Kani Yılmaz
 
Kani Yılmaz, Kemal Şahin ve Sabri Tori’nin şahadetleri üzerinden zaman hızla akıp gitmektedir.
 
Kani Yılmaz ve Kemal Şahin; Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesine en fazla katkı yaptıkları ve sunmaya devam edebilecekleri bir dönemde PKK cinayet şebekesi tarafından birer yıl arayla katledildi.

PKK; tüm ömrünü ulusal birlik çalışmalarına adayan Kemal Şahin’i katletmekle Kürdistan’ın dört parçası arasında kurulmak istenen ittifak arayışlarına telafisi hayli zor, ağır bir darbe indirmiştir.

Sipan, Kemal Şahin ve Hikmet Fidan’ın vurulmalarından sonra 11 Şubat 2006 tarihinde Kani Yılmaz ve Sabri Tori’nin hunharca katledilmesi, PKK’nın cinayet geleneğine yepyeni bir boyut kazandırmıştır.

Kani Yılmaz; Kürdistan adına lobi çalışmalarının hemen hiç yapılmadığı ve PKK’nın izlediği ahmakça politikalar yüzünden Kuzey Kürdistan’ın neredeyse dünyadan tamamen izole edildiği bir dönemde vuruldu.

Kürdistan devriminin önde gelen sayılı diplomatlarının başında gelen Kani Yılmaz hemen olmasa bile Avrupa’ya çıkmaya hazırlanıyordu. Avrupa’da sahip olduğu geniş ilişki ağına dayanarak Kuzey Kürdistan devriminin başına örülmek istenen tezgâhı rahatlıkla parçalayabilecek diplomasi yeteneklerine sahipti.
 
Türk devleti, Kani Yılmaz’ın Avrupa’ya çıkması halinde Kuzey Kürdistan’a dönük geliştirdiği tecrit politikasının kısa bir süre içerisinde çorap söküğü gibi çözüleceğini ve PKK kitle desteğinin hızla eriyeceğini gayet iyi biliyordu.
 
Kani Yılmaz gibi bir diplomasi yeteneğinin, tam da Avrupa’ya çıkmaya hazırlandığı bir dönemde, bombalı suikasta kurban gitmesi, cinayetin Türk devleti tarafından ısmarlandığı ve pratiğinin yeni ismiyle KCK yönetimi tarafından hayata geçirildiğini açık bir şekilde göstermektedir.

Kani Yılmaz’ın şahadetinden sonra kendisine dönük yersiz birçok itham ve eleştiri yöneltildi. Yapılan eleştirilerin ağırlıklı bölümünün yersiz ve ithamların ise tamamen dayanaktan yoksun olduğuna inanıyoruz.
 
Her şeyden önce, Kani Yılmaz; tüm ömrünü Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesine adamanın dışında, devrime olan sadakatini canı-kanı ile ispatlamış İNSANDIR.

İkinci olarak, hepimiz ve herkes gibi Kani Yılmaz’ında hata ve yetersizlikleri olmuştur. Ancak Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesine yaptığı hizmetlerin işlediği hata ve varsa suçlarını fazlası ile telafi ettiğine dair en ufak bir kuşkumuz yoktur.

üçüncü olarak, Kani Yılmaz’a, PKK gibi katı merkeziyetçiliğin egemen olduğu despot bir sistemin etkin bir çarkçısı olduğu unutularak eleştiri yapılmaktadır. Hepimiz gibi Kani Yılmaz bu çarkın etkili bir dişlisiydi ve talimatları uygulamaktan sorumluydu. Değerlendirmeler bu gerçek göz ardı yapılmadan geliştirilirse daha insaflı ve adaletli davranılacaktır.
 
Kani Yılmaz geride kalan ömrünü ulusal birlik çalışmalarına vermek istiyordu. Yeniden canlandırılmak istenen ulusal kongre projesine büyük emekleri geçmişti. Bu temelde birçok çevre ve bağımsız şahsiyet ile PKK’den ayrılışımızdan hemen sonra görüşmelere başlamış ve bu çalışmaları önemli bir düzeye getirmişti. Kani Yılmaz ulusal kongrenin ete-kemiğe bürünmesi için öncelikle her parçanın kendi içerisinde örgütlenmesi gerektiğine inanıyordu. Daha sonra PDK Bakur ve PSK ile sağladığımız ittifak çalışmalarında Kani her zaman öncülük düzeyinde rol oynadı.
 
Kani Yılmaz’ın Avrupa’ya çıkmak istemesinin önemli üç nedeni bulunmaktaydı.
 
Avrupa’ya sorumlu düzeyde gideceği için, şüphesiz en başta PWD’nin örgütlenmesi için gidiyordu. Ancak daha önce defalarca belirttiğimiz gibi bizde dar örgüt mantığı kesinlikle yoktur ve bir araç olarak ulusal mücadeleye hizmet ettiği oranda değer biçmekteyiz. Bundan dolayı Kani Yılmaz’ın Avrupa’ya çıkmak istemesinin tek nedeni kesinlikle sadece PWD’nin örgütlendirilmesi değildi.

PWD’yi kurduktan sonra, PKK’den ayrılan birçok arkadaşın bizi ‘ parti kurduk, gelin katılın’ dayatması içerine girdiğimizi sanarak eleştirilerde bulunduğunu biliyoruz. Oysa başından itibaren böyle bir amacımız yoktu. Kani Yılmaz bu gerçeği anlatmak ve diğer arkadaşlarla birlikte daha kapsamlı bir oluşuma gitmek için zemin yoklamaya gidiyordu. Şayet olumlu bir havayla dönerse PKK’den ayrılan tüm arkadaşlarımızın katıldığı bir konferans çağrısında bulunacak ve mümkünse yeni bir oluşuma gidecektik.
 
Kani Yılmaz’ın Avrupa’ya çıkmak istemesinin üçüncü nedeni Kuzey Kürdistan adına yeni bir diplomasi atağında bulunmaktı. Daha önce sahip olduğu geniş ilişki ağına dayanarak yeni imkânların yaratılmasına çalışacaktı.
 
Kani Yılmaz tüm bu çalışmalara başarılı bir şekilde imza atabilecek yetenek ve birikime sahipti. PKK, Kani Yılmaz’ı katlederek sadece Kürt halkının düşmanlarının sevineceği ağır bir tahribat yaratmıştır.
 
Kani Yılmaz’ın uğruna canını verdiği hedeflerin tümü orta yerde durmaktadır. Anısına sahip çıkmamızın bir gereği olarak ve Kuzey Kürdistan açısından acil bir ihtiyaç olduğu için bir kez daha tüm örgüt ve bağımsız şahsiyetlere birleşme çağrısında bulunuyoruz.
 
Bu rol bir kez daha herkesten önce PKK’den ayrılanlara düşmektedir. Mevcut PKK’den hem nicelik ve hem de nitelik olarak çok daha güçlü bir konumda bulunan yüzlerce, binlerce eski kadro ve yöneticinin anlamsız bir tarzda atıl kaldığını biliyoruz. Kuzey Kürdistan’daki olumsuz tablonun yaratılmasında bizim sorumluluğumuz bulunmaktadır ve bunu aşmak yine bize düşmektedir. Yeni bir oluşuma birlikte imza atmanın koşulları her zamankinden daha güçlüdür. Birlikte geleceği kararlaştırmak üzere bir kez daha çağrıda bulunuyoruz.
 
Şubat ayı içerisinde birer yıl arayla PKK cinayet şebekesi tarafından katledilen Kemal Şahin, Kani Yılmaz ve Sabri Tori’nin anıları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum.
11 şubat 2008

Botan Rojhılat-N.TAŞ
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe