“ÖZERK KÜRDİSTAN VE İKİ DİLLİ HAYAT”A NEDEN KARŞIDIRLAR?
DTK, taslakta dese, adına ne koyarsa koysun, istediklerini yetersiz ifade etse bile, açıkça Özek Kürdistan kavramını kullanması çok yerinde bir davranıştır. Burada kastım Demokratik Özerk Kürdistan’ı yeterli görüp görmediğim değildir. Sorunun veya çocuğa ad koymaları çök önemlidir ve önemsiyorum. Ben federal bir Kürdistan’dan yanayım,
Dursun Ali Küçük
25.12.2010 - 21:19
ÖZERK KÜRDİSTAN VE İKİ DİLLİ HAYAT”A NEDEN KARŞIDIRLAR?
 

Dursun Ali Küçük-23.12.2010-
 

“Demokratik özerk Kürdistan” ve “iki dilli hayat” olumlu bir adımdır. Bunların açık ifade edilmesini yerinde buluyorum.
 

Daha önce demokratik özerklik deyince ve dille ilgili bazı şeyler söylenince Türkiye yöneticileri ve medyanın en azından bir bölümü çok gürültü koparmıyordu.
 

DTK, taslakta dese, adına ne koyarsa koysun, istediklerini yetersiz ifade etse bile, açıkça Özek Kürdistan kavramını kullanması çok yerinde bir davranıştır. Burada kastım Demokratik Özerk Kürdistan’ı yeterli görüp görmediğim değildir. Sorunun veya çocuğa ad koymaları çök önemlidir ve önemsiyorum. Ben federal bir Kürdistan’dan yanayım, bu da birlik içinde ayrılma olmadan gerçekleşebilir.
 

Açık Özerk Kürdistan kavramı kullanıldığı ve iki dilli hayatın her alanda gerçekleşmesi savunulduğu için Türkiye’nin siyasi partileri ve medya açıkça gürültü koparmaya başladı. Bunlar adını koymadan ve temel haklar vermeden Kürt ve Kürdistan sorununu “çözmeye” çalışıyor.
 

Açıkçası Osmanlıda oyun çok politikasını günümüz koşullarında Kürtler ve Kürdistan’a uygulamak istiyorlar. Oyun çok; barış ve demokrasinin gelmesini istemiyorlar. Onların istediği Kürdistan ve Kürtlerin sorununu çözmek değil, biraz rötuş yaparak günümüze uyarlamaya ve gerçekleştirmedikleri demokrasi ve özgürlük lafları ile bizlere yutturmaya çalışıyorlar.
 

Bu kadar pervasızlık ve yok saymak olamaz. Günümüzde hiç kimse tarafından kabul edilemez.
 

Kürdistan’da yaşayan halk ve Kürtlerin özerklik, federasyon, konfederasyon, bağımsızlığı savunmaya, istemeye ve mücadelesini vermeye hakları vardır.
 

DTK, BDP, KCK “Özerk demokratik Kürdistan” isteyebilir ve bu onların en doğal haklarıdır. Başka Kürtlerin bir kısmı Özerk Kürdistan isteyebilir.
 

Günümüz dünyasında ve AB’ye giriyorum diyen Türkiye ve AB kriterlerini savunuyorum deyip yan çizen AKP’ye göre, yine dünyanın bir çok alanında özerklik, federasyon, konfederasyon ve bağımsızlık veya ayrılma hakkını kullanmayla çözülen bu sorunlara göre, Kürtlerin Özerk Kürdistan’dan aşağısını istemeleri ayıptır ve başka anlamda modern köleliliği değişik biçimde kabul etmeleridir.
 

Kürdistan cephesi, özerk, federal, konfederal, bağımsızlık veya Türkiye’nin Kıbrıs için savunduğu “iki devletli Kıbrıs” çözümünü savunur, ister ve mücadelesini verirler.
 

O ZAMAN KIYAMET NEDEN KOPARIYORLAR?
 

Çocuğun isminin konulmamasına karşı alerjim var. Demokratik özerklik, coğrafik olarak sorunu çözmekten yana değiliz lafları hoş değildir ve muğlaktır.
 

Bakınız, çocuğun ismi konulunca ve DTK, KCK vb tarafından Demokratik Özerk Kürdistan ve Kürtçenin hayatın her alanında kullanılması talepleri açık ifade edildiğinde kıyamet koparıyorlar.
 

Sömürgeci beyefendilerimiz, partileri, medyası hep ağız birliği yapmışçasına bu iki temel kavramı ve iki temel hakkı boşa çıkarmaya çalışıyorlar.
 

Ordu, Kürtçenin anadil olarak kullanılması ve her alanda değerlendirilmesine karşı “Kürtçe muhtırası” verdi. Bırakalım diğer talepleri anadan doğma ve Tanrının herkes gibi bize lütuf gördüğü Kürtçeyi “vatanın bölünmez birliği ve bütünlüğüne” karşı olarak değerlendirip inkarın sürmesini istiyorlar.
 

MHP açıkça kabul edilmez bulup, “yeni bir oyun” olarak değerlendirdi ve bunu Kürtlere karşı savaşın sürdürülmesi nedeni olarak görüyor.
Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin mevcut 12 Eylül anayasası ve yasaları gerekçe göstererek “iki dilli hayat” a ve Demokratik Özerk Kürdistan’a açıkça karşı çıktı. Propaganda malzemesi olarak değerlendirdi. Oysa meclis başkanının böyle bir görevi yoktur.
Mevcut yasalar zaten Kürdistan ve Kürtlere karşıdır. Kürtlerin bu yasaları kabul etmeleri beklenemez.
 

Türban yasağını kaldırdınız. Anayasa mahkemesi iptal etti. Şimdi yasa olmadan üniversitelerde serbest oldu. İyide oldu. Meclis başkanı sorun Kürtlere gelince yasaları gösteriyor ve BDP’yi kapatmakla tehdit ediyor.
 

Bu kadarı çok fazla değil mi? “Demokrasi”yi savunan Sayın Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin?
 

AKP Genel Başkan yardımcısı Ömer Çelik’te bu gün yaptığı açıklama ile “iki dilli hayat” ve “Özerk Kürdistan” istemlerini “demokrasiye yapılan küstahça bir saldırı” olarak değerlendirdi.
 

Küstahça davranan ve pervasızca 100 yıllık inkarı ve yok etmeyi savunan acaba kim?
 

Demokratik açılım deyip sonra “Milli birlik ve kardeşlik projesi” olarak ismini koydunuz. İçi ise boştur.
 

AB’ye katılmak istiyorsunuz. Ömer Çelik’e sorsalar AB kriterlerinden yana olduğunu söyler.
 

Hele şöyle bir Avrupa turuna çıksın Ömer Çelik. Avrupa’nın bütün ülkeleri ulusal sorun ve kimlik sorunlarını çözdüğünü görür. Hepsinde çok kültürlü bir yapı var.
 

İspanya’yı dolaşsın. İsviçre, Belçika, İngiltere, kısaca bütün ülkelere baksın. En küçük toplulukların bile anadilinde eğitim yapma hakları vardır. Çok uluslu devletlerde özerklik, federasyon, konfederasyon uygulanıyor. Kosova bağımsız oldu, Türkiye’de destekledi. Bosna ayrıldı, AKP’de destekliyordu. Filistinlilerin yanındasınız. Dışarıya politika amaçlı ve sadece çıkarlar için mi destek veriyorsunuz?
 

Kürdistan ve Kürtlere sıra gelince Kürdistan kavramını hiç biriniz ağzınıza almıyorsunuz. Kürt kelimesini ise sadece Yaradandan dolayı sizi seviyoruz deyip, Yaradanın anadan doğma olarak bize sunduğu anadilimizde eğitim ve tüm alanlarda kullanmamızı bile “demokrasiye küstahça saldırı” olarak değerlendiriyorsunuz.
 

Sahi yaradandan dolayı Kürtleri nasıl sevdiğinizi merak ediyoruz? Kürtler siz varsınız, dağdan inin gelin, “barış” kuralım, seçmeli dersi belki kabul ederiz, bazı yerlerde göstermelik Kürtçe ye olanaklar sunarız. Ama dilinizi hayatın her alanında kullanamazsınız dediğinizde bu acaba Yaradana karşı küstahça bir saldırı olamaz mı?
 

Medyada Kürt sorunu çözülsün diyen yazarlar bile, bunu sadece dil ve güvenlik, savaşın tek taraflı PKK tarafından sonuçlandırması temelinde sunuyorlar.
 

Yok üslup iyi değil, zamanı değilmiş, şimdi sırası mı, ortamı niye geriyorsunuz vb laflarla Kürtlerin temel haklarını kazanmasına karşı medya cephe alıyor.
 

Bu kadarı olmaz beyler. Demokrat, liberal, barışçı geçinen, hatta siyasi İslam’dan gelen ve barışı savunuyorum diyenler şimdi Özerk Kürdistan için PKK’ de kusur aramaya, art niyet aramaya kalkıyorlar.
 

Varsayalım ki PKK olmasın. Özerk Kürdistan zamanı ne zaman gelir?
 

Kürtler varsınız, barış kuralım, gerisi demokrasi içinde çözülür demek oyun oynamaktır veya oynanan bir oyuna katılmaktır.
 

PKK’nin olmadığı zamanlarda da sizi tanıyoruz. Ağzınızı açıp Kürtler lehine hayırlı bir söz bile söylemiyordunuz. PKK, DTK, BDP olmazsa acaba söyleyecek misiniz?
 

Bu gün sorun yakıcı olduğu halde bunu diyorsanız, onların olmadığı veya yenerek barış getirmek veya oyuna getirerek barış sağlamak koşullarında ne söyleyeceğinizi çok iyi tahmin ediyorum.
 

TÜRKLERE NE HAKLAR VARSA KÜRTLERE VB OLSUN!
 

Özerkliği de bir tarafa koyalım. Türklerin ne hakları varsa Kürtlerinde aynı hakları olsun.
 

Hani ırkçılığa söze geldi mi hepiniz karşısınız. Eşit ve kardeşiz değil mi?
 

Türkçeye tanınan bütün hak ve özgürlükler, olanaklar Kürtçeye de tanınsın.
 

Türk kimliğiniz ile idare ve siyasi yönetim oluşturuyorsanız, aynısını Kürtler Kürt kimliği ile yapsın.
 

Kürt coğrafyasında valiler Türk değil Kürt olsun.
 

Kürdistan’da bütün yer isimleri eski isimlere dönsün. Kürtçe, Ermenice, Asurice vb….
 

Türk tarihi nasıl anlatılıyorsa aynı haklar Kürtlerin tarih anlatımına tanınsın.
 

Yaradan sizi Türk yaratmış bu gayet doğal. Bazılarını Yaradana uymayıp Türkleştirdiniz. Bunun Yaradana ne kadar bağlılık olduğu tartışılır. Yaradan ne yapalım bizide Kürt olarak yaratmış. Anadan doğma haklarımız var. Hukuki ve siyasi haklarımız var. AB ve uluslar arası evrensel kriterlerden doğan haklarımız var.
 

Kardeşiz değil mi? Birlikte yaşayarak ve farklılıklarımızı koruyarak bu temel hakları Kürtlerde kullansın.
 

Kıyamet niye kopsun?
 

Kıyamet sizin zihinlerinizde, politikalarınızda ve tek ulus, tek kültür olma vb anlayışlarınızdadır. Bunları bırakın, bakın nasıl kardeşçe yaşıyoruz, hepimiz daha iyi görürüz.
 

DTK, BDP üzerine Özerk Kürdistan dedikleri için neden gidiyorsunuz?
 

Sahtekarlığı ve ikiyüzlülüğü lütfen bırakınız.
 

KCK-PKK, DTK; BDP vb ayrıca bütün Kürtler barıştan gerçekten yanadır. Ordunun sopasını sizde elinde alırsanız, barış niye olmasın.
 

Ha sorunları barışçı ve demokratik bir ortamda tartışalım diyenleriniz var. Özerk Kürdistan ve “iki dilli hayat” ı tartışma olarak saymıyorsunuz. Yani  Kürtler temel haklarını istemesin, bizler demokrasi ve barış adına bazı kültürel, dil vb rötuşlar yaparız. Köleliğinizi biraz yumuşatırız diyorsunuz.
 

Kardeşim hiç uzatmaya gerek yok. Senin hakkın varsa benimde Kürt olarak o hakkım olsun. Başka bir şey istemiyorum. İnanıyorum her Kürtte aşağı yukarı böyle düşünür.
 

KIBRIS ÇÖZÜMÜ GİBİ OLSUN, NE DERSİNİZ?
 

Gelin yaranızı biraz daha kaşıyalım.
 

1974’te TSK Kıbrıs’a girdi. O zaman adanın sanırım 150 bin nüfusu vardı. Bunların 30 bini Türktü. Kıbrıs’ı cetvelle ikiye ayırdınız. 30 bin Türke bir devlet kurdurdunuz.
 

Gelinen aşamada “iki devletli, iki toplumlu” bir Kıbrıs birliği istiyorsunuz. Türklerin siyasi, kültürel, idari, dil vb hakları var. Kıbrıs’ta hakkınız olmadığı halde fazlasını yaptınız. Çizmeyi aştınız.
 

Kürtler Türkiye devlet sınırları içinde 20 milyonu geçiyor. 20 milyona dil hakkını bile fazla görüyorsunuz.
 

Kıbrıs’ta yaptığınız adalet ve hak davasıysa Kürtler onun fazlasını değil, mevcut durumda azını istiyor.
 

Özerk Kürdistan dediler diye felaket tellallığı yapmaya ne gerek var?
 

Kıbrıs “yavru vatan”dır. Sizin deyişinizle Kürtlerde “anavatan”da yaşıyor. “Anavatanımız”da Kıbrıslı Türklere uygun gördüğünüz hakları, kardeşiniz Kürtlere tanımaya neden yanaşmıyor sunuz?
 

Buyur Kıbrıs çözümünüzü anavatanda çokça kardeş dediğiniz ve beraber şehit verdik, aynı kaderi paylaştık dediğiniz Kürtlere uygulayınız?
 

AÇIK VE NET TARTIŞILMALI
 

Irkçı şiddeti ve kirli savaşın yarattığı şiddeti suç saymak, ırkçılığı ve faşizmi anayasa da suç saymaya hazır mısınız?
 

Düşman kavramlarını yeni Milli Güvenlik Siyaset Belgesi ile değiştirdiniz. Dışarıda İsrail düşman kavramı içinde içerde ise irtica düşman kavramı içinde çıkarıldı, sadece iç tehdit olarak “bölücülük” başka bir deyişle kardeşlerinizi, Yaradandan dolayı seviyoruz dediğiniz Kürtleri düşman olarak tanımlıyorsunuz.
 

Başta bunu kaldırın. Kürtlerle bu kavramı değiştirmeden barış, demokrasi ve kardeşlik temelinde anlaşmayacaksınız.
 

Şiddeti sadece PKK ile açıklamanız, barışı sadece gerillanın dağdan inmesine bağlamanız sorunu çözmede samimi olmadığınızı gösterir.
 

Anadilimiz olan Kürtçeyi hayatın her alanında kullanalım, Özerk Kürdistan hiç değilse olsun. Her sorun açıkça tartışılsın.
 

BDP ve Kürtler haklarını Kürdistan ve Kürt kimliği biçiminde açık ifade etsinler. Hatta bağımsızlık, federasyon vb bile tartışılsın.
 

Ama beraber önce faşizme ve ırkçılığa tavır alalım. Her tür şiddet uygulanmasını reddedelim. Yeni yapılacak anayasada faşizm ve ırkçılığı suç sayalım. Devlet geçmişi ile yüzleşsin.
 

Tartışma yollarını kapatıp BDP ve Kürt siyasal çevrelerine “şamar oğlanı” gibi yaklaşmanız tam bir hafifliktir.
 

PKK silah bırakmaya razıdır. Bu konuda oyun çevirmenize gerek yok. Kürtlerin haklarını tanımada, demokrasi ve Özgürlükleri sağlamada sizleri samimiyete davet ediyorum.
 

Kürtleri iç tehdit olmaktan çıkarınız. Ordu operasyonlarını durdurunuz. Her tür şiddete karşı çıkınız. Buna hazır olun ve yapınız, size söz Kürtlerde siz bunları yapmaya başladıktan sonra PKK şiddeti sürdürürse açıkça karşı çıkarlar.
 

Her şey açık tartışılsın. Sözlü şiddet ve tehditleri kaldırınız. Buna bir son veriniz.
 

Ordu müdahalesi, ırkçılık, faşizm, ırkçı siyaset ve dil devreden çıkarılsın. Medyada çok akıllı ve barıştan yana olduğunu söyleyen yazarlara bunu salık veriyorum.
 

Aba altında sopa göstermekten vazgeçmenin zamanı geldi. Türkiye yönetimi ve medyası çeşitli bahane ve kılıflarla, oyunlarla, ayak kaydırmalarla bunu sürdürürse, asıl barışı yaralayan siz olursunuz.
 

Gerçekten barış istiyor musunuz?
 

Özerk Kürdistan kavramına karşı saldırıya sözlü, yazılı, şiddet içerikli ve muhtıralı, sopalı harekete geçmenizde şunu anladım:
 

Temel hakları tanımadan sorunu çözmek istiyorsunuz.
 

Bu da sorunu çözmek değil, kangren haline getirmektir.
 

BDP ve DTK’ ye sözüm ise dik durunuz, sözleriniz, Özerk Kürdistan’ın arkasında durunuz.
 

[email protected]
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe