MÜZAKERELER , TAVSİYELER VE TASFİYELER
Öcalan ve MiT görüşmeleri aşikar olmuştu. Bu kez PKK-MİT görüşmeleri adlı bir görüşme basına ve kamuoyuna sızdı, yansıdı.
Herşeyden önce Öcalan ve PKK’nin sözünü ettiği türden –bunlar- gerçek müzakereler olsaydı; ne devlet ve hükümet ne de Öcalan ve PKK müzakerelerin kesilmesinde ve kazaya uğramasına bu kadar hayıflanmazlard
ı
Dursun Ali Küçük
19.09.2011 - 09:48


MÜZAKERELER , TAVSİYELER
VE TASFİYELER



Dursun Ali
Küçük-16.9.2011-



Öcalan ve MiT görüşmeleri
aşikar olmuştu. Bu kez PKK-MİT görüşmeleri adlı bir görüşme basına ve kamuoyuna
sızdı, yansıdı.



Herşeyden önce Öcalan ve
PKK’nin sözünü ettiği türden –bunlar- gerçek müzakereler olsaydı; ne devlet ve
hükümet ne de Öcalan ve PKK müzakerelerin kesilmesinde ve kazaya uğramasına bu
kadar hayıflanmazlardı.



Gerçi PKK ve Kandilin
hayıflanacağını sanmıyorum. Onlar işin müzakere değilde bir oyun olduğunu belki
bu kadar oyalamadan sonra ancak anlayabildiler. Bu kadarı kendileri için başarı
sayılırmı veya sayılmaz mı bilemem, onu kamuoyunun takdirine bırakıyorum.



Müzakereler karşı
değilim. PKK ve Öcalan MİT ile görüşebilir. Aracı devletin ve gözlemcilerin
bulunması ve aracı ülkenin müzakerelere kimin uyup uymadığını denetlemesi gayet
doğal bir durumdur.



İstihbarat ile bazı
görüşmeler olabilir veya siyasi müzakerelere ve heyetler arası görüşmelere
geçmek için ilk denemeler yapılabilir. Bu da gayet normal ve doğal görünür.



Bu kaseti kimler
sızdırmış; bu durum benim açımdan çok önemli değildir. 5. Oslo görüşmesi
denilen görüşmenin ben Oslo’da yapıldığına pek kanaat getirmedim. Bu görüşme
Kürdistan federasyonunda yapılmış olması daha büyük ihtimaldir.



Kasedin varlığını kimse
yalanlamadı. Erdoğan ve hükümet ayrıca MİT kanadı görüşmenin yapıldığını bir
biçimde kabul ettiler. Kimler tarafından sızdırıldığı ve ne için kullanıldığı
üzerinde duruyorlar.



-*****



 



Görüşmede MİT müsteşarı
Hikmet Fidan ve eski müsteşar yardımcısı Afet Güneş geçmişşten bu güne kadar
Öcalan ve PKK ile yapılan görüşmelerin özellikle TASFİYE AMAÇLI olduğunu kabul
ediyorlaar. Tasfiye etmek için eski görüşmelerin yapıldığını teyid ediyorlar.



 



Buna görüşmeye katılan
Karasu, Sabri vb lerinin bir itirazı yoktur. O zaman Öcalan’ın tutukklanması ve
esir edilmesi ile Genelkurmay ve Ergenekoncularla yaptığı görüşmelerin hepsinin
örgütün ve hareketin tasfiyesine yönelik olduğu açığa çıkıyor.



Geçmişten bu yana Özal
ile yapılanlar hariç diğer bütün “çözüm” ve görüşmelerin tasfiye amaçlı
olduğundan, zaman kazanma ve oyalamayı içerdiği yönünde kuşkuya artık yer
kalmamıştır.



Özal ateşkesi hariç diğer
bütün “görüşme” ve “çözüm” çabaları olarak gösterilenlerin içeriğinin tasfiye
amaçlı olduğu artık kanıtlanmış bulunmaktadır.



 



Son müzakere  yaptığını söyleyenler kendilerinin “tasfiye
niyeti ve amacı olmadığını” belirtmek ve buna PKK yi inandırmak için bu yola
bavurdukları bana göre kesindir.



Bu müzakere ve Oslo
görüşmeleri olarak gösterilenlerde temel amaç PKK veya Kandilin ikna edilmesi
ve oyuna getirilmesidir.



Aslında Karasu ve Sabri, Zübeyir
Aydar müzakere için görüşmüyorlar, özellikle görüşlerini söylüyor ve Öcalan’ı
tek adres olarak gösteriyorlar.



Müzakerelerin doğru
olduğuna bir an inanalım.



Bu durumda bile
görüşenler İmralıyı adres gösteriyorlar. Anlaşılan MİT müsteşarı ve yardımcısı
bu durumdan çok memnundur. Çok nazik davranmalarının altında bu gerçek yatıyor.



 



Bana göre konuşmaların
içeriği ve devletin ve hükümetin pratikte yaptıklarına bakılırsa temel yöntem
PKK’yi dağdan indirmektir. Dağdan indirdikten sonra devlet müzakerede sözünü
verdikleri konuları bir takvime bağlayıp yapacağını dile getiriyor.



Burada temel amaç yine
güvenliktir. Beşir Atalay geçen gün yaptığı açıklamada “güvenlik tam
sağlanmadan açılıma devam edilemez” diyordu. Güvenliği sağlamak veya geçmişteki
deyimle askeri yöntemle çözüm sağlandıktan sonra güya açılıma devam
edeceklermiş...



MİT  veya istihbarat teşkilatlarıyle
görüşülebilir. Ama siyasi müzakerelerin başlanması için istihbarat belki ortam
hazırlayabilir. Siyasi taleplerin veya müzakerelerin istihbarat teşkilatları ve
burada yapıldığı gibi MİT ile yapılması fevkalade yanlıştır. Hikmet Fidan’ın
Erdoğan temsilcisiyim demesi hiç bir şeyi değiştirmez.



Müzakere protokölünün
Erdoğan’ın imzalamadığı görüşü doğru değildir. Tasfiye amaçlı yapılan görüşmelerde
devletin imzalamadığını Erdoğan niye imzalasın ki...? Ortada böyle bir durumun
olduğu kesinleşmiş bulunmuyor.



Müzakere ve basına sızdırılan
görüşmelerin tasfiye  amaçlı, zaman
kazanmaya dönük olduğu, PKK yi oyalayarak ikna etmeye dönük olduğu görülmüştür.



PKK bu hatasını ne kadar
anladı bilemiyorum. Ama zaten ortada siyasi müzakereler yok. Bunlar olmadığı
halde birde topu taca atması ve İmralıya havale etmesi son derece yanlıştır.
Kendilerinin çıkmazıdır. Tasfiyeden kurtulmak isteniyorsa görüşmeler heyetlerle
yapılmalı ve istihbarat, güvenlik durumlarına bağlanma kesinlikle aşılmalıdır.



MİT siyasi müzakerelerin
başlaması için ortam hazırlayabilir. Ama siyasi müzakerelerin, çözüm ile ilgili
görüşmelerin, müzakerelerin MİT ile yapılması kesinlikle ciddi bir siyasi
gaftır. Yapılamaz ve yapılmamalıdır.



 



********



 



Koordinatrör aracı ülke
denilen bir istihbaratçıdır. Eğer sözü edildiği gibi Norveç gerçekten görüşme
ve müzakerelerin aracı ülkesi ise bu durumda görüşmeler siyasi heyetlerle
yapılır. ANC bu şekilde yaptı. Görüşmeler Mandela ile yapılmıyordu. Böyle bir
durumda PKK nin görüşmelerde heyetler isteği ve garantör olan ülkenin müzakere
şartlarını takip etmesi ve kim oyun bozandır bunun üzerinde durması kaçınılmazdır.



Ben Norveç’in aracı ülke
yani devlet düzeyinde aracı olduğuna hala ikna değilim. Müzakereleri aracı ülke
kontrol eder. Hangi konularda anlaşılmışsa bizzat iki taraf içinde gözetleyici
olur. Aracı ülkedende bir heyet olur. Öyle sözü edildiği gibi bir istihbaratçı
olamaz.



Kaldı ki ilk başta gizli
yürütülen görüşmeler belli bir yol alındıktan sonra kamuoyunnuda hazırlamak
için açık yapılır. Yani tarafların heyetlerle görüştüğü açıklık kazanır.
Görüşmelerin sözü edildiği gibi uzun süre gizli sürdürülmesi pek doğruda
değildir.



Kaldıki MİT aracı olarak
PKK “heyeti”nin görüşlerini Öcalan’a götürüyor. PKK her konuyu Öcalan yazarak
veya geçmişten beri Öcalan doğrudan devlet ve MİT denetimli açık konuşuyor.
Dolayısıyla süreci kendi aralarında değerlendiremiyorlar. Bu durumda tek  yanlı bilgi sızdırmanın ve kendini devlet
denetimli yapmanın ötesine gitmiyor. Devletin ne düşündüğü ise MİT söylemlerini
geçmiyor. Dolayısıyla devletin gerçek niyeti bu görüşmelere yansımıyor.



Umarım PKK görümelerdeki
bu ciddi zaafların vb farkına varmıştır. Sri lanka modeline düşmemelidir. Bu
konuda inisiyatif almalıdır. Siyasi görüşmeleri heyetler düzeyinde kendileri
yapmalıdır. Veya daha uygun çözümlerle BDP ve Kürdistani siyasi kesimleri
kapsayan bir heyet çıkarabilirler. Böyle bir heyetin oluşmasından yana olurlar.



 



*********



Seçimlerden sonra AKP li
yazarların ve medyanın Sri lanka örneğini vermeleri boşa değildir. Sorun Silvan
olayı değildir. Yani bir iki eylemle açıklanmaz. Ona bakılırsa ordu
operasyonlara devam ediyordu. Silvan olayı olunca da ordu orada operasyon
yapıyordu.



Sri lanka modeli
tarafların uzun süren görüşmeleri sonucu orada devlet ve hükümetin tamil
Kaplanlarını oyalayarak imha harekatı başlatması ve sonuç almasıdır. AKP,
Erdoğan ve hükümetçi medyanın birden bire ayağa kalkması ve kara harekatı ve
askeri operasyonlarla soınuç alacaklarını ilan etmeleri boşuna değildir.



Görüşmeler tıkandı ve
hükümet atağa geçti görüşleri yanlıştır.



Kimileri hep Kürt tarafı
hükümeti eleştiriyor ve PKK’yi görmüyor diyorlar. PKK ateşkes yapılması ve
savaşın karşılıklı durdurulmasından yanadır. Sözü edilen müzakereler sonuç
veriri veya vermez. Taraflar söyledikleri çerçevede anlaşırlar veya anlaşmazlar
bu işin ayrı bir yanıdır.



PKK nin müzakere yöntemi
yanlıştır. PKK de AKP ve MİT ile müzakere yapıyor. Üstelik Karasu ve Sabri Ok
görüşmede gayet samimi davranıyorlar ve oldukça da acemidirler.



Sanırım Karasu Suriye’de
yanlış şekilde nasıl ABDli ile görüştüğüne ikna edildiyse veya ABD ile
görüştüğüne, bu kezde garantisi olmayan ve müzakere güçlerinin olmadığı veya
MİT eksenli güvenlik içerikli oyuna dahil edildiler. Bu oyunu oynadılar.



Kaldı ki sözü edilen
görüşmelerde istekleri ise en alt düzeydedir. Neyin özerkliğinden anlaşılmış
belli değildir. Kaldı ki MİT  eksenli
görüşmelerde bir çok şeye evet diyebilirler ama yapmazlar. Nasıl olsa devlet
sorunu bir takvime bağlıyor. Eğer sözü edilen konular doğru olsaydı, medya
yazarlarınınb bir kesimi Küsrdistan a dil hakkını savunurlardı. Dil hakkı olsun
veya eğitimde kullanılsın diyenler çok çok azdır. Medya çarpıtılmış veya güdük
bir özerkliğe razı olurdu. Hiç böyle vakalara rastlamadık. Gerisi siyasi
söylemlere endeksli güvenlik vakalarıdır.



*****



 



Bu görüşmenin basına
sızdırlması iyi olmuştur. Kürdistanlılar nasıl bir görüşme yapıldığını öğrendiler.
Herkesin o kasedi yeniden yeniden dinlemesinde sonsuz fayda vardır.



Devlet ister güvenlik ve
ne amaçlı olursa olsun PKK ile görüşüleceğini kanıtlamış oldu. Bu iki açıdan
hayırlı olmuştur.



MİT eksenli müzakerelerin
ve siyasi -talep müzakerelerin doğru olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır.



Devlet ve Kürdistan
tarafı siyasi heyetler biçiminde müzakerelere başlamalıdır. Üçüncü bir taraf ve
gözlemci ülke veya ülkeler olmalıdır. Bu görüşmeyle de ortaya çıktı ki, Öcalan
ile sürdürülen görüşmeler geçmişten bu güne kadar ağırlıklı güvenlik
içeriklidir ve Öcalan’ın durumunu güvenceye almaya çalışmanın ötesine geçmiyor.



Son ses kaydı görüşmesi
herkesin ve bütün Kürdistanlıların gözünü sanırım açar. Ayrıca devletin ve
hükümetin oyunlarının görülmesi ve boşa çıkarılması açısından yararlı olmuştur.



[email protected]



 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe