PKK-ABD GÖRÜŞMESİ OLMADI
Sayın Can Dündar’ın sözünü ettiği PKK-ABD 2002-2003 görüşmesi hiçbir zaman olmadı ve olmamıştır. Bu tamamen yanıltma amaçlı bir haberdir. Psikolojik propaganda aracı olarak o zaman kullanıldı. Sayın Can Dündar; “17 yıl sonra ortaya çıkan gerçek” adlı 1 Nisan tarihli Milliyet’teki yazısında yazdıklarının 17 yıl sonra kanıtlandığını açıklıyor ve düzmece belgeleri ve benimde içinde yer aldığım fotoyu yeniden veriyor.
Dursun Ali Küçük
03.04.2011 - 19:48
PKK-ABD GÖRÜŞMESİ OLMADI
 

Dursun Ali Küçük-1.4.20011-
 

Sayın Can Dündar ve bazı medyaya, Türk Genelkurmayına cevabımdır.
 

2003 yılında Milliyet gazetesinde PKK-ABD görüştü haberleri düştü. ABD yetkilileri ve PKK bu haberi yalanladı.
 

ABD_PKK görüşmesinde görüşmeye kanıt gösterilen fotoda benim resmim ve adımda vardır. Kanıt diye sunulan bu fotonun nerde çekildiğini ve ABD askeri yetkilisi diye gösterilenin kim olduğunu aşağıda açıklayacağım.
 

Siyasal partiler ve hareketler uluslar arası alanda devletler veya onların bazı yetkilileri ile görüşmeler çabası içinde olur. Devletler açısından da bu geçerlidir. Bu konuda çabaların olması yadırganacak bir durum değildir.
 

Sayın Can Dündar’ın sözünü ettiği PKK-ABD 2002-2003 görüşmesi hiçbir zaman olmadı ve olmamıştır. Bu tamamen yanıltma amaçlı bir haberdir. Psikolojik propaganda aracı olarak o zaman kullanıldı.
 

Sayın Can Dündar; “17 yıl sonra ortaya çıkan gerçek” adlı 1 Nisan tarihli Milliyet’teki yazısında yazdıklarının 17 yıl sonra kanıtlandığını açıklıyor ve düzmece belgeleri ve benimde içinde yer aldığım fotoyu yeniden veriyor.
 

Sayın Dündar 17 yıl değil, 1 milyon yıl geçse de sizin yazdıklarınız ve bu konudaki haberiniz kanıtlanamaz. Lütfen yanıltıldığını kabul ediniz.
 

Ben şahsen PKK’nin dün veya bu gün ABD veya başka bir devlet, hükümet ve değişik ülkelerin siyasi partileriyle görüşmesine karşı değilim. Her hareket veya parti uluslar arası destekler, müttefikler, dostluklar bulmaya çalışır. Ne yazık ki, PKK bu konuda sınıfta kalmıştır.
 

Ama PKK ile yanlış haber yapmanızı kabul edemem. Bu Sayın Dündar’ın habercilik anlayışına gölge düşürür.
 

PKK, ABD’de dahil çeşitli devlet, ülke, hükümet, istihbaratları, partileri, şahsiyetleri ile ilişki aramaya çalışmıştır. Bunun yadırganacak bir tarafı yoktur. Tersine bunu yapamadığı ve kendisini yalnızlaştırdığı için eleştirilmelidir. Ben bu konular üzerinde durmayacağım.
 

wikiLeaks belgelerini Taraf’ta yayınlamasıyla internet .com haberde 31 Mart ve 1 Nisan’da sözünü ettiğiniz görüşmenin kanıtlandığı haberleri yayınlandı. 1 Nisana ait haberi aşağıya vereceğim. Sayın Can Dündar’ın 1 Nisan makalesiyle birlikte. Tarafta çıkan belgeleri herkes takip ediyor.
 

Sayın Can Dündar ve Milliyet’in 2002 ve 2003 te haber yaptığı “PKK-ABD ile görüştü” haberleri tamamen hayal ürünü ve spekülasyondur.
 

İddia edilen bu haberin temel kaynağı Davut Bağıstani’dir. Davut Bağıstani’ye doğru olmayan bu görüşmeyi kimler ihale olarak verdi, onu tam bilemeyeceğim. Ama Davut Bağıstani’nin kişisel çabası olduğunu düşünmüyorum.
 

İlkin senaryo olan bir görüşme PKK ile yapıldı. Bunu Davut bağıstani sağladı. Onun aracılığıyla düzmece bir görüşme Lübnan denilerek Suriye’de yapıldı.
 

Çok geçmeden 2002 yazında böyle bir görüşmenin düzmece olduğunu, Karasu’nun aldatıldığını öğrendik.
 

PKK’yi kandıranlar bu kez Türk genel Kurmayı, Türk yöneticilerini, Sayın Can Dündar’ı ve medyayı kandırdılar. Onlarda devlet büyüklüğü adı altında böyle bir zokayı yediler.
 

ABD, PKK ile görüştü diye kıyametler kopardılar. Bu durum bir kaşık suda fırtına koparmaya benziyor. Kendileri ABD ile her tür ilişkiyi kuruyor. Aslında boğa nasıl kırmızıyı görünce kırmızının kimin elinde olmadığına bakmadan saldırıyorsa, işin içinde PKK olunca sözü edilen görüşme olayı üzerine bu tarzda gittiler.
 

Sayın Dündar kaynağı olarak genelkurmay Başkanı, orgeneral Yaşar Büyükanıt’ı gösteriyor. 2002 yılında böyle bir haberi aldığı içinde meslek hayatında önemli bir işe imza attığını belirtiyor Can Dündar.
 

Zübük lakabını taktığımız Davut Bağıstani Türk ordusunu ve istihbaratını kandırdığı için gülmeden edemiyorum. Karasu’nun içimizde tongaya getirilmesine çok gülmüştük ve bu olayı ironileştirerek anlatıyorduk
 

Türkiye’nin Genelkurmayı, orgenerali ve yönetimi, üstelik dışişleri PKK_ABD görüşmesini ciddi bir olay yaptıkları için traji-komik duruma düştüler. Eskiden gürültü koparıyorlar, kullanıyorlar mantığıyla yaklaşıyorlar kanısındaydım.
 

Sayın Can Dündar’ın son yazısını okuyunca onlarında ne kadar komik duruma geldiklerini düşünmeden edemedim.
 

***********
Olayı aşağıda eski bir yazımı vererek iç yüzünü anlatıyorum. Tekrar etmeyeceğim. 2009 yılında PKK’de Neler Oldu adlı yazı dizimde Ecevit bölümünde PKK*ABD görüşmesinin neden olmadığını yazdım. Bu yazımı aşağıda güncel olduğu için tekrar veriyorum.
 

Sayın Dündar ciddi bir gazetecilik işi değil bu. Zübük-Davut Bağıstani sizide aldattı. Bu konuyu ve olayı düzeltmenizi, yeniden gözden geçirmenizi rica ederim. Geçirmezseniz komik duruma düşersiniz.
 

PKK bu olayı yalanladı ve söyledikleri doğrudur. Ama kandırıldıklarını anlatamazlardı.
 

En büyük kandırılmayı siz ve Türkiye yönetimi ve Genelkurmayı yaşadı. İlkin işlerini geldikleri için yaygara koparıyorlar diyordum. Bakıyorum ki, Zübük bir devletide kandırmıştır. Bu olayı Zübük-Davut Bağıstani’ye kim tezgahlattı, bu da işin ayrı bir yanıdır.
***********
İste kanıt diye bu günde sayın Dündar bir foto vermiştir. Yukarıdaki bu fotoda Nizamettin Taş, Halil Ataç, Ali Haydar kaytan-ben(Dursun Ali Küçük ve ABD’li askeri yetkili diye biri gösteriliyor.
 

Şahsım adıma söylersem ABD ile veya ABD’nin hiçbir yetkilisi ile şahsım adıma görüşmemişim. Bunları yazarak ve fotoyu, Davut Bağıstani’yi kaynak göstererek hakkımda olmayan bir görüşmeye katıldığım haberini yaydınız. Sizden şikayetçi olmayacağım.
 

Foto doğrudur. Yalnız fotoda ABD’li askeri yetkili olarak gösterdiğiniz kişi yanlıştır. Fotoda tahrifat yoluna gidilmiştir.
PKK’de Neler Oldu-Ecevit bölümünde fotoyu yakinen görmediğim için ABD’li askeri yetkili olarak gösterilenin Davut Bağıstani ile bizimle görüşmeye gelen sarı şoförü sanıyordum. Bu günkü sizin yazınızda aynı fotoyu yakından gördüm. İnternet haberde aynı fotoyu vermişti.
 

Sadece burada küçük bir düzeltme yapıyorum. Bunu fotoyu bu gün yakın gördüğüm için yapıyorum. Eskiden fotomuzun verildiğini biliyordum, Milliyet Gazetesinde verilmişti.
 

Bu gün yeniden fotoya baktığımda ABD’li askeri yetkili denilen bizim arkadaşımız kod adı kaymakam Xalıt olan şahıstır. Davut Bağıstani bizimle görüşmeye gelmişti. Resmi görüşmelere gelmiyordu. KDP’ ye yakın görünüyordu ama resmi bir yetkisi yoktur. O zamanlarda biz Davut Bağıstani’ye Zübük diyorduk. Tanıyorduk, insanları nasıl kandırdığını biliyorduk.
 

Görüşmek için gelmişti. Kanıt diye verdiğiniz fotoyu Xınere*Kelaşin alanında küçük bir “göl”ün yanında çektik. ABD’li askeri yetkili olarak işaretlediğiniz şahıs Kaymakam xalıt’tır. Fotoyu çektirdiğimiz yerde Gümrüğe bakıyordu. ABD’li askeri yetkili olarak gösterdiğiniz kişinin başındaki şapka normal bir şapkadır. Belinde PKK gerillalarının kullandığı keyfe vardır. Ayakkabıları da gerillanın kullandığı mekap türü ayakkabılardır.
 

Orada Davut bağıstani ve yanında getirdiği sarı renkli şoförü ile bir değil, birkaç fotoğraf çektik. ABD’li askeri yetkili dediğiniz kaymakam Xalıt arkadaş ise gümrükteydi, ihtiyaçları karşılıyordu. Misafirlik gereği. Oda yanımızdaydı.
 

Dikkat ederseniz o foto dağda çekilmiştir. Güneşli bir gün olduğu için bende başıma normal bir mendil koymuştum. ABD’li yetkili veya ABD_PKK görüşmesi dağda yapılması biraz tuhaf değil mi?
 

Burada anlatmayacğım, biz Davut Bağıstani yani ZÜBÜK’ü iyi tanıyorduk. Anılarını ve yaptıklarını vb biliyorduk. Anlaşılan siz tanımamış sınız?
**********
PKK*ABD görüşmesi diye gürültü kopardığınız ve internet haber ve medyada işte kanıtlar diye sunulanların gerçekle hiçbir alakası yoktur. Aslında gerçek olan, ortada komik bir durumun dolaştığıdır.
 

PKK*ABD görüşmesi olarak Sayın Dündar ve İnternet.com lara düşen haberler, kanıtlar, İşte “PKK_ABD görüşmesi” yazılarını okuyunca bu ne biçim habercilik diye bir kez daha kafamdan geçirdim.
 

Kanıt ve belge diye sunulanlar ve birkaç gündür yazılanlar gerçeği yansıtmıyor.
 

Sayın Dündar ve bazı medya haberleri bu sözünü ettiğiniz görüşme konusunda düşüncelerimi kısaca yazdım. Aşağıya daha önceki yazdığımı veriyorum.
 

Sözü edilen olay dışında ABD ve PKK’nin karşılıklı çabaları olmuş mu, olmamış mı noktalarına girmeyeceğim. Bu konularda ancak ABD ve PKK açıklamalarda bulunur veya onlar adına konuşanlar söz söylerler. Bu durum ele aldığım yazı konumun dışındaki bir olaydır.
 

Adımı ve fotomu kanıt olarak verdiğiniz için yazma gereği duydum. Kaldı ki sözünü ettiğiniz bu görüşmenin olmadığını çok önceleri yazmıştım.
 

Diğer yazan medya kesimlerinden bir düzeltme istemiyorum. Ama Sayın Can Dündar’dan istiyorum. Umarım olayı bir daha takip eder ve kanıt diye veya görüşmeye katıldı diye gösterdiklerinizle konuşur bir düzeltme yoluna gidersiniz.
 

Genelkurmay ve yöneticilerden bir isteğim yoktur, biliyorum ki onlar hiçbir düzeltme yapmazlar. Sorun Kürtler olunca her zaman kendilerini “haklı” gösterirler.
 

 

******************
 PKK’de Neler oldu adlı yazım dizmde Ecevit bölümünde ABD-PKK görüşmesinin aslında ne olduğuna yer verdim. Ocak-Şubat 2009 yılında bu konuda yazdığım Kürdistan-aktuel.org’da yayınlandı.  Bu PKK-ABD görüşmesi denilen olya açıklık getirdiği için o yazımı yeniden aşağıya veriyorum:     
 

“ABD’li bir yetkiliyle görüştürüyorum diye Davut Bağıstan’i onu götürüp Suriye’de bir lokantacı (yani ABD’li olmayan biri) biriyle görüş türüyor. Oradan çekilmemiş fotoğrafları da Türk gazetecilerine sözde yollayarak, Türk gazetelerinde PKK-ABD ile görüştü biçiminde haber yazıldı. Tabi ABD’li yetkiliye yazılan yazılı mesajda var.
     Türk gazetelerinin 2002(müdahaleden önce) sonunda PKK-ABD ile görüştü, PKK’n inde ısrarla görüşme yok dediği olay bu.
     Ecevit, sahte ABD’liye “PKK içinde en çok ABD’ye karşı olan benim, ABD Kürt sorununun çözümüne el atsın en çok destekleyenlerden biri ben olacağım’’ diyor.
      Bunu Ecevit olur-olmaz ABD karşıtlığı, ABD ile ilişkiye karşı çıktığı için yazıyorum. Sözü edilen Demokratik Cumhuriyet olursa, ABD ile ilişkilerini sürdürür. Kürtleri inkâr eden, Suriye Kürtlerinin bazılarını vatandaş saymayan, Kürt sorunu ile ilgili hiçbir düzeyde projesi olmayan Suriye istihbaratı ile ilişki oluyor da, 21. yüzyılda Kürtlerle ilgili projesi olan ABD ile niye ilişkiye karşıdır, anlamak zordur.
 PKK-ABD DİPLOMATİK GÖRÜŞMESİ VE ECEVİT
2001 yılının sonu veya 2002 yılının başı olacaktı. 2002de Ecevit Suriye alanına gitti. Ortadoğu alanına gitmeyi kendine yakıştırmıyordu, yani görevi az buluyordu; bunu Avşaroğlu’na söylemişti. Pratik becerisi ve düşünce kıvraklığına sahip olmadığı halde tepeden inmek istemez ve orda kalmak içinde her şeyi içe yönelik kötü tarzda yapılmasından yana olur.
Aynı tavrı dışarıya karşı ise göstermez. İçerde direnen bir insanın nasıl kendisini bu hale getirdiği başlı başına araştırma konusuydu. Bazı şeylere tanık olmasaydım, onun hakkında yazılanlara inanmak istemeyebilirdim; tabi ceza evi direnişini düşünerek.
2001 ve 2002 yılı kışıydı. Tarihi tam hatırlayamıyorum. Bir gün Ecevit Koordinasyonu arar ve ABD’li bir diplomatla görüşeceğini ve arabuluculuğu sağla yananında Davut Bağıstan’i olduğunu belirtir.
Bu durum tartışılır. Davut Bağıstan’i ismi olunca doğru mu yanlış mı diye her kes en azından düşünür.
Ben baştan beride Davut Bağıstan’inin sağlayacağı bir görüşmenin doğru olmadığı kanısındaydım ve bu yönlü düşüncemi de söyledim. Koordinasyon Konseyle de tartışarak Ecevit’in Davut Bağıstan’i aracılığıyla Amerika ile görüşeceği kararına varmıştı.
Ecevit, olan kuşkuları da gidermeye çalışarak görüşme talebinin doğru olduğunu ısrarla vurgulamıştı ve görüşmenin Lübnan’da olacağını söylemişti.
Davut Bağıstan’i o sıralar Suriye’de bulunuyordu veya oraya gitmişti. Ecevit’in siyasetteki beceriksizliğini de biliyor ve tanıyor. Belki de en rahat onu kandıracağını düşünmüştü.
Ecevit her şeyden emindi. Buna göre dayatmada bulunuyor ve görüş belirtiyordu. Ayrıca Amerikalı bir diplomatla görüşeceği için bol miktarda para istiyordu. Davut’u bilen her kes onun nasıl dolandırıcılık yaptığını bilir.
Ondan dolayı Davut Bağıstan’inin lakabı Zübük’tü, Hani şu Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı Zübük. Yukarıdaki lakaplar gibi ona da Zübük diyorduk. Zübük ne olursa olsun yapmak isteğini yapar ve tam da lakabına göre.
Zübük, ABD’li ile görüşmek için epey para lazım olacağını ve önemli bir diplomat olduğu ve benzer gerekçeler Ecevit’e sıralayarak, 50.000 dolardan aşağı olamaz türünden dayatıcı olur.
Ecevit para ister, ilkin 25.000 dolar gönderilir, buna itiraz eder ve daha fazla ister ve kendisine 10.000 dolar daha gönderilir. Toplam 35.000 dolar eder.
Ha bu arada ABD ile önemli diplomatik görüşme yapacağı için Konsey ABD’ye yönelik yazılı bir metin gönderir ve ABD’den Kürt sorununun çözümüne katkı ve benzer sunması istenir ve Konseyin bu mektubu da Ecevit’e gönderilir.
Artık ABD’li önemli diplomatla görüşmek için her şey tamamdır. Gerisi Ecevit’in başarısına kalmıştır. PKK bu konuda gerekli destek ve inisiyatifi vermiştir. Üstelik Ecevit klasik bir anti-ABD’ci ve anti-emperyalisttir. Doğu Perinçek bile PKK içinde anti-emperyalist olarak onu gösteriyordu. Birazdan anti-emperyalist ve Kürtlerin ABD ile ilişkisine karşı olan şahsiyetin ABD ile görüşmesine ve diplomasi trafiğine tanık olacağız.
Zübük, ABD’li diplomatın Lübnan’da değil, Suriye’ye geleceğini müjdeler. Ecevit bundan da bir gariplik görmez. Suriye’de olmasını tercih eder ve sorgulamaz.
Derken görüşme günü ayarlanır ve Suriye’de bir lokantada Zübük’ün getirdiği diplomatla görüşülür. İngilizce biliyor ve Ecevit’inde İngilizce bilen tercümanı var. Amerikalı olmayan bu Amerikalının konuşmalarından da endişe duyulmaz ve görüşme normal tarzda sürer.
Ecevit: PKK içinde en çok Amerika’ya karşı olan benim, ABD Kürt sorununu çözsün, en çok ABD’yi ben savunur ve desteklerim türünden konuşmalar yapıyor ve Amerikalıya güven vermeye çalışıyor. Amerikalı olmayan Amerikalı diplomatın bir sorumluluğu olmadığı için O’da gayet rahat konuşuyor ve olumlu yaklaşacaklarını belirtiyor. Konseyin hazırladığı mektubu Ecevit Amerikalıya veriyor. PKK’nin olumlu yaklaşacağını belirtiyor. Neyse görüşme karşılıklı jestlerle bitiyor.
Ecevit, görüşme raporunu Konseye veriyor ve olumlu geçtiğini izah ve açıklamalarla birlikte yazıyor.
Görüşme ile kuşkum baştan tamdı. Bu lakapları takan arkadaşlar bir süre sonra bazı duyumlar alır ve görüşmenin ABD’li ile yapılmadığına tam inanırlar ve Ecevit’in bir lokantacı ile görüştüğü kanısına varırlar. Adamın lokantacı olup olmaması önemli değil, bilinmeyen ve Amerikalı olmayan bu adama lokantacı ile görüşme biçiminde değerlendirdik.
Adamı Zübük bulmuştur ve böyle biri, olmayan görüşmeyi ayarlamaya istihbarı olarakta ihtiyaçları var. ABD’nin Irak ve Saddam’a müdahalesi hazırlıkları bulunuyor.
Bu arada Davut, olmayan bu görüşmeyi Türk medyasına sızdırıyor. Konsey adına verilen mektup zaten Amerikalı değil, Amerikalı olmayan Davut’un adamına verildiği için bu mektubun kopyasını da Türk medyasına veriyor. Fotoğraf olarak ta Davut Kelaşine geldiğinde sarı renkli olan bir Kürt beraber getirmişti. Türk basınına Kelaşinde çekilen bir fotoğrafı veriyor ve o fotoğrafta sarı olan Kürtü ise Amerikalı olarak Türk basınına yansıtıyor.
Burada istihbarı ve haber açısından Davut, hem PKK’yi hem de Türk medyasını kandırıyor. Onlarda Kürtlerin diplomatik faaliyet göstermesine alerji duydukları için hemen haberin üstüne atlıyor ve genişçe propagandasını yaptılar. 2002 yılında bunlar oldu.
Ecevit ve Avşaroğlu hemen Özgür Politika’ya yazı yazdılar, böyle bir görüşmenin olmadığını açıkladılar. Oysa Davut’un görüşme ve diplomasi projesine en çok ABD karşıtı olan Avşaroğlu ve Ecevit yatmıştı, yakın ilişkileri ve alışverişleri olduğu içinde birbirlerini ikna etmişlerdi.
Daha Türk medyasında haber çıkmadan bu rezaleti öğrenmiştik, büyük bir diplomasi gafı idi. Ondan dolayı içimizde bu olayı ironileştirerek anlatıyorduk. Ecevit lokantacı ile görüşmüş diye.
Suriye’de görüşme bittikten sonra Davut istediğini yapmıştı.  Masraf için paraların önemli bir kısmını almış bulunuyor. Davut’un o zaman 5 veya 6 eşi vardı. Her kesimden birini almıştı. Suriye’den boş dönmesi düşünülmezdi. Eşlerinden soran, Barzani, goyi, İranlı vb vardı. Suriye Kürtlerinden de bir taraftarla evlenerek Irak’a dönüyor. ABD’li önemli diplomat için gönderilen parayı Davut yer ve evlenir.
Ecevit ve bazıları hiç düşünmüyor, ABD’li diplomatın paraya ne ihtiyacı var. Zengin bir ülke, üstelik Ortadoğu’nun üçkâğıtçı bazı siyasetçileri gibi değiller. PKK’nin parasına ihtiyaç duymaz. Adamlar görüşmelere geldiğinde masraflarını kendileri yaparlar, üstelik görüşme talepleri onlardan gelmişti. Söylenilen böyleydi.
Öte yandan görüşmek isteseler bile Suriye’yi tercih etmeye bilirler. Davut eliyle gelen bu görüşmeye büyük önem verildi. Oysa görüşmek isteseler Davut’u tercih etmezler.
Soruları çoğaltmak mümkündür. Ciddi bir diplomasi gafı altına imzasını atanlar, bu kez görüşme yapmadık diye yalanlamaya başladılar.
Tam o zaman benim ve bazı arkadaşların üzerine gelmek için hazırlanmışlardı. O zaman gazeteye yazıyordum. Çok gülünç bulduğum için bu konuda bir kelime bile yazmadım. TV de Ecevit ve Avşaroğlu görüşmedik diye açıklamalarda bulundular. PKK’de, Türk medyası da bir skandala imza atmıştı. Gerçek olan budur.
ABD seferinde boş dönen Ecevit, alışılmış tarzda Avşaroğlu ve bazılarıyla birlikte bize karşı iç sefer başlattılar. Düşüncelerimden dolayı beni “hizip başı” ilan ettikleri tarihe tamda denk geliyor.”
 

Zübük- Davut bağıstani’ye kendi içimizde taktığımız bir isimdir. Türkiye^de Zübük adlı filimden ve baş rol oyuncusu Zübük’ten hareketle bu lababı Davut Bağıstani’ye takmıştık.
Ecavit: karasu’ya verilen bir lakaptı. Kendi içimizde kullanıyorduk.
************
Can Dündar Ada
1 Nisan 2011-Milliyet
 

17 yıl sonra ortaya çıkan gerçek
Taraf gazetesinde yayımlanan WikiLeaks belgelerini okuyunca, 2003’te yaptığım PKK ile ABD arasında yapılan ‘resmi görüşme’ye ilişkin haberimin Washington’da ciddi etki yarattığını öğrenmiş oldum. Gazetecilik kariyerimdeki bu önemli haberin kaynağı, Orgeneral Yaşar Büyükanıt’tı
 

Milliyet’in 60. yılı için hazırlanan kitabın Yayın Koordinatörü sevgili Tahir Özyurtseven, geçen yıl arayıp “Son 60 yıla damgasını vuran manşetler arasına senin PKK-ABD temasıyla ilgili haberi de aldık” dediğinde çok sevinmiştim.
Meslek kariyerimde önemli bir haberdi çünkü...
Dün Taraf gazetesinde yayımlanan WikiLeaks belgelerini okuyunca, haberin Washington’da da ciddi etki yarattığını öğrenmiş oldum.
Amerikalı diplomatlar haberin çıktığı günün sabahından başlayarak neredeyse panik halinde merkeze raporlar yazmış, Dışişleri nezdinde girişimler yapmışlar.
Belgelerde benden “Anti-Amerikan haberlerin kanalı olan köşe yazarı” olarak bahsedilmesine üzüldüm diyemem.
Ya tersini söyleseydi?
 

İşgal öncesi günler
Önce dönemi ve olayı kısaca hatırlatayım:
2003 yılı başı...
ABD, Irak’ı işgale hazırlanıyor.
Amerikan Büyükelçisi, “Savaşa girmekte gecikirseniz yarın barış masasına da oturamazsınız” diye tehdit ediyor.
“1 koyup 3 alalım” lobisi devrede...
Bizlerse bir avuç yazar, Türkiye’nin bu kirli savaşa dahil olmaması, tezkerenin çıkmaması için yazılar yazıyoruz.
İşte bu ortamda Milliyet’in deneyimli muhabiri Namık Durukan, PKK Başkanlık Konseyi’nden ABD Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen bir yazıyı buldu.
Yazıda PKK ile ABD arasında yapılan bir görüşmenin ayrıntıları yazılıyor ve varılan mutabakat teyit ediliyordu.
 

Org. Büyükanıt’la görüşme
ABD, bir taşla iki kuş vuruyordu:
İşgale bölgede etkin bir destekçi buluyor ve onunla temas kurarak, işgale ayak direyen Türkiye’ye de sopa gösteriyordu.
PKK-ABD görüşmesine aracılık eden Davut Bağıstani ile görüştüm. Haberi doğruladı. 5-6 görüşme yapıldığını söyledi.
Haberin çıktığı sabah Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök’ün, ABD’li mevkidaşı Org. Myers ile görüşmesi vardı.
Acaba bu konu gündeme gelmiş miydi?
Bunu öğrenmek için Genelkurmay İkinci Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’ı aradım.
“Yazılarınızı dikkatle izliyoruz” dedi Org. Büyükanıt...
Kendilerinin elinde de bu yönde istihbari bilgiler olduğunu söyledi. Bağıstani’yi tanıyorlardı ve bazı Amerikalıların bu görüşmelere katıldığını biliyorlardı.
“Bu konu ABD Genelkurmay Başkanı’na iletildi mi” diye sordum.
“Bu görüşmede değil, ama bir çok başka zeminde, duyduğumuz rahatsızlığı Amerikalı yetkililere ilettik” dedi.
 

Fotoğraf geliyor
Bu, önemli bir veriydi.
23 Ocak 2003 günkü yazımda “üst düzey bir askeri yetkili”ye atfen bu bilgileri verdim. Aynı gün Bağıstani’den aldığım, ABD-PKK buluşmasında çekilmiş fotoğraf da Milliyet’in manşetinde “İşte Kanıt” başlığıyla manşetten yayımlandı ve tam da savaşın tartışıldığı ortamda ciddi tesir bıraktı.
 

 
 

 

 

Fotoğraf geliyor
Bu, önemli bir veriydi.
23 Ocak 2003 günkü yazımda “üst düzey bir askeri yetkili”ye atfen bu bilgileri verdim. Aynı gün Bağıstani’den aldığım, ABD-PKK buluşmasında çekilmiş fotoğraf da Milliyet’in manşetinde “İşte Kanıt” başlığıyla manşetten yayımlandı ve tam da savaşın tartışıldığı ortamda ciddi tesir bıraktı.
 

 
 

BÜYÜKELÇİ TV’DE BAĞIRIYORDU:
‘İğrenç yalanlar bunlar!’
23 Ocak 2003 sabahı ABD Büyükelçisi Robert Pearson NTV’ye çıkıp ateş püskürdü.
Elinde Milliyet gazetesi, manşette benim haber vardı.
“Bu haberleri dikkatle izliyoruz” dedikten sonra gazeteyi sallayarak şöyle dedi:
“Bunlar iğrenç (disgusting) yalanlardır.”
Ardından ben NTV’ye bağlandım ve bu ifadeyi, “suçüstü yakalanmış olmanın paniği” olarak yorumladım.
Şimdi WikiLeaks belgelerinden öğreniyoruz ki, o gün Pearson, Washington’a “Gizli” ibareli bir telgraf yazmış.
Konuyu Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal’le görüştüğünü, iddiaları kesin bir dille yalanladıklarını belirtiyor ve şöyle diyor:
“Ziyal, ‘Bağıstani’yi tanıyoruz, karanlık bir tiptir’ dedi. Ziyal ayrıca Şam Büyükelçiliği’nde görev yaptığı zamandan CIA’in, yıllar önce PKK ile temas kurduğunu ‘bildiğini’ söyledi. ‘Öcalan’la değil ama diğerleriyle’ dedi.
 

Raporu istemişler
Taraf’ta yayımlanan 28 Ocak 2003 tarihli belgeye göre ABD’nin protestosu üzerine Türk Dışişleri, yazımda bahsettiğim istihbarat bilgilerini Genelkurmay’dan resmen istemiş. ABD’nin talebi Dışişleri Bakanlığı’nın Terörle Mücadeleden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kemal Asya’ya iletilmiş. İşte o belge:
“Asya, ABD’yi PKK ile işbirliği yapmakla itham eden son basın kampanyasına ilişkin protestomuza cevap olarak, Dışişleri Bakanlığı’nın ABD-PKK temaslarına ilişkin bilgi ihtiva ettiği iddia olunan Genelkurmay dosyasını Türk Genelkurmayı’ndan talep ettiğini söyledi. Türk Genelkurmayı henüz cevap vermemişti.
“ABD-PKK teması normal”
“Asya, konuyu biraz daha açarak, a) bu kampanyanın ikili ilişkileri etkilememesi gerektiğini ve b) ABD hükümetiyle PKK arasında belki hakikaten resmi temaslar olduğunu, bu temasların küresel bir güç için normal olacağını söyledi.
“Biz ise, belli bazı Türk kurumlarında hala ABD aleyhine şüpheler taşınmasının Washington’u dehşete düşürdüğünü söyleyerek söze girdik ve terörist örgüt olma nitelikleri değişmediğine göre PKK/KADEK ile temas kurmakta hiçbir çıkarımız olmadığını bildirdik.”
 

Milliyet’e çok öfkelenmişler
8 Temmuz 2003 günkü Milliyet’te şu satırları yazdım:
“Ocak’ta ABD’nin gizlice PKK’lılarla buluştuğunu yazdığımda Pearson TV’ye çıkıp beni yalancılıkla suçlamıştı. Aradan 7 ay geçti ve konu, son MGK toplantısında gündeme geldi. Toplantıya sunulan istihbarat raporuna göre ABD’li yetkililer ile PKK arasında Kuzey Irak’ta 3 ayrı temas gerçekleşmişti. Raporda, Amerikalıların temasta olduğu 3 PKK’lının ve buluşulan 3 mekanın adı da veriliyordu.
“’Stratejik müttefik’ sandığımız ABD’nin hızla ‘bir  numaralı tehdit’e dönüşebileceğini anlamamızı kolaylaştıran bu gelişme, Amerikan hayranı kimi yorumcuların da -nihayet- gözünü açmışa benziyor.
“Çevik Bir, ABD’nin Irak saldırısı öncesi ‘Amerika’yla komşu oluyoruz’ diye pek seviniyordu.
“İşte komşunuz Paşam; hayrını görün!”
Dünkü Taraf’ta “Milliyet’e çok öfkeleniyorlar” başlığıyla yayımlanan bir başka belge, tam da o günün tarihini taşıyor.
8 Temmuz 2003 tarihinde ABD elçilik Başmüsteşarı Robert Deutsch şöyle yazmış:
“Anaakım bir gazete olan Milliyet, ABD yetkililerinin son haftalarda PKK yetkilileriyle üç kez görüştüklerini 1. sayfasından iddia etti. Milliyet ayrıca bu temaslarla ilgili bir raporun, Türkiye’nin kudretli MGK’nın toplantısına sunulduğunu ve burada teyid edildiğini de yazıyor. (..)
“Birçok kez anti-Amerikan haberlerin kanalı olan köşe yazarı Can Dündar da, ABD‘nin ‘stratejik bir ortak’ olmak yerine, hızla Türkiye’ye karşı ‘bir numaralı tehdit’ halini aldığı ithamında bulundu.”
 Saygıdeğer gazeteci
Taraf, birçok belgede “Amerikan karşıtı kampanyaların parçası olmak”la suçlandığımı, 5 yıl sonra ise bir başka yazışmada adımın “Milliyet’teki saygıdeğer bir gazeteci” olarak belirtildiğini yazıyor. Sağolsunlar!
 

 
 

 
 

İŞTE O YAZILAR
Görüşmenin belgesi!
Peki ABD’nin PKK ile ilişkisi?
WikiLeaks’te bunun belgesi de var.
İşte 24 Mart 1994 tarihli o belge:
ABD Ankara Büyükelçisi Barkley, dönemin Dışişleri  Bakanı Warren M. Christopher’e yazıyor:
“GİZLİ-BÜTÜN METİN.
Bakanlığın, ABD hükümetinin PKK ile resmî temaslarına ilişkin yönlendirici metnine teşekkür ederiz. Bize göre, PKK temsilcilerinin, davalarını anlatma amacıyla, ABD ve diğer Batılı büyükelçilik yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirme girişimlerini sürdürmeleri, hatta arttırmaları beklenebilir. Ancak Kıbrıs’ta, yerel nitelikteki Kürdistan Dayanışma Komitesi Başkanı’nın, (ABD’nin) Kıbrıs Büyükelçiliği Siyasi Müsteşarıyla görüşmesinden kısa bir süre sonra öldürüldüğü göz önüne alındığında ve hem bu görüşmenin hem de ondan önce yapılan ve İstanbul’daki Başkonsolosumuzun dahil olduğu başka bir görüşmenin bizi, PKK adına konuştuğunu iddia eden kişilerle beklenmedik biçimde karşı karşıya bıraktığı gerçeği düşünüldüğünde, Büyükelçilik personelimize ve burada Türkiye’deki bize bağlı temsilciliklere, PKK adına konuştuğunu iddia eden kişilerden gelebilecek yeni yaklaşımları, şimdilik, geri çevirme talimatı verdik. Bakanlığın bu konuda Avrupa’daki bütün temsilciliklere yönlendirici bir resmî metin göndererek, bu temsilciliklerin de şimdilik aynı yaklaşımı benimsemelerinin ısrarla istenmesini öneriyoruz.”
 

---------------
 

İNTERNETHABER.COM- PKK-ABD görüşmesinin kanıtı olan olay fotoğrafı 2003 yılında Milliyet'in manşetinden vererek gündeme oturan Can Dündar'ın haklı olduğu Wikileaks Türkiye belgelerinin yayınlanmasıyla ortaya çıktı.
 

ABD diplomatik yazışmalarının yayınlanmasından sonra 17 yıl sonra ortaya çıkan gerçeği bir kez daha yazan Can Dündar, haberin kaynağının Yaşar Büyükanıt olduğunu söyledi.
 

ABD Büyükelçisi Robert Pearson'ın ‘İğrenç yalanlar bunlar!’ dediği o fotoğrafı, PKK-ABD görüşmesine aracılık eden Davut Bağıstani'den aldığını anlatan Dündar, bugünkü köşesinde 8 Temmuz 2003 tarihinde ABD elçilik Başmüsteşarı Robert Deutsch'ın yazışmasına yer verdi:
 

DÜNDAR DİPLOMATİK YAZIŞMALARDA
 

“Anaakım bir gazete olan Milliyet, ABD yetkililerinin son haftalarda PKK yetkilileriyle üç kez görüştüklerini 1. sayfasından iddia etti. Milliyet ayrıca bu temaslarla ilgili bir raporun, Türkiye’nin kudretli MGK’nın toplantısına sunulduğunu ve burada teyid edildiğini de yazıyor. (..)
“Birçok kez anti-Amerikan haberlerin kanalı olan köşe yazarı Can Dündar da, ABD‘nin ‘stratejik bir ortak’ olmak yerine, hızla Türkiye’ye karşı ‘bir numaralı tehdit’ halini aldığı ithamında bulundu.”
 

TEMASLAR KÜRESEL GÜÇ İÇİN NORMAL
 

Dündar'ın haberi ikili ilişkileri fena halde germiş. ABD'nin diplomatik yazışmalarında PKK ile temasın normal olduğu belirtiliyor. Taraf’ta yayımlanan 28 Ocak 2003 tarihli belgeye göre ABD’nin protestosu üzerine Türk Dışişleri, yazımda bahsettiğim istihbarat bilgilerini Genelkurmay’dan resmen istemiş. ABD’nin talebi Dışişleri Bakanlığı’nın Terörle Mücadeleden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kemal Asya’ya iletilmiş. İşte o belge:
 

“Asya, ABD’yi PKK ile işbirliği yapmakla itham eden son basın kampanyasına ilişkin protestomuza cevap olarak, Dışişleri Bakanlığı’nın ABD-PKK temaslarına ilişkin bilgi ihtiva ettiği iddia olunan Genelkurmay dosyasını Türk Genelkurmayı’ndan talep ettiğini söyledi. Türk Genelkurmayı henüz cevap vermemişti.
“ABD-PKK teması normal”
“Asya, konuyu biraz daha açarak, a) bu kampanyanın ikili ilişkileri etkilememesi gerektiğini ve b) ABD hükümetiyle PKK arasında belki hakikaten resmi temaslar olduğunu, bu temasların küresel bir güç için normal olacağını söyledi.
“Biz ise, belli bazı Türk kurumlarında hala ABD aleyhine şüpheler taşınmasının Washington’u dehşete düşürdüğünü söyleyerek söze girdik ve terörist örgüt olma nitelikleri değişmediğine göre PKK/KADEK ile temas kurmakta hiçbir çıkarımız olmadığını bildirdik.”
 

PKK İLE GÖRÜŞTÜKLERİNİN İSPATI
 

Dündar ayrıca PKK-ABD ilişkilerinin hep var olduğunu yine Taraf'ta yayınlanan Wikileaks Türkiye belgelerine dayandırdı:
 

"İşte 24 Mart 1994 tarihli o belge:
ABD Ankara Büyükelçisi Barkley, dönemin Dışişleri  Bakanı Warren M. Christopher’e yazıyor:
“GİZLİ-BÜTÜN METİN.
Bakanlığın, ABD hükümetinin PKK ile resmî temaslarına ilişkin yönlendirici metnine teşekkür ederiz. Bize göre, PKK temsilcilerinin, davalarını anlatma amacıyla, ABD ve diğer Batılı büyükelçilik yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirme girişimlerini sürdürmeleri, hatta arttırmaları beklenebilir. Ancak Kıbrıs’ta, yerel nitelikteki Kürdistan Dayanışma Komitesi Başkanı’nın, (ABD’nin) Kıbrıs Büyükelçiliği Siyasi Müsteşarıyla görüşmesinden kısa bir süre sonra öldürüldüğü göz önüne alındığında ve hem bu görüşmenin hem de ondan önce yapılan ve İstanbul’daki Başkonsolosumuzun dahil olduğu başka bir görüşmenin bizi, PKK adına konuştuğunu iddia eden kişilerle beklenmedik biçimde karşı karşıya bıraktığı gerçeği düşünüldüğünde, Büyükelçilik personelimize ve burada Türkiye’deki bize bağlı temsilciliklere, PKK adına konuştuğunu iddia eden kişilerden gelebilecek yeni yaklaşımları, şimdilik, geri çevirme talimatı verdik. Bakanlığın bu konuda Avrupa’daki bütün temsilciliklere yönlendirici bir resmî metin göndererek, bu temsilciliklerin de şimdilik aynı yaklaşımı benimsemelerinin ısrarla istenmesini öneriyoruz.”
 

1.20110401085413.jpg
 

Kaynak : http://www.internethaber.com/al-sana-pkk-abd-iliskisinin-kaniti-338197h.htm#ixzz1IFWtYYdt
 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe