KOMPLONUN KURBANLARI VE “KAHRAMANLARI”
Dursun Ali Küçük-20.5.2010-
Ah şu komplocuları bir bulabilseler CHP’nin sorunu çözülür mü acaba?
CHP devlet partisi ve bu ülkede asıl komploları düzenleyen derin devlettir. Diğer komplolar çok geçmeden ortaya çıkar.
Ama Türkiye’de ortaya çıkmayan olaylar ve komplolar devlete aittir. Derin devlet ve ordu uygulamalarıdır. Tıpkı faili belli olan “faili meçhuller” gibi.
Deniz Baykal bir komployla gitmiştir ve seks skandalına kurban olmuştur. Komploları savunanlarda komploya uğrar. Komployu yapanlardan ve katılanlardan komploya uğrayanlar olur.
Ergenekon ve 12 Eylül faşizminin savunucusu olarak Deniz Baykal savunduğu kesimlerin komplosuna uğramıştır. Başka yerde aramaya hiç gerek yoktur.
Deniz Baykal bu komploya katıldı, komplonun suçunu hükümetin üstüne yıkmaya çalıştı. Amaç, komploculara yaranarak yine geri dönüş yapmaktı.
Bu kez kendi söylemiyle iç komplolara uğradı.
Bakınız Deniz Baykal ne diyor:
“Bu ittifak, insanı ahlaki vicdani değil, nezakete ve dostluğa sığmaz. Kemal Kılıçdaroğlu bu partide öne çıktığında, "etkin bir yerde olmamalı diyen Önder Sav" olmuştur. Aynı şekilde Önder Sav, "bu partide olduğu sürece değişim, dönüşüm olmaz diyende" Kılıçdaroğlu'dur. Ama şimdi böyle bir ittifak içindeler. Ben büyük mutabakat diye söylemiştim; ancak bunu böyle yaptılar. Böyle olması gerekmezdi.”
Komplo ve lider kültünün yaygın kullanıldığı partilerde birikimler olur. Komployu yapanlar komploya kurban giderler.
Mustafa Kemal ve CHP geleneğinde komploculuk vardır. Derin uygulamalar yaygındır. Yüz yıla varan tarih bunun çokça örnekleriyle doludur. Saymakla bitmez türündendir.
Kimi yazarlar bu senaryonun sadece Deniz Baykal ile sınırlı olmadığı, AKP ve Erdoğan’a yönelik bir senaryonun ön uygulaması olduğunu söylediler.
Ergenekoncu Can Ataklı ise Deniz Baykal gitti, sıra Erdoğan ve AKP’de diyor. Gerekçesi, korku imparatorluğu ve dinci oluşu ve cumhuriyetin temel niteliklerini değiştirmek istemesi olarak sayıyor.
Anlayacağınız Cumhuriyetin temel nitelikleri ve mevcut cumhuriyet statükosu değişmeyecek.
Baykal aslında teslim olmaya oynadı. Gerçekten komploya uğrayan ve belden aşağı vurulan bir siyaset tarzıyla CHP’nin değişmesini beklemek ve bu gerekçeyle değiştirmek çok mantıklı gelmiyor.
Çok bilmiş kimilerinin söylediği gibi; “bu çözüm isteyenlerin CHP’ye müdahalesidir” hiç değildir.
CHP ve Baykal hep muhalifti, ama kitle destekleri pek değişmiyordu. Hükümet olacakları yoktu.
O zaman komployu yapanlar komplo ile CHP’ye yeni bir genel başkan getiriyorlar. Getirilen bir lider değildir.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP lideri olup olmayacağı oldukça kuşkuludur.
Altan Öymen’in CHP genel başkanlığından indirip Deniz Baykal’ı yeniden getiren ordu ve derin devletti. CHP nin sanırım Hadep ile kuracağı seçim ittifakını gerekçe yaptılar. CHP’de biraz demokrasi yanlısı olan insanları tasfiye ettiler.
CHP bu güne kadar ki program ve tüzüğü ile hep devlet partisi olarak kaldı. Hiçbir zaman sosyal-demokrat bir parti olmadı.
Bu günkü CHP ise MHP’ye yakındır. Statükocudur.
CHP’nin temel politikaları ve tüzüğü, programı değişmeden sadece lideri değiştiriliyor.
Özellikle Ergenekoncu ve statükocu medya kesimi Kemal Kılıçdaroğlu’nu övmekle bitirmiyorlar.
Deniz Baykal gelmeye hazırlanırken, ikinci kaset yolda ve bu kez başka bir kadınla haberleri yayıldı.
Önder Sav ve Kemal Kılıçdaroğlu bana göre derin devletin adamıdırlar. Ergenekon ve derin devletin her partide adamları vardır.
Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin başına geçirilirse, mevcut CHP ile bir hükümet veya koalisyon oluşturarak CHP- MHP koalisyonuna yolu açmak isterler. Kimileri BDP- CHP ittifakından söz ediyor. Bu konuda hala somut veriler yok, ama tartışılıyor anlaşılan.
Kaset skandalları ile Kemal Kılıçdaroğlu’na yollar açıldı. Hala kemal Kılıçdaroğlu’nun düşünmediği rollerde kendisine biçiliyor.
Öyle anlaşılıyor ki, CHP şimdilik genel başkanı değiştirecek. Partiyi Baykal yaratmıştır. Önder Sav Baykal’dan hiçte ileride değildir. MYK ve yeni oluşturulan çarşaf listede Baykal veya Eski CHP’nin ruhu olur.
Ergenekon, dersim soykırımı, anayasa değişikliği ve yeni bir anayasanın yapılması, Kürt sorunu, Alevilerin sorunları, Hıristiyan azınlıklara, demokrasi ve özgürlüklere, AB’ne katılıma vb temel sorunlara Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’sinin nasıl bakacağı önemlidir.
CHP kolayca durulacak bir parti değildir. Hastalıklı yapı fazlasıyla vardır. Kaset komplosunun düzenleyenlere uyup kendi genel başkanını götürenlerin, kaset skandalını onaylamış oldukları ve doğruluğunu kabul ettikleri çok açıktır. Önder Sav dünkü bir toplantıda il başkanlarına vb ikinci kaset yolda demektedir. Kendilerine bilgileri sipariş edilmiştir.
Değişim laflarını ve yeni bir yüz yakıştırmalarını Ergenekon ve ordu, statüko yanlısı yazarlar dile getiriyor. Hala kemal Kılıçdaroğlu yeni bir politika, değişim ve benzer şeylerden söz etmeden anlaşılan hava ile şişirmeye çalışıyorlar.
Boş bir dürüstlük balonudur. Gandi ile hiç alakası olmayan yakıştırmalar Ecevit gibi Karaoğlan yaratma çabalarıdır.
Ecevit, demokratik sol dedi, ne ezen ne ezilen dedi. Sol sloganlar kullandı. Ama milliyetçi bir devlet partisinden öteye gitmedi. Ecevit popüler olduğu dönemde Sayın Beşikçi Hoca, ona faşist nitelikli politikalar yürütür diyordu. Baykal Ecevit’in taklidi oldu.
Bu Kemal Kılıçdaroğlu ise sanırım Baykal’ın taklidi olur.
Ecevit gibi olmasa bile benzer “değişim” laflarını kullanacaktır.  Baykal’ı geri getirmek için “inadına sol” sloganları atıyorlardı.
Son on yılda Baykal’ın CHP’si bir şeylere iyice kilitlendi. Kemal’in işi bu açıdan oldukça zordur.
Bir ordu ve Ergenekoncu medyanın, statükocu medyanın “değişim” demagojileri ile sıkça karşılaşırız. Amaçları boş umut yaratmaktır.
Kaset skandalı öyle kolay geçmez. Deniz’e yol göstermek onaylanması anlamına geliyor.
CHP kurultayı yapılacak. Kurultayda öyle görünüyor ki, başta genel başkan değişecek. Deniz’e veda edecekler.
Deniz Baykal genel başkan olmasın cumhurbaşkanı olsun lafları ediliyor. Parti başına layık görmediklerini devletin başına layık görüyorlar. Anlaşılan oyunlar var.
AKP’yi bir biçimde götüreceklerine inanalar var. Baykal cumhurbaşkanı olsun söylemi bir açıdan buna dayanıyor.
Ordu, Ergenekon ve statükocu devlet çevreleri, yüksek yargı AKP ve Erdoğan’dan kurtulmak istiyor.
Kaset darbesini darbeci Deniz Baykal’a yaptıklarına göre başka darbeleri ve komploları görmekte mümkündür.
Bana göre bu Kemal Kılıçdaroğlu boş rüzgar arkasına alıyor. Balonu çabuk sönebilir. İnsanlar statükocu medyaya bakmayacaklar. CHP değişiyor mu, değişmiyor mu? Buna bakacaklar.
Kemal Kılıçdaroğlu Hindistan İngilizlerini mi ülkemizden kovdu Gandi Kemal Olsun!
Hangi barışta ve mücadelede yer aldı. Şimdiye kadar Ergenekoncuların avukatlığını yapıyordu. Hele bir ilkin kirli sicilini temizlesin.
Kahramana ihtiyaç duyuyorlar. Darbenin kurbanları yanında, komplonun “kahramanlarını” yaratmaya çalışıyorlar.
Benim bildiğim komplo ile gelenlerin kahramanlığı olmaz.
Ne söyleyecekleri ve ne yapacaklarına insanlar bakar.
Baykal darbenin sivil kahramanı olamadı.
Sakın ola ki, Kemal Kılıçdaroğlu’na darbenin “sivil kahramanı” yapma misyonunu oynatmak istemesinler.
Kurultay ve sonrasında durum iyice netleşir.
Bakıp göreceğiz.
[email protected]
 

 

 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe