“KÜRDİSTAN, KEŞKE İNGİLTERE’NİN SÖMÜRGESİ OLSAYDI!..”
İlk grup döneminde adım gibi hatırlıyorum. Bizzat Öcalan “Kürdistan keşke İngiltere ve Fransa’nın sömürgesi olsaydı, şimdi çoktan kurtulmuştuk”
Bizler grup döneminde bu görüşü paylaşıyorduk.
Dursun Ali Küçük
16.04.2013 - 10:10
İlk grup döneminde adım gibi hatırlıyorum. Bizzat Öcalan ?Kürdistan keşke İngiltere ve Fransa?nın sömürgesi olsaydı, şimdi çoktan kurtulmuştuk?
Bizler grup döneminde bu görüşü paylaşıyorduk. TC ile ittifak ve sömürgeciliğe devam günümüzde güncelleştirilmeye çalışıldığı için bu konuşmalarımız gelip aklıma takıldı. Evet, İngiltere ve Fransa?nın sömürgesi olsaydık, çoktan kurtulurduk, buna inanıyorum.
Kürdistan dört parçaya bölündüğünde ve bu dünyada ve ikili yapılan anlaşmalarla onaylandığından dolayı parçalı direnişleri saymasak Kürdistan Kurtuluş Mücadelesi olarak biraz geç sahneye çıktık.
Daha önceleri genellikle başkaları için savaştık. Ha unutmadan Cemaatin ve Gülencilerin yeni Kürdistan formülünü açıklayayım: ?TÜRKLER KOMUTAN KÜRTLER ASKER OLSUN? diyorlar. Onların yeni İslam kardeşliği formülü budur.
Eskilere gidersek Malazgirt?te Alpaslan yanında Bizans İmparatorluğuna karşı savaştık. Osmanlı devleti ile Yavuz Sultan Selim ve Kürt İdrisi Bitlisi anlaşmasıyla İran Safevvi devletine karşı savaştık, birincisinde Türklere Anadolu kapılarını ikincisinde Osmanlılara Ortadoğu ve Afrika kapılarını açtık. Çanakkalede Alman Emperyalizmi ve Osmanlı emperyalist ittifakı yanında İngilizlere karşı savatık. Osmanlı dağılınca bile geri kalanı kurtarmak için kurulacak ve yer almayacağımız Cumhuriyet için savaştık. Hem kardeştik ve hemde İslam Bayrağı altında yüzlerce yılı böylece geçirdik. Kardeştik, kız alıp vermiştik, etle-tırnak gibiydik, asker olarak her cephede Türk egemenlerin yanında savaşmıştık. Safevi devletinde ise yine Müslüman ve kardeştik. Aynı hikayeleri İran, Irak ve suriye?dende duyuyorduk ve yaşıyorduk.
Ama ne yazıkki, en çok Türk egemenleri için çalışmıştık, hemde bu günlerde yapılan güzellemelerle birlikte savaştığımız gibi, ?imha ve katliamla da karşılaşmamıştık.?
Ne güzel yaşıyorduk değil mi? Bütün işleri şu ?gavur? emperyalistler bozuyordu(!)...
Ama bir türlü eşit ve ortaklığa dayanan kardeşliğe kavuyşamıyorduk. TC? de hala dilimiz ve kültürümüz bile güvenceye alınmış değil, her ulus neredeyse klasik sömürgecilikten kurtulmuş, ama biz yeniden Misak-i Milli?yi ve hala hiç bir temel hak elde etmeden ?Türk-Kürt ittifakı? ilan etmiş bulunuyoruz.
Eskiden ve tarihte Türk egemenlerine hizmet ettiğimiz kesin ama nedense hep kazık yemişiz. Ve hala en kötü durumdayız. Dünyada hiç bir ulusun kabul etmediği bir pozisyonda yaşıyoruz.
Ama geçen yüzyılın başına dönüp Misak-i Milli yi tazelediğimizde ve teoriyi ?biz? üzerine (bu aynı ulus olamaya veya Amerikan ulusu gibi olmaya kapıyı açık bırakıyor, bana göre olmayacak birşey) kurduğumuzda kurtuluşu ertelemiyor muyuz?
ORTADOĞU YENİDEN DİZAYN EDİLİYOR
Türkiye Batının desteğiyle Suriye ye askeri müdahaleye hazırdı. Ama ABD ve Batı isteksiz davrandı ve bırakmadılar. Esad?ın ipini çekmeye devam edecekler, ama en azından bir süre daha bu şekliyle devamedebilir. Sonuçta ipi çekilmiştir.
ABD araya girerek Türkiye ve İsrail?i anlaşma noktalarına çekti. İran üzerindeki baskı ve ambargo vb değişik mudahaleler için İsrail ve Türkiye birlikte gereklidir. Ortadoğu?nun dizayn edilmesinde ve yeniden şekil verilmesinde İran önemli bir faktördür. Asıl bu faktörü güçten düşürüp zayıflatacaklar. Vurucu güç açısından İsrail gerekli olabilir. Üstelik İran da iç muhalefeti desteklerler. İran rejim olarak katı ve devlet geleneği güçlüdür. Ama bu güçlülük altında zayıflıkta sırıtıyor.
Kaldı ki, Ortadoğu rekaabetinde Türkiye?nin asıl rakibi İran?dır. Osmanlı döneminde de böyleydi. Erdoğan ve AKP bu anlamda Ortadoğu?da ittifak ararken Sunni eksene oynuyorlar. Şii ve Sunni çekişmesi bu açıdan önem kazanıyor. Dolayısyla Irak rejimi- Maliki hükümeti Şii?dir. İran ın hedef yapılması Malik?i üzerinde her zaman kılıcın sallanması demektir.
İleride İran düşme ile yüzyüze kalırsa ?ki şimdi sıra İran?a gelmiştir- Kürdistan statü kazanır. Dolayısıyla Farslardan sonra en fazla nüfusa sahip olanlar Azerbeycan?dır. Azerilerde statü peşinde olacaklardır. Türkiye İran oyununda Azerileri öne çıkarmaya çalışır, kullanacağı asıl şey milliyetçiliktir. TC Sunni eksene oynadığı için İran Azerileri Şii?dir. Bu dezavantajı olsa bile Kürdistan söz konusu olunca TC Azerileri öne çıkaracaktır.
?Türk-Kürt ittifakı?ndan söz edilince ve ortak İslam bayrağına atıfta bulunulunca geçmiş tarihi anımsamalarda bu siyasi argüman herkeste farklı çağrışımlar yapacaktır. Sunni-Şii ekseni ve bunun dışında Şii-Sunni rekabetinin ikisine hedef olan Alevi kitleler ve diğer inanç grupları göze çarpacaktır.
Türkiye ve Kürdistan?da sözü edilen Türk-Kürt ittifakı henüz nerelere varır, tam belli değildir.İlan edilmiş bir ittifak olduğu için Ortaoğu dizayn edilirken TC? de içinde yer alacaktır. Dolayısyla Kuzey Kürtlerinin bir kesimi bu ittifaka dayalı Ortadoğu da politika yürütecektir. Newroz ?da ilan edilen mektup ve adına program denilen bu belge bunu vaad ediyor. Ben enazından vaat edilen üzerine yazıyorum. İleride tam nerelere varır, hala netleşmiş değildir.
Bu ilan edilen ittifaka göre İran yeniden şekillenirken Türkiye politkası ve Kürdistan?ın politikaları örtüşmeyecektir. Daha ileri gidersem, mevcut İran-Türkiye devleti sınırı olarak Makü?den şendinli üçgenine kadar Kürdistan ince bir hat larak yer alıyor. Bu hattın bir kısmının TC desteğiyle Azaerbeycan?a katıldığını görünce veya bu yönde politika izlendiğini görünce şaşırmayacağız.
Ortaoğu da dizayn en çok petrol ve Ortadoğu yu küresel ekonomiye adepte etmek içindir. Siyasi, demokrasi, insan hakları argümanlarını Küresel güçler bu temelde kullanıyor. Dikkat ederseniz Kürdistan federasyonunun Türkiye üzerinde boru hatı açması ve petrolünü bu şekilde dışarı çıkarılmasına ABD aslında karşıdır. Irak hükümetiyle iş yapmasını önermektedir. Türkiye kısmi pay verebilirler, ama Ortadoğu petrolünü vb Türkiye ye yedirtmezler.
Ortadoğu haritası yeniden şekilleniyor. Ortadoğu ya küresel güçler bir şekil vermek istiyor. Türkiye nin ekonomisi büyüdü, büyüme kalıcı olamaz. Türkiye? ninde petrol ve gaza ve ayrıca pazara ihtiyacı vardır. Yoksa ekonomisini ciddi bir bunalım bekliyor. Misak-i Milli; Kerkük ve Musul?unda Kürdistan federasyonu ile birlikte, ayrıca Suriye nin bir kısmı ve batı Kürdistan?ın Türkiye ye katılması demektir. Türkiye Kuzey Kürtleri ile eşitliğe dayanan bir ortaklık ve federasyona gitmezse buralarda istediğini bulamaz, heveslenir ve girişimlerde bulunur ama başına pahalıya patlar. Ahu Yemendir türküsünü söylerler.
********
İttifaklar politikası değişiyor
Eğri oturup doğru konuşalım. ABD ve küresel güçlerin Irak müdahalesi olmasaydı(Körfez savaşından bu yana) Kürdistan federasyonu belkide hala olmayacaktı. Bu bir gerçekliktir.
Başta niye ?keşke İngiltere?nin sömürgesi olsaydık? sözünü boşuna söylemedim. Dünya küçülmüş. Sovyetlerin yıkılmasından sonra ortaya bir sürü devlet çıktı. Küresel aktörlerin desteği olmasa hiç bir devlet tek başına yaşayamaz ve devlette olamaz. Hele Ortadoğu söz konusu olunca bu daha da geçerlidir.
Örneğin eskiden beri ?AB ve ABD yi Türkiye?deki Kürt sorununa bulaştırmayınız, onlar karışmasın, ben veya biz TC ile hallederiz? sözlerini sık sık duyarız. MİT-Öcalan görüşmesi ve anlaşmalarına onlarda onay veriyor. Bu ilişkide çıkarlarını gördükleri de söylenemez.
Şimdi Türk- Kürt ittifakının sömürgeci koşullar altında kurulduğunu varsayarak konuşalım.
Böylesi koşullarda herkes ve her siyasi dünya aktörü Türkiye egemenlerini esas alacaktır. Kürtler nasıl olsa Türklerle ittifak olduklarını beyan etmişlerdir. Dolayısıyla Kuzey Kürdistan?ın Ortadoğu müttefikleri ve dünya da müttefik olacakları güçler kavramı ve ilişkiler değişecektir.Kuzey Kürdistan?ın şimdi zaten fazla yok, ?anşlaşma? koşullarında dünya ve bölge müttefikleri fazlaca olmayacaktır. Tıpkı birinci dünya savaşı ve cumhuriyetin kuruluş yıllarında ki gibi. Lozan?da bile uyduruk kişilere başvurulup, ?Türk hükümeti bizide temsil ediyor? numaraları çekilmedi mi?
Hatta sözü edilen ?Türk-Kürt ittifakı? diğer parçalardaki Kürdistanlı kardeşlerimizle bizi karşı karşı ya da getirir.
Kimileri diyebilir ki, Misak-i Milli derken onalarıda katmak istiyoruz.
Kuzey Kürtleri müttefeiklerinden yoksun kalabilir. İkincisi ve en önemlisi Ortadoğu?da Türkiye?nin borusu tek başına ötemez. Ortadoğu?u Türkiye?ye yediremezler.
Öte yandan hem Kürdistan müttefikleri ve parçadaki somut ittifaklardan olunurken, hemde küresel aktörlerin desteğini(daha çok kuzey Kürdistan için geçerli) yitirebiliriz. Ortadoğu da haritaların yeniden şekillenmesinde ve bazı rejimlerin çökmesinde küresel aktörlerin belirleyici bir rolü vardır. Ancak bölgesel güçlerde buna hazır olursa kendi lehlerine değerlendirirler. Kürdistan?ın her parçasınında buna hazır olması lazım.
Herşeye rağmen bu yüzyıl Kürdistanlıların yüzyılı olmaya devam edecektir. Çağımızın ve günümüzün ertelemeleri geçmişteki gibi uzun süremez. Hele Ortaoğu?daki hareketlenmeler ve alt üst oluşlar kaçınılmaz olarak sıranın Türkiye ye de geleceğini bize gösteriyor.
Dursun Ali Küçük-16.5.2013-
[email protected]
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe