “ortak evi”n dışında kalıyor. Türkiye’de Kürdistan sorununun çözüleceği hikayedir. Oyun oynuyorlar.

Ayrıca Rojeva Kürdistan’ı ve Kürdistan federasyonunun bu “ortak ev” e katılmasına kimse müsaade edemez. Yeni Osmanlıcık oynamayın. “Geçmişe dönelim”, o iyidir, geçmişten sonra Emperyalistlerin politikası deyip es geçmek özgürlüğe vardırmaz. Karasu’nun makalesi ibreti alemliktir, okumanızı tasfiye ederim.
Kürdistan ne İran’ın ne de TC’nin parselleyeceği bir alandır. Nede Arap sömürgeciliğinin parselleyeceği alandır.

Hiç bir sömürgeci güç, ne bizim açımızdan müttefiktir ne kardeşlik hikayeleriye “demokratik” tir. İşgal ordularının Kürdistan’da yeri yoktur. Onlara yer açanlar işbirlikçi ve teslimiyetçidir.

[email protected]
25.3.2015
Etiketler: Dursun Ali küçük, İran, TC, Kürdistan, Rojava