OTOKRATLARA KATLANMAK ZORUNDA DEĞİLİZ!
 

Dursun Ali Küçük-23.2.2011-
 

Ortadoğu; otokrasi(tek kişiye dayanan diktatörlük), krallık, teokrasi(dine dayanan yönetim) ve birazda şeriat Krallıkla yönetiliyor.
 

Demokrasi ve insan haklarının uğramadığı bir yerdir.
 

Ortadoğu’da kadının adı bulunmamaktadır. Kimi yerlerde göstermelik seçimlere bile katılamıyor.
 

Bu yönetimler modernitenin en geri biçimini, veya moddernitenin Ortaçağını temsil ediyor.
 

Kimi yönetimlerde Türkiye’nin Kemalist otokrasisine, yani Mustafa Kemal ve Milli Şef İnönü dönemine benziyor. Bir bakıma Türkiye’yi  bazıları 30-40-50, 100 yıl geriden izliyor demek çok yanlış olmayacaktır.
 

Reel sosyalist modern krallarda vardı. Ortadoğu'nun ise geri bir moderniteye dayanan, adı cumhuriyet olan Krallıklardır.
 

Modern cumhuriyet, ister geri ister kurulduğu zaman biraz ileride olsun, hepsi kaçınılmaz olarak bir kutsanana, yani LİDER KÜLTÜNE dayanır. Lider partinin ve ülkenin tek belirleyicidir. Ortaçağ krallarının yerini modern krallar almıştı.
 

Ortadoğu’da her ülke, adeta ülke kültürü, halkı ve yaptıklarıyla değil, LİDERİN yaptıklarıyla anılır.
 

Pandoranın kutusu açıldı ve ortaya kötülükler dökülüyor.
 

Ortadoğu halkları ve hatta bu coğrafyanın etraf çevrelerini tetikleyen Tunus ve Mısır ile başlayan devrim, Libya ve Yemen’e kilitlenmiş bulunuyor. Diğer ülkelerde İran, Bahreyn, Suudi Arabistan vb bütün ülkeler bu devrim dalgasından nasibini alacaklardır.
 

Eğer bir partide Lider tek belirleyici ve o kutsanıyorsa, her şeyin belirleyicisi durumunda ise iktidar olunca modern OTOKRATİK SİSTEM kurar.
 

Esatlar böyledir. Baba öldü, yerine oğlu geçti. İran Humeyni kültü ile işi yürütüyor. Mübarek giderken oğulları konuşuldu. Krallar gidiyor, yerine oğulları geliyor. Veya biri gider yerine başkası gelirdi, ama değişen bir şey yoktu.
 

Reel sosyalizmde Stalin ölene kadar başta kaldı. Brejnev aynısını yaptı. Kore’de Kim İl Sung’un yerine oğlu geçti. Castro, Ecevit durumuna gelene kadar yönetimi bırakmadı ve kardeşine devretti.
 

Dikkat edilirse böylesi sitemlerin ve Ortadoğu yönetimlerinin muhalifi yoktur genellikle. Çünkü sistem içinde farklı renklerin, kişilerin çıkışına izin vermezler.
 

Kaddafi benzer bir durumu yaşıyor. Dün yaptığı konuşma çok ilginçti. Devrimci olduğunu ve devrim yaptığını söylüyor, ölene ve yıkılana kadar bu sistem korunacak mesajı verdi. Kaddafi dışında öne çıkıp konuşan oğlu oldu. Dikkat ederseniz tablo benzerdir. Zor duruma düştü, oğlu açıklama yaptı. Dün yine kendisi devreye girdi.
 

Devrimler dönemine göre iyidir. Kaddafi Yeşil Kitabı artık bu gün çöplük olmuştur. Otokratik liderlerin ve sistemlerin anlamadığı budur.
 

Onlarda ebediyen bakiliğini ilan ediyor. Bunun devrimin sürekliliği ile ne ilgisi var. İstedikleri devrimin sürekliliği değil, veya halk değil, kurdukları kast sistemidir. Libya’nın adeta her şeyi adeta Kaddafi idi, sanki başka insanlar yokmuş gibi davranılıyor.
 

Bizde de benzer bir durum var. Parti ve her şeyi LİDERLİK veya “ÖNDERLİK” belirliyor. Ölünceye kadarda vazgeçmek yoktur. Varsayalım ki bu şekilde Kürtler Kurtuldu: Kurulan otokratik sistem olacaktır. Yani LİDERE dayalı yönetim sistemi olur. Bu konuda Kürtlerin bir kısmı en azından Ortadoğu veya reel sosyalizm tarzını izliyor.
 

Kaddafi’nin cemahiriyesi başka bir deyişle komiteleri ve “komünülatesi” çöktü. Çoktan çökmüştü. Cemahiriyede halk ve komiteler, “komünülatile” veya “aşiret komünülatesi”, cemiyetler öne çıkarılır, toplumsallığa vurgu yapılır, ama gelinen nokta da insanları kurtarmadığı görülmüştür.
 

Bana göre baştakilerin isimleri, “devrimleri”, kast devrimcilikleri, otokratik toplumculukları çok önemli değildir. Ülkesini ne kadar geliştirdi, insanlarının önünü ne kadar açtı, halkın yaşam düzeyi, özgürlükleri, demokrasi ve insan hakları vb ne kadar sağladığı önemlidir.
 

Geçmiş zaman ve mekanda yapılan bazı olumlu şeylerin üzerine otokrasi kurulup, toplum susturulursa ve tek parti diktatörlükleri kurulursa bu istemler çıplak diktatörlüktür.
 

Halk suskun olduğu ve susturulduğu sürece bu sistemler kendilerini iyi göstermeye çalışır. Çünkü ülkede sessizliği sağlamışlardır.
 

Sessizlik bozulmaya başlayınca acayip diktatör kesilirler. Halka savaş açarlar.
 

Kaddafi demokrasi ve özgürlük isteyen gençleri “fareler ve sıçanlara” benzetti. Oysa bir zamanlar kendiside gençti. Gençken yönetimi ele aldı. Diktatör olunur ve diğer insanların yetenekleri öldürülür ve her şeyin liderin yaptığı ve bütün iyiliklerin ondan kaynaklandığı vaaz edilen ülkeler aslında en kötü durumu yaşarlar.
 

Kaddafi şimdi çıplak. Zor durumdadır. Devrimci her zaman değişime inanır. Kendisini devrimlerin ve değişimin yerine koymaz.
 

Bakınız, lider kültleri Ortadoğu’nun baş belasıdır. Hala bu belalar devam etmektedir. Bunlar kendi ailelerini ön plana çıkarırlar. Yetenekleri olsun veya olmasın böyle yaparlar. Bizde de “Önderlik”in kız kardeşlerinin elleri öpülür. Oysa bu kız kardeşler ve anasıda dahil diğer Kürt anaları gibi mücadeleci de olmamıştır. Gerisini varın siz düşünün!.... Bizimkisi daha iktidar olmadan kendi deyişiyle “APO KLANI”nı yaratıyor.
 

Ortadoğu’da ister iktidar ister iktidarda olmasın kişilere dayanan parti ve sistemler aslında bu gün çöküyor.
 

Ortadoğu’da yayılan halk isyanlarında birinci bunu okumalıyız.
 

İkincisi ve en önemlisi belki ilk defa demokrasi ve özgürlükler, insan hakları, kadın hakları ön plana çıkıyor. Bölgemiz açısından bu sevindirici bir durumu oluşturuyor.
 

Bu gün Kastro ağzıyla kuş tutsa hiçbir zaman desteklemem. İnsanın ömrü 5*-60 yıldır. Bu kadar yıl iktidarda kalmak yaptığı devrimide öldürmektir. Kuzey Kore’de aynıdır. Stalin tek kişilik sistemi kurmak için karşı-devrimci damgaladığı 10 milyon kişiyle birlikte aynı zamanda 2-3 milyon arası kişiyi de kendi partisinden öldürmüştür. İnsanları öldürerek, insanları tüketerek kurulan sosyalizme “evet” diyemem. Yeşil toplumculuk ile Kaddafi’nin yaptığı aynıdır. 1996 da Bingazi cezaevindee 1200 kişiyi öldürdü. Bu günde sonuna kadar çarpışma diyerek daha şimdiden yüzlerce kişinin öldürülmesine imza attı. Çad, Fas vb yerlerden paralı askerler getiriyor. Para için insan vuracaklar. Korunması bunlara kalmışsa sonu gelmiş demektir. Bugün, yarın veya daha geç mi devrilecek bu çok önemli değildir.
 

Hazfı Esad’ın oğlu Beşar sözde reformlarla işi kurtarmaya çalışıyor. Suudi Arabistan vb yönetimler reformlar yapacaklarını açıkladılar. Bunların hangisine sorsan: “Biz ülkemiz ve halkımız için çalışıyoruz” diyeceklerdir.
 

Devrilmemek için “reform” yapıyorlar. Bu tür sistemlerin kendisini dönüştürmesi zordur. Çatlamakla yüz yüze gelecekleridir. Delikler sistemde açıldıkça yönetimlerini sürdürmeyeceklerini çok iyi biliyorlar.
 

Devrimlerle kurulan reel sosyalizmin çökmesi ibretlik bir durumdur. Bazıları bundan hala yeterli dersi çıkarmamıştır.
 

Orduya dayalı devrimlerin kapanması zamanı Ortadoğu’da gündeme gelmiştir. Bu kez Ortadoğu devrimleri kitleye dayanıyor. Hangi ülkede nereye kadar varır ve kazandıklarını ne kadar kurumlaştırır, bu farklı bir tartışma konusudur.
 

Orduya açık bir uyarı ve müdahaledir.
 

Tek kişilik parti ve sistem diktatörlüklerine hayır demişlerdir.
 

Bu ülkelerin Kemalizmi çöküyor.
 

El-Kaide ve Şeriatçı İslam’a uyarı yapılmıştır.
 

Sancılı olacaktır, ama demokrasi ve özgürlükler Ortadoğu’nun gündemine fiili ve açık olarak girmiştir.
 

Ülkelerin bazı aileler ve çevreler tarafından soyulup soğana çevrilmesine karşı ciddi muhalefet gelişmiştir.
 

Halk ülke gelirlerinden payını artırmaya çalışıyor. Adaleti ve sosyal hakları sağlamaya çalıyor.
 

Kaddafi’de gitmelidir. Gidicidir.
 

Putlar yıkılmalıdır.
 

[email protected]
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe