KRALDAN FETVA GELDİ
Yıl 2002, xıneredeyiz. Ben basın-yayın çalışmalarına bakıyordum. İşim gereği Konsey’in yanına gittim. Toplantı halindeydiler. Bana gel katıl dediler. Kendi sorunlarını konuştular. Aynı toplantıda komutan Nasır’ın durumunu gündeme getirdiler. Toplantıda Cuma, Abbas, Karasu, Fuat ve birde bir bayan vardı
Dursun Ali Küçük
23.03.2009 - 19:00
KRALDAN FETVA GELDİ
 

Hasan Atmaca, Mehmet Can Yüce, Selim Çürükkaya, Şükrü Gülmüş ve benzerlerini vurmak için KCK Avrupa’ya tim göndermiştir. Hasan ve Can’ı doğrudan Alman polisi aldığı bilgiler çerçevesinde uyarmıştır.
 

Öcalan ve PKK, eskiden beri “bize muhalefet çıkmaz, çıkamaz” diyerek övünüyor. Öcalan, Suriye ve Lübnan’da kurduğu sistemle farklı düşünen önemli merkez komite üyelerini ve kadroları vurdu. Ayrılmayı başaranların peşine timler takarak öldürttü.
2000 yılında Dr Süleyman giller ayrıldılar. Öcalan, İmralı’dan gönderdiği haber ile Dr Süleyman’ın vurulmasını istiyordu. Konsey, fırsat bulsaydı vururdu.
 

Madem öldürmeler yeniden canlandırılıyor, size ilginç bir olayı anlatayım:
Yıl 2002, xıneredeyiz. Ben basın-yayın çalışmalarına bakıyordum. İşim gereği Konsey’in yanına gittim. Toplantı halindeydiler. Bana gel katıl dediler. Kendi sorunlarını konuştular. Aynı toplantıda komutan Nasır’ın durumunu gündeme getirdiler. Toplantıda Cuma, Abbas, Karasu, Fuat ve birde bir bayan vardı.
 

Cuma; Nasır çok şey biliyor, giderse düşmana anlatır. İdam edelim, infaz edelim.
Aynı görüşe Abbas, Karasu, Fuat ve bayanda katıldı.
 

Ben aynı toplantıda sadece bu konuda konuştum ve karşı çıktım. Gerekçem ise; “Önderliğin idamına karşı mücadele ediyoruz, kongre kararıyla idamı kaldırmışız, idam etmek doğru olmaz” biçiminde görüş söyledim. Kararı alan Konseydi. Sonra bu karara Cemal’de dahil olmuştu.
Gizlice ve faili meçhul tarzda Komutan Nasır’ı ortadan kaldırmak istiyorlardı.
Bir gün cihazlarda Komutan Nasır kaçmak isterken vuruldu, yaralıdır diye haber verdiler.
Bundan hemen kısa bir süre sonra aynı olay Cemal’in sorumlu olduğu karargahta yeniden tezgahlanıyor. Cemal, Bahoz, Ape Hus’un yaptığı plan ile dışarıdan saldırı oluyor süsü veriyorlar. Nasır’ı kaçırmaya gelenler var ve bundan dolayı çıkan çatışmada bir fedai Nasır’ı vuruyor. Tabi olayı gizli tuttular.
 

Erkekler konseyi yapar da kadın konseyi boş mu kalır. Bu olaydan kısa bir süre sonra Kadın kongresinde Gulan arkadaş kaldığı odada boğularak öldürülüyordu. Gulan bu gün ayrılanlara yakın düşünüyordu.
 

Bu iki siyasi cinayetten sonra yapılan merkez toplantısında Konsey kendi içinde anlaşmıştı. Başta ben olmak üzere 6 arkadaşın üzerine yüklendiler. Nasır olayını yukarıda söylediğim gibi anlattılar. Bize de “rahat durmazsanız sonunuz böyle olur” demeye getiriyorlardı.
Burada da tavır koydum. Kısaca iki siyasi cinayetle bizi susturmak istiyorlardı.
Cinayetler ve infazların amacı içte ve dışta insanları hizaya getirmek içindir.
                   *************
Botan ve Ferhat gil kongreden hemen sonra gittiler.
Bu gün vurulmak istenen Hasan Atmaca ile beraberdim. Beraberde ayrıldık. Ben ve Hasan Atmaca bize sunulan hiçbir görevi kabul etmedik.
 

Bunların ayrılmasından sonra geriye kalan Kani, Doğan vb arkadaşlarda ayrıldılar.
Bunun üzerine ben ve Hasan Atmacayı Cemal yanına çağırdı.
 

Botan gillerin sağ tasfiyeci ve hain olduklarını vb anlatmaya başladı. Öcalan’dan kendilerine haber geldiğini söylüyordu.
Bu habere göre Öcalan, Osman Öcalan’ın kaçırılarak dağa getirilmesini istediğini söylüyordu.
Bize yanında çalışmamızı ve görev almamızı önerdi.
 

Hasan ve ben Osman’ın olduğu yerde olmak istemiyorduk. Cemal’in görev alın  ve Botan gile yönelik görüşlerine katılmadık. Ayrıca TV de konuşmamız ve okullarda açıklama yapmamız, yani gidenleri teşhir etmemiz isteniyordu ve bunu da reddettik.
 

Ayrılanlarla yakın görüşler paylaşmıştık. Bundan dolayı da ayrılanlara karşı konuşmamızın istenmesi, PKK ve Öcalan’ın eskiden beri izlediği bir taktikti. Bunu kolay kolay raddende çıkmazdı.
 

Biz oradan ayrılıp başka bir yere geçtik. Cemal ve Cuma’nın güvenliğinde olan iki kişiyi özel olarak peşimize gönderdiler. Can güvenliğimiz artık bulunmadığı için ben ve Hasan kalmanın hiçbir yararına inanmadığımız için ayrıldık.
 

Buradan çıkarılması gereken önemli ders şudur; Öcalan, Osman’ın dağa çıkarılması, yani kaçırılıp dağa getirilmesini istemişse, geri kalanları vurun demiştir.
 

Osman’ın kaldığı evi bastılar, basanlar biri yaralı olmak üzere ikisi yakalandı. Ondan sonra Botan gillerin avına başladılar.
 

Kani Yılmaz,Sabri Tori, Kemale Sor(küçük güney), Sipan Rojhelat(Doğu Kürdistanlı), Hikmet fidan vb bunun için faili meçhul tarzda vurup üstlenmediler. Sadece TC’nin faili belli olan faili meçhulleri yok, PKK’n inde Ferit Uzun’dan başlayarak bu güne uzanan failli meçhulleri var.
 

Hala ayrılanlar önemli zorluklar yanında, TC’nin baskısı eşliğinde, KCK’ninde açık hedefi durumundadır.
 

Suçları ayrılmak ve onların insanlar tarafından bilenmeyen şifrelerini açıklamaktır.
Oysa o zaman Öcalan’ı başta vurmaları lazım. Çünkü Öcalan bütün şeyleri TC’ye anlatmış ve hem de itirafçılığı işkence görmeden gönüllü yapmıştır.
 

PKK’nin ve KCK’nin gizli veya sır olan bir şeyi kalmamıştır. Devlet hepsini biliyor. KCK, son yönelim ve idam fermanlarıyla halkın öğrenmesinin önüne geçmek istiyor.
Öcalan, Dr Süleyman, Botan gilleri vurun derken ve Osman Öcalan’ın dağa kaldırılmasını isterken her şeyin İmralı'ya bağlı kalması için yapıyor.
 

Ayrılmalar son yıllarda yoğun olduğu zaman, radikal ve tutarlı görüşler olacağına, Türk medyası Öcalan’ı salık veriyordu. KCK’ de buna uyarak her şeyi götürüp oraya bağladı. Ayrılanları vurarak, döverek, yaşam hakkı tanımayarak susturmak istiyor.
                ******************
Diktatör sultanlar kendisine karşı olanları münafıktır diye götürüyordu. Stalin milyonlara varan üyesini sosyalizmi kurtarmak için vurdu. Ama Stalin’in sosyalizmi yaşamadı.
KCK (PKK) her sıkıştıkça düşmanı kendi içinde aradı. Kendi içindeki düşmanı temizlemedikçe mücadelenin başarıya ulaşmayacağını düşünürler. İç sağlam olunca dışta sağlam olur.
İçte “tanrı”(inanç sahipleri beni bağışlasın) krala sözle, laflan, düşünceyle karşı çıkmak ve eleştirmenin cezası idamdır. Öcalan eleştiri dışıdır. Öcalan her şeyi doğru yapar. O hep iyilik yapmıştır. Kötülük ise başkaları yapmıştır. Şeytana uymuşlardır. “Öcalan’ı yaşa ve yaşat” sloganını boşa çıkarmadılar. Tanrının ne kadar iyi sıfatları varsa hepsini Öcalan’a yakıştırıyorlar. Oysa Öcalan otoriter despotizmini generallerin ayakları altına serdi. İtiraf yaptı ve secdeye geldi.
 

Hasan ve benzerleri onun gibi itirafçılık yapmak istemiyor. Puta tapmıyor ve putlara karşıdırlar.  Öcalan’ın şifrelerini çözmüşler ve anlatıyorlar.
 

Bu gün TC isterse Öcalan’ı iki günde yerle bir eder. Ellerinde ifadeleri, video kasetleri, konuşmaları, içine girdiği ilişkiler, görüşmeleri, kısaca her şeyi var. Bir yayınlarlarsa, bu ayrılanları ve farklı düşünenleri vurmak isteyenler ne düşünür?
 

Ama bu konuda devlet anlaşmış ve hükümette buna uyuyor. Hala kontrolde tutup kullanmayı tercih ediyor.
 
Hasan Atmaca, kendini vurma işini eski cezaevinde beraber yaşanan kişilere havale edilmiş diyor.
 

Bana çok garip gelmedi. Şifrelerini çözdüğüm için biliyorum.
 

Orhan Aydın’ı Halit’e niye vurdudular. Direnişçi bir insandı. Sağlık ve psikolojik sorunları vardı. Suriye’de evlerde kaldı. Siyasi muhaliflik yapacak bir durumu da yoktu. Ama o haliyle Orhan; Öcalan’ın ev hikayelerini vb öğrenmişti. Eğer suçsa tek suçu buydu ve öldürüldü.
Aynı olayın bir başka boyutu var. Bir bayan bir gün gelip eskiden cezaevinde yatıp orada sorumlu olana Öcalan’ın kendisine yaptıklarını anlatır. Bu kişi de cezaevinde kaldığı için bayan kendisine sahip çıkacağını veya yardımcı olacağını düşünür.
 

Cezaevinden çıkıp orada sorumlu olanda gidip kadının anlattıklarını Öcalan’a anlatır. Öcalan’da  “bana söylemeyecektin, madem söyledin git bu işi sen halet” şeklinde O’na talimat veriri. Kadın tutuklanır. Söylediğine bin pişman ettirilir, işkence görür. Kadından gerekli güvenceyi ve itirafı aldıktan çok sonra bırakırlar.Neyse işin iç ayrıntılarını anlatmadan geçiyorum.
                 ***************
1999’dan sonra eğer TC eve dönüş türünden af çıkarsaydı, o zamanlar Öcalan’ın onayladığı plan çerçevesin hepimize sürgün yaşamı düşüyordu. Şimdi aynı plan devrededir. İdam kaldırıldı. Kırıntı düzeyinde “hak” denilmeyecek yasa kabul edildi. Şimdi devlet kültürel bazı adımları atıyor. Ergenekon deşifre edildiği için darbede yapılmadı. Uzlaştılar. Sanırım Öcalan’ın başlattığı savaşa ihtiyaçları kalmadı.
 

Şimdi idam fermanları çıkarıp uygulayan KCK yönetimi, acaba siz bu idamları İmralı çizgisini geliştirmek ve oraya yönelik muhalefeti, eleştirel düşünceleri susturmak için mi yapıyorsunuz?
 

Eğer devlet kontrollü adımlar daha da atılırsa ortada siyasi ve idari çözüm olmayacaktır. 1999’da Öcalan’ın katıldığı ve bize o zaman dayatılanların bir bölümünü devlet şimdi uygulamaya koyuyor. Muhtemelen eve dönüş gibi şeyler çıkarsa sizin yeriniz sürgün olur. Öcalan, içerde yönetim istemez. İstediğiniz kadar bağlı olun ve bu çizgiyi her kese kabul ettirmek için adam ve insan vurmaya devam edin, İmralı'dan size biçilen değer değişmez.
Unutmayın!
 

Açık otuz yıldır süren bir mücadele var. Devlet her yönüyle kirlenmiştir. Bunu tartışmıyorum.
TSK’nin kendi içinde vurduğu subay ve asker sayısı, PKK’nin kendi içinde vurduklarından çok daha azdır. Savaş ve mücadele ve zorluk bahanelerine sığınmayın. İsterseniz bir istatiki hesaplar çıkarın bakın!
 

Ortadoğu’dur, her gün onlarca, yüzlerce insan öldürülüyor derseniz, o ayrı. İnsana ve düşünceye ne kadar değer verdiğinizi buradan hareketle ölçebilirsiniz.
Örneğin Hak-Par da bir parti ve seçimlere giriyor. Diyarbakır ve Adana’da taraftarlarınız onlara yönelik fiili tutumlara girdi. Bizden başkası olmaz. Tek Kürt biziz diyorsunuz.
Savaş bilançosuna bir bakın; en çok Kürtlerden vurduğunuzu göreceksiniz.
    ***************
Sizin düşüncelerinize, uygulamalarınıza, İmralı'yı, cezaevini hepimize bir halka dayatmanıza katılmıyorum. Ben putumu yıktım.
 

Her şeye karşın sizin TC karşısında yenilmenizi tercih etmem. İmralı çözüm yeri olarak görüldüğüne göre orada yenildiniz.
 

Düşmanlık teorilerinden içinizde yaşadığım kadarıyla bıktım ve bu tür teorileri benimsemem.
Burada her kesin huzurunda söylüyorum.
 

Bana her hangi bir şey olursa sorumlusu sizsiniz. 17.3.2009                                                         Dursun Ali Küçük
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe