KANDİLE AÇIK MEKTUP
 

Dursun Ali Küçük-1.6.2011-
 

Öncelikle hepinize merhaba.
 

Sancılı bir süreçten geçiyoruz. Son avukat görüşme notlarını okudum. Birçok çevre değişik yorumlarda bulundu.
 

Son operasyonlar hala sürüyor. Görüyorum ki gerilla kayıplarında fatura size çıkarılıyor. Yabancısı değiliz, 1999 geri çekilmesinden de benzer durumlar yaşandı.
 

Ayrıca açık olarak başarısız ilan edildiniz. BDP’te bundan payını aldı. Onlarda siyasette başarısız ilan edildi. Geriye tek başarılı olan vardır. Hikaye aslında aynıdır. 1999 dan beri değişik biçimlerde geçiyor. Hepimiz bu filmin konusu olduk.
 

Neyse ben koptum. Sıfatlar ve yakıştırmalar dışında şimdilik payıma düşecek fazla bir şey yok. Bu kez sıra sizlere geldi. Filmin konusu sizsiniz.
 

Demokratik siyaset açık olur. Açıklığı gerektirir. Açıklık olmayınca veya bazıları faturaları, başarısızlıkları, suçları üzerine aldı mı ve hele bu tanıdığımız ve bildiğimiz devlete karşı yapıldı mı, işler gerçekten içaçıcı olmaz, çekilmez olur. Yürekler sızlanır, sessizlikler oynanır. Bildiğini söylememe gündeme gelir oturur.
 

Sizler için onurlu bir barış isterim. Bunun mücadelesin de yanındayım. Af dışında veya sahneden çıkarılmak için üzerinizde oynanan oyunları görüyorum ve hissediyorum.
 

******
 

Biz bizi tanırız. İmralı daki KCK önderini de tanırız. Son avukat görüşme notlarında ben anlaşmanın kokularını aldım. Anlı ve şanlı bir anlaşma olmayacağa benziyor. Son anda TC kendi inisiyatifi ile bozmazsa sanırım seçimden sonra gündeme oturacaktır.
Hislerim umarım beni yanıltmaz. Anladığım kadarıyla bu anlaşma da temel ulusal ve ülkesel, özgürlük hakları ile ilgili bir madde bulunmuyor.
 

Ayrıldığım da yazmıştım. Aşağı yukarı çerçeve aynıdır. Şüphesiz ondan bu yana koşullarda bazı değişiklikler oldu ve bu sözü edilen anlaşmaya yansıyacaktır.
 

Ben şunu söylüyorum. Anlaşılsın ve bu süreç bitsin. Çünkü başka türlü biteceğe benzemiyor. Temel haklar konusunda iyi şeyler çıkacağını pek sanmıyorum. Bunun dışında ayrıntılarda ne gelişmeler olur pek fazla önemsemiyorum. Bir bakıma sizde hem kurtulacaksınız ama hem de hedef tahtasına oturtulabilirsiniz.
 

Son üç görüşmede anlaşma kokularını aldım. Sizlerin ve BDP’nin başarısız ilan edilmesi sizin şimdiden “yerinize oturun” “aman ha itiraz etmeyin” deme anlamına geldiğini biliyorum. Bir görüşe notunda “ben önderliksel sistemim” bu temelde görüşmeler yapıyorum demesi dışa karşı değil içe karşı olduğunun gayet iyi farkındayım.
 

Anlaşmayla ilgili kulağıma bazı şeyler geldi. Doğru mu yanlış mı hesabına girmemek için şimdiden yazmıyorum.
 

********
 

Medyadan bazı ip uçları almak zor değildir. Kandil şahinler grubuna konuldu. Af dışında tutma eğilimleri güçlüdür. KCK Önderi Öcalan’ın “gençler inisiyatif koysun, gerilla kandili dinlemesin kendisini savunsun, barış için bana ortam açın, barışçı demokratik çözüm yönetiminden” söz edilmesinde sizleri dışta bırakacak duyumlar alıyorum veya buna yorumluyorum.
 

Medya okları sizlere yöneltmeye başladı. “Öcalan iyi, Kandil kötü” tanımlamalarını medyanın aldığı duyumların bir sonucu olduğunu görüyorum. Hepsi de anadilde eğitimi bile savunmadan ve buna bile karşı çıktıkları halde İmralı fırsatını kullanalım değerlendirmelerini boşuna yapmıyorlar.
 

Önderinize bağlı olabilirsiniz, özgürlüğünü savunabilirsiniz. Bu tür şeyleri yadırgamıyorum.
 

Ama tarihte bazı şeyler var ki, çok kritik eşiklerdir. Ya doğru tutum sahibi olacaksın, ya da az şeyler pahasına on yıllardır sürdürdüğün amaçlarına ters düşeceksin….
 

Şimdi böyle bir tarihi eşikteyiz. Size düşen sorumluluklar vardır. Bunları görmemezlikten gelemezsiniz veya bazı hesaplar uğruna sessiz kalamazsınız.
 

Rahatsızlık duyduğunuzun farkındayım. Bunu nasıl yansıtırsınız pek emin değilim. Kendinizi bağlarsanız kaderinize razı olacaksınız. Rolünüzü kendi elinizle tüketebilirsiniz.
 

Size tasfiyelerde bulunmayacağım. Bu bana düşmez. Ama açık oynanan oyunlar vardır, umarım bunları görürsünüz.
 

**********
 

Örneğin gerçeğe yakın bir senaryo yazayım:
 

“Tarihi yüzyıllık anlaşma”(!) oldu. Siyaset alanı genişledi. Öcalan’a ev hapsi veya buna yakın bir durum çıktı. Örgüt içeriye bağlanmıştı, bu kez yönetimde ev hapsine alındı.
 

Yöneticiler dışında diğer gerillalara af çıktı. Sürgündekiler döndü. KCK yönetimi ve ski PKK yönetimi eskisi ve yenisi birlikte sürgünde kaldı. Demokratik hesaplar uğruna faturalar hep bunlara kesildi.
 

Anayasa yapıldı. Genel ve bireysel haklar dışında Kürtlere kolektif haklar tanınmadı. Sadece “kültürlerin devlet tarafından korumaya alınması” gibisinden kel aynak türünden haklar tanındı. Gerilla ilkin bir yerde toplandı, sonra çıkarılacak afla getirildi.
 

Anayasa Türkiyelilik ve hatta ileri gideyim “Türkiye halkı veya halkları” deyip anayasada temel hakları, ulusal ve inançsal, emekten yana hakları kolektif güvenceye almadı. Sivil bir anaysa oluyor ve Kürtler, diğer halklar burada resmen tanınmadığı, resmi dil Türkçe olarak kaldığı için ulus-devlet Türk milliyetçiliği damgasını taşıdığı için bu kez de demokratik anayasa adı altında Türk milliyetçiliğin ve Türklüğün haklarını, ayrıcalıklarını ve egemenliğini demokrasi adı altında sürdürecektir.
 

Acaba bu tür bir gelişme oldu mu ve bu anlaşma ile birleşirse yeni ve büyük bir kazık yemeyecek miyiz?
 

Felaketi demokrasi adı altında ve demokratik anayasa ile kabul etmeyecek miyiz?
 

Bunun adıda “demokratik ulus” olacak galiba değil mi?
 

İşin teorik kılıfı önceden hazırlanıp Kürtlere yedirilmiyor mu?
 

Senaryo böyle gerçekleşirse Türkiye Suriye’deki Kürtlerin hamisi bile kesilebilir mi?
 

Aşağı yukarı böyle gerçekleşirse buda “toplumsal Lozan” olmayacak mı?
 

Yeni bir Lozan’a evet diyecek Kürt ne kadar Kürt ve temel haklarını savunabilir?
 

Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi AKP’nindir. CHP ise Toplumsal Barış ve Milli Birlik Projesinden söz ediyor. Anadilde eğitime bile bütün resmi partiler ve barış isteyen aydınların, liberallerin çoğunluğu bile karşıdır.
 

Neymiş efendim, eskiden Kürtleri inkar ediyorduk, şimdi varsınız ve gidin istediğiniz gibi konuşun, ayrımcılık yapmıyoruz. Hatta yüz ayar milliyetçi geçinmelerine rağmen ve her yerdeki Türkleri sözde savunmalarına rağmen, sıra beraber yaşadıkları “kardeş” Kürtlere geldi mi, temel haklar tanımak ülkeyi bölmek ve ayrımcılık anlamına geliyor muş…
 

Demirtaş’ta “devlet verseniz de almayız” diyor. Kimsenin devlet verdiği yok. Anadan doğma doğal ve kolektif haklarını tanımıyorlar. Hadi oradan devlet verseler almazlarmış.
 

Öcalan’da bunu sık tekrarlıyor. Kuzeyde bizler anadili almakta bile zorlanırken, Kürdistan federasyonunun bütün temel haklarına kavuşmasını hoş görmüyor muş?
 

Buyurun Kürtlere sorun, Kürdistan federasyonundaki hakları istemiyor musunuz?
 

KNK 11. konferansını yaptı. Az bulabilirim ama aldığı kararların altına imzamı atarım. Savunurum. Bunu gerçekleştirecek ve eğilip bükülmeyecek bir irade gösterilecek mi? Anlaşma olursa bunlar unutulacak mı?
 

KCK ve KNK bunları savunacak mı? Her koşul ve şart altında eğilip bükülmeden iradesini geri çekmeden atak davranacak mı?
 

Umarım aldıkları kararların arkasında olurlar.
 

Kısmi birlik oluşturma havası yakalandı. Temel bir ittifaka dönüştürüp Kürdistan’da muhatap olacak geniş bir iadenin oluşmasına dönüştürülecek mi?
 

Ya da kimsenin bilmediği “tarihi anlaşma” gerçekleştiğinde bunlar güme mi gidecek?
 

Soruları ve düşünceleri çoğaltmak mümkündür.
 

Kandil’in işinin gerçekten zor olduğunun farkındayım. Zorlukları yenecek bir iradenin ortaya konulmasını umut ediyorum.
 

Bir sonraki yazımda devam edeceğim….
 

[email protected]
 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe