KRİTİK ZAMANLAR
Öcalan’ın içerden savaşı başlatması onaylaydı ve savaş asıl AKP’yi devirmek için başlatıldı. Bu süreçte ordu ve Ergenekoncular darbe yapmak istiyordu. Bu tutumları sonrada sürdü. Öcalan, o zamanda hep AKP ve Fetullahçıları vb eleştiriyor, bunların derin devleti ele geçirmek istediğini söylüyordu
Dursun Ali Küçük
13.11.2009 - 16:35
KRİTİK ZAMANLAR
 

Dün 10 Kasım idi. Demokratik açılım, yeni adıyla Milli Birlik Projesi TBMM’ne taşındı.
Tartışılacak.
Bu konuda önceki makalelerimde görüşlerimi söylemiştim.
Açılım daraltıldı ve daralmış biçimiyle sürecektir.
Hükümet ve Cumhurbaşkanı geri adım atamayacak ve atamaz. Geri adım atmaları ve vazgeçmeleri sonları olur.
İkincisi Türkiye, kriz ile birlikte bölgede ve yakın çevre alanlarda gelişen bir ülkedir. ABD ile ortak roller üstlenmeyi sürdürüyor. Çok yönlü ilişkiler geliştirme peşindedir.
Ayrıca petrol yolları ve Irak’ta rol üstlenmeye başladı.
Güçlenmeye çalışmaktadır.
Sürdürdüğü politika ve dışa açılmalar sonucu demokratik açılım denilen olaydan tamamen vazgeçmesi mümkün değildir.
Hükümet vazgeçmeye kalkarsa, ordu, CHP, MHP onu götürmek için siyaset yürütüyorlar. Hükümet ve AKP’nin her şeyine muhalefet etmeleri başarısız kılmak içindir.
Erdoğan ve AKP bunun farkındadır.
Ordu geçmişten beri AKP’den kurtulmak istiyor. Açılımlara karşı açıkça sesini çıkarmadı. Ama açılımların boşa çıkması ve ordu iktidarının korunması için statükodan da yana görünmektedir. Ordu, politikası için dış desteklere sahip değildir. Sadece CHP ve MHP ile yetinemez.
Ergenekon davası ve “irticaya karşı eylem planı” ve ordunun eleştirilmeye başlanmasından oldukça rahatsızdır.
Ordu, AKP’nin yıpranmasını onaylar görünmektedir. Çünkü, AKP’yi kendi iktidarı için tehlike görmektedir.
Şimdi açılımlar iktidar kavgası gölgesinde yürümektedir.
Bu açıdan statükoyu, dinozorlaşmış cumhuriyeti ve Kemalizmi korumak isteyenlerle, devleti yeniden düzenlemek isteyenler arasında içerde ve dışarıda yoğun bir mücadele, çekişme alabildiğine sürmektedir.
Dün mecliste CHP’li Onur Öymen Kemalist otokrasinin katliamlarını savunan konuşma yaptı. Dersim, Şeyh Said isyanı, Kıbrıs vb yerlerde kimse anaların ağladığını sormadı diyerek, mevcut savaşı ve soykırımı sürdüren bir konuşma yaptı.
CHP ve MHP, 10 Kasımda açılımın konuşulmayacağını ve bunun ataya hakaret olduğunu, açılımla Kemalizm’e karşı çıkıldığını ve kesin açılım karşıtı bir tavır sergilediler. Olmadık olaylar yaratmaya kalktılar.
İşte CHP ve MHP ve Kemalizm’in koruyuculuğunu, cumhuriyetin olduğu gibi sürmesinin savunuculuğunu yapan ordu, dinozorlaşmış cumhuriyeti savunanlardır.
AKP ve orduda kısmen, yine devlet içindeki bazı çevreler devletin yeniden düzenlenmesi, dinazorlaşmış cumhuriyetin yumuşatılması için çalışmaktadır.
Dolayısıyla AKP milliyetçiliğin başka bir biçimini yapsa bile cumhuriyetin olduğu gibi sürdürülmesine karşı objektif olarak yol açmaktadır.
10 Kasım’da açılımı gündeme almaya çalışmaları gayet normal ve oluşmuş bazı tabu ve kalıpları yıkmaya çalışmaktadır.
Kemalizmi izm olarak AKP benimsemiyor. Mevcutlar içinde bu bir ilerlemedir.
Öcalan ise, avukatlarla her görüşmesinde Kemalist otokrasi ve diktatörlüğü aklamaya çalışıyor. Halkımıza yapılan katliamlardan Mustafa Kemali sorumlu görmüyor.
Tek yetkili ve son Osmanlı padişahından daha diktatör ve daha fazla yetki kullanan Mustafa Kemali aklıyor. Oysa Türkiye’de temel engel  Mustafa Kemal, Kemalizm ve onun CHP’sidir. Bu günkü MHP ve CHP günümüzün eski CHP’sidir.
KCK yürütmesinde Duran Kalkan’da MHP ve CHP gibi 10 Kasım’da açılımın gündeme alınmasını “provokasyon” olarak değerlendirdi.
Aynı avukat görüşmelerinde Öcalan sürekli Mustafa Kemali örnek vererek kendisiyle onu benzeştiriyor.
Bana sorarsanız, ister sosyalist, ister önder, ister rehber ve paradigma değiştirdiğini söylesin Öcalan Kürt kemalizmini uygulamıştır.
Kürt Kemalinin  ulu önder Atatürk olan Türk Kemalini sürekli işlemesi tesadüf değildir.
Bu günümüz koşullarında orduya destek vermektir.
Çünkü en Kemalist kurum olarak sürekli ordu kendini gündeme koymaktadır.
Cumhuriyetin kuruluşuna herkes katıldı. Otokrasi yaratan Mustafa Kemal sistemi diğerlerini tasfiye etti ve biliniyor.
Ölene kadar her şey Mustafa Kemal’in elinde toplanmıştır.
Bakın cumhuriyet tarihine CHP’den hiçbir açılım ve adı değişim olan bir rüzgar göremezsiniz.
Türkiye’de ister beğenelim, ister beğenmeyelim “değişime” gidenler sağ olmuştur ve Menderes, Özal ve bugün Erdoğan bu değişimin isim olarak gündemleşenleridir.
CHP ise, bugün yaptığı gibi hiçbir taşı yerinden oynatmamıştır.
*************
AKP ve hükümet reform ve devletin yeniden düzenlenmesinde hep yalnız bırakıldı.
CHP “sol” faşizmin temsilcisi ve soykırımcı cumhuriyetin devamı olarak ve bu gün Ergenekon’un siyasi kolu olarak her şeye karşı çıkmaktadır.
MHP ise, sağ faşizmin temsilcisi olarak bunu gerçekleştirmektedir.
İkiside Türk şoven milliyetçiliğinin tipik temsilcisi ve kirli savaşçı ve ordunun darbe yapmasını onaylayan kesimdir.
Siyasetten Kürdistan’daki siyasi hareketler, gruplar ve aydınlar; dinazorlaşmış cumhuriyeti savunan, statükoyu alabildiğine koruyan, Ergenekoncu ve dinazorlaşmış Kemalizmi savunan orduyu, faili meçhulleri uygulayanları, soykırımcımız olan Mustafa Kemali onaylayamazlar.
Onaylayanların tavrından ve Kürdistani oluşundan şüphe etmek gerekmektedir.
Statükoyu savunan kesimler Kürdistan’daki savaşı geliştirip, Kürtlere eski isyandaki sonuçları yaşatmaya çalışmaktadır.
Öcalan’ın içerden savaşı başlatması onaylaydı ve savaş asıl AKP’yi devirmek için başlatıldı. Bu süreçte ordu ve Ergenekoncular darbe yapmak istiyordu. Bu tutumları sonrada sürdü.
Öcalan, o zamanda hep AKP ve Fetullahçıları vb eleştiriyor, bunların derin devleti ele geçirmek istediğini söylüyordu. Bu yıla kadar bu tutumunu sürdürdü.
Açılımla beraber çark etti. Bence bu son yaptıklarını daha 2002 de yapmalıydı.
KCK ve DTP Öcalan’dan dolayı hep AKP’ye kilitlendi.
Şeriat ve irticaının geleceği ordunun ve Ergenekon un darbe planlarını kolaylaştırmak içindi.
Devlet kendini düzenlerken ne şeriata ne irticaya yer vardı.
Kürdistan cephesi Türkiye siyasetini etkilemek için ciddi hatalar yaptı.
Her konuda AKP ile bir olunmaz. Ama bazı konular var ki, cumhuriyetin yumuşatılması isteniyorsa AKP ve hükümet, demokratik kamuoyu cesaretlendirilebilir. Kimi noktalarda bazen benzer şeylerde söylenebilir.
Kemalizm’le benzerlik, güncelleştirilmesi ve aklanması için yarışa girilirken, adeta AKP’ye tavır, MHP ve CHP gibi hep karşıt olma temelinde ve engellemeye hizmet etti.
Kürdistan’da siyaset yapanlar oturup bu konuları kendi açılarından sorgulamalıdır.
Cumhuriyet yumuşatılır ve bazı yeni düzenlemelere kendi açılarından giderlerse, bunu değerlendirmesini bilenler bundan yararlanarak Kürdistani siyasete yeni nefes boruları açabilir.
Öcalan, son avukat görüşmesinde orduya ve derin devlete laf etmiyor. AKP’yi sadece eleştirmenin kolaycılığına kaçıyor.
Acaba eski siyasetine dönüş mü yapıyor veya oradan uyarılar mı alıyor?
DTP ve KCK bu soruları kendilerine sorsa iyi olur.
KCK’yi izliyorum. Kemalizm ile ilgili söylenenlere utangaçça katılıyor ve pek dillendirmiyorlar.
DTP’de aynı durumu görmek mümkündür.
Biliyorum gönülleri kabul etmiyor.
Sanırım gönlünüz başka şeylerde kabul etmiyor. Arkadaşlarınızı tasfiye ede ede bunları onaylayacak duruma geldiniz.
******
Kritik zamanlardan geçiyoruz.
AKP, hükümet ve cumhurbaşkanı sözünü ettikleri açılımlarda samimi davranmaz ve geri adım atarlarsa dinazorcu cumhuriyetçiler ve Kemalistler işi ele almaya çalışacaklar ve AKP’nin işi zorlaşır, bir bakıma sonunu hazırlar.
Ordu, açılımları hep geriye çekmek için elinden geleni yaptı.
AKP ve hükümet ordunun üzerine gitmesi gerekir.
“İrticaya karşı yeni eylem planı” ordu içinde hazırlandı. Başbakan ve AKP elinde gerekli belgeler vardır. MİT bunun ordu tarafından hazırlandığını biliyor.
AKP, bunlar ve benzer gerekçelerden hareketle orduda bazı tasfiyelere gitmezse sözünü ettiği sürecin önünü açmaktan zorlanır. Bazılarını görevden alınması ve darbe planı hakkında ciddi bir soruşturmanın açılması Türkiye’de demokrasinin önünü açabilir.
Aynı şekilde Ergenekon davası mevcut durumdan çıkarılarak, yeni dalgalar biçiminde genişletilmezse ve bu işte birinci derecede sorumlu olanlar yargı önüne çıkarılamazsa bu ordu benzer senaryoları sürdürmeye devam eder ve ayak diretir.
Bazı generalleri görevden alıp Türkiye’de bir ilki başlatırlarsa ve Ergenekon davasını mevcut pozisyondan çıkarırlarsa şahsen bu tavrı desteklerim.
Hayati bir konudur.
Bunlar ve benzer adımlar atılamazsa AKP ve hükümet sözünü ettikleri açılımları yapamazlar.
İkincisi savaş olduğu gibi devam eder. Ordu yeniden harekete geçer.
CHP ve MHP ve ulusalcılık, Kemalizm adına bunlara sağdan soldan, Kürtlerden destek verenler bulanık ortamın ve dumanlı havanın devam ettiğini görerek hareket eder.
AKP, halka gideceğini söylüyor, gitsin.
AKP’nin yanlış politikaları, kararsız tutumları eleştirip, karşı dururken MHP, CHP, Ergenekon ve ordunun saflarını güçlendirecek davranış ve politikalara karşı olmalıyız.
İşleri bazıları kilitlemek ve halkımıza yeniden soykırım ve onursuzluk dayatmak istiyorlar.
Asıl enerjimizi bunlara karşı kullanalım.
CHP, MHP ve ordunun her şeyine karşıyım. Benim tavrımın özeti budur.
AKP ile benzer politikaları savunmam, ama AKP ve hükümetin cesaretlendirilmesi ve etkileme politikalarından yanayım.
Kemalizmi hangi biçimde savunulursa savunulsun, bu Kürdistan’ın ve halkımızın inkarına alkış çalmaktır. Cumhuriyetin kuruluş yılları geçti, şimdi farklı bir tarihi süreçteyiz.
Özcesi, Kemalizmi övmek diktatörlüğü övmektir. Kürt, Ermeni, Asuri, Alevi vb soykırımları, etnik ve dini temizlikleri övmektir.
Demokrasi adına demokrasiye, özgürlükler adına özgürlüklere saygısızlık sayarım.
Türkiye yol ayrımındadır.
Hep birlikte göreceğiz.
Dursun Ali Küçük-11.11.2009
[email protected]
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe