PKK’nin kuruluş gerekçesi ve bu gün!....
PKK, bağımsız, demokratik , bağımsız ve birleşik Kürdistan hedefi doğrultusunda ortaya çıktı. Kuruluş gerekçesi ve amaçları ağırlıklı olarak buna dayanıyordu.
Dursun Ali Küçük
27.11.2013 - 03:40
PKK, bağımsız, demokratik , bağımsız ve birleşik Kürdistan hedefi doğrultusunda ortaya çıktı. Kuruluş gerekçesi ve amaçları ağırlıklı olarak buna dayanıyordu.

Yasal çalışma ile ve barışçı yollardan sömürgeciliği tasfiye etme imkânı olmadığı için Ulusal Kurtuluş Mücadelesi ile Kürdistan’ın kurtuluşunu hedefliyordu.

Stratejisi bağımsız ve birleşik Kürdistan iken, taktik yöntemler olarak halk savaşı ve gerilla mücadelesi başlatarak giriş yapmak istiyordu.

PKK ilk çıkış yıllarında “Apocular” tanımlanmasını, diğer örgüt ve grupların kendisine “Apocular” denmesini kabul etmiyordu. Biz, kişi hareketi değil, siyasi bir oluşumuz ve bu adlandırmayı kabul etmiyorduk.

Diyarbakır Zindan direnişini sürdüren Mazlum, Hayri ve Kemal Pir arkadaşlar vb arkadaşlar savunmalarında “Apocular”, “Apocu” yakıştırmalarını reddettiler. PKK’yi bir parti olarak savundular.

Mazlum Doğan arkadaş savunmasında: “Asgari hedefimiz bağımsız ve demokratik Kürdistan’dır” diyordu. Azami hedef olarak insani ve eşitlikçi bir toplum istemini ifade ediyordu.
-

*******

15 Ağustos gerilla çıkışı Kürdistan Ulusal kurtuluş mücadelesinde bir dönüm noktasıdır. Doğru yapılmıştır.
Bu çıkış Kürdistan’ı ve Kürtleri diriltti, ulasal bilinç kazanmalarına ve Kürdistan uğruna herşeyini feda etmelerini öğretti ve kitle direnişleri, serhıldanları ve siyasallaşmayı önemli oranda sağladı. Kürdistanı birleştirmeyi hedef olarak netleştirdi.

PKK-ERNK ve ARGK ağırlıklı birbirini destekleyen ve benzer yapılardı. Oysa Kürdistan Kurtuluş mücadelesi Kürdistani cepheyi PKK ağırlıklı oluşturabilirdi. Bu yapılmadı, süreçle Önderlik hareketi olma dayatıldı. Bütün stratejik kararları PKK lideri verdi. Merkez komitesi bile dışlandı.

Bunun adına stratejik ve taktik önderlik dendi. Stratejik önderlik tek başına PKK lideri Öcalan’dı. Taktik önderlik ise merkez komiteydi, eyalet konutanlarıydı. Siyaset ve diplomatik görüşmeleri ve yürütmeyi tek başına PKK lideri Öcalan üstlenmişti.

Bugün hâlâ tek müzaakeci ve görüşmeci olarak esir Öcalan’ı sunmaktadırlar.

**********

Parti ve merkez komitesi hepsi Öcalan’ın talimatları ve kararları doğrultusunda hareket ediyordu. İnisiyatifleri sınırlıydı.

“PKKlileşelim, mücadeleyi kazanalım” denilirken Öcalan, PKK olarak şehitleri ve kendisini gösteriyordu. Diğer geri kalanlarımız kontra ve ortayolcu partidendik. Yaşadığın sürece PKK li olmayacaksın. Şehit olunca PKK lisin.
Bir arakadaş ironi ve doğru olarak ne yaparsak yapalım “biz PKK li olmayacağız” diyordu v eancak “ölünce PKK’li olacağız” diyordu.

Merkez komitesi ayrılanı ve kalanıyla hepsi tasfiyeci damgası yemişti. Öcalan ve şehitler dışında tam PKK li yaşadığı sürece yoktu. Şehit olursak PKK li olacaktık. Bütün şehitler bu hakkı kazanıyor ama yaşayınca asla.
Şimdi hala bu durum devam ediyor. Kişiliklerin olumlu şeyleri partinindi, dolayısıyla Önderliğindir. Kötü ve yanlışları ise kendisinindi ve özeleştiriye böyle çekilirdi.

İlk kuruluş yıllarında Öcalan bizim liderimizdi. Kişiler birbirine yakın ve eşitti. Toplantılarda nasıl düşünüyorsak öyle konuşuyorduk.1985 ve 1999 yıllarında ise bu durum ortadan kaldırılmıştı. Önderliğe karşı düşünce söylenemezdi. Kaşın üstünde gözün var denilemezdi. Otokratik bir partiye doğru yol alındı.

Öcalan esir düşmeseydi bağımsızlıkçı ve en aşağısı federasyonu savunurdu

Öcalan Suriye’den çıkarılınca Roma da: “devletleşiyoruz” hamlesini ilan etti.

Rusyada iken 6. PKK kongresine “federasyonu tartışın” dedi. Sonrada yakalandı. Kongre federasyonu bile tartışmadı ve bağımsızlıktan aşağı inmedi.

Bana göre Öcalan esir düşmeseydi, şu “demokratik cumhuriyet”, “Türkiyelileşmek”, Kemalizmin güncelleşmesi ve İslamın gündeme konulmasıyla karşılaşamazdık.

Önderlik hareketi olarak sürerdi. Yönetim, karar alma, örgüt işleyişi demokratikleşmeyecekti. Yeni vizyonlarla sürecekti.

Esir alındıktan sonra bağımsızlık, demokratik ve birleşik Kürdistan tümden rafa kaldırıldı. Federasyon ve konfederasyon da “milliyetçilik” var dendi. İlk mahkeme savunmasınada “özerklik feodallerin işi” dedi.

Daha sonra ise “demokratik özerklik”, “demokratik ulus” ve “Türkiyelileşmek”, “cumhuriyeti demokratikleştirmek ve demokratik cumhuriyetin hizmetindeyim” görüşleri, son Newrozda ise Türk-İslam sentezini çağrıştıran görüşler ortaya atıldı.

KCK ise her yeni ortaya atılana “manifesto” adını koydu. Bu kaçıncı manifesto ben de tam çıkaramadım. Son manifestolar PKK nin ilk çıkış gerekçelerine ve ruhuna terstir
********
PKK nin kuruluş amaçları doğrudur. Bağımsız, birleşik, demokratik Kürdistan’ı toyluk ve gençlik ruhumla kabul ettim ve savundum. Gençlik hayallerime bu günde sahip çıkıyorum. Çünkü bunlarda bir çıkar yoktu. Bu amaç için herşeyi göze almıştık ve üsttelik etrafımiz kuşaltılmış durumdaydı.

Şimdi bu hayallerimiz gerçekleşiyor. Kürdistan Federasyonu kuruldu. Rojava Kürdistan’ında durum daha netleşmedi ama fiilen KCK nin teoride kabul etmediği bir statü kazanmışlardır. Sıra İran ve sonra Türkiye’ye gelecektir. Sanırım son final Türkiye’de yaşanabilir.

Kuruluş amaçları gençlik hayallerimizdi. Hayalerimize kurşun sıkılmasına müsade etmemeliyiz.

Öte yandan yönetim tarzı, insani değerleri, demokrasi kriterleri ve gerçekten söylem olarak değil gerçek demokrasi ve işleyişi, iç şiddeti reddeden tavırları, ortak paydalarda buluşmayı geliştirebiliriz. Eşitlik ve adaleti adım adım güncelleyebiliriz. KCK hâlâ bu konularda eski PKK yi tekrarlıyor.

PKK, Önderlik hareketi olmaktan çıkmadı ve bu kez içeriye, esir olma durumuna bağlandı. Buna kendini hapsetme diyorum.

Kürdistani amaçlar en dibe vurdu, eskiden Kürdistan yurtseverliğini öne çıkarırken, bu kez “milliyetçi değiliz” denilerek yurtseverlik tukaka edildi. Devlet hiç bir koşulda istemeyiz noktasına gelindi. Yani amaçlar değişti ve dibe vurdu. PKK içinde kimileri de buna “makul talepler” dedi.

*******


Örgüt işleyişi, yönetim tarzı, yaşam tarzı vb ise değişmedi

Amaçlar çok rahat değiştirildi. Demokratik olmayı herşeyin başına koyan örgüt ve KCK iç demokrasi yaşamadı ve eski örgüt sitemi ile devam ediyordu. PKK ‘de “demokratik merkeziyetçilik esastır” denilirken Leninist ve Stanilist model, Ortadoğudaki otoroter sistemle karıştırılarak benimseniyor ve uygulanıyordu.

Önderlik ve parti her zaman haklıdır anlayışı süregeldi. Kişiler ise her zaman haksızdır anlayışı işliyor.
İçinde hâlâ infazlar devam ediyor, kendinden ayrılanı “hain, düşman, ajan” vb olarak görüyor. Tasfiyecilik ve düşman ilan etme arasında çok ince bir çizgi bulunuyor.

******
PKK olumlu ve olumsuz yanlarıyla yarattığı gelenekle tarihe maloldu. Olumsuz yanlarını eleştiriyorum ve eleştirmek gerekir. Ama olumlu yanlarına da sahip çıkıyorum. Bu gün görüş vb açılardan bu günkü PKK daha doğrusu KCK ile farklı düştüm. PKK de olumlu yapılanlar ve olumlu yaptığım işler konusunda asla pişman değilim.

Bir süreçti, değerlendirmek ve aşmak gerekiyor. Kendi çapımda bunu yapmaya çalıştım ve devam ediyorum.

Eskiler pek kalmasa da eski arkadaşlarımı eleştiriyorum, yani hayatta kalanlari. .
KCK ye eleştirilerim var ve olmaya devam ediyor. Eleştiriyi KCK düşmanlık olarak görmemeli. Gürcistan’da içerideyken ve en zor koşullarda kendimi kaybetmedim. Farklı görüş taşımak normaldir. Onların ne zaman bu normalliği kabul edeceklerini bekliyorum.

PKK geleneğinde en keskin çıkış kendisinden ayrılana yapılır. Bir zamanlar ben de bu hatalara düştüm. Şimdi devam ediyorlar. Ortadoğunun anti-demokratik geleneklerinde ve islami örgütlerde bu durum yaşanıyor.
Ya “bizdensin” yada “hainsin” ve başkasının “uşağısın” karalamaları yanlıştır.
******
İlk çıkışımızda “birlik” diyenler çoktu. Bizlerde “ayrılmadan birlik olmaz” hele gönüllü birlik hiç olmaz. Zorlan kabul ettirilmiş “birlikleri” reddediyoruz. “Boşanma hakkını kullanıyoruz” diyorduk.

Haklımıydık; haklıydık.
Bu günde aynı durum devam ediyor, Kürdistan işgal altında. Statüsüz olan “demokratik birlik” lerin hiç birini asla kabul etmem. Tek kalsamda kabul etmem ve etmeyeceğim.
****
İyiki doğdun PKK.

Yine yaşasın bağımsız, demokratik ve birleşik Kürdistan!

Reel gerçeklik sonucu birlik olacaksa tam eşitliğe, Türklerin, Farsların ve Araplar'ın devleti varsa bizim de devletimiz olsun, onlar ne haklara sahipse bizimde o haklarımız olsun. Birlikte ancak böyle olur. Hâlâ bu durum yok, olursa evet derim, bunun içinde bizim dilenci olmamıza gerek yok. Ezen ve sömürgeci ulus buna razı olursa, ya da orada insanların çoğu buna “evet” derse, bende “evet” derim. Başka türlüsü kandırmacadır.

Dursun Ali Küçük-26 Kasım 2013
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe