NE ACAYİP HUYLARIMIZ VAR(2)
 

Dursun Ali Küçük-31.1.2011-
 

Birleşmemek için lanetlenmiş miyiz?
 

Güney Kürdistan’da KDP ve YNK ancak 1999’dan sonra ittifak kurdular. İran savaşı zamanında bir kürdistani Cephe vardı, bu uzun sürmedi. Sonrasında kaç kez savaştılar ve çatıştılar.
 

İlk ayrılıkları 1960’larda başlamıştı. O zamanki KDP merkez komitesinin çoğu Molla Mustafa Barzani’ye ters düştü. Daha farklı ve hatta olumlu düşünüyorlardı. Celal Talabani’de bunların içindeydi.
 

Sonra İdris Barzani’nin komutasındaki peşmergeler Ahmet İbrahim ve celal Talabani’nin bulunduğu, ayrılanların kampına saldırdılar. Bir ölü ve birkaç yaralıya yol açtılar. Talabani giller Kürdistan’da barınamayınca İran’a gitmek zorunda kaldılar.
 

Daha sonra KDP çağrısı üzerine geri geldiler. Ranya alanında göz altında tutuldular. Yani bir nevi çağrıldılar ve tutukluluk altına alındılar.
 

1966’da Talabani gidip Saddam’a sığındı. Kamplarını basan İdris Barzani ise babası ve kardeşlerine karşı çıkarak Saddam’ın safına sığındı. Babasına “diktatör” diyordu ama Saddam diktatörlüğüne sığınıyordu.
 

Talabani ve arkadaşları daha sonra KDP’ ye karşı  ve Irak’ın yardımı ile silahlı güç oluşturdular. Çatıştılar. 1970-74 e kadar KDP en parlak dönemini yaşıyordu. 1975 yenilgisi ile durumlar değişti. KDP ve perşmergeler Kürdistan’ı terk ettiler.
 

Bu arada YNK oluştu ve önemli bir güç durumuna geldi. KDP-YNK çatışmaları yine sürdü. Birlik olamıyorlardı. Çatışıyorlardı ve birbirlerini hain, caş ilan ediyorlardı.
 

ABD Körfez savaşı ile Saddam ordularını Kuveyt’e çıkarınca ve Kürdistan intifadası gerçekleşince KDP ve YNK yöneticileri ve peşmergeleri ağırlıklı dışarıdaydı. 36 paralel ilan edilince ve intifada ile Saddam orduları Kürdistan’dan çıkarıldı.
 

Federe Kürt hükümeti oluşturdu KDP-YNK. Çok geçmeden 1996 da yine savaştılar. 1997’de bir kez daha savaştılar. Zaman zaman bir araya gelmeleri çok kendi sayelerinde değildir.
 

Kürdistani Cephe kurulunca Irak-İran savaşı vardı. Bu cephenin oluşturulmasında İran’ın etkisi var.
 

Federe hükümet ve ittifakta ABD etkisi reddedilemez.
 

Kürtlerin böyle kötü huyları var. Acayiplikleri çok oluyor.
 

Neden mi? Herhalde güçleri birbirine yetiyor. Sen benden üstün olamazsın ve bir adım önde olamazsın diyorlar.
 

Tarihte de var, birbirine kavgalı olan aşiretler uzak olanlar değil, aynı yerde ve komşu olarak yaşayanlar en çok çatışmışlardır ve kan davası yürütmüşleridir. Yakın olan yakını çekmez.
 

Çatıştıklarında ise gözleri karadır. Düşmanlarını pek görmezler. Sonuçta güçten düşerler. Akıllıca ve çıkarlarına uygun bir arada yaşamazlar. Bunlar vb örnekler tarihin notlarıdır.
 

Güney Kürdistan serüvenine devam edelim.
 

Size acı gelebilir ama bir gerçeği size anlatayım:
 

Güneyde YNK ve KDP’nin ittifak yapmasını ve yan yana gelmesini ABD dayattı. ABD Kürtleri çok sevdiği için değil, Irak rejimini yıkmak istiyordu ve bölgede bir Kürdistan’ın olmasını tercih ediyordu.
 

YNK ve KDP liderleri ve yöneticilerini uyardılar ve yardımcı olmayı, desteklemeyi birbiriyle ittifak etmeleri şartına bağladılar. Buna uymazlar ve çatışırlarsa maddi vb yardımları yapmayacaklarını söylediler.
 

Hikaye bu ya 2000 yılarına gelindiğinde ittifak ettiler. Saddam diktatörlüğü yıkılınca Kürdistan federasyonunu kurdular. Ondan bu yanadır imkanları ve ufukları açıldı. Geniş imkanlara ve kuruluşlara kavuştular. Herkese yer olduğunu ve yaşamak için birlik ve ittifakı sürdürmenin gereğine nihayet inandılar.
 

Şüphesiz bu olumlu bir gelişmedir. Ama geçmişinde bir sürü acı deneyim, kan davaları, savaşlar ve çatışmalar vardır.
Bir süre önce geçmiş çatışmalardan ve hayatını kaybeden peşmergeler için Mesut Barzani özür diledi.
 

Oysa bu özür 1960’larda yapılsaydı, Kürt yurtsever ve demokratik güçleri 40 yıl kavgalı yaşamazlardı.
 

Bu kırk yıl içinde karşılıklı çatışmalar, güç yitirmeler, peşmergelerin ölmesi vb bir dizi kan kaybı yaşandı. Neticede Kürtler enerjilerini boşa tüketti.
 

Hikaye bu ya; aradan 40 yıl geçtikten sonra akıllandılar. 40 yıl önce aynı ittifak ve birlikleri yapsalardı, birbirlerinin varlığını ve bir arada çalışmalarını kabul etselerdi, bu kadar boşa enerji harcanmazdı.
 

İşte size Kürtlerin kötü huyu.
 

Bu acayip hikayeyi Kuzey Kürdistan’ı açıklamak için size anlattım. Nasıl olsa huylarımız birdir.
 

Acayip huylarımız var değil mi?
 

Kırk yıl sonra hayatın emrettiklerine uymaya başlamak ne demek? Varın gerisini siz düşünüz.
 

Hatırlarsınız; Turgut Özal Kürt sorununa el attı ve tartışalım diyordu. Fedarasyon bile tartışılır türünden görüşler açıkladı.
Ama bunları söylerken “Kürtler tek başına domates bile yetiştiremez” diyordu. Aşağılamadır ama içinde bir gerçekte saklıdır. Bu kafayla yapamazlar demeye getiriyor. Kürtlerin zaaflarını çok iyi görüyorlar.
 

Kuzey Kürdistan’da niye birlik kurulmuyor?
 

Bir yazarın “Kürdistan İzlenimlerim” adlı kitabındaki bir olayla başlayalım.
 

“Kürtlerdeki sabır ve inatçılığa hep hayret etmişimdir. Zıt yönlerden gelen Kürtlerle dolu iki otobüs bölgenin tek kar temizleyici aracı tarafından temizlenen dar yolda karşılaştı. Ben bir Land Rover’dayım. Hiçbir otobüs ne yol verebiliyor nede geri gidebiliyordu. Bir arabanın geçmesi için yeterli yer yoktu. Dakikalar geçti sonra aniden yolcular karın üzerine atıldılar ve eski bahaneleri hatırlayarak ya da hatırlıyormuş gibi yaparak birbirlerini yumruklamaya başladılar.. Yumruklaşmalar hiç azalma belirtisi göstermedi ve izzetinefis sahibi her Kürtler gibi adamlar kalanşikofluydu. Olası bir katliam endişesini yatıştırmak için en sonunda arabadan bir kürek aldım ve benim aracım ile bir otobüsün geçmesini sağlayacak karı temizledim. Onlara İngilizce bağırarak acelem olduğunu söyledim, söylediklerimden bir kelime bile anlamadılar.
Şüphesiz ben onlara bayağı deli görünüyordum, öyle hemen durdular ve kuzuca, bana öyle geldi, tekrar otobüslerine bindiler. Otobüslerden birini temizlediğim alana çekerek diğerinin kendi yoluna gitmesini sağlayarak trafiği yönlendirdim.
Olay sevindiriyor beni çünkü küçük de olsa ilk defa bir yabancı, Kürtlerin bir sorununu daha karmaşık hale getirmekten ziyade sorunun çözümüne yardım etti. Bu, ayrıca Kürtlerin genetiğinde yaramaz bir kromozomun, Hintlilerin tüm fantastik kelimeler aşkıyla “Fissiparous Tendencies” olarak adlandırdıklarına sebep olduğundan neden endişe ettiğimi ortaya koyuyor.”*
 Burada iki otobüsteki Kürtler birbirine yol vermediler ve yazar bu durumu çok çarpıcı anlatıyor.
 

Kürt siyasal hareketleri de yaşamda hiçbir zaman birbirine yol vermediler. Aynı partide bile lider başkalarına kendi arkadaşlarına bile yol vermedi. Anlaşmayanlar hep küfür ve çekiştirme  edebiyatını ve değişik biçimlerde kavga dilini seçtiler.
 

Genlerimizde bir yanlışlık var, yazar bunu kromozomunda bir acayiplik olarak tarif ediyor. Açıkça huylarımıza işlenmiş ve adeta tarihsel süreçler içinde bizi kuşatan kötü ve acayip huylarımız var.
 

*Kürdistan İzlenimlerim-J.C. Randam
 

Devam edecek
[email protected]
 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe