KİMLİĞİN VAR MI?
Özgür yaşama imkânlarım olursa bir aydın olarak ülkeme ve halkıma hizmet etmeye devam ederim. TC'ye verilirsem, sadece savunma yapmak ve bazı şeyleri yazmak için yaşayacaktım. Bunun dışında yaşamayı tercih etmiyordum. İkinci seçenek gerçekleşseydi bunu yapacaktım.
Dursun Ali Küçük
26.10.2008 - 21:40
KİMLİĞİN VAR MI?

Kimlik sahibi olmak özgür yasamanın adidir.

Siyasi, ulusal, cins, birey vb kimliğin yoksa bir hiçsin.

üniversiteyi kazandım, okul okumadım.

ülkemiz sömürgeydi, üstelik ulu ve her konuda "iyi olduklarını" söyleseler de IRK *****HURİYETI’nde yaşıyorduk. Bende 70'lerde bir amaç için çalışmaya başladım. Kırk milyon kürdün hiçbir statüsü yoktu. Bizde özgür ve bağımsız olmalıydık ve demokrasi kurmalıydık.

Bunun için çalıştım, ilk tutsak düşenlerden biriydim. İdam altında yasadım, işkencelere karşı direndim. Bulunduğum yerler itibariyle ne kendime Türküm dedim, ne marşlarını okudum, ne de egemenliğin komutanlarına komutanım dedim. Tek tip elbiseye karşı direndik, neticede bunu bir süre giydim.

çıktıktan sonra da mücadeleye devam ettim. Avrupa'da çalıştım, Güney Kürdistan’a gittim. Amaç talepleri için katılanlardanım. Direniyorduk, fedakârlık yapıyorduk, ama örgüt yapısı ve siyaset açısından giderek *****aralaşıyorduk. Bunca direniş, içte ve dışta halkın iradesi temelinde bir siyasal meşruluğa ve dayanışmaya kavuşturulmuyor.
Dünyanın çehresi degisti. Ortadogu halkları deyip Suriye, İran ve Irak istihbaratı ile ilişkiler sürdürülüyordu. Bunların siyasi partileri ve kişilikleri bile PKK ve lideri ile görüşmüyordu. Dünya değişti, reel sosyalizm yıkıldı, dışta hep bunlara mahkûm kaldık. Taki kovulana ve açık yönelimler başlayana kadar.

Kendisini her şeyin basına koyan liderimiz, dünyanın aydınları, demokratik ve sosyalist partileri, hükümetleri nezdinde sıcak karşılanmıyordu. Siyaset ve partiyi, bütün temel konuları, kararları kendisinde merkezileştirmişti. Hiçbir zaman bir siyasal alan ve siyaset ekibinin iradeli oluşmasına müsaade etmedi.

Uzatmayayım. 30 yıl direnmişsin ve mücadele etmişsin, hakla tanınmıyorsun. Kimseyle doğru dürüst bir dayanışman yok. PKK lideri tutsak alınınca merkezileştirilen her şey tutsak edildi. Bu kez hepimiz hapse konulduk.

Dışarıda örgüt ve iradeli bir parti oluşturmak isteyenlere fırsat verilmedi.

Anlaşma ve çözülmesinin bilincindeydim.

Kimliğimiz kaybolmaya başladı.

Bende kimlik acısından boşluğa düşmüştüm. Bir genel af ve kültürel kırıntılar 'çözümü' için mi mücadele ettik?

özgür Kürdistan, üst ve alt kimlik, anayasal vatandaşlık vb belirsiz konulardı ve hiç bir statü ve kimliği içermiyordu. Kemalizmi guncellestirmek, *****huriyetin içini doldurmak bize düşmezdi.

Kemalist sistemin değişmesi için ortaya çıkmıştık. Bundan vazgeçtin mi ve Kürt halkı için hiçbir statü istemedin mi geriye insanin neyi kalıyor?

PKK’ de iç demokrasi zaten yoktur. PKK lideri Kongrenin de üstündedir. Yanılmayan, hata yapmayan, hep doğru söyleyen, her sözü talimat olan, en ufak konuda bile itiraz edilmeyen Yüce önder durumundadır. Kaldı ki eskiden beri bu partide yer alanların hepsi tasfiyecilik damgası yemiş ve özeleştirilerden geçmiştir. Hala parti 'önderlik partisi" yani İmralı partisi deniliyor.

Bu koşullarda olumlu ve olumsuz yanlarıyla PKK’nın sürecini tamamladığı kanısındaydım.
Yeni ideoloji ve "makul çözüm" denileni de sindiremiyordum. üniterliğe dokunmadan Kürtlerin bir statüsü olamazdı. Federasyon statüsü düşünüyordum. Federal Demokratik *****huriyet, yeni bir *****huriyet görüşündeydim.
Kutuplaşma döneminin ideolojilerini ve doktriner ideolojileri, tek çizgi ideolojilerini benimsemiyordum.
Değişim ve dönüşümle beraber bu tur tartışmalar yeterli olmasa da az yapıldı. Sonuçta gördüm ki bu partide değişim olmaz. 2003’te istifamı vermiştim ve bir daha da katılmadım. Kurulan "yeni' PKK ise eski PKK'den çok geridir. Birçok şey demagoji ve laftır.
Demokratik, hoşgörülü, kavgasız bir ayrışmanın yaşanması mümkün değil. Bundan dolayı insanlar bakıyor ki olmuyor, çekip gidiyorlar. Kalanlarda çekip gidenlere olmadık sıfatlar yakıştırıyor ve yasam hakki tanınmıyor.

Doğrusunu isterseniz bu durumdan ne Kürtler ne de PKK kazançlı çıkıyor. Bende Hasan Atmaca ile gidenlerden biriyim.

Ayrılanlar, TC ve MIT raporlarına, "terörizm" siyasetini yürütenler tarafından daha tehlikeli görünüyor.

Hasan Atmaca Almanya'da yakalandı, ben Gürcistan’da yakalandım. Hasan 3 yıldan fazla, ben 3 yıl cezaevi yatarak cıktım.

İlk yakalandığım süreçte TC beni özel ve gizli bir yazıyla hemen istedi. Gürcü yetkililer kararsızdı. İlk baslarda verilme tehlikesi vardı. Eşim üzeri dostların ve uluslararası kuruluşların bana sahiplenmesi ile beni vermediler ve 3 yıl yatıp çıktım. Hala da durumum belirsizdir.

Cezaevi koşulları çok kötüydü.20-25 kişilik yerlerde 70-100 kişi yaşıyorduk. Tuvalet ve her şey tek bir koğuşun içindeydi. 6 ay bitlerle birlikte yaşadım, çok pis bit ve tahta kurulardan kurtulmak mümkün değil. Eroinman ve hırsızları boldu. Hastalanmamak mümkün değildi ve hastalandım. İlgilenen ve dışarıdan yardımcı olanlar olmazsa ölüp gidersin. çoğu kişinin öldüğüne tanık oldum.

TC zindanında yatarken gazete ve dergilere yazıyordum. çıkınca da gazete ve TV çalışmalarında payım oldu. özgür Politika'da Mazlum Hayri Durmuş adıyla başyazılar yazıyordum. Hep ismimle ve başka isimlerle sürekli yazdım.

Bu basın Saddam v.b.lerini haber yapıyordu; ama benim tutuklanmamı ve TC'ye verilme girişimlerini haber bile yapmadı. Oradan ayrılırsan cehenneme gitmeni tercih etme gibi bir yaklaşım oluyor bu.

Hastalandığım halde Gürcistan cezaevlerinde yazmaya devam ettim. İlk yazdığım kitabin önsözüne şunları yazdım:

özgür yaşama imkânlarım olursa bir aydın olarak ülkeme ve halkıma hizmet etmeye devam ederim. TC'ye verilirsem, sadece savunma yapmak ve bazı şeyleri yazmak için yaşayacaktım. Bunun dışında yaşamayı tercih etmiyordum. İkinci seçenek gerçekleşseydi bunu yapacaktım.

 Gürcistan cezaevlerinde ve çıkınca da yazmayı sürdürdüm. Dört yıldır hep yalnızlığı yaşadım. En yakin destekçim Songül, çocukluk ve gençlik arkadaşlarım ve birde tanıdık dostlar oldu. Hepsine teşekkür ediyorum.

Yalnızlığın iki boyutu var; bos verir ve kendini bırakırsan uçuruma gidersin, dayanır, düşünür ve yasadıklarınla hesaplaşırsan; güçlenirsin ve kötü koşullar içinde yaşasan da özgürsün.
 
İlk çıkış amacına, hesapsız, iç siyaset kirliliğine bulaşmayan gerekçelerine bağlıyım. Düşünce vb gerilikler olsa da gençlik duygularıma, ülkeme, halkıma, özgürlüğe, iradeli birey, halkın özgür iradesine dayanan yapılanma ve taleplere bağlıyım.

Dünya değişti, uzun mücadele sureci yaşadık. Koşullar eskisi gibi değil. Bunların hepsini yeni bir aşamada buluşturmak, ikinci bir aşamanın yeni sayfalarını açmak gerektiğine inanıyorum.

PKK'den ayrıldım. Yaşanan olumsuzluklara ortak olmak istemiyordum artik.
PKK'den ayrılırsın ama PKK'den kurtulamazsın.

Birincisi, PKK’nin kendisinden kurtulamıyorsun. Hiçleştirme ve yaşam imkânları tanımamakla, sanki hiç bir şey yapmamışsın gibi linç edilmeyle karşı karşıya kalıyorsun.
İkincisi, PKK "terörist' damgası yediği için ayni muameleyle karşılaşıyorsun. İmralı ve KCK'den daha tehlikeli görünüyorsun.

Ayrılanların "makul çözüm”ün dışına çıkacağını ve daha radikal temelde bir araya geleceğini düşünüyor ve bazı çevreler bunu engellemeye çalışıyor.

Yazıyorum, seven-sevmeyen, katılan-katılmayan herkese merhaba diyorum.

Demokratik tartışma, kavgadan uzak eleştirilere ve aydınlatmalardan yanayım. Hiç kimseden nefret etmiyorum ve düşmanlık duymuyorum. Her parti ve cevreden de aynisini talep ediyorum. Uyup uymamaları kendi tercihleri olur.

Ayrılanlar kalanlardan daha fazla. İkinci yazımda buna ve yaşadıklarına değineceğim. 26 Ekim 2008                                                                Dursun Ali KüçüK
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe