KİM DEMİŞ ‘TÜRK’ HUKUKU YAVAŞ İŞLİYOR?
 

Dursun Ali Küçük-11.1.2011-
Türk usulü hukuk dökülüyor ve son günlerde davaların çok uzatıldığı ve dava sürelerinin kısaltılması yönünde karar çıkmış bulunuyor.
 

Bana göre bir bakıma yavaş yürümüyordu. Kürtler ve ötekilerin davaları kısa sürelerde bitiyordu. Hatta mahkemeler delil toplamaya bile ihtiyaç görmeden davaları sona erdiriyor ve Yargıtay da onaylıyordu.
 

Bu yargı kime karşı hızlı işliyor. Ona bir bakalım:
 

12 Eylülü hepimiz biliyoruz. PKK ve bütün Kürt hareketlerine karşı sıkıyönetim mahkemeleri hemen kararlara varıyor ve yargıtayda onaylıyordu.
Aynı sistem devrimci ve demokratik örgütlere, siyasi hareketlere karşı da çalışıyordu.
 

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ve arkadaşlarının davaları bir yıl sürdü ve hemen haklarında idam verildi, üst mahkeme ve meclis onayladı, idamı uygulamaya koydular.
 

Daha sonra sisteme muhalif olanların davaları bu güne kadarda hızlı bitirilmiştir. Zaman aşımına ve 10 yılı geçenine hiç rastlamadım, görmedim ve duymadım.
 

PKK lideri Öcalan’ın dosyası hemen açıldı, savcı iddianame hazırladı, mahkeme çok uzatmadan ve gerekli belgeleri toplamaya gerek duymadan çok uzatmadan idam cezası verdi. Yargıtay tek celsede onayladı.
 

Çünkü PKK sömürgeciliğe karşı, Türk egemen ve hukuk sistemine karşı mücadele etmişti. Hemen yargılanıyorlar ve delillerin olup olmadığına fazla bakmıyorlar.
 

Buna benzer bütün dosyalar benzer şekilde sonuçlanmıştır. Tersini pek görmedim, duymadım.
 

Örnekler çoğaltılabilir, bu kadarı yeterli sanıyorum.
 

Demek ki bu devletin hukuk sistemi Kürdistanlılara, devrimcilere, Kürt siyasal hareketlerine, demokratlara ve ötekilerden olan herkese karşı hızlı çalışmıştır. Adaletsiz çalışmıştır. Delil toplamaya fazla ihtiyaç görmemiştir. Hukuk siyasi kararlar vermiştir. Öyle adalet dağıttıkları, adalet terazisini ellerinde tuttukları tam bir hikayedir.
 

Demek ki, egemenlikli, üniter ve güdümlü, derin devlet bağlantılı bu hukuk sistemi sözünü ettiğim kesimlere karşı hep hızlı çalışmıştır. Davaları çabuk sonuçlandırmış ve adalet duygusu taşımamıştır.
 

*******
Şimdi bunu düzelttiler mi?
 

Bana göre düzeltmediler. Çünkü Kürtler vb söz konusu olunca yani devlete ve sisteme karşı oldu mu tutukluluk süresi 10 yıla kadar uzatıldı.
 

Normal veya diğer davalarda ise iki yıl ve 3 yıl daha uzatılabilir denilerek 5 yıla kadar çıkarılabiliyor.
 

Adalet bizlere karşı zaten hızlıydı. Şimdi 10 yıllık tutukluluk hakkını da kazandılar. Yani anayasa ve adalet önünde herkes onların yasalarına göre bile “eşit” değildir.
 

*********
 

Öte yandan hantal ve oldukça yavaş yürüyen hiçte adaletli olmayan bir yapıya sahiptir bu hukuk.
 

Nedeni ötekilere karşı çok acımasız olmasıdır.
 

Ötekilere karşı acımasız olurken, ötekilerin katliamlardan geçirilmesi, katledilmesi ve faili belli cinayetlere uğraması vb davaların ise üstünü örtüyor. Uzattıkça uzatıyor. Zaman kazanarak kapatıyor.
 

DİSK Genel Başkanı Kemal Türker’in davası uzatıldı ve düşürüldü. Katili bırakıldı. Çünkü bu olayı devlet yaptırmıştı.
 

Maraş katliamı sanıkları meclise girdiler. Uydurma bir yargılama yapıldı ve kapatıldı.
 

Sivas katliamı ve aydınların, Alevilerin yakılması davası uzatıldı, göstermelik yargılama yaptırılıp kapatıldı.
 

Faili meçhuller 20.000 bini buluyor. Bunların ezici çoğunluğu Kürttür.  Ordu Ve JİTEM bunları yaptı, kısaca devlet yaptı. Faili meçhul dosyalara karşı bu hukuk ilgisizdir. Ergenekon davasında kısmen ortaya çıkan bazı belgeleri bu hukuk sistemi alıp değerlendirmedi. Açılan bazı davalar hala uzatılıyor. Tabi bunlar, devede kulak misalidir.
 

Hala bu devletin sivil vatandaşlarına karşı işlediği faili meçhul cinayetler aydınlanmamıştır.
 

Başka benzer katliamlarda aydınlanamadı. Bu mevcut hukukun görevi ise bunların üstünü örtmektir.
 

Kısaca uzattıkları davalar ötekilere karşı işlenen katliam ve cinayetleri içeriyor. Ya uzatıyorlar veya üstünü kapatıyorlar, olanı gündeme almıyorlar.
 

Sivas, Maraş, Hizbullah, Ergenekoncu, darbeci, 12 Eylül darbecilerinin davalarını uzatıyorlar, gündeme geleni ise ele almıyor ve görmezden geliyorlar. Ayrıca çetelerin ve mafya davalarını uzattılar.
 

Son yasa ile bu davaları uzatılanların bazıları yararlandı. Hizbullah’ta bunlardan biri. Bırakılanlar ise Hizbullah ve sözünü ettiğimiz kesimden oluşuyor.
 

Şimdi neyi tartışıyorlar: Maden Hizbullah vb çıkıyor o zaman eldeki Ergenekoncuları neden içerde tutuyorsunuz diyorlar.
 

Ötekileri kimsenin tartıştığı ve ele aldığı yoktur.
 

Lanet olsun böyle hukuk sistemine ve böylesi bir adalete….
 

*********
 

Hizbullahçıların bırakılması faili meçhul, aslında ordu ve devlet olan cinayetleri iyice kapatmak için atılmış bir adımdır. Hizbi-kontra namıyla piyasaya çıkan Hizbullah’ı devlet ve ordu PKK ve daha çok silahsız ve sivil Kürtlerin üzerine sürdü. Hizbullah PKK’nin silahlı güçlerine karşı değil, asıl olarak sivil Kürtlere karşı cinayetler işledi.
 

Bu cinayetlerin bir kısmını Hizbullah işlemiştir ama bu cinayetlerin arkasında ve yönlendiren ordu ve derin devlettir. Sonra ihtiyaç kalmayınca ve Hizbullah çizgiyi aşıp Türkiye ve Türklerin olduğu bölgelere el atınca üzerine gittiler.
 

Yargılandılar ve 10 yıldız dava uzatıldıkça uzatıldı. Yargının burada hızlı davranmamasının nedeni Hizbullah’ı sevdikleri için değil, bu cinayetler devlet ve ordu bağlantılı olduğundan üzerine gitmediler.
 

20.000 sivil insanın cinayeti ortada dururken bu hukuk nasıl adaletli olduğunu söyleyebilir.
 

Davaların süresini kısaltsınlar, buna bir itirazım yok. Ama buda demokratik ve adaletli bir şekilde yapılmıyor. Süre kısaltayım derken büyük adaletsizliklere yol açıyorlar.
*****
Öcalan bir yandan Hizbullah’ı doğru değerlendirirken öte yandan tam ters bir şekilde DTK’ ne katılabilirler diyor.
 

Buna dayalı DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk ise, silahsız olmaları kaydıyla gelebilirler diyor.
 

Burada bir soru: Bu kadar sivil Kürtü öldüren Hizbullah’a bile çağrı yapıyorsunuz, siyaset yapma hakkına saygı gösteriyorsunuz.
 

Acaba PKK’den ayrılanlara neden hayatı zehir ediyorsunuz, siyasi çalışma yürütmeleri veya normal aktiviteler yürütmelerine neden karşı çıkıyor ve engelliyorsunuz?
 

Ayrılanlar bir suç işlememiştir. Sivil cinayetlere de bulaşmamıştır. Hizbullah’a kapılar açıldığına göre PKK’den ayrılan, üstelik epey süreler PKK ve Kürdistan’a hizmet edenlere neden kapıları kapatıyorsunuz?
 

Güçlü olanların veya güçlülerin gölgesinde olanlara karşı demokratlığınız tutuyorsa, devletle ilgisi olmayan ayrılanlara karşı demokratlığınız neden tutmuyor?
 

Bunu hiç anlamış değilim.
 

[email protected]
 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe