MİT KCK'Yİ KULLANIYOR MU, KCK'Mİ MİT'İ...? (2)
KCK adlandırması hep bu siyasal ve sivil toplum kuruluşlarını baltalamıştır. Meşruiyet zemilerini zorlamıştır. Şiddete dayalı eylemler mi yapılmak isteniyor, bunları her kitle kuruluşundan ayrı tutmaları gerekmez miydi? Bir yerin KCK sorumlusu veya sorumluları eylemleri organize etmeye kalktıklarında sapla samanı bir birine karıştırırlar.
Dursun Ali Küçük
21.02.2012 - 07:28
MİT KCK’Yİ KULLANIYOR MU, KCK’Mİ MİT’İ...? (2)

Dursun Ali Küçük-20.2.2012-
BAZI ÖRGÜTLENMELER VE SONUÇLARI
KCK’ e ciddi darbeler  yedi  ve kayıplar yaşadı. Devlet amansızca üzerine gitti. Serhıldanların yükseliş döneminde faili belli cinayetleri JİTEM, MİT ve Hizbul-kontra vb aracılığıyla işleyerek ve halktan insanları ve yurtseverleri yaygın tutuklayarak Serhıldan çıkışlarına darbe vuruldu. Bunda PKK’ninde serhıldanları ve sivil halk örgütlenmesinin gevşek yaygın olmasını dikkate almamasının payı vardır. Örneğin gerilla savaşıyla silahlı halk ayaklanması hazırlıkları vardı ve bunun için şehirlerde ilçelerde komiteler kuruldu.
Uzatmayayım burada serhıldanları silahlandırma çalışmaları ve halkın farklı gevşek ve yaygın örgütlenmesi gerekirken dışarıdan içlerine komite gönderilmesi çaalışması zarar verdi. Bunlar değerlendirildi, ayrıca pratikte tutmadığını herkes yaşayarak gördü. Özeleştirisi yapıldı.

O zamanda ajanlar el atmak istiyordu. Ama ciddi bir sızma ve bazı konularda yönlendirmeye kalkma olmadı.
ERNK şehir örgütlenmesi ve komite çalışmarı daha sonrada sürdü. Ama bunların hiç biri tutmadı. Dışarıdan eleman gönderilerek yapılan işler tutmuyordu. Halk örgütlenmesi uygun biçimde yerele dayanmadıkça sonuç alması zordur. Bu komite örgütlenmelerin çoğu yakalandı, bazıları çözülünce halka zararda verildi.
Öcalan yakalanmasından sonra ERNK ve ARGK kaldırıldı. Halk çalışmaları bir ara Türkiye partisi adıyla yürütüldü. Bu çalışmalara bazı kadrolar gönderildi. Büyük çoğunluğu yakalandı. Bu kez onun yerine Türkiye Kurtuluş Partisi oluşturuldu. Öcalan’ın belirttiği Özgür Yurttaş Hareketini örgütlemeye yöneldiler. Sonra bu parti ismide değişti. KCK kuruldu. Konseyi ve yürtmesi kandile dayanıyor. Topluluklar birliği olduğu için herkesi kapsayacaktır. Bireylerde yer alabilir. Bir kez legal, illegal, gevşek halk örgütlenmelerine vb KCK demek devlet nezdinde hepsini “gizli örgüt” pozisyonuna sokmak demektir.
Öcalan’ın “keşke bu şehir komitelerini dışardan göndermeseydik halk örgütlenmesi daha iyi olurdu” dediğine tanığım. Bundan giden komitelerin etkili olmadığı hatta zarar verdiği sonucu çıkıyor. Öcalan esir düşmeden önce bu komitelerin gönderilmesi oldukça azalmıştı.
*******
KCK ŞEHİR ÖRGÜTLENMELERİNDE HER ŞEY BİRBİRİNE KARIŞTIRILDI
KUM, Parlemontolar ve eyalet meclislerinin hikayelerini burada anlatmayacağım. Konu dağılabilir. Ama bunlara insanlarımız yakından tanık olmuştur. Bunlar sonradan ya işlevsiz hale getirildiler, ya da gündemden kaldırıldılar. İktidar ve devlet istemeyen özür yurttaş hareketi sonradan KCK’ye dönüştürüldü. Çok şükür “bazı arkadaşlar” anayasalar yazmakta çok meşhurdurlar. Şehir konseyleri, eyalet meclisleri, komiteleşmeler vb illegal ve yarı-legal süsü verilerek kurulamazlar.
Yasal parti çalışmaları ve sivil toplum örgütleri oluşturmak, halkın her alanda yaygın ve gevşek örgütleenmesini hayatın her alanında oluşmasına katkı sunmak ve destek vermek varken, gizzli yanları devreye koymak bana göre faydadan çok zarar vermiştir. KCK olmadanda kitle direnişleri ve halkın kendişne özgü yasal meşru siyasal, toplumsal, ekonomik, belediyecilik vb çaalışmaları vardı.
Beni hiç kimse yasal partiler ve çeşitli düzeydeki sivil toplum kuruluşarından, belediyelerden KCK şehir yapılanmasının daha etili çalıştığına inandıramaz. Pratikte bunları test etmek ve aklı başında olan herkesin görmesi mümkündür.
KCK adlandırması hep bu siyasal ve sivil toplum kuruluşlarını baltalamıştır. Meşruiyet zemilerini zorlamıştır. Şiddete dayalı eylemler mi yapılmak isteniyor, bunları her kitle kuruluşundan ayrı tutmaları gerekmez miydi? Bir yerin KCK sorumlusu veya sorumluları eylemleri organize etmeye kalktıklarında sapla samanı bir birine karıştırırlar. Devlete halk üzerine daha pervasız gitmenin zeminini sunarlar.
KCK’nin bazı düzeylerde BDP’ye bulaştırılması zorlayıcı olmuştur. Bu DTP vb içinde geçerlidir. Şu çok açıktır, daha önce Türkiye partisi veya Türkiye Kurtuluş Partisi olarak örgütlenmeye çalışılan partilerin yasal partilere bulaşmaması belirtiliyordu.
KCK’den tutuklanan insanların, siyasetçilerin ve belediye başkanlarının KCK idiasıyla tutuklandığı malumdur. Kaldıki bunların bazıları KCK’li değildir. Ama devlette toptancı bir mantık oluşmuştur, artık gösteri yapan ve hatta Uludere katliamını protesto eden bazı insanlarımızı KCK iddiasıyla tutukluyorlar. Devletin paranoyası ve Kürt siyasetini sivil alanda tasfiye etme amacı çok açıktır ve tartışmaya yer olmadığı kadar çıplak bir gerçektir.
Birincisi KCK  şehir örgütlenmeleri bana göre fazlalıktır. Kaldıki yasal ve meşru alanda siyaset yapan ve sivil toplum kuruluşu, derneksel vb faailiyet yürüten bazı insanları buna dahil etmek izah edilecek bir durum değildir.
Her Kürdistani siyasal hareket şehir, mahalle vb yerel alan çalışmalarını ve halkı kolayca ezdirmeyecek gevşek örgütlenmeleri yaygınca teşfik edebilir. Bunun bir çok yolu ve yöntemi vardır.

Ama sen kaalkıp yasal partide ve sivil toplum kuruluşlarında çalışanı neden KCK’ye bulaştırıyorsun. O kapsama dahil ediyorsun. Üstelik bunları yasal ve yarı legal çalışan insanlara karışacak duruma getiriyorsun.
Yukarıda halk çalışmalarında tutmayan bazı örnekleri buna ışık olsun diye verdim. Hele kaldı ki gelinen aşamada kitlenin kendi mücadelesi, direnişi, ve genel mücadelenin etkisiyle siyasal vb çalışmaları yapacak meşru bir alan oluşmuştu.

Bazıları söylemeden açık yazayım. Yarın bu işi yapanlar sessizzce bu işten vaz geçebilirler. O zaman insana sorarlar yanlış olan bir yöntemi-hemde geçmiş pratikleride göz önüne alırsak- niye deniyorsun?
Öcalan bana göre şunları söyleyebilir: “Size KCK çalışmalarını yasal alana vb sivil kuruluş çalışmalarına bulaştırmayın demedim mi? Böyle örgütlenmemi olur, buna kim yol açmışsa hesabını versin” der ve bazılarını eleştirir. Çünkü bir görüşme notunda PKK lideri Öcalan; “KCK gizlidir. Diğer çalışmalara bulaşmasın” türünden belirtiyordu. Öte yandan özgür yurttaş hareketi, şehir konsey ve meclisleri, alanı yasal siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları ve belediyeler vb dışında değerlendirilmesini kendisi dayatıyor. Burada bir çelişkinin olduğu açıkça görülüyor.

Ama daha önce yazılan ve çizilenler ve herkesin bildiği ve yaşadığı gibi KCK şehir alanlarında gevşek ve yaygın çalışmak isteyen bir statü yaratmak için yola çıktı.
Öcekeki makalemde belirtiğim gibi 2-3 yıl karışılmadı. Burada çalışanlarda buna güvenerek çalışma alanlarını genişlettiler. Bu arada bazı noktalarda MİT’e açık hale getirdiler.
Bu yıllarda devlet içinde yaygın iktidar çekişmesi vardı.  Sonra AKP ordu ile anlaştı ve KCK üzerine sert gitmeye başladılar.
******

KCK ŞEHİR YAPILANMASI KENDİNİ AÇIK HALE GETİRDİ
Kandil’deki de KCK, şehirdeki bazı çalışmlarda KCK adıyla olunca işler birbirine karışıyor. Halbuki legal ve yarı legal çalışmarını yap. İstediğin alanlarda çalış, bunun yaratıcı yolunu ve yönetimini bul. Buna kimsenin bir itirazı olamaz. Beğenir veya beğenmez o ayrı mesele. İllahi bir ad koymayada gerek yoktur. Buna KCK komitesi, yerel meclisi, şehir konseyi vb demeyede gerek bulunmuyor.
Hem KCK adına örgütleneceksin, hem yarı legal gibi davranacaksın, hemde yasal diğer çalışmalara bulaşacaksın. Şimdi bunun mantiki izahı olabilir mi?
Çalışma olarak açık olduğu ve bulaşmaması gereken yerlerede bulaştığı için MİT kolayca elemanını ve haber elemanını koyabiliyor. Öyle kimilerinin dediği gibi 1000 ile ifade etmek doğru değildir. Her yere girecek durumdada değiller. Bazı yerlere elemanlarını yerleştirmek bu tür bir örgütlenmede istediği bir çok bilgiyi almaya ve ciddi anlamda gönüllerinde Kürdistan davası ve kurtuluş inancı olan ve bu yönde çalışan aktif insanları belirlemek için yetiyor.
İkincisi devlet ve iktidar istemiyoruz, özgür yurttaş olarak hakkımızı arıyoruz, devlet ve iktidar dışında örgütleniyor denilsede , burada çalışan yurtsever insanların gönlünde Kürdistan ve halkının özgürleşmesi yattığını biliyoruz. İnsanlarırımız teoride ne söylenirse söylesin, geçmişten beri mücadelenin yarattığı gelenek ve ruhtan kolayca vazgeçemezler.
Çünkü önemli bir çoğunluğu “önderliğimiz taktik yapıyor” görüşündedirler. Esaret altında herşeyi konuşamıyor düşüncesindedirler. Siyasetçilerin ve mücadele yürüten Kürdistanlıların Kürdistan sevdası vardır. Özgürlük ve her özgür ulusun sahip olduğu haklara sahip olmak isterler. Ben, teori ne derse desin yurtsever insanlarımızın bu sevdasının hiç bir zaman sönmeyeceğine ve düşlerinin gerçek olacağından hareketle direniş gösterdiklerine inanıyorum.
İkincisi sabri Okla başlayan kitle çalışmasına veya örgütlenmesine şüpheyle yaklaştığımı ve kuruluş temellerinin yanlış atıldığı görüşünü taşıyorum.
Üçüncüsü; MİT sızmaları olabilir. Geçmişte kısmi sızmalar oluyordu. Ama bu genel durumu etkilemiyordu. Açığa çıkarılıyordu.
Şimdi durum bu şekilde görünmüyor. MİT ajanı diye sızanı devlet tutmazdı. Devlet içindeki iktidar çekişmesinde bazılarını tutuklamışlar. Bu haberleri basına sızdırdılar ve isimleride verdiler. Basın ancak bir kısmını ve azını yazdı. Şimdi MİT i koruyan yasayı çıkardılar ve eskiden güvendikleri emniyetçilerini ve savcıyı kızağa alarak sorunu örtmeye çalışıyorlar. Ama bu ikdidar kapışması kapanmaz, bir yere gelir patlak verir. Sızdırılan bilgiler açığa çıkar. Savcıya “ben MİT”e çalışıyorum” diyenlerin bir kısmı ceza almamak için kendilerini deşifre ettiler.Kimisi KCK iddiasıyla tutuklananların yanına verilmiyor.
Basit muhbir değil, kimlerinin bazı alanlarda sorumlu düzeye geldiği belirtiliyor. Mersin KCK sorumlusu olarak tutuklanan için böylesi iddialar var.

Biliniyor: Derin devlet resmi devlet partileri içinede adamlarını yerleştiriyordu. Çeşitli düzeylere geliyordu, o partililer onların derin devletin adamı olduğunu bilmezlerdi. Partileri birde bu yönüyle denetime alıyorlardı.

İş Kürdistan mücadelesi olunca durum değişiyor.Yapılanmanın (şehir) kuruluş oluşum ve çalışma tarzına bakıyorsun, kendisini açık hale getirmiştir. Gizliyim demsine rağmen her açıdan açıktır. Böylesi oluşumlara MİT daha rahat girebiliyor.
Öte yandan sömürgeci devlet teknik vb açıdan kendini yeniledi. MİT kendisini yeniden düzenliyor. Mekan ve yer dinlemelerini rahatlıkla yapabiliyorlar. Telefonlar vb kullanılınca istediklerinin telefonlarını ve mekan konuşmalarını dinliyorlar.Tutuklamaları nasıl yaparlarsa yapsınlar devletin yaptığı tümüyle yanlıştır ve bu tür yöntemlerin karşısında olmalıyız. Ama bu imkanlarını birde içine yerleştirelen eleman ve haber elemanlarıyla tamamladığını düşündüğümüzde , bize göre suç olmayan ama devlete ve yasalarına göre “suç” sayılan belgeleri ve raporları elde ediyorlar.
Çıkan KCK savcılık iddianemssinde bunlara rastlıyoruz. Okuyanların ve takip edenlerin gözünde kaçamayacak hususlardır.
Devlette işleri öyle bir noktaya getirdiki bir KCK paroyasına tutulmuş vaziyettedir. KCK ile ilgisi olmayanları bu iddiayla tutuyor. Artık gösteri yapanda, protesto yapanda veya çeşitli düzeylerde tepkisini gösterende bu ad alatında tutuklanıyor.
ŞAİBELİ EYLEMLER
Basına yansıyan iddialara göre İstanbulda bir otobüse atılan molotof kokteyle bir genç kız hayatını yitirmişti. Basına yansıyan kadarıyla bu eylemi yapanda haber elemanıdır ve tutuklanmıştır. Selahattin Demirtaş’ta bu yönülü açıklamalarda bulundu.
Mersin KCK sorumlusu ve Vanda dağa 20 genci çıkaranda MİT adına çalıyor iddiaları basında yer aaldı. Mersin KCK sorumlusu denilince aklıma ilk gelen Mersindeki bazı şaibeli eylemler oluyordu. Mesela burda ve Adanada çok araba, taksi, dükkan vb yakıldı. Türklere ait veya memur olarak çalışan insanlara aittir. Polis veya askeri aracı ateşe vermiyorsun. Vatandaşların arabaları yakılınca ve buda eylem adına yapılıyorsa bu boş ve şaibeli bir eylem olur. Bu konuda ilk aaçıklamasında Duran Kalkan böylesi eylemleri onayladı. Daha sonra Karasu yaptığı açıklamalarda “bu tür eylemleri doğru bulmuyoruz” dedi. Tepki çeken eylemlerdir, vatandaşın arabasını niye yakıyorsun? Böylesi eylemlerde ve bazı bombalamalarda haber elemanlarını yer aldığı belirtiliyor. Bu tür eylemler bir harekete ancak zarar verir. Türklerde milliyetçilik duygusu ve anti-PKK duygularını pekiştirir.
Adanada yolcu taşıyan bir trene karşı yine molotofkokteyli girişimde bulunuldu. Bazı belediye araçlarına benzeri saldırılar oldu. Kendisini bilmeyen kişilerde yapabilir, ama şimdi fotoğraf daha net açığa çıktı. Haber elemanları demekki bazı eylemlerde yer alıyor veya yönlendirerek teşfik ediyorlar.
Ankara’da bir binada patlayan saatli bomba, hasar ve vatandaşların yaralanmasına yol açtı. Diyarbırda patlatılan bomba sivilleri vurdu. Sanırım Şırnak’ta bir oto tarandı, yurtseverlerin kızları yaşamını yitirdi. En kritik dönemlerde beklenmeyen, tartışmaya açık eylemler oldu.
Bunların hepsini düşündüğümüzde işin içinde bir bit yeniği olduğu rahatlıkla görülüyor. Şimdi emniyet “bazıları elimizde” diyor ve bunların durumlarını MİT’e soruyor.Ellerinde olmayanlarda vardır şüphesiz.
İktidar ve AKP bunların üstünü örtüyor.
KCK, gidin belediye otobüslerini yakın, molotof kokteyli atın, sivilleri vurun demez. Onların hatası şunu dememeleridir:“bu vb eylemleri yapanlar bizden değildir” deyip açık tavır alacaklardı.
*****
Siyasal parti çalışmaları, sivil toplum kuruluşları, belediyecilik, her düzeyde halk örgütlenmesi ve kitlenin direnişi, kitleleri KCK çalışmalarından dahaçok etkilemiştir. KCK şehir çalışmalarının kitle üzerinde ciddi bir etkisi yoktur. Devletin siyasi alanı KCk adına tasfiye etmeye çalışması gösterdi ki;  yararı oldu mu diye bile taartışılabilir?
Halk direnişini ve her düzeyde yaygın ve gevşek örgütlenmesini “gizlilik” adı altında devletin yasalarına göre “suçlu” duruma getirmek akıl karı olamaz.
KCK şehir çaalışmalarıyla bir akıl tutulmasının yaşandığını görebiliriz. Özerklik ilanı bile pratikte ciddi bir yankı yaratmadı. Madem ilan ediyorsun ona göre davranacaksın. Siyasette yani sözü eddilen görüşmelerde karşıt gücü geriletmek için kullanılacak bir şantaj değildir.
Zamana ve zemine göre adımlar atmak en iyisidir. Her düzeyde gevşek ve yaygın kitle çalışmasını-en basitinden en karmaşığına kadar- örgütlemek gerektiği açıktır. Buna kimsenin bir itirazı olamaz. Ama “gizlik” ve ayrı şehir KCK komiteleri ve çeşitli düzeydeki örgütlenmelerin etkili olmadığı görüldüğünde gelip diğer çalışmaların ayağına dolanıyorlar. Zorluyorlar.
Örneğin KCK nin azami amacı “demokratik özerklik” değil mi? Bunu yasal alanda savunuyor, programlarında yer veriyorlar. KCK’e şehir çalışmlarına amaç açısından yasal çalışmalarda savunulan demokratik özerklikten fazla ne var? Çok bakıyorum fazlalık bir şey göremiyorum. Kendini şu büyük adlar takmaktan ne kazanılıyor? Doğrusu merak ediyorum.
KCK siyasi tutsaklarını sahipleneceğiz. Devletin tasfiye amaçlı saldırılarını ve meşru siyasal alanı iradesizleştirmesinin karşısında olacağız.

Teori ne derse desin bu insanların gönlünde Kürdistan düşü ve özgürlük çabaları yattığının farkındayız. Ciddi yanlışları eleştirmek ayrıdır, ama öte yandan sömürgeci devletin pervasızca ezme çabalarının karşısında olacağız. 90 larda kitleyi ezmenin “faili meçhul” ayağını şimdilik kullanmıyorlar. Ama değişik yöntemlerle tümüyle iradesizleştirmek ve aktif siyaset kesimini ve şahsiyetleri zindana koymak için her tülü yolu deniyorlar.
Baştan beri Kürdistani siyaset çevrelerini yönelik devletin her türlü yok etme ve işlevsizleştirme çabalarının karşısındayız. Bu siyasi alan operasyonlarınıda kullanarak BDP vb çalışmaların önünü kesmek istiyorlar. Hatta fiilen çalıştırmayacak duruma getiriliyor. Bir yazımda “BDP fiilen kapatılmıştır” dediğimde bu tasfiye amaçlı sindirmelere gönderme yapıyordum.

Bazıları unutmasın, bu halkın direnişlerle yarattığı ruha bağlıyız ve her zamanda savunusu olacağız.Öte yandan bazı zeman mekanlarda doğru olan bazı yöntemlerin başka zaman ve mekanda doğru olmadığı çok açıktır. Koşullara ve ihtiyaçlara göre yeni yol ve yöntemler bulmanın aciliyeti de çok yakıcı olarak orta yerde duruyor.
Bir sonraki yazımda Kürdistan baharı, şu ortaklıkta dolaşan MİT iddialarının KCK konseyi ve PKK açısından ele alacağım. Önceki yazımda dile getirdiğim hususlar sadece KCK şehir yapılanmaları için geçerlidir.
Ortak aklı bulmak umuduyla...
[email protected]











Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe