ÖCALAN; “DEVLET DİYALOĞA HAZIR, AKP ENGELLİYOR” MUŞ?
1999’da Kürdistan sorununun çözüm yaklaşımı kesinlikle yoktur. Öcalan’ı İmralıya götürmekle her şeyi onun şahsında bitirmek istiyorlardı. Üstelik devlet adına kendisiyle görüşenler Ergenekoncudur. Bunların birçoğu bu gün Ergenekon davasında yargılanıyor. O zaman Genel Kurmaylık ve ordu sorunun çözümünü kesinlikle istemiyordu. Türkiye ve ABD, Avrupa’nın üzerinde anlaştığı üç koşul vardı; Öcalan idam edilmeyecekti. Kültürel kısmi adımlar atılacaktı. Af çıkarılıp gerilla dağdan indirilecekti.
Dursun Ali Küçük
15.03.2010 - 08:13
ÖCALAN; “DEVLET DİYALOĞA HAZIR, AKP ENGELLİYOR” MUŞ?
Dursun Ali Küçük-
Çok dahiyane bir siyasi tespittir. Burdan nasıl dünyada bütün düşünce ve siyaset insanlarını geçtiğini çok net görebilirsiniz.
Yakalandığı zaman devletin diyaloga hazır olduğunu, kendisiyle görüşmeye gelenlere çözme gücünüz var mı diye sorduğunu ve o zaman çözümü MHP’nin engellediğini söylüyor.
Bu gün ise devlet AKP’den daha ilerdeymiş ve diyaloga hazırmış, Ama AKP’nin bunu engellediğini özellikle belirtiyor.
Bakınız Öcalan ne diyor:
“AKP bu konuda çok kurnaz ve sinsice hareket ediyor. Demokratik adımlar olarak gösterdiği bütün çalışmalarının özünde Kürtlerin demokratik siyasetinin, gerçek demokratik açılımının tasfiyesi amacı var. Burada amaçlanan Kürt siyasetinin, gerçek demokratik açılımın tasfiyesidir. Sorunları çözmek istiyor gibi gözüken AKP aslında sorunların çözümü önünde en büyük engeldir. O kadar operasyon yapıp çocukları, siyasetçileri cezaevine gönderiyorsun sonra demokratik açılım diyorsun. Kimseyi bırakmadılar. Demokratik yarış diyorsun, bu koşullarda demokratik yarış yapılır mı, bunun adı demokratik yarış olur mu? Aslında AKP Kürt sorunun demokratik çözümü önünde en büyük engeldir. AKP sorunu çözmek istiyormuş gibi gözüküyor ancak çözdürmüyor. Aslında bu yönüyle devlet, AKP’ye göre çözüme daha yakındır. Bugün bunu engelleyen AKP’nin kendisidir. 11 yıl önce buraya ilk getirildiğim dönem, sorunun çözümü önünde MHP engeldi. Bugün ise AKP engeldir. Bugün AKP’nin önünde hiç bir kurum duramıyor, sesini çıkaramıyor, karşı koyamıyor, işte Başbuğ’un durumu görülüyor. Ben 11 yıl önce buraya ilk getirildiğimde devletin dört kurumu gelip benimle görüşmüştü. Sorunun çözümünden bahsediyorlardı. Ben onlara sizin gücünüz bu sorunun çözümüne yeter mi? demiştim, güçlerinin yetmediği zamanla ortaya çıktı. O zaman MHP sorunun çözümünü engelledi. Bugün ise AKP aynı misyonu görüyor. Bana göre, Devlet diyaloga hazır ama AKP çözüm önünde en büyük engeldir. Bunu da çok kurnazca, sinsice yapıyor. Çözüyormuş gibi görünüp aslında tasfiyeyi geliştiriyor.”
**********
Birincisi 1999’da Kürdistan sorununun çözüm yaklaşımı kesinlikle yoktur.
Öcalan’ı İmralıya götürmekle her şeyi onun şahsında bitirmek istiyorlardı.
Üstelik devlet adına kendisiyle görüşenler Ergenekoncudur. Bunların birçoğu bu gün Ergenekon davasında yargılanıyor.
O zaman Genel Kurmaylık ve ordu sorunun çözümünü kesinlikle istemiyordu.
Türkiye ve ABD, Avrupa’nın üzerinde anlaştığı üç koşul vardı;
Öcalan idam edilmeyecekti.
Kültürel kısmi adımlar atılacaktı.
Af çıkarılıp gerilla dağdan indirilecekti.
Bunların ilk ikisini yaptılar. Üçüncüsü yani af çıkarmayı yapmadılar.
O zaman af karşılığında Öcalan gerillanın dağdan indirilmesi politikasını yapıyordu. Barış grupları bunun için gönderildi.
Fakat devlet ve ordu bugün konuştuğu biçimiyle silahlarını bırakanlar yargılanmayacaklar uygulamasını o zaman yapmadı.
Derken 2002’de AKP seçimi kazanıp hükümet olunca, ordu hemen darbe planları yapmaya başladı. Balyoz darbe planı bu gün ortaya çıktığı biçimiyle 2003 başlarına denk geliyor.
Öcalan’da “savaşa başlayabilirsiniz” haberini 2003 Mart ayında bize iletti. Ismarlama bir savaş başlatıldığını daha önce yazmıştım. PKK toplantılarında ve Kongra-Gel 1.Kongresinde savaşı kabul etmedi.
Öcalan dayatmayla Kongra-Gel 2. Kongresini zamanından önce yaptırdı ve savaş kararı çıkarttı.
Bunları yeniden yazmayacağım daha önce yazmıştım.
2000 yılında Öcalan, pişmanlık yasası çıkarsa kendi sininde yararlanabileceğini belirtmişti. Pişmanlık yasası çıktı, yöneticiler dışında bırakılmıştı.
Ecevit sorunu çözecekti, engellediler dediği olay aslında ceza vermeme koşuluyla gerillanın dağdan indirilme planıydı.
Bakın bu gün AKP ve hatta CHP gerillanın dağdan inmesi koşuluyla af çıkarmaya hemen hazırdırlar.
Bu gerçekleşse çözüm olamayacağı çok açık görülüyor.
Kısaca devlet istedi veya ordu istedi, MHP engelledi görüşü tam bir siyaset gafı ve yanlışıdır.
Siyaset böyle yapılırsa vay Kürtlerin haline…..
*************
Bu günde Öcalan’ın belirlemelerine göre devlet AKP’den daha önde bulunuyor. Devlet diyaloga hazırdır deniliyor.
Eğer böyle bir değerlendirmeyi temel alırsak AKP’nin devletten ilerde olduğunu herkes rahatlıkla görebilir.
Devlet denilen kimdir?
Ordu, bürokrasi, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve YÖK mü? CHP ve MHP’mi?
Hadi CHP ve MHP beyaz faşizm olarak görülüyor.
Geriye ordu, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, YSHK, ve tepe bazı bürokrasidir.
Bunların tavrına bakalım.
AKP’nin yapacağını söylediği gerçek olmayan açılıma bile karşıdırlar.
Hepsi AKP’den daha geridir. Cumhuriyeti statik biçimde ve 12 Eylül anayasası ve işleyişi ile ayakta tutmaya çalışıyorlar.
Devlet soyut bir şey değildir. Gerçekten devletin nasıl diyaloga hazır olduğu ve hatta AKP’den daha ilerde olduğunu Öcalan ortaya koyarsa çok seviniriz.
Ben bakıyorum. Devlette diyaloga hazır olanları göremiyorum.
Hatta ordu ve sözünü ettiği devletin açılım konusunda AKP’ye geri adım attırdığını yaşayarak gördük.
DTP’yi bu diyaloğa hazır olan devlet kapattı.
Savaşın sürdürülmesini ve sorunun çözülmemesini isteyen ordu, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve benzerleri ile birlikte CHP ve MHP’dir.
Sahi bu CHP ve MHP beyaz faşizm oluyor, buna katılıyorum. Ama Ergenekoncular, darbeciler, ordu bu beyaz faşizme niye dahil edilmiyor?
Orduya karşı bu kadar toleranslı davranılmasını anlamak zordur.
Ordu ve sözünü ettiğimiz tepe bürokrasisi İttihat ve Terakki partisinin devamıdırlar. Teşkilatı-Mahsusa Özel harp Dairesi, Özel Kuvvetler Komutanlığı, JİTEM vb adlar altında günümüzde değişik biçimlerde sürdürülüyor.
ABD ve Avrupa’nın bir Kürt çözümü vardır. Küresel ilişkiler ve çıkarlar gereği kendilerine göre savaşın bitirilmesini bu güçler istiyor. Af çıkarılması ve kültürel haklar vb tanınmasına bir itirazları bulunmuyor. Çıkarları gereği Türkiye’yi şüphesiz fazla zorlayamazlar.
Ama Türkiye’de asıl direnç noktası başta ordu olmak üzere tepe bürokrasisi, MHP ve CHP’dir. Bunlar bir kesimi temsil ediyor. Birbirlerine oldukça yakındırlar ve benzer politikanın savunucuları oluyorlar.
AKP ve devlet içinde bir kesim ise egemen küresel ilişkilere göre devleti yeniden düzenlemek istiyorlar. Bunu “yeşil faşizm” olarak değerlendirmek küresel egemen ilişkilerin Türkiye gerçeğinde gelinen noktadaki değişimini anlamamak demektir.
Evet, bu yeni düzenlemede Öcalan’a yer yoktur. Bence Öcalan’ın bunca politik yanlış değerlendirmeleri bundan kaynaklanmaktadır.
Kürtlere kendi çözümleri ölçüsünde yer vermekten yana olduklarını sanıyorum. Salt inkar politikasını yürütmeyeceklerinin farkındadırlar.
Bu gün Türkiye’deki kavga statükocularla, cumhuriyeti olduğu gibi korumak isteyenlerle yeniden düzenlemek isteyenlerin kavgasıdır.
Başka türlü gelişmeleri okumak siyaset gerçeğini bilmemek olur. Veya eski siyaset tarzı ve yaklaşımı ile yeni içine girilen ilişki ve koşulları değerlendirmek olur.
Bana göre Öcalan bu siyaset değerlendirmeleri ile sınıfta kalmıştır.
Kürtler bu siyaset belirlemeleriyle siyaset yaparlarsa daha çok çekecekleri var demektir.
Demokratik ve özgürlükçü kesimler ve Kürtler bu gün asıl olarak statükocu cumhuriyete vurmalıdırlar.
Devletin yeniden düzenlenmesi ve ordu vesayetinden kurtulmak, darbeleri engellemek, anayasa ve yargı reformları ortamı demokrasi ve özgürlük mücadelesi verenler  ve Kürdistan kurtuluş mücadelesi için ortamı daha elverişli hale getirir.
Öcalan’ın devlet dediği orduya yakınlıktır.
Tersine Kürtler ordudan ne kadar uzaklaşırsa mücadeleleri açısından o kadar kazançlı çıkarlar.
Eskiden bir general benimle görüştü, sonra dediklerini yapmadı diyordu Öcalan.
Bunun siyaset dilindeki anlamı beni kandırdılar demektir.
Yukarıdaki siyaset belirlemeleriyle Öcalan; Kürtleri yanlış yönlendiriyor.
Kandırıyor.
1999 ve 2000 yıllarındaki avukat görüşmelerinde söylediklerinin hiç biri gerçekleşmedi.
Bu günde aynı olduğu kanısındayım.
Bu ve benzer siyaset belirlemelerinin gerçekleşme imkanı yoktur.
Bundan Kürtler acı çeker.
Gerisini varın siz düşününüz!
15.4.2010
[email protected]
 

 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe