Kürtlerden şüphelenmeye başladım…
Evet gerçekten Kürtlerden şüphelenmeye başladım. Bazen kendimle hesaplaşırken bu ben miyim? Dediğim olmuştur. Şimdi Kürtler için aynı şeyi söyleyebilirim, Kürtler bu mudur?
Kürtlerin kılıcı Kürtlere keskindir.
Dursun Ali Küçük
21.11.2013 - 14:19
Evet gerçekten Kürtlerden şüphelenmeye başladım. Bazen kendimle hesaplaşırken bu ben miyim? Dediğim olmuştur. Şimdi Kürtler için aynı şeyi söyleyebilirim, Kürtler bu mudur?
Kürtlerin kılıcı Kürtlere keskindir.

Normal komşuluk ilişkilerine, köy ve arazi vb çekişmelerine bakınız. Kürtlerin gözleri Kürtleri kesiyor. Asker görünce aynı davranışı asla göstermez. Kan davaları ve aileler arası çekişmeler, yine benzer konularda durum aynı.
Son bir haftaya baktığımda Kürtlerin kılıcının Kürtleri kestiğinden bir kez daha emin oldum. Siyasal alana sıçrarsan bu değişik biçimlerde böyledir.
Partiler ve parçalar arası husumet bir türlü kesilmiyor. Son olayların bazılarından tiksindim. Açıkçası bu.

Eline kalemi alan ve ağzını açan herşeyi vuruyor. Başkasını vuruyorum derken farkında olmadan kendisini vuruyor.
Genlerinde bir “şeytanlık” var, veya düşmanına yapmadığını kardeşine ve dostuna yapıyor. Her tür sıfatı layık görüyor.
Kendilerini ele veriyorlar. Yazdıkları ve konuştuklarında düzeyini ortaya koyuyorlar. Doğrusu çok demokrasi, kardeşlik, Türk-Kürt ittifakı, demokratik dersleri aldım(!...)
Be insanlar; direnenler, şehit düşenler, Kürdistan ve özgürlük için herşeyini ortaya koyanlar sizler böyle yapasınız diye mi yaptılar?
Ayıptır. Oturun oturduğunuz yerde. Kürtlere, kendinize ve birbirinize zulüm ve iç işkence uygulamaktan vazgeçiniz.

BANA ARKA CEPHENİ SÖYLE BENDE SENİN ARKA CEPHENİ SÖYLEYEYİM

KCK ve BDP alanında Nursel Doğan gibilerinin kullandıkları argümanlar ve bunlara karşı direnişsiz “bağımsızlıkçı ve federasyoncuların” kullandıkları argümanlar birbirine benzer… Al birini vur ötekine…..

Tarihe bakınız: Kürt direnişlerinin ve siaysi partilerinin arka cephesi “komşu” sömürgeci devlet olmuştur. Bütün büyük partilere vehareketlere bakınız, isstisnasız bunu görürsünüz.
Bu durum bazı çatışmaların nedeni olmuştur. KDP, İKDP, PKK, YNKvb açısından bu durum net görülebilir. Bubun en basitinden şuna yol açtığını herkes bilir: Komşu sömürgeci devletin sınırları içinde üstlendin mi, ister istemez o sömürgeci güce karşı çıkamazsın, hatta oradaki sömürgeciliğe karşı çıkan Kürdistani parti ile bir araya gelemezsin veya ilişkilerin gergin olur.
PKK-Suriye ilişkilerinde bunu görebilirsizniz. Diğer bazı partiler PKK’yi Suriye ile işbirliği ile değerlendirirler. KDP-Türkiye ve İran ilişkileri de benzerdi. PKK bunları Türkiye işbirliği ile değerlendirmiştir. İKDP açısından durum aynıdır. Öcalan Suriye de kaldı. Qasumlu Irak ta kalmıştır. Barzani ve Talabani İranda kalmıştır.

Bunlar Kürdistani hareketlerin zaaf noktalarıdır ve eleştirmek gerekiyor. İlişkilenmek taktik olarak olabilir ama bunu o parçada ki Kürdistani parti ve harekete karşı kullanamazsınız.
Barzani yi “işbirlikçilik” ve “ihanetle” suçlayanlara soruyorum?
PKK-KCK hala İKDP ve Doğu Kürdistani hareketleri Kandil alanında bırakalım üstlenmesine, geçişlerine bile izin vermemiştir. İKDP vb PKK den İran ilişkilerinden dolayı rahatsızdır.
Bu arka cephe hikayeleri ile veya buna benzer ilişkilerle birbirinizi karalayacaksanız, hemen söyleyeyim, bu konularda aşağı yukarı birbirinize benzersiniz.

Tencere dibin kara senin ki bende kara…
Bu tür olumsuz olay ve ilişkileri gelinen noktada geçte olsa bırakmak, oldukça azaltmak önemlidir.

BİRBİRİNİZLE ANLAŞAMAZSANIZ “KOMŞU” SÖMÜRGECİ İLE ANLAŞIRSINIZ

Son günlerdeki suçlamalar ve sadece bir yanlışa dayanarak herşeyi kara gösterme tavrı bana yeniden bunu hatırlattı.
Ondan dolayı kılıcı düşmana karşı yumuşatırken veya köreltirken yapılan zaafları örtmek için Kürdistanın içine karşı keskinleştiriyorsunuz. Bundan sömürgeciler karlı çıkar.
Orataya bir gündem atıyorlar, Kürtler onun üzerine birbirine giriyor.
MİT ve İstihbaratlarla yapılan görüşmelerin hepsinden kuşkuluyum. Siyaset alanına ve siyasi çevrelerle ilişkiye dönüştürülmedikçe bir yararı olmayacaktır.
İstihbaratla görüşmeler diplomasi yapmayı ve siyasi alanla görüşmeyi sınırlar. Buradan ittifaklar ve barış çıkmaz.
Kürdistan federasyonun başkanı Mesut Barzani Türkiye ve Diyarbakır a gelip görüşmeler yapabilir. Ekonomik vb ilişkilerde geliştirebilir, anlaşmalar yapabilirler. Bu tür şeylerden yadırganacak bir durum yoktur. Salih Müslim ve PYD heyetlerinin TC ‘ye gelip MİT ile gizli görüşmeler yapmalarına ses çıkarmayanlar Mesut Barza’nininin gelmesine hiç itiraz etmemeleri gerekir.
Yani artık şuna dönüşmüş: KCK ve BDP liler TC den birileri ile görüşebilirler. Ne görüştüklerinden haberimiz olmaz. Barzani’nin yaptığı görüşmeyi protesto edeceksin, kendi işlerine karışma olarak algılyacaksın. Bu yanlış.
PKK’nin “kardeş partileri” her parçada var. KDP’nin kardeş partileride yoktur. Buna rağmen siyasi alanımıza müdahale ediliyor sesleri çıkıyor. PÇDK, Kürdistan federasyonunda seçimlere girdi. PKK her tür desteği verdi. PÇDK’yi kuranda PKK’dir. Bunu bilmeyen yok.
Ama Kuzeyden dönüp sen benim alanıma karşımazsın demek na kadar anlamlı? Mesut Barzani’nin gelişi seçimleri pek etkilemez. Kürdistan’I siyasi hareketleri ve ayrışmaları bir dereceye kadar etkileyebilir. Bana göre PKK nasıl diğer parçalarda örgütleniyorsa, isterse başka bir parçadaki siyasi hareket Kuzeyde yakınlaştığı güçler bulabilir. Bunda yadırganacak ne var?

Diyarbakır oyunu ve ziyareti içime sinmedi. Öcalan ile aynı şeyler söylendi. Bana göre hala ciddi bir barış durumu yok, varmış gibi göstermenin bir anlamı yok.
Tek reçete ve tek ilaç: her parçada ve değişik parçalarda Kürdistani hareketler ve güçler birbiriyle anlaşsın. Ortalığı bulandıranlara lanet. Tek çözüm: ANLAŞMAK.
Anlaşamadınız mı, “onurlu görüşmeler yapıyoruz” diye düşmanlarımıza ve diğer güçlere daha çok taviz verirsiniz.

“DEMOKRASİ VE BİRLİK
Dursun Ali Küçük
Bu iki kavram güzel ve ihtiyacımız olan kavramlardır. Toplumun, ulusun ve bütün bireylerin özgürlüğü ve çözüm için vazgeçmeyeceği kavramlardır.
Salt partisi ve grubu için özgürlük ve demokrasi isteyenler; ne özgürlükçü ne de demokrat olurlar.
Salt kendi etrafında birlik oluşturmak isteyenler ancak bir partinin birliğini sağlar, ama bir halkın ve ulusun birliğini asla sağlayamazlar.
Demokrasiyi geliştirmek ve birliği sağlamak çözüme götüren iki temel kavramdır.
Bunların üzerinde her gün yeniden düşünmekte sayısız yarar vardır.
Bu konuya ışık tutacak ve Gürcistan’da cezaevi yatarken yazdıklarımdan bir bölümü güncelliğini sürdürmesinden dolayı olduğu gibi aşağıya aktarıyorum:

Toplumlar devrimler ve evrimler yaşadılar. Radikalizmin belli zaman ve mekân içinde yararları olmuştur. Günümüzde ise klasik devrimler çağı kapandı, çok fazla radikalizm ya da öyle geçinmek zarar veriyor. Tahrip ederek üstünlük, egemenlik sağlamanın geçici bazı yararları olsa da uzun vadeli düşünüldüğünde zarar verici yanı daha fazladır. Kürtler zihniyet, siyaset olarak tahrip edici, ortadan kaldırıcı bir siyaset izleseler de bunu gerçekleştirme olanağı dışa karşı yoktur. O zaman dışa karşı gerçekleşme imkânı bulamayan bu siyaset tarzı Kürt toplumunun içine yönelerek daha çok Kürtlere, Kürt toplumuna zarar vermektedir.
Kemalizm’in güncelleştirilmesinden yana olanlar, bir dönem kendisinden olanlara niye yaşama ve siyaset yapma hakkı tanımıyor? Eskiden bağımsızlık isteniyordu; özerklik, otonomi vb. İsteyenler işbirlikçi, hain olarak değerlendiriliyordu. Ulus-devlet, bağımsızlık görüş ve siyasetine göre diğer Kürt hareketleri değerlendiriliyordu. Şimdi bağımsızlık istenmiyor; federasyon ve özerklikte istenmiyor. Yani PKK Liderinin savunmalarında ve şimdiki PKK Programında Kürtler için her hangi bir siyasi statü yer almıyor. Kürt kimliği, kültürü tanınsın doğru olsa da bir siyasete oturmuyor. Anayasal vatandaşlık, özgür yurttaşlığa bir statü belirlenmediği sürece Türkiye yönetimi karşı çıkmaz. Programlar siyasi doğrultuyu ve talepleri belirler; taktik yapmaz.
Siyasette Kürt sorunu ve talepleriyle ilgili muğlâklık yaşanınca, niye eski siyasi kavramlardan vazgeçilmiyor. Tasfiyeciliğin tasfiye edilmesi, yani ortadan kaldırılması, objektif, sübjektif düşman, hain, işbirlikçi, ‘’ilkel milliyetçi’’ vb. Küçümseyici, yaralayıcı kavramlar, zihniyet ve uygulamadan vazgeçilmedikçe, bırakalım demokratik siyaset yapmak, demokrasiye bile giriş yapılamaz.
Doğa renkler ve renkler uyumundan oluşuyor. Her çiçek farklı renkte açar. Bir bahçede bostanda meyve, sebzeler farlı çiçekler, farklı renklerde verirler, çeşitlilik doğal gelişmenin, doğanın bir özelliğidir. Farklı renk ve çiçekleri, verilen yemişleri ortadan kaldırmak ekolojik dengeyi bozar. Toplum ve bireylerde toplum mühendisliği yapılarak geliştirilmez. Toplum mühendisleri demokrasiye yönelmez. Her şeyi ben yaptım, ben kurtardım diyerek toplumun kurtarıcılarını yaratır. Kurtarıcı, kurtarıcıların kurtulmaya ihtiyacı vardır, hep kurtarıcı geçinenler, halkın sivil toplum hareketlerine izin vermez, önlerini bağlar.
Toplumun farklılıkları ölçüsünde farklı renkleri olmalıdır. Demokratik siyaset, demokratik kriterler, birey, insan hakları, temel hak ve özgürlüklerden yana olma, evrensel hukuk ve adalet vb. Ortak paydaları olmalıdır. Demokratik tarz, tek çizgi, tek doğru, tek görüş değildir. Farklı siyasetler, görüşler, partiler, örgütler, sivil toplum hareketleri, kadın hakları, sosyal ve ekonomik örgütlenmeler olmalıdır ve gereklidir de. Kendisini ifade etsin, etmesin toplumun renkleri vardır. Bunları bastırmaya çalışmak değil, ortaya çıkmasını sağlayıp demokratik bir yarış ve rekabeti esas almak önem taşıyor.
Bunun için her parti ve örgüt ilkin kendi içinde iç barışı sağlamalı, içine yönelik şiddet tarzı hangi gerekçeyle yaparsa yapsın onaylamamak, desteklememek, hatta sessiz kalmamak gerekir. Partilerde de parti programı ve işleyişine kabul edip belli noktalarda farklı eğilim ve grupların olması günümüz siyasetinin bir gereğidir.
İç barışını sağlamayan parti ve örgütler; Kürt parti ve örgütlerine, çevrelerine karşıda ulusal iç barışı uygulayamaz. Böylesi iddiaları olsa da gerçekleşmez; demagojik söylem olarak kalır.
Kürt toplumunun barışı, hoşgörüyü, demokratik birliktelikleri, her rengin Kürt talepleri ve siyasetini ifade etme, örgütlenme hak ve yaşamlarından yana olmadıkça, egemen uluslu barış ve demokratik çözüm nasıl sağlanır?
İlkin Kürtler kendilerini düzeltsin, çağdaş ve demokratik dünyayla günümüz gerçeğine göre bağlar kursun, Ortadoğu’nun cemaatçi, toplumu her şeyin önünde, örgütü bireyin önünde, lideri parti ve örgütlerin önünde gören, sayan zihniyette kurtulsun; Toplumda demokratik tartışma, birbirine karşı saygılı olma, düşmanlıklara son verme ve azda olsa muhalif olanlara yaşam hakkı tanıma sağlansın!
Teşhir ve karalama yöntemleri son bulsun! Düşünceyi düşünceyle, siyaseti siyasetle eleştirme, tartışma kültürü otursun!
İçine ve dışına yönelik, hangi gerekçeyle olursa olsun- ortadan kaldırma, öldürme, hatta burnunu kanatma yöntem ve uygulamalarına son verilsin!
Karalama, kirli siyaset tarzıdır. Kim yaparsa yapsın hiçbir karalama, hiçleştirme tavırlarına destek verilmesin
Düşünce ve örgütlenme, her farklılığın kendisini ifade etme, yayma hakkına hangi biçimde olursa olsun müdahale edilmesin!
Farklı parti ve örgütlerin, hatta bireylerin görüş ve siyaseti ne olursa olsun, buna karşı saygılı olunsun. Seviyeli ve düzeyli, hatta pozitif eleştirilerin önde olması tercih edilsin.
Renkler ve renklerin toplumda tahrip edici değil, uyumundan yana olunsun.
Ötekinin özgürlüğü ve haklarını, kendi hakları ve özgürlüğünden daha fazla savunma esas alınsın!
Kürt sorununun çözümünün, tek bir renkle Gerçekleşmeyeceği, Kürt toplumundaki bütün renklerin katılımı ve çabasıyla sağlanılacağı hiçbir zaman gözden kaçırılmasın.
Toplum içinde hangi biçimde, kim tarafında yapılırsa yapılsın şiddet uygulamaya karşı olunsun!
Avrupa idamı çoktan kaldırdı. Türkiye’de koşular olsa da kaldırdı. Kürtlerde hangi partide olursa olsun idam ve infazların yapılmasına karşı durulsun!
Bireylere, vatandaşa karşı devleti savunmak nasıl anti- demokratik bir tutumsa, bireye karşı partileri, örgütleri ve toplumu savunmanında demokratik bir tutum olmadığı bilinsin!
Yüz kızartıcı suçlar hariç, düşüncelerinden, görüşlerinden dolayı kişilerin soruşturulması, tutuklanması, ayrıldığından dolayı vurulması, hangi biçimde olursa olsun farklı davranış ve eğilimlerin mahkûm edilmesi sona ersin!
Leninist-Stalinist parti-örgüt modelleri, ulusal-devletçi(milliyetçi ya da İslamcı olsun) otoriter- despotik parti ve toplum modellerinden, toplum mühendisliğinden vazgeçilsin veya buna karşı olunsun!
Daha çoğaltmak mümkün. Bunlara uyan, saygılı olan, yaşam ilişki ve davranışlarında uygulayan kişi, parti ve örgütler demokratik olurlar ve demokrasiyi geliştirirler. Siyaseti temiz ve açık olur. Siyasetin savunulur bir ahlaki olur o zaman. Bunları tanımayan, tanıyıpta uymayan, söyleyip yapmayan, demokrasi söylemlerini kendilerine uygulamayıp, demokrasiyi zaten uygulamayan despotik rejimlerin eleştirilmesi için salt kullananlar demokratik bir siyaset izleyemez, bunun tarzını ve ilişkilerini geliştiremezler.
Kürt toplumu olumlu- olumsuz yanlarıyla bir süreç yaşadı. Şimdi demokratikleşmenin kaçınılmaz yol ayrımına gelmiş bulunuyor. Bireyler partilere karşı feda edilmemeli. Ortadoğu’nun eskiden beri gelen, kronikleşen bu geleceğine son vermenin zamanı gelmiştir.
Avrupa’da özgür birey geliştiği için, reform, Rönesans ve aydınlanma ile eski zihniyet parçalanmıştır. Özgür birey, bireyler geliştiği ölçüde, buna dayalı sivil toplum, bunun parti, örgütlenmeleri geliştiği ölçüde demokratik ölçüler gelişmiştir.
Bireylerin partilere karşı kendisini savunma hakkı olmalıdır. Yâda bir partiye nasıl gönüllü katılıyorsa, farklı düşünmeye başladığı zaman, ya da katıldığı partinin daha ileri görüş ve davranışlar sergilemediğini görür ve inanırsa, gönüllü istifa etme, ayrılma hakkı olmalıdır.
Kürtlerde demokratik siyaset, katılım, açıklık, demokratik işleyiş ve yönetim tarzı hala ağırlıklı yanı oluşturmuyor. Bunun tartışmaları ve ön zeminleri oluşmuştur. Demokratik siyaset tarzı ve yaklaşımı hala azınlıktadır.
Demokrasinin bir evrim süreci vardır, Kürtler demokrasi sürecine girmeye başlamıştır, ama hala önlerinde zahmetli bir yol bulunmak tadır.
Kendi adıma siyasal parti ve örgütlere katılmayacağım. Şimdiye kadar Kürtlere hizmetim olmuştur. Gelinen noktada hiçbir partiden değilim. Fırsatım ve imkânlarım olursa bir aydın olarak birey olarak Kürtlere, demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümüne, Türklere, yakın halklara hizmet ederim. Evrensel değerler ve benzer içinde hizmet eder, çalışırım.
Demokratik siyaset, katılım, örgüt ve partilerinin gelişmesinden yana olurum.”


16 Ağustos 2005-Tiflis Cezaevi-Gürcistan
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe