KANDİLİN HALLERİ
Lütfen “makul talepler” deyip STATÜ ve ülke adını es geçmeyiniz. Her yerde ve koşulda kullanılmasından yana olmanızı sürdürün. Örneğin demokratik özerkliğe Demokratik özerk Kürdistan deyiniz.
Dursun Ali Küçük
13.02.2013 - 23:50
Daha önce Kandile Açık Mektup diye iki makale yazmıştım. Bu da üçüncü mektup sayılır.

Öncekiler uyarılar ve eleştiriler içerikliydi. Kimisi bunları karşıtlık olarak algılayabilir, kimisi düşmanlık, kimisi zor dönemde niye yükleniyorsunuz diyebilir, kimisi göz kırpma olarak algılayabilir vs.

Açıkça belirteyim ki bunların hiç biri değildir. Kaderimizi ilgilendiren temel hususlar hakkında eski arkadaşlarıma yazmam, bir yerlerimiz yandığı içindir. Onlar beni kişi olarak nasıl değerlendirirse değerlendirsin, ne diyorlarsa desinler artık gelinen süreç aşısından ve de benim açımdan ciddi bir önemi yoktur.

Daha önceki makalemde ( Türkiye Kürtlerle Büyür Hikâyesi) üç tarihi olay ve dönemde Türk devletlerini büyüttüğümüzü ve buna karşılık üç temel kazık ve hançer yediğimizin altını çizmiştim. Dördüncü temel kazığı yememek konusunda eleştirilerim ve genel uyarılarım vardı.

KCK Konseyinin TUTUMU

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık; görüşme, diyalog ortamı ve müzakere ile en sonda silah bırakma konuşulabilir demişti.

Bu şu anlama geliyor; Erdoğan?ın İmralıyı adres göstererek sunduğu ve başına silahsızlanmayı koyduğu planın doğru olmadığını söylemektir.

Başta sınır dışına çıkmak ve sadece silahsızlanmayı konuşmak, barış değildir, PKK ve onun şahsında Kürdistan özgürlük mücadelesi ve dolayısıyla herkesimin tasfiye edilmesidir.

Murat Karayılan; Biz ülkemizdeyiz, topraklarımızı işgal edenler çekilsin, dedi.

Yönetimin - eski ve yeni - sürgünlere gönderilme hevesine karşı çıktı.

Mustafa Karasu, "Ama Kürt sorununu, ezerek, başka türlü yöntemlerle çözemedi. Ya gerçekten çözecek, ya ezecek ya da oyalayacak. Bunlardan hangisini yürütecek kısa sürede belli olur. Ama şu anda bize yansıyan şu an andaki yaklaşımlar, çözüm yaklaşımları olmadığını ortaya koyuyor. Bu açıdan çok fazla umutlu olmak, yanlıştır" ifadelerini kullandı.

Karasu, AKP'nin neden bugün görüşmelerde bulunduğunu şöyle özetledi: "AKP sıkışmıştı, aydınlar tepkiliydi, liberaller bile tepkiliydi. Düne kadar AKP'ye destek verenler de AKP'den kopmuştu. AKP çok zor duruma düşmüştü. Şimdi bunları tekrar, kendine göre, bu tür yöntemlerle toparlamaya çalışıyor."

Karasu, görüşme ve müzakere konusunun ortada bulunmadığını dile getiriyor, AKP?nin tavrının netleşmesini istiyordu. Orda çözüm yok diyor, şimdi sundukları çözüm değil diye ekliyordu.

Bozan Tekin: ?İmralı süreci psikolojik operasyona dönüştürülüyor? diyor ve Erdoğan?nın her defasında ?Kürt sorunu yoktur terör sorunu vardır ve ya Kürt kardeşlerimin sorunu vardır? dediğinin altını çiziyordu.

Kısaca yukarıdaki değerlendirmeleri olumlu görüyorum. AKP ilkin sürgüne gitsinler, sınır dışına çekilsinler, silahları bıraksınlar türünden ortaya attığı fikirler barış görüşmeleri tabirinin ruhuna aykırıdır. PKK ve onun şahsında bütün Kürdistani mücadeleleri tasfiye etmeyi amaçlıyor. Yani atı arabanın önüne koyuyorlar.

Cengiz Çandar haklı olarak Erdoğan ve İmralı görüşmelerini ?buz üstünde halay çekmeye? benzetti.

Erdoğan?a bakınız barış dili yok. Üstelik her defasında ?Kürt sorunu yoktur, terör belası var? diyor. Geçenlerde ?terör belasını? atlatmak için asker ailelerine zehir bile içerim diyor. Türk medyasını izliyorsunuz; orda bir barış dili bulunmuyor, öne çıkardıkları sınır dışına çekilme ve silahsızlandırmadır. Kürtlerin temel haklarını ağızlarına almıyorlar. Bazı istisnalar olsa bile bunlar genel durumu değiştirmiyor.

Barış girişimleri çarpıtılıyor, oyun ve tuzak Kandil üzerine ağırlıklı kuruluyor. Sizi hizaya getirmek ve iknaya zorlamak için her tülü yolu deniyorlar.

Uzatmayayım, görüşmelerle ilgili açıklamalar yapıldıktan bu yana herkes süreci izliyor. Sizlerde yakından izliyorsunuz.

Açıklamalarınızı olumlu buluyorum. Teoriye yüklenmiş zaaflar, sizi geri çekecek noktalar olsa bile bu duruşunuzu derinleştireceğinizi umuyorum.

Unutmayın, oynanan oyun geneldir. Herkesi, bütün kesimleri ve ağırlıklı olarak sizin hareketinizi kapsıyor. Ama özelde hesap birçok yönüyle sizin üzerinizden oynanıyor. Asıl sizi tuzağa ve oyuna çekmek istiyorlar ve oyunlarını kendi hesabınıza boşa çıkarırsanız, en çok yine sizlere yükleneceklerdir.

Sizin barıştan ve karşılıklı ateşkesten ve silahların karşılıklı durdurulmasından yana olduğunuzu biliyorum.

Tek taraflı fedakârlık, sadece Kürt tarafından beklemek hiledir. Adeta barış isteyen çoğunluk hep buna adapte edilmiş durumdadır.

Sömürgeciler de ateşkes ve karşılıklı silahların susturulması ve diyalog ortamının yaratılmasından yana olacaklar ki, gerçek barışın yolu ancak öyle açılır.

Kürt tarafından sadece sizin silahsızlanmanızı isteyen kesimler büyük bir yanılgı içindeler, bunun da halk farkındadır.

Sizlerin yara almanızdan üzüntü duyarım. Bunu genel çıkarları düşünerek söylüyorum. Hâlâ Kürdistanlı ve Kürt olarak yenilginize ve tasfiyenize sömürgeciler yanında kısmen ve dolaylı olarak sevinenler olursa, bunlar bilsinler ki, sizin yenilginiz onlara puan kazandırmaz, hatta mevcut durumları bile geriler.



Velhasıl buraya yazdım: Sözlerinizin ve açıklamalarınızın arkasında durmanızı bekliyorum. Hatta bunları daha ileriye taşımanız ve tutarlı ölçülere kavuşturmanız dileğimdir.

EN HAYIRLI İŞ KÜRTLER İÇİ ÇEKİŞMELERDE BARIŞ İLAN ETMENİZDİR

Türk ve Kürt barışı en anlamlı şekilde Kürt-Kürt barışıyla mümkündür. Devletin İmralı üzeri dayatmalarla sağlamak istediği barış kalıcı olamaz.

Kürt- Kürt barışı için adım atmanızın sayısız faydaları olur. Bu süreçte size de güç katar. Gelin şu veya bu kuruma katılın demekle barış ve ittifak sağlanmaz. Sizden olanlar genellikle gelirler. Kendiniz dışında önemli bir kesim vardır. Kitle gücü az-çok bu fazla sorun değil. Bu konuda inisiyatif ulanmanız, Kürtlerin temel hakları için birleşmesi açısından hayati önemdedir. Üstelik sinerji yaratır.

Bununla birlikte sizden çeşitli nedenlerle ayrılanlara barış elinizi uzatınız. Çok az kontralaşmış bir kesim dışında Kürdistan mücadelesini şu veya bu şekilde sahipleniyorlar. Sizde bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır şeklinde davranırsanız, fazlasıyla karşılık bulursunuz.

Çeşitli nedenlerle ayrılanların, karınca kararınca mücadeleye emeği geçmiştir. Emeklerine sahip çıkarlar. Hiç kimse harcadığı emeğine düşmanlık yapamaz ve yapmıyor. Kaldı ki bunlar, dostluk ve dayanışma yaptığınız bazı çevrelerden size daha yakındır. İzahatlar yapmamın gereği yok.

Biliyor musunuz, Ortadoğu?nun köhne geleneğinde hep kendisinden ayrılan ve ayrı düşenlere acımasız davranılmıştır.

Kendinizi bu konuları gözden geçirmenin zamanı gelmedi mi?

*******

Barış, diyalog ve müzakere süreçleri kısadan kestirmelerle halledilemez. Kürdistan temel sorunlarının asıl çözümümün hemen gerçekleşmeyeceğinin herkes farkındadır.

Bana göre hâlâ oyun ve hileler devrededir. Perde arkası oyunlar güncelliğini koruyor. Gerçek sahneye sömürgeci güçler ve hükümet hâlâ inmedi.

Kürdistan tarafı ve hemen hemen sorumluluk duyan herkesim karşılıklı ateşkes ve silahların susturulmasını istemelidir. Bununla beraber barış sürecine girilmiş sayılır.

Diyalog ve tartışma ortamı yaratılır. Silahların karşılıklı kullanılmadığı bir ortamda Türk hükümeti ve devleti bazı adımlar atar. En azından siyasi tutsakların hepsini kapsayan bir af yapılır.

Parti kapatmalar sona erer, bağımsızlığı savunan görüşlerde dahil her tülü siyasi görüş ve projelerin tartışılmasının ortamı açılır.

Bu meclisten sivil bir anayasa ve özgürlükçü ve demokratik bir anayasa çıkmaz. Böylesi anayasalara destek vermek olamaz.

Diyalog ve barış ortamında ancak sivil bir anayasa yapılabilir.

Kürdistan tarafı müzakereler yapmak için bir taraf olur. Müzakerelere herkesim dahil edilir.

Sizler açısından KCK veya BDP müzakereleri sürdürebilir. Her açıdan bir ekip ve taraf olarak müzakereler yapılır.

?Şimdi silahları susturun esir aldığımız siyasileri, belediye başkanlarını vb. bırakırız kısaca KCK adı altında tutuklananları bırakırız? demeleri bir hak değildir. Bu eşeği kaybettirip buldurma hikayesidir.

Gerçek bir müzakere ortamı oluşunca Güney Afrika?daki gibi küçük büyük herkesim dahil olur. Açıklık içinde müzakereler sürdürülür.

Temel hatanız ?İrademiz İmralıdır? demenizdir. Esaret altında ve tek kişilik müzakere ve barış görüşmeleri teknik açıdan ve her açıdan olmaz. Doğru değil.

Bakınız Erdoğan şimdi, ?İrademiz İmralıdır dediniz, bizde İmralı ile görüşüyoruz? daha ne istiyorsunuz demeye getiriyor. O zaman madem İrademiz İmralıdır diyorsunuz, İmralı?dan çıkacak şeyleri kabul ediniz demek istiyor.

Beşikçi Hoca?nın da dediği gibi bu bir zaaf noktanızdır. Şimdi devlet akıllı davranıp size karşı kullanıyor. Bununla sizi vurmak istiyor. Hangi çağda yaşıyorsunuz, gözbebeğinizde olsa tek kişilik müzakere olamaz. Hele tutsaklık koşullarında bu hiç olamaz. Bu tabiî ki sizin sorununuz, umarım daha sağlıklı düşünecek noktalara varırsınız. Önderliğiniz başta olmak üzere bütün siyasi tutsakların serbest bırakılmasından her zaman yanayım. Önderliğinize istediğiniz gibi sahip çıkabilirsiniz. Bu sizin bileceğiniz bir iştir. Ama lütfen müzakereleri ve barışı tutsaklığa taşımayın. Tutsaklık koşullarına hapsetmeyiniz.

Önceki yıllarda, sonradan haklı olarak ?keşke bunu yapmasaydık? dediğinizi biliyorum. Ama olan olmuştu. Umarım aynı hataya düşmezsiniz.

Temel haklarınıza elbise veya teori giydirmeyiniz. Demokratik özerkliği ?Özerk Demokratik Kürdistan? olarak algılandığınızın farkındayım. Statü istemekten halkın vazgeçmeyeceğine inanıyorum. Farklı statü istemeler ve yarışmalar olabilir, bu gayet doğaldır.

Lütfen ?makul talepler? deyip STATÜ ve ülke adını es geçmeyiniz. Her yerde ve koşulda kullanılmasından yana olmanızı sürdürün. Örneğin demokratik özerkliğe Demokratik özerk Kürdistan deyiniz.

Zorluklarınızın farkındayım. Başınıza yeni zorlukların örülmesinin hakkından, umarım gelirsiniz. Benimki dostça uyarı ve önerilerdir. Sömürgecilere karşı sizden yanayım. Eleştirilerim dostluk esprisi içindedir.

Eşiği aşıp aşmamak sizin elinizdedir.

Dostlukla...

Dursun Ali Küçük

13.1.2013
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe