KIRILMA ANLARINDA GÖRÜLMESİ GEREKENLER!
Dursun Ali Küçük-23.9.2010-
Savaşı isteyenler, referandumda “hayırcı” cephede toplanan asıl iktidar güçleridir. Bunların başında hiç kuşku yok ki, şu “en kahraman” ordu geliyor.
 

‘Alışmış kudurmuştan daha beterdir’ diye bir halk sözü var. İktidara yıllardır sindirme ve kirli işler çevirerek oturanlar, kirli işler sürdürerek devam etmek isterler.
 

Anlayacağınız hep kaos halleridir. Kaos güç kullanmaya meşruluk kazandırmak için başvurulan bir yöntemdir. Yani anlayacağınız kendileri yaparlar, toplum onların bu yaptıklarını kabul etmediği için hep başkalarının üstüne atarlar.
 

Son Hakkari mayın olayı ve 9 sivilin yaşamını yitirmesi savaşın sürdürülmesi için tezgahlanan bir plandır. Bu plana düşülürse savaş devam eder gider. Senin anan ağlamış hiç önemli değildir. Bu tezgahı yapanların anaları ağlarsa o zaman iş değişir.
 

Hayat bu!
Onlar hep başkalarının anasının ağlaması için çalışır. Onların anaları ve çocukları kendileri için değerlidir. Dokunulmaz zırhları vardır. Hükümet bile onlara karışmaya kolayca cesaret edemez.
 

Sadede gelin beyler. Bir dizi provokasyon ve kimler yaptı teorisi üretmenize hiç gerek yoktur.
 

Hayırcıların ana iktidar gücü, Ergenekon, ordu, derin devletin bir kesimi savaşın devamını istiyor.  Hakkari olayı olmazsa başka bir olay olur. Olayların nerede ve nasıl olması pek önemli değil.
 

Toplumu deli edeceksin ve sonra sizin ananızı , çocuklarınızı ve yaşamınızı savaş gerekçesiyle bir hiçe sayacağım diyeceksiniz.
 

Yeter artık.
 

Hep aynı oyunlar ve hep aynı tavırlar.
Utanmıyor musunuz?
 

Siz de ar damarı kalmamış mı?
 

Savaşı çok istiyorsanız buyur kendiniz savaş cephelerine koşunuz.
 

Bırakın şu boş hikayeleri. Hakkari olayı üzerine 40 tane varsayım yapmaya hiç gerek yoktur.
 

Şu kahraman ordunuz yaptı. Kime yaptırdığı hiç önemli değildir.
Verdiği mesaj savaşa devam edin demektir.
 

Ordu savaşı 2004 ten beri istiyordu. Hala da istiyor. Savaş olmazsa ne olur?
 

En kahraman ordunun işi biter.
 

İşini bitirmek isteyenler doğru tavır sahibi olur.
 

Provokasyon mu yapıyor, katliam mı gerçekleştiriyor, infial mi yaratıyor? Bunları dinlemeyeceğiz.
 Onun yarattığı bu silahla onu vuracağız.
 

Bunu yapıyorsanız savaşa karşısınız.
 

Yapmıyorsanız, oturun oturduğunuz yerde, siz bir baş belasısınız! Savaş yanlısısınız!
Duygularımızı savaş için kullanıyorsunuz.
AKP ve hükümette bu oyunlara düşerse bu savaş hiç bitmez.
 

Sosyalistler ve Ergenekoncu solcularımız
 Dramları ve trajedileri oynamaya devam ederse bu savaş bitmez.
 

Barış isteyen, savaşı isteyen asıl yerlere vurur.
 

9 sivilin can vermesine çok üzülüyorlar mış?
 

Biliyor musunuz, size ve bazılarına küfretmek aklımdan geçiyor?
 

Vicdanlarınızı 100 yıllık Kemalizm’le mi yıkadınız?
 

Zaten eskiden beri hep bize acıyordunuz?
 

Sömürgeciliğin hamurunda bu var. Tabloyu yaratır. Sonra o tabloyu ezilen ve sömürge insanlara karşı kullanır.
 

Üstüne üstlük birde çoook modern geçinirler.
 

Ne demek? Nasıl olsa biz çok geri kalmışız, acınacak pozisyonlar yaratıyorlar. Hakkari  mayın olayında iki bacağı kopan küçük kız ile övünürler.
 

Ya kardeşlim, siz soykırım yaptınız. Ne çabuk unutuyorsunuz?
 

Aman ha sizden ricam bize hiç acımayınız! Merhamet diktatörlüğün başka yüzüdür. Merhamet göstermek devlet babaya aittir. Öldürür ve sonra merhamet gösterir.
 

Çelişkili mi?  Hayır, buda devlet olmanın bir gereği olmuş şimdiye kadar.
 

Hem demiyor musunuz?
 

Çok baskı uyguladık, birazda oralara merhamet ve devletin iyi yüzünü götürmek lazımdır.
 

Merhamet kötünün iyisidir.
 

Bunu hak edecek kadar acaba bizler kötü müyüz?
***************
Referandum sonrasında hayırcı, yani orducu, CHP ve MHP cephesi, Ergenekoncular, statükocu derin devletçiler bir kez daha yerlerine oturdular.
 

Olan bizim bazı “sosyalistlere”, “Alevilere” ve bazı “Tuncelilere” oldu. Bunlar asıl iktidarda yer almıyor. Ama asıl statükoyu savunan güçlerle beraber kaybettiler. Bu cephede ne arıyorlardı, oda soru işaretleriyle doludur. Kendileri bile bunu açıklayacak durumda değillerdir.
 

Kemal Beyin havası indi. MHP seçim barajının altına düşme tehlikesi yaşıyor. CHP oylarını %28-29lara çıkarmasına rağmen son anketlere göre referandumda kaybetti. Ayrıca genel seçim olursa sorulan sorulara verilen cevaplarda oyları %24-25lere inmiştir.
 

Kemal Beyin veya “Gandi” buraya kadar. İstediğiniz kadar şişirin para etmez. Bu politikaları değişmedikçe Kemal, Deniz’den daha kötü bir rol oynamaktan geri kalmaz.
 

Son gelişmelere göre halk statükoyu benimsemiyor. Genel eğilim değişimden yanadır. CHP ve MHP böyle giderse  genel seçimde bir koalisyon hükümeti oluşturamazlar.
 

Sosyalistlerimiz ve bazı Alevilerimiz ne kadar isterlerse bu AKP’den kurtulamazlar.
 

Çünkü değişim havasını AKP kullanıyor ve toplumda etkili oluyor.
 

Yeni seçimlerde yeni anayasa yapılması, savaşın durdurulması, barış vb şeyleri kullanacaklar ve yine önde olacaklardır.
 

Alevi ve sosyalistlerimizin değişimi statükonun peşine takılınca hiç kimseye inandırıcı gelmez.
 

İnsaf kardeşim! Şu CHP’yi yıllarca bedava desteklemekten ne kazandınız?
 

Bu CHP hepimizi ve sizleri kırdığı halde ve hala inkarcı politikaları sürdürdüğü halde ne bekliyorsunuz? Anlamakta zorlanıyor insan.
 

Takılın peşine kaybedersiniz. Ve AKP’nin -ister yapsın ister yapmasın- değişimi kendi lehine kullanmasına engel olamazsınız.
 

Gerçek demokratlar, sosyalistler, özgürlükçü liberaller vb, hatta sosyal demokratlar bir eğilim olarak örgütlenmedikçe bu AKP değişim havasını kendi lehine kullanır.
 

BDP bile irade sahibi değil, bazı Kürt istekleri dışında değişimci ve demokratikte değiller.
 

Şimdi ortam neden AKP’ye kalıyor anlıyor musunuz?
 

Bunu anlamadığınız sürece ve Kürtlerde bu durumu çözmediği sürece AKP’nin etkisi kırılamaz. Kırılması zor olur. CHP eliyle AKP etkisini kırmaya çalışmak bize çok daha fazla zarar verir.
 

İster anlayın, ister anlamayın, yaşanan gerçeklik budur!
****************
Duyduk görüşmeler oluyor.
 

“Kürt halkını iradesi ve tek kişi” hepimiz adına görüşüyor muş!
 

Ne diyelim! Hayırlı uğurlu olsun.
 

Tavşan mı çıkar, kuş mu çıkar? Orası belli değil.
Devlet adına kimlerin görüştüğü sırdır. Kürtler adına ise Öcalan’la görüşüyorlar.
 

Bu tarz demokratik ve özgürlükçü müzakere ve görüşmelere şahsen yeni tanık oluyoruz.
 

Hiçbir görüşme ve müzakere prensibine uymuyor.
 

Sonra işler yolunda gitmezse kılıf hemen bulunur.
 

Öcalan, şimdi diyor daha önce benimle askerler görüştüler, yani Ergenekoncular diyelim. Başka bir deyişle Genel Kurmay ve ordu adamları görüşüyordu.
 

Sonra ne oldu?
 

Hiç bir şey çıkmadı. 2003 yılında Öcalan’a savaşı başlatın dediler ve başlattı.
 

Öcalan, şimdi görüşme değil, müzakere yürütülüyor diyor.
 

Müzakerede Kürt tarafı sadece Öcalan’dır. Kimse ne konuştuğunu ve neler müzakere ettiğini bilmiyor. KCK ve BDP’nin bunda haberi yoktur. Kaldı ki, Öcalan tek irade olduğu için sorunu nasıl halledeceğini onlarla konuşmaz. KCK ve BDP bekliyor. Sonuçta ne çıkarsa eyvallah diyecekler.
 

Kızmayın! Başka seçenekleri yok. Kendilerini bağlamışlar. Görüşmede tanıklık edecek üçüncü bir tarafta yoktur. Resmiyetti de olmayacak görüşmenin.
 

Anlaşılan maddeler kağıtlara dökülmeyecek. Öcalan konuşmalardan sonra tamam derse, resmiyet, üçüncü taraf ve görüşme için gerekli bütün koşullar Öcalan’a ait olacaktır.
 

Nasıl olsa Önderliktir. Yanılmaz, görüşme de hatta yapmaz, düşmanın oyunlarına ise hiç gelmez(!)
 

Umarız savaşı durdururlar. Başka hiçbir şeyi önemsemiyorum. Çözüm çıkacağına inanmıyorum.
 

Şu anlamsız duruma gelen savaşı durdursunlar, genel af çıksın, Kürtlere bazı kültürel haklar vb çıkacak. Siyasal çalışmaya genel bir serbestlik vb gelsin.
 

Yanılmayın ha! Özerklik falan çıkmayacak. Buna yanaşılmayacak bile.
 

Niye mi istiyorum.
 

Bu tuhaf perdeyi iki tarafta kapatsın. Şiddet son bulsun. Kürdistan sorununa yeni çözüm yolları açılır.
 

Devletin ve Öcalan’ın kendi şahsında kilitlediği bu soruna yeni yaklaşımlar gelişir.
[email protected]
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe