PKK'DEN AYRILANLARIN ÖYKUSU -II-
üstelik söylendiği gibi, son yıllarda ayrılanların PKK'sine kimse kucak açmıyor. Almanya Anayasayı Koruma örgütü, TC MİT’İ ve benzerlerin değerlendirmelerine, yine TC medyasının bazı köse yazarlarına göre(bunların içinde Ergenekoncu Tuncay özkan’da var) ayrılanlar daha tehlikeli görülüyor.
Dursun Ali Küçük
05.11.2008 - 23:02
PKK'DEN AYRILANLARIN öYKUSU -II-

Düşüncelerine, program ve tüzüğüne katılmadım ve ayrıldım.
Kimi bazı şeyleri tartışarak ayrıldı, çoğunluğu da sessizce geri çekildi.
Bu açıdan geçmişten bu güne ayrılan ve kopanların partisi; kalan kadroların partisinden daha çoğunluğu oluşturuyor.

AYRILANLARIN, KOPANLARIN-OTURANLARIN SESSİZ PARTİSİ
SESSİZLİK TANIMINI öZELLİKLE KULLANIYORUM. BUNLAR BELKİ SçİIM ZAMANLARINDA OYLARINI VERİRLER, AMA KüRTLER ADINA CİDDİ BIR ETKİNLİGE KATILMAZLAR. BöYLE OLMAK İSTEDİKLERİNİ Hİç SANMIYORUM.

Bastan beri çeşitli nedenlerle PKK'den kopanlar, ayrılanlar oluyordu. PKK’ye Bildirip, ben farklı düşünüyorum, görüşlerinize katılmıyorum, ya da bu parti ile artik yürümüyorum diyemezsin. çünkü gönüllü katılabilirsin, gönüllü ve dostça ayrılamazsın.
Bu konuda sekilenme çok kötü. Onun için kopanlar hep kaçanlar, ihanet edenler olarak damgalanır. önemli kişilikler ise teshirleri yapılır ve ihanet çizgisi damgası vurulur. çok tanınmıyorsan tecrit edilir, dövülür veya Kürtler içinde başka tür mücadeleye katılımına izin verilmez.
üstelik söylendiği gibi, son yıllarda ayrılanların PKK'sine kimse kucak açmıyor. Almanya Anayasayı Koruma örgütü, TC MİT’İ  ve benzerlerin değerlendirmelerine, yine TC medyasının bazı köse yazarlarına göre(bunların içinde Ergenekoncu Tuncay özkan’da var) ayrılanlar daha tehlikeli görülüyor.
Kürtler üzerine araştırma yapan Doğu Ergil'in görüşleri de bu yönlüydü.
Neden mi?
A. öcalan tutsak ve kontroldedir, ayrılanların daha radikal isteklerle ortaya çıkacağını düşünüyorlar ve haksızda değiller. Onlar tarafından A. öcalan artik "makul" bulunmaktadır.

Niye makul görüldüğünü herkes kendi açısından araştırabilir.
Ayrılan ve kopanlardan kontracılık yapan ve TC'ye çalışanlar azdır. Bazılarını da yanlış uygulamalar TC'nin kucağına itmiştir.
Bunlar ayrılınca  hem TC hem PKK bir araya gelmelerini, dayanışmalarını, halk içinde barınmalarına, değişik cevre ve Kurt kesimleriyle ilişkilenmeleri, düşünce belirtmeleri, farklı alanlarda aktif katilim sağlamaları engelleniyor.
Bunlar yıllarca mücadele yürütmüştür. PKK'ye ve Kürtlere hizmet etmiştir. TC ile birleşip kontracılık yapanlar dışında hiçbiri PKK düşmanlığı yapmıyor. PKK’ye karşı kullanılan şiddet uygulamalarında yer almıyor.
Geriye ne kalıyor; benimsemeyebilir, düşünce ve mücadele yöntemlerinde ayrılığa düşebilir, yorulmuş olabilir, geri planda bir destek sunmayı tercih edebilir, PKK'den daha iyi şeyler savunabilir ve benzer ve benzer....
üstelik yıllardır kadro olarak mücadele ettikleri için çoğunun ne bir mesleği ne sosyal yasam garantisi ne gidebilecekleri, ya da moda deyimle "rahat yaşamları" vardır.
Ayrılan ve kopanların çok kotu koşullar içinde yaşadığını, bir bakıma süründüğü görülüyor ve duyuluyor. Kimse veya bir kurum sahiplenmeyince düşünün bu insanlar ne yapabilir?
Tecrit yaşıyor, yasam imkânları yakalayamıyor. Kotu koşullara düşen bazılarını kullanmak isteyenlerde çıkabilir.

Bazıları da yanlış teori ve ithamlarının kanıtlanması için adeta bunu teşvik ediyor. Kurbanlık koyun ve burunlarının sürtülmesi için elinden geleni yapıyor.
Dogubeyazitli Berxwedan: Mehmet Esiyok gibi bazı fanatik taraftarlar çıkmaması ve içerde kalması için gidip üzerine ifade verebilir. Berxwedan İsviçre’de 4 yıldır yatıyor. TC'ye verilip verilmemesi hala kararlaştırılmamış. O da ayrılanlardan.

Bu insanlar ya da kadrolar birkaç aylığına katılmadılar, yıllarını ve hayatlarını verdiler.
Ayrılan ve kopanları benimsemeyebilir, ayrıldığı partinin hoş görmesi gerektiğini söylemiyorum. Tecrit, hain, ihanetçi, öldürme, yıldırma, dövme uygulamaları hiç bir fayda sağlayamaz. Kürt mücadelesine hiç bir fayda sağlamaz. Uygulayan partiye de bir yarar getirmez. Yargılayanlar halk nezdinde daha sonra yargılanacak duruma gelirler.
Kürtler içinde iç çatışmalar, öldürmeler, olmadık sıfatlarla tanımlamalar kanayan bir yaradır. Bu gücü birleştirmez, parçalar. Bunun o nesnede en önemlisi ruhları parçalar.
Sessizlerin partisini oluşturmak Kürtlere ne yarar getiriyor ki? üstelik sessizler sömürgeciliğe karşı mücadele etmiş ve deneyim sahibidir. Yeteneklerini çeşitli alanlarda değerlendirebilirler.

İnsanları susturmak mı, insanların kendi imkanlarını amaç ve özgürlükler için kullanılmasına ortam yaratmak mı önemli?
Bunu yapan parti büyüyor mu, küçülüyor mu sorusunu kendisine sorabilir?
Diğer devrimler iktidar olduktan sonra devrim kendi çocuklarını yedi. Kürtlerde ise daha gerisini yasiyorsun. Daha iktidar olmadan, kazanmadandevrim çocuklarını yemeye başladı. Devrimin çocuklarını yediği her tur uygulama TC vb’lerine hizmet ediyor.
Reel sosyalizm ile Ortadoğu despotizmi birleşti mi çok kötü sonuçlara yol açıyor.
Stalin döneminde 12 milyon insan öldürüldü. İçte bu kadar insan öldürenin eşitliği de, sosyalizmi de yerin dibine batsın. Sonunda çoktu, sahip çıkanı yok.
Bir zamanlar Stalini coşkuyla alkışlıyordu. Parti hiçleşmiş, Stalin her şeydi. Partisinden milyonlarca üye ve yöneticiler olduruldu. Ne adına?
Tasfiyeci, emperyalizm ajanı ve sosyalizme ihanet adına? Herkes korkuyordu. Şimdide PKK korkutarak ayakta kalmaya çalışıyor.
Sovyetler Birliğinde yaşayan bir kadın, erkek, ikisi de Komünist Partisi üyesi ve bağlıdılar. Stalin her şeyi yapandır ve sonuna kadar inanıyorlar. önder ve parti ne derse doğru ve sorgulamadan katılıyorlar. Bir gün KGB elemanları çıkagelir. Kadının emperyalizm ajanı olduğunu ve tutuklanacağını söylerler. Erkek hiç itiraz etmez. Partinin bir bildiği vardır. Giderken eşi ve çocuğu ile vedalaşmak ister. Kadin büyük önder Stalin'e ve partiye inanıyor. Parti esi için ajan diyorsa doğrudur. Eşinin vedalaşmasına ve çocuğunu öpmesine izin vermez.
Arada zaman geçer, bu kez ayni elemanlar ajanlık gerekçesiyle kadını almaya gelir. Tutuklarlar ve tutsakların içine gider, oradaki manzaraları gelir. Kadın ajanlık yapmadığını biliyor. Eşi konusunda inanmıştı, kendi ajanlığına nasıl inanacaktı? Derken şifreyi çözer ve eşinin ajan olmadığını anlar. Soğuk duşlar ve hayal kırıkları yasar. Kendiside ajanlıktan kursuna dizilmeye gider.
Acı,ama gerçek.
Bizde de tablo benzer. Lider ve parti kime hain, ajan, tasfiyeci demişse doğrudur. Her söylenilenin doğru olduğuna inanılır. Bağlılıklar böyle düşünür. Tıpkı fanatik Müslümanlar gibi.
Ayrılanlarında bu halk için çalışacağına, ama onlardan farklı olacaklarına inanmaz. Ve kabul etmezler. Taraftarların bir bölümü de buna inanır ve sadıktırlar. Ayrılmak ve onlara sırt çevirmek başlı başına "hainliktir. Ayrılanların bir baltaya sap olamayacağını düşünürler ve böyle yayarlar. Onlara iş yaptırmazlar.

İçindeyken bana en çok liberal diyorlardı. Reel sosyalizm, Stalin ve Mao’ya göre her tür liberalizm suçtur. Böylece sadece ekonomik liberalizm değil, siyasal liberalizm ve özcesi özgürlükleri ve birey haklarını dişliyorlardı. PKK'de her tur liberalizme karşıdır. Sonunda görüldü ki, bati reel sosyalizmden daha ilerdedir.
Şimdi ise demokratikleşmeden demokratikleşme laflarını kullanma moda oldu. tıpkı TC’nin de; demokratik cumhuriyet ve sosyal hukuk devleti(!) vb olduğu gibi.
Kopanların tablosunu tahmin edebilirsiniz. Hasan Bildirici bir yazısında; ayrılanları ulusal kongre korusun diyordu. Katılıyorum. Ama ilkin aydın olarak düşünce düzeyinde koruyun ki, katılmalar, ayrılmalar, kopmalar dostça ve barışçı tartışmalarla olsun. Herkesin baskı ve şiddete uğramadan görüşlerin belirtme, kendisini ifade etme ve örgütlenme hakki olsun. Ak ve kara mantığından çok çektik.
Ayni sistem içine girdin mi, inansan da inanmasan da sözünü ettiğim yanlış uygulamalara karşı tavır alamıyorsun. Ayrılmadan önceki son yıllarda tavır almaya başladım. Yinede kendi payıma düşen kadarıyla sömürgeciliğin hizmetine girmeyen arkadaşlarımdan özür diliyorum.
Sessizliği bozanlar azda olsa var, bu sevindiricidir. Sessizlik partisinde çeşitli renkler içinde yer alarak, sesli düşünmeye başlayacağına inanıyorum.
PKK'nin kaç parti ile tanımlandığını ilk bölümde yazdım. Bunların hiçbiri benim katıldığım ve ilk amaçlarına bağlı kaldığım PKK değildir. Bundan dolayı ben ne dun PKK'liyim, ne de bugün PKK’liyim. PKK bunlarsa ben PKK'li değilim.
Parti İmralı’ya demir attı. Ondan dolayı öcalan”ın hiç kimse PKK'li değil tanımlaması doğrudur. Bende A. öcalan’ın istediği türden bir PKK'li olamadım. İyi ki' olmamışım.
İyi ki kopanlarda olmamışlar.
6 Kasım 2008                                                     D. Ali KüçüK

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe