NE ACAYİP HUYLARIMIZ VAR(3)
 

Dursun Ali Küçük-6.2.2011-
 

Birlik tekerlemesinin Ötesine Gitmeyen Acayip Birliktelikler:
 

İnek nasıl at doğuramazsa, bu kafa veya kafalardan birlik çıkmaz. Birlik laflarını çok duyarız ve bolca çağrılarda yapılıyor. Halkın, ulusal katmanların ulusal birliğinden çok söz ediliyor ama birlik zihniyeti ve ortak amaçlar oluşturmak veya var olan ortak amaçları adlandırmaya gelince kimse doğru dürüst yaklaşmıyor.
 

Acayiplikleri nereden kaynaklanıyor?
 

Birlik deyince her parti ve kesim ağırlıklı kendisini dayatıyor. Size Kürdistan Fedarasyonu yöneticilerin geçmiş hikayelerini anlattım. Onlar herkese yer olduğunu ve ittifakı 40 yıl sonra anladılar. Kuzey Kürdistan’da 40 yıl oldu. Bu yıllar Kürdistan Ulusal Kurtuluş Hareketinin ağırlıklı geliştiği yıllardır. Hala birlik kuramadık. Birlik için çok fırsatlar ortaya çıktı. Hepsi neredeyse liderlerin ve partilerin, şahsiyetlerin egosu ve bencilliği yüzünden geri tepti veya hoyratça harcandı.
 

Kafalar eski? Söylemler bazen lafta yeni görünüyor ama pratik oldukça ürkütücüdür.
 

Hala iki kutuplu dünya gerçeğinin veya despotik sosyalizmin, reel sosyalizmin veya Ortadoğu’da bu gün yıkılmakla yüz yüze gelen rejim ve partilerin birlik zihniyeti aşılmış değildir. Buralarda biraz güçlenen kendi tekelini kuruyor. Kurutucu ve sıkıcı partiler ve rejimler durumuna dönüştüklerini hepimiz yaşadık ve gördük.
 

Ülkemizde Kongreler, ulusal meclisler, ulusal kongreler, meclisler, eyalet meclisleri, ulusal güç birlikleri, parlamentolar mantar gibi kuruluyor ve mantar gibi ömrü kısa oluyor.
 

Her şeyden önce birlik lafını mevcut kullanıldığı biçimiyle kullanmayacağım. Sıkıcı ve bıktırıcıdır. Laflar ve kuruluşlar yaşam bulmadığı veya ilahi parti ve örgütlere benzetildiği için içtenlikli kurulmalıdır, içtenlikli kurulmayınca dağıtıldılar.
 

Düşman dağıtmadı, kuranlar dağıtmak zorunda kalıyor veya dağıtıyorlar.
 

Hiç kimse bu konuda bağışlanacak gibi değildir. Hele Kürdistan, ülke, siyasi ve sosyal, ekonomik, temel ulusal haklarımız, temel özgürlük ve demokrasi taleplerimiz yerine kendisini getirip her şeyin yerine koyan liderler hiç affedilemez.
 

Birlik kurulmamasını hep başkasıyla açıklayan, aslında ben birlikte yanayım deyip, başkasını asıl engel görenlerde bağışlanamaz. Hadi seni engelleyenle birlik kuramıyorsun. Bunu anladık. Peki, seni engelleyen dediğin dışında ortak amaçlar çerçevesinde birlik kuramamanız neyle açıklanır?
 

Tekel anlayışına karşı çıkıp dağınık dağınık duran, sivil direniş bile örgütlemeyen, hatta katılmayan siyasi çevreler teori üzerine mi birlik kuracak?
 

Bu da bağışlanmaz.
 

Hele aydınların ezici çoğunluğunu hiç konuşmayalım. Ön açanların ve aydınlatmayı gerçekleştiren, toplumun tıkanmış dokularını eleştiri süzgecinden geçirmesi gereken aydınlarımızın büyük çoğunluğu birlik güzellemesi ve lafları, dilekleri ötesine geçemiyorlar.
 

Bunca pratik, yaşanmış tecrübelerden, düşme ve kalkmalardan sonra ne bağışlaması? Klasik laflar hakimdir, ne çağ ne yaşadığımız ülke gerçekliği, dilimizi bile tanımayan TC gerçekliği tam anlaşılmıştır. Bu zihniyet ve kafaların egemenliği sona ermedikçe ortak çıkarlar ve farklı renkler temelinde birlik olamayız.
 

“Bunca bilgiden sonra ne bağışlaması? Düşünki
Tarihin aldatıcı yolları, yapay dehlizleri çoktur,
Ve iletir, aldatır fısıldayan aşırı hırslarla,
Yönlendirir bizi boş şeylerle…
Düşün ki
Ne korku, nede ataklık kurtarır bizi. Acayip huyları yaratan bizim kahramanlığımızdır. Erdemleri
Üstümüze salan bizim arsız suçlarımızdır.
Bu gözyaşları silkelenmiştir öfke ağacından.”*
 

Acayipliklerimize devam edersek her birimizin başına acayip işler gelir. Altından çıkılmayacak sonuçlarla karşılanılır.
 

Onun için boş verelim şu eski, demode olmuş, söylenen ama yapılmayan birlik lafları ve çağrılarını… Bunlar hiç kimsenin beceriksizliği, darlığı, tekçiliğini, birlik deyip köşe bucak kaçanları, birlik deyip elini taşın altına koymayanların suçlarını azaltmaz.
 

TC nasıl yaklaşıyor? Kürtlerin siyasallaşması, ülkede ve dünyada meşruluk zeminini fiilen kazanmasını engellemek için kitle gücü olan KCK, BDP’yi de tasfiye edelim diyor. Diğerleri nasıl olsa yutulacak küçük lokmalardır. Ne KCK, BDP bunu anlamak istiyor ne de bunun dışında kalan çevreler işin gerçeğini görüyorlar…
 

Öcalan ise bana bağlı olun, Yaşasın Öcalan sloganları atın, tartışın ama karar almayın vb yaklaşımlarıyla sözünün gücünü her geçen gün azaltıyor. Osman Baydemir gibi ya yola gelir yada gençleri üzerine salmakla tehdit edip diğer yollarla susturulur. DTP başında Ahmet Türk biraz sivrilince “Ahmet Türk bizi temsil edemez” dedi. Şu anda Kürtler adına devletle tek başına ve hiç kimsenin ne görüştüğünden haberi olmadan müzakereler yürütmektedir. Bana göre sözü edilen ve adı yeni konulan bu müzakereler Öcalan tutuklandıktan beri düzenli görüşmeler biçiminde sürüyor. Hala birlik ve Kürtler adına neyin nasıl pazarlandığını doğrusu kimse anlamış değildir.
 

KCK yürütmesine, BDP başkanlarına, DTK başkanlarına isterseniz sorunuz? Gerçekten pazarlık ve müzakere konusu edilen konular nedir ve hangi taleplerdir kimse doğru dürüst bilmemektedir. Ne çıkarsa veya çıkmazsa onaylanır mantığı hakimdir.
 

Konumuz müzakereler değildir, ama sorunlara böyle yaklaşıldı mı birlik oluşmaz. Türkiye ile aranan sol birliklerde gerçek anlamda kurulmaz ve kurulmadı. Denemeler hepsi sonuç vermedi.
 

HALK BİRLİK İSTİYOR
 

Bu kavramı halk popülizmine sığınmak anlamında kullanmıyorum.
Daha 70’lerde birçok sol ve Kürdistani hareket ortaya çıkınca halkın genel eğilimi neden birleşmiyorsunuz? Bir partide veya örgütte toplanamıyorsanız ittifak yapın ve birbirinizle savaşmayın, kavga etmeyin biçimindeydi.
 

Birlik yerine veya birlikler ittifaklar başarılamıyorsa hiç değilse birbirini düşman ilan etme, kavga etme, şiddet uygulama olmamalıydı.
Bunların hepsini yaşadık.
Hastalığımız ve acayipliklerimiz nerden geliyordu?
 

Kürtlerin eski aşiret kavgaları, kan davaları yerine siyasi kan davaları, siyasi örgüt ve parti kavgalarını koyduk.
 

Herkes hala yeniydi. Acemiydi. Bunlar yetmiyormuş gibi reel sosyalizmin Doğu, Sovyetler, Çin, Vietnam, Çin vb esas alındı. Kimisi onların borazanlığını yaptı. Onlar en doğrulardı. Kimisi Kemalizm’in hastalıklarını aldı. Kimisi Ortadoğu geleneğini, İslami hareket ve dar tarikatlarda olduğu gibi kendisi dışındaki herkesi münafık, şeytan veya düşman, hain vb ilan etti.
 

Sömürgecilik hala dört başı mamur güçlüydü. Böylesi bir durumda en çok çatışma yaratan, yanlış tanımlamalarda bulunan hareketlerin başında PKK geliyordu. PKK hala bu dönemle ilgili çatışmaların suçunu karşıdakilere yüklemektedir.
 

Diğer geri kalanlar ne yapıyor?
 

Onlarda kolay düşman kavramları ve çatışmaları körükleyen dil ve pratiklerini unutmuş, en çok PKK yapmışsa her şeyi PKK’ ye yükleyerek kurtuluyorlar.
 

Bunu niye vurguluyorum, özeleştirisel yaklaşım ve doğru sonuçlar çıkarılmayınca, bu günkü koşullara göre aşağı yukarı çoğu kesimler aynı pozisyonlarını korumaktadır.
 

Eski isyan liderlerine rahmet okutacak durumlar ve acayipliklerde yaşanıyor.
 

Eski isyanların yenilgisinin en temel nedenlerinde biri parçalı oluşları, düşman tarafından birbirine karşı kullanılmaları, bir yer bastırılır veya ezilirken diğer yerlerin seyirci kalması, siyasi öngörü ve dünyayı anlayacak yapıda olmamaları olarak sıralanır.
 

Tek tek ad vermeye gerek yoktur. Ama yaşadığımız zaman ve mekan içinde adeta eski bir bakıma tekrar ediliyor.
 

Eski isyanların ve liderlerinin koşulları farklıydı. Nispeten onlara çok söz söylemeye de gerek bulunmuyor.
 

Ama onları sıkça eleştirip, dünyanın küreselleştiği bu çağda hala teklikleri ve darlıkları yaşamak kolayca açıklanacak bir durum olamaz.
 

“Biz varız, hazırız, diğerleri gelmiyor, diğerleri bozuyor” ve birlik konusunda kendisini sorgulamadan her şeyi dışıyla açıklamak anlayışı kimsenin suçunu hafifletmediği gibi kurtarmaz.
 

Birlikler, gel bana katıl veya git şu yere katıl çalış demekle de gerçekleşmez.
 

Neşter tam vurulmadıkça bu yara iyileşmez, tedavi gerçekleşmez.
 

Birlik kavramı bence kirletilmiştir, içi boşaltılmıştır. Birlik çağrılıları demode olmuş ve eski gücünü yitirmiştir.
 

Bu konuda yeni bir dil, üslup, kapsayıcılık, bütün renklerin kendisini göreceği ortak bir politika gerekiyor.
 

Bu nasıl bulunacak? Sorunun can alıcı noktasını bu konu oluşturuyor.
d[email protected]
Devam edecek
*T.S. Eliot
 

 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe