MİT KCK'Yİ KULLANIYOR MU; KCK'Mİ MİT'İ...?
Kimilerine göre KCK’yi MİT kurdu, kimisi KCK MİT’in kontrolünde, kimisine göre MİT KCK’ye eleman ve haber elemanı sızdırmıştır. Kimisine görede KCK’nin çoğunluğu MİT elemanları veya haber elemaanlarıında oluşuyor.KCK konseyine görede KCK siyasal şehir çalışmlarına birkaç mit elemanı sızmıştır.
Dursun Ali Küçük
18.02.2012 - 16:56
MİT KCK’Yİ KULLANIYOR MU;KCK’Mİ MİT’İ...?

Dursun Ali Küçük-
Kimilerine göre KCK’yi MİT kurdu, kimisi KCK MİT’in kontrolünde, kimisine göre MİT KCK’ye eleman ve haber elemanı sızdırmıştır. Kimisine görede KCK’nin çoğunluğu MİT elemanları veya haber elemaanlarıında oluşuyor.KCK konseyine görede KCK siyasal şehir çalışmlarına birkaç mit elemanı sızmıştır.
Oldukça ciddi idialardır. Halihazırda KCK adına tutuklanan MİT mensupları ve haber elemanları bulunuyor. Görevden alınan savcı Sertkaya’yı kamuyuna bilgi sızdırmak ve KCK dosyasından belge sızdırmakla devlet yetkilileri eleştiriyor. Geçenlerde Taraf’ta  MİT elemanı denilen Cengiz Kapmaz avukatı aracılığıyla açıklamalar yaptı. Avukatı Özacan Kılıç “mit mensupları ve elemanları vardı, onları bizimle görüştürmediler, onlara baro avukatları veya emniyetin avukatları bakıyor” dedi. Yani İstanbulda tutuklanan MİT elemenı veya haber elemenlarının varlığına işaret ediyor.
Kesinleşen şudur: KCK şehir örgütlenmesinde MİT mensupları ve elemanlarının çokluğundan dolayı Emniyetin KCK operasyonlarına takıldılar bile. Ve bunlar tutuklananlardır. Bunlar hem örgütlenme yapan hemde şehir komitelerinde eylemci olarak yer alanlardır. Dışarıda elini kolunu sallayanları ise hala kimse bilmiyor. Sorun üç beş kişilik sızma ile açıklanacak bir durum değildir. KCK konseyi Başkanı Murat karayılan: klasik bilinen söylemle “MİT sızmaları olabilir”, sanki üç beş kişilik bir sızmaymış gibi hafife alıyor.

Cengiz Kapmaz dahil Öcalan avukatlarından 4- 5 kişinin MİT elemanı olduğundan bahsediliyor.
KCK’deki MİT elemanlarına açıklık getirilmeden halkta yaratılaan güvensizliği ve MİT’in KCK’de cirit atmasının yaratacağı sarsıcı sonuçları ve açacağı yaraları örtemezsiniz. Kaldıki çok izah edilmesede bu durum BDP’ye kadar uzanmaktadır.
********
Bazı parçaları birleştirirsek tablo daha çok netleşir.
Son MİT-Emniyet krizinde, daha doğrusu yürütülen iktidar kavgasında hatırlayacağımız şu hususlar oldukça önem taşımaktadır:
AKP’li Bekir Bozdağ: “Suç işlemeden örgütlere giremezsiniz”. Kısaca MİT haber elemanları KCK’de yer alıyorsa  onlar gibi davranacak ve suç işleyecektir, yani eylemlere katılacaktır.
Bazı MİT ve güvenlik uzmanları MİT görüşmeleri ve MİT elemanlarının KCK’de yer almasının doğal olduğunu, bunları deşifre etmenin  yer alan elemanların güvenliğini tehlikeye artacağından ve MİT faaliyetlerini deşifre etme noktasında itiraz ve görüşlerini dile getirdiler.
Adalet Bakanı  sadullah Ergin,16 Şubat günü mecliste milletvekilerini n soruları üzerine yaptığı konuşmada şu çarpıcı ve ilgi çeken noktaları dile getirdi:
“Terör örgütü elebaşı 1999 yılında Türkiye'ye geldiğinde İmralı'da hapsedildi. Yargılamaları Ankara Mahkemeleri tarafından adada yapıldı. Bu yargılamaların öncesi, esnası ve sonrasında devletin ilgili yetkili birimleri, Türkiye'ye geldiği günden itibaren ihtiyaç duydukları zaman ve zeminde terör örgütü elebaşı ile görüşmeler yapmışlardır. Bugüne kadar görev yapmış tüm siyasi iktidarlar döneminde ihtiyaç duyulduğunda belli görüşmeler yapılmıştır. Asker bürokrasisi, istihbarat bürokrasisi ve güvenlik bürokrasisi yapmıştır.
Zaten bir devletin, ülkesinde var olan böylesi yakıcı problemi çözmek için bir imkan bir enstrüman varsa bunu kullanmaması, bu yola müracaat etmemesi sorgulanması gereken olayadır. Dünyanın hangi ülkesi vardır ki elinde böyle imkan varken bunları kullanmış olmasın. Bugüne kadar bu görüşmeler yapılmıştır ve bundan sonra da ihtiyaç olması halinde devlet güvenlik birimleri, istihbarat birimleri, ihtiyaç duyarsa bundan sonra da bu görüşmeler yapılır.”
Ergin, istihbarat birimlerinin terör örgütü elebaşı ile neler görüştüğü yönündeki soruya, şu yanıtı verdi:
“Bu görüşmelerde siz de yoktunuz, biz de yoktuk. Bu görüşmelerin sonucunda şayet Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve o devletin yönetiminde var olan yetkili hükümetin kabul edebileceği bir zemin oluşsaydı bunu getirip bu parlamentoda gereğini yapmak üzere harekete geçerdik.
 
İstihbarat örgütleri dünyanın her yerinde iyi insanlarla güreşmek için var olan örgütler değildir. Burada bir makul sonuca ulaşılır ise bunlar uygulanmak üzere bir yere gelir. Muhatabınız akla hayale gelmedik şeyler söyleyebilir, talepte bulunabilir. Bunlar kabul edilmediği sürece talebi dile getireni bağlar. Bu görüşmeleri yapan istihbarat birimlerinin Hükümetimize bu noktada yapmış olduğu herhangi bir telkin yoktur. Hükümetimizin bu noktada verdiği herhangi bir söz ve taahhüt söz konusu değildir. Çok açık ilan ediyorum.”
KCK konseyi ve “sorunun çözümü İmralıdadır “diyen BDP vb siyasetçilere itiaf olunur. Baştan beri asker bürokrasi, MİT ve güvenlik uzmanları ihtiyaç duyulduğu zaman görüştükleri açıklaması doğrudur. Bana göre şimdide görüşüyorlar. Bu görüşmeler hiç bir zaman kesilmedi ki...
O zaman bu görüşmelerin sorgulanmasına ihtiyaç vardır. Kürdistan siyasi çevreleri bunu aydınlatmadığı ve bir siyasi çevre olarak görüşmeleri yürütmedikleri sürece zokayı daha çok yiyeceklerdir.

Selahhattin demirtaş Hasan Cemal’e bir mektup gönderdi. O mektup kısaltılmışı Hasan Cemal’in Milliyetteki köşesinde 17 Şubat günü yayınlandı.
Orada KCK’nin kuruluşundan sözediyor. İlk yıllarda 2005 ve 2007 yıllarında KCK çalışmalarına devletin dokunmadığını ve çalışmalarını sürdürdüklerini söz konussu ediyor. Şöyle diyor:
“AKP hükümeti, KCK’nin ne olduğunu, temsilcilerinin kimler olduğunu bilmiyor değil, sadece büyük bir projenin parçası olarak sivil alanı da tasfiye etmek istiyor.”
(1)    Öcalan daha yakalanmadan önce ‘Kürt ulus devleti’ (bağımsız devlet) dışında bir çözüm arayışı içine girmiş, ancak İmralı cezaevindeyken bu tezini geliştirerek, ‘demokratik toplum örgütlenmesi’ amacıyla ‘konfederal’, ‘özerk’ toplum ve devlet modelleri üzerinde durmuştur.
(2) 1999-2004 yılları arasında PKK süresiz ateşkes ilan etmiş ve silahlı unsurlarını Türkiye sınırları dışına çıkarmıştır.
Bu dönem zarfında da İmralı ve Kandil’le devlet adına görüşmeler yapılmış, ancak AKP hükümeti henüz devlete tam olarak hâkim olmadığı için bu görüşmelerin kendi kontrolünde gelişmediği sonradan anlaşılmıştır.
(3) 2005 yılına gelindiğinde devletle yapılan görüşmelerin oyalama ve tümüyle tasfiye amaçlı olduğunu ilan eden PKK, yeniden silahlı mücadeleye başlamıştır. PKK önceki dönemde alınan karara bağlı kalarak, bağımsız ulus devlet çözümü yerine, ‘konfederal toplum örgütlenmesi ve özerklik’ çözümünü esas almıştır.
(4) İşte tam bu noktada yani 2005-2006 yıllarında, Öcalan’ın önerdiği demokratik toplum örgütlenmesi modelini hayata geçirmek amacıyla Kürtler arasında heyecanlı bir şekilde sivil örgütlenme çalışması başlatılmıştır. Tabanın güçlü olduğu her yerde özgür yurttaş meclisleri adıyla mahalle ve kent meclisleri kurulmaya başlamıştır.
(5) Özgür Yurttaş Meclisleri birçok yerde resmi dernek statüsüne kavuşmuş ve faaliyetlerini kanunlar çerçevesinde sürdürmektedir. Özgür yurttaş meclisleri olarak başlayan örgütlenmeler bugün devletin KCK şeklinde tanımladığı yapılanmanın ilk aşamalarıdır.     
(6) PKK cephesinde ise yeni bir çatı sistemi, örgütlerle birlikte örgütü olmayan toplulukların da, bireylerin de yer alabileceği bir sistem olarak KCK (Koma Civaken Kürdistan-Kürdistan Topluluklar Birliği) kurulmuştur. Ancak bu sistem (KCK) henüz bugün itibariyle bile hayata geçirilememiştir.
(7) İlk zamanlarda 2005-2009 arası, devlet bu tür örgütlenmeleri yakından izlemiş ve sakıncalı(!) görmediği için de hiçbir şekilde müdahale etmemiştir.”
Böyle uzayıp gidiyor Demirtaş’ın mektubu.
Burada şu husus öne çıkıyor: Aslında Öcalan Genelkurmay ve ozaman temasta bulunanların direktifi ve isteğiyle 2003 yılında “savaşı başlatın” mesajını gönderdi. 1999 sonrasında birden bire savaşa veda eden Öcalan nasıl olduda 2003 yılında tekrar başlayın diyebiliyordu. Ayrıca bütün konuşmaları ve yazışmaları denetim altındadır ve dinleniyor.
O zamanlar AKP hükümet olmuştu. Hem darbe yapmak, hemde hükümeti alaşağı etmek için Öcalan eliyle savaşı başlatın dediler. PKK merkezi bir yıl bu karara uymadı ve pratiğe geçirmedi. 2004 kongresinde avukatları da gönderek ve onları herşeyden temsilci kılarak savaş kararı çıkarıldı. Bu artık PKK içinde ayrışma ve ayrılmaların başladığı döneme denk geliyor. İşte bu savaş kararı alındığı kongrede yeni bir partinin örgütlenmesi başladdı ve Öcalan “bana bağlı olanlar burada yer alsın” dedi.
Kısaca bu kongreden sonra savaşın başlatılmasıyla KCK kuruluşuna gidildi.

Aysel Tuğluk ise bir açıklamasında: “Öcalan’a örgütü teslim edin diyorlar” vurgulamalarında bulundu. Burada çıkan sonuç örgütün teslim alınması ise o zaman ne diye siyasi müzakerelerden söz ediyorsunuz. Sorun siyasi müzakere olunca ve buda ciddi yürütülüyorsa teslimiyet olmaz.
Parçaları birleştirdiğimiz zaman KCK savaş kararı ile beraber kuruldu. Ateşkeslerle birlikte bir dizi şaibeli eylemle birlikte çatışma ortamı bu güne kadar geldi. Öcalan yumuşatmaları ne olursa olsun ordu operasyonları gerillaya karşı sürdü. Belki bazen azaldı ama hiç bir zaman operasyona son vermediler.
Avni Özgürel Başbakan Nisan’da balkon konuşması yapacaktı. Burada verdiği mesajlarla birlikte Kandili hedef alacaktı noktasını belirtiyor.
Mehmet Eymür geçenler de Beyaz TV de: “PKK’ye karşı alternatif örgütleenme düşünüldü ama pratiğe geçirilmedi” diyor.
Parçaları birşleştirdiğimiz de şu tablo ortaya çıkıyor.
KCK şehir örgütlenmesi MİT’in kontrolüne girmiştir. İstedikleri gibi takip ediyorlar. Demirtaşın söylemi ile ilk yıllarda göz yumuyorlar ve seslerini çıkarmıyorlar. Çünkü hükümet ve ergenekon iktidar kavgası hala devam etmekteydi. Ergenekoncular ve ozamanki MİT eylemlerin yapılmasına göz yumuyor. Kendileri yanlış bazı eylemleri teşvik ediyorlar.

Gizli şehir komiteleri eskiden beri tutmayan bir örgütlenmedir. Üsstelik başarılı olmamıştır.
KCK gizli şehir, ilçe ve maahhalle komitelerini nasıl örgütlenme başarısı gösterdiği şimdi daha iyi anlaşılıyor. PKK de serhıldan dönemlerinde kurulan komiteler çökertildi. Daha sonraları şehir komiteleri ve gizli çalışma yürütenler çoğunlukla yakalandılar.Halk içinde gizli komiteler çalışması tutmuyordu.
KCK çalışmalarını bu kadar yaygın hale gelmesinde siyasal alanı deşifre edip kontrole almanın ve MİT in içinde yürüttüğü çalışmayla kolayca zamanı geldiğinde tasfiye etmenin zemini hazırlandı.
Darbecciler PKK nin başlattığı savaş ortamını kullanarak darbe yapmak istiyorlardı ve başaramadılar. Tıpkı şimdi Erdoğan ve AKP’nin şehir eylemlerini kullanması gibi. AKP de iktidarını sağlamlaştırmak için buna baş vuruyor.
******
SORUNUN PÜF NOKTASI:
Öcalan yakalanıp İmralıya konulduğunda “hizmete hazırım” dedi. Savcılık ifadesinde bildiği herşeyi söyledi. O kelimeyi burada kullanmak istemiyorum. Isteyenler savcılık ifadelerini alıp okuyabilir. Madem avukatların dediği şekilde “direnmişse” o direniş belgeleri kamuoyuna verilir. Böyle olmadığı çok açıktır. Bu psikoloji ve ruh haliyle 1999’la birlikte genelkurmaylık, ergenekoncular-ki ozamanki cezaevi görevlileri ve Öcalanı yakalayp getiren komutanlar ergenekoncudur, belgelerle sabittir- Çevik Bir, MİT kendisyle sürekli görüşmeler yürütüyor.
Emre Taner döneminde devam ediyor. Afet Güneş MİT’te uzun süredir görev alıyor ve bu uzun yıllarda çalışmasının ağırlık noktası PKK üzerinedir. Hikmet Fidan devralıp devam ediyor.

1999 da Sabri Ok İmralıya götürülüp  Öcalan ile görüştürüldü. Bu konu sabittir. 2004 yılında Sabri Ok artık çıkmak üzereydi. Savaş başlansın denildiği süreçte Öcalan bir görüşme yazısında “Sabri Ok çıktığında benim Türkiye temsilcim dir” diyordu. Türkiye temsilcisi Sabri Ok’tur. Daha dışarı çıkmadan bu ilan edildi.

Sabri Ok çıktı, aslerliğini yaptı ve KCK çalışmalarını yürrüttü. KCK’de şimdi aranıyor. Ama birkaç yıl bu faaliyetin örgütlenmesi çalışmasında yer aldı. Burada yapılanla KCK’nin siyasi alan çalışmaları dizayn ediliyordu.
Ergenekoncu Veli Küçük: KCK konseyine kadar adam yerleştirilmesinden söz ediyordu bir raporunda. Savaş başlayınca şehir çalışmalrı önemliydi. Sabri Ok Öcalan planlarına yatmış biridir. Türkiye çalışmalarını MİT ile dirsek temasında olan biri yürütüyordu.
Kandil KCK konseyinde MİT elemanı yoktur. KCK konseyi ve yürütmesi dağdadır. Gerilla olarak kişiler sızdırılsa bile bunlar savaş ve zorlu koşullara ayak uyduramazlar.
Sabri Ok un Türkiye çalışmalarını yürüttüğü dönemlerde Devrimci Karargah diye örgütlenmiş bir grup Kandile gönderildi. Bunların Ergenekon tarafından hazırlanan bir grup olması büyük ihtimaldir. Ordu ve MİT çalışmasına dayanıyor. Devrimci karargah daha sonar tasfiye dildi. Ergenekon bağlarından dolayı.Buda 2005 yıllarında sonraya rastlıyor.

Dikkat edilirse Sabri OK’un Türkiye çalışmalarına verildiğini bilen sadece PKK’liler değildir. Bundan genelkurmay ve ordunun haberi vardır.2009 dan sonra  KCK operasyonları başlayınca Sabri Ok yurtdışına çıkar. Türkiye ye gidip gelmektedir. Oslo görüşmelerinin basına yansıyan belgelerinde sabri Ok ve Mustafa karasu, “Sabri Ok gelsin veya niye dışarıya çıkardınız” diyor. Karasu bende geleyim diyor. Saabri nin ne roller oynadığının farkında değildir. Ona göre “Önderlik yanlış yapsada doğrudur”.
Sanırım son iki yılda Sabri Ok aranır duruma düştü. Sabri Ok İmralı ile görüştü ve Türkiye çalışmalarında MİT veya devlet ona göz yumdular. Üstelik o zamanlarda Merkez Komitede yer alıyordu.
KCK şehir çalışmalarında Sabri Ok la başlayan ve Öcalan’ın geliştirdiği “devlet ve ikdidar istemiyoruz”, “özgür yurttaş” komiteleri, meclisleri vb büyük bir darbe aldı. Olan yurtsever ve Kürdistani dinamiğe oluyor.
KCK şehir çalışmalarının MİT e açık hale getirilmesinde İmralı ve Sabri Ok’un payı büyüktür. Temelini onlar attılar.
KCK konseyi ve yürütmesini yanlışı ise İmralıdan gelen ve MİT ve devletin bilgili olduğu konularda İMralıya ve aynı duruma düşen İmralının Türkiye temsilcisine birşey dememeleridir. Gözlerini kapamalarıdır.
Devlet tasfiye etmek ister. Bunda yadırganacak bir durum bulunmuyor. Ama bu direnişçi kitleyi ezdirmek, boşa çıkarmak için yapılan stratejik yanlışlardan payınızı almayacak mısınız?
Bir kaç MİT sızmış deyip geçiştirecekmisiniz?
Direnen bu insanlara, siyasetçilere saygımız olmayacak mı?
Devam edecek
[email protected]



Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe