Sakine: Sizler Barış Dilencisi misiniz?
Geçen gün Fransa savcısı katliam hakkında açıklama yaptı. Bunları herkes izlemiştir kanısındayım. Bu yönlü görüşüm daha da güçlendi. Farklı ayrıntılar ortaya çıkmadan bu düşüncemi daha ilerilere götürmüyorum.

Sadece MİT elemanı veya haber elemanı olduğu görüşümü bir kez daha kalın çizgilerle yazıyorum.
Dursun Ali Küçük
23.01.2013 - 01:33
Barış İsteyin ama BARIŞ DİLENCİSİ OLMAYIN.

Fransa savcısı açıklama yaptı, tatmin edici bir açıklama değildir. Katil zanlısı, verilen bilgilere göre büyük ihtimalle Ömer Güney?dir. Ta ki soruşturma ve olayla ilgili yeni gelişmeler ortaya çıkana kadar.

Ömer Güney hakkındaki bazı bilgiler TC medyasına yansıdı. Hastadır, diyenler var. Amcası hasta diyor.

CNN Türk te Ahmet Hakan?a amcası Zekayi Güney?in verdiği bir açıklama dikkatimi çekti:

?Ömer Güney'in 5 yaşından bu yana Fransa'da ailesiyle birlikte yaşadığını belirten Zekai Güney, yeğeninin havalimanında güvenlik görevlisi olarak çalıştığını ifade etti.?

Eğer Fransa hava limanında çalışan güvenlik görevlisi ise beyninde tümör olduğu iddiası boş bir iddiadır.

Zaten böylesi önemli cinayetlerde yer alanlar, ya hasta, ya kadın düşkünü, ya psikopat, deli yada kendini bilmez kişiler olarak ilan edilirler.

Soru: Ömer Güney Fransa?da hava limanında çalışıyor muydu?

İSTİHABARATLARIN KATİLLERİ HEP BİR ÖZÜRLÜ OLUR

Soru: Ömer Güney eğitilmiş biri mi?

Köyü hakkında verilen bilgiler dikkate alınırsa Türk milliyetçisi olması yüksek ihtimaldir.

Hrant Dink?in, Olof Palme, Kenedy, Malatya yayınevinde yapılan katliamın failleri hatırlansın.... Yine hafızalarda yer edinen Mehmet Ali Ağca?nın Papa?yı vurması hatırlansın..

BAŞTAN BERİ BENİM GÖRÜŞ, KAANIM VE HİSLERİM

Paris katliamını duyunca ilk ve ikinci gün benim kanım şuydu: Olay TC?nin işidir, MİT bu olayı yaptırmıştır. Yöneticileri ortadan kaldırma konseptidir. Büyük ihtimalle de MİT elemanı veya haber elemanı içeriye sızdırılarak yapılmıştır.

Baştan beri ?barış sürecini baltalamak için vurdular?, ?şu veya bu devlet yapmıştır?, ?olay PKK içi infazdır? vb komplo teorilerine karşıydım ve hala da karşıyım.

Bir önceki ?Ne Yaman çelişki Be Anne? yazımdan:

?Düşman da düşmanlığını yapıyor. Soykırım işgal, her türlü kurumlaşma ile topraklarımızı ve haklarımızı gasp ettiler. Hâlâ buna devem ediyorlar. Sana ve sizlere yapılanların sorumlusu ve suçlusu Türkiye MİT?idir. Türk hükümeti ve başbakanı bu işin içindedir.

Doğrudan sorumlu MİT ve hükümetin tepesidir. Yöneticileri yok etme ve ortadan kaldırma konseptini işletiyorlar.?

?Kim ne derse desin sizlere karşı işlenen bu çirkin ve insanlık dışı katliamın sorumlusu TC, MİT ve Hükümettir. Somut olarak MİT?tir. Tetiği çeken ister Türk, ister Kürt menşeli vb olması bu gerçeği asla değiştiremez. Katilin zihniyeti devletle aynıdır. Hükümet ve başbakan her tür enstrümanı kullanıyoruz diyor ya, katil de bir enstrümandır. Menşeyi ne olursa olsun.?

Geçen gün Fransa savcısı katliam hakkında açıklama yaptı. Bunları herkes izlemiştir kanısındayım. Bu yönlü görüşüm daha da güçlendi. Farklı ayrıntılar ortaya çıkmadan bu düşüncemi daha ilerilere götürmüyorum.

Sadece MİT elemanı veya haber elemanı olduğu görüşümü bir kez daha kalın çizgilerle yazıyorum.

SAKİNE HAKKINDA BAZI BİLGİLER

Aldığım bilgilere göre Sakine yaklaşık 3 aydır Avrupa?ya geldi.

Bazı Dersimli tanıdıklara görüşmeler için geldiğini ve görüşmelere hazırlık yaptığını söylemiş.

3 aydır Kandil?den geldiğine göre ve görüşmelerden sorumlu kılındığına göre muhtemelen Kandil?e yakın düşünüyor.

Fransa?ya gitmeden bir şehit ailesinin evine uğramış. Yılbaşını kendi ailesiyle geçirmiş. Olumlu ve neşeli olduğunu söylüyorlar.

Paris?e pasaportun bazı işlemleri için gitmiş. Muhtemelen görüşmelerle ilgili olduğu için Fidan Doğan?a bu şekilde uğraması büyük ihtimal.

Ömer Güney?in Fransa Kürt derneğine bir yıl iki ay önce üye olduğunu kendileri beyan ettiler. Anlaşılan Ömer Güney her elemanın yaptığı gibi örgüt üyeleri ve taraftarların güvenini kazanmış. Ömer Güney, Fransa?da çalışanlar Sakine?yle ilgilenmesi için görevlendirmiş olabilirler. Başka türlü düşünmek zor.

Sozdar Avesta, verdiği demeçte ?Sakine dağa gelecekti? diyor.

KCK ve Kongra-Gel?den Sakine?nin hareketleri, geliş gidişi hakkında herhangi bir bilgi doğru dürüst yok.

Soru: Neden doğru dürüst, ikna edici ve aydınlatıcı açıklamalar yapılmıyor?

BAZI DUYUMLAR:

-Sakine Avrupa ya görüşmelere gelmişti, barışı istemeyenler bu işi yaptı.

-Sakine?yi örgüt içinde para için katlettiler. Paracılar yani.

-MİT-Öcalan ilişkileri temelinde muhtemel karşı çıkacakları tasfiye etmek için yaptılar. Ruşen Çakır?da: ?Bu işi Fidan ve Apo bilir? demişti.

-İmralı sürecini, Türklerin yani MİT ve hükümetin sahte görüşmelerini güçlendirmek için yaptılar. Öcalan?ın elini güçlendirip MİT başkanı ve hükümetin açıkladığı basamak veya dört ayaklı stratejisini, DDR uygulamasını kolaylaştırmak için yapıldı.

-Çoğunluk bu TC?nin işi, MİT işi, örgüte sızdırdıkları eleman veya elemanlarla yaptılar diyor.

Halk ve PKK dışındaki Kürt kesimleri ve ayrılanlar arasında bu tür şeyler tartışılıyordu. Her şeyi PKK?ye yıkan ve salt PKK?ye kafaya takanların görüşü biliniyor, onlar otomatik olarak ?PKK yaptı? diyor. Yukarıdaki duyumlara onları katmıyorum. Çünkü objektif düşünmüyorlar.

Peki, insanlar neden böyle düşünüyorlar:

KONGRA-GEL, KCK AVRUPA YÖNETİMİ, KCK, ANF KATİAMIN AYDINLATILMASI KONUSUNDA FRANSIZDI

ANF habercilik konusunda sınıfta kaldı. Yapılan açıklamalara salt kendilerini bağladılar. Bu açıdan katliam ile ilgili haberlerde çok yanlı kaygısı taşıdılar. Sürecin aydınlanması için habercilik örneği göstermediler.

Sakine barış dilencisi değildi. Zubeyr Aydar, Remzi Kartal, baştan beri ?İmralı barış sürecine sıkılan kurşun? dediler. Nuray Sevilir, Remzi Kartal, ?Fransız polisi benimle konuştu, katiller üç kişi, eşkaller belirleniyor, örgüt içi infaz yok? demiş. Nuray Sevilir?in verdiği bu haberi Remzi Kartal yalanlamadı. Namık Durukan başka bir haber yayınladı, Remzi Kartal onu yalanladı. Rudaw?a verdiği mülakatta gözaltına alınan iki kişinin arabalarını büroya yakın park ettikleri için alındığını söyledi.

Fransa ve Avrupa basınında gözaltına alınan iki kişinin Kürt olduğu ve örgüt üyesi oldukları türünden haberler çıkınca hemen kaygıya düşülüp bazı açıklamalar yapıldı.

Savcının açıklama yapacağı gün Murat Karayılan, öncü kadrolara yönelik konsept olduğunu ve TC devletinin bu işte sorumlu olduğunu açıkladı.

Avrupa?daki yönetimde yaptığı açıklamalarla kafa bulandırdılar ve insanlara çelişkili geldi, inandırıcı gelmedi.

KCK?nin de ilk açıklaması oldukça bayattı. Sonra en son Karayılan?ın yaptığı açıklama ile düzelttiler, doğruya daha yakın görüşler belirttiler.

Halk katliama uğrayan üç kadına hakkıyla sahip çıktı. Hatta KCK?nin ?düşkün? ilan ettiği epey insan da Paris?e akın etti.

Katliam sürecini doğru yönetmediniz. PKK-KCK sicilinde iç infazlar ve ayrılan, tanınan kişilikler vurulduğu ve infaz edildiği için; çelişkili ve yetersiz açıklamalar şüphesiz ki insanlarda kuşkular yaratır. Hükümet sizlerin bu zaafını bilinçli olarak size karşı kullanmaya kalktı. Böylesi her olayda tartışma konusu hep edilirsiniz.

Yetersizliğinizin önemli bir yanı da buna dayanıyor. Bu konuda özür dileyip geçmişte yapılanları bir daha yapmayacağınız yönünde özeleştiri vermediğiniz sürece bu konu hep sizin aşil topuğunuz olur.

ŞOKTASINIZ

Ben sizi de anlamaya çalışıyorum. ŞOKTASINIZ.

Neden mi?

1999 u biliyorum da ondan. O zaman da güçleri Güneye çekme, savaşı durdurma ve silahlara veda talimatı gelmişti. Ortada bir barış felan da yoktu. Sonraki bazı konuşmalar ve talimatlar bunu pekiştirdi.

O zaman da herkes şoktaydı..

Şimdi görüşmelerin MİT eliyle başladığını hükümet ilan etti. Tek yanlı ateşkes ve güçlerin sınır ötesine çekileceği, bundan sonra silahların bırakılacağı, yöneticilere sürgün, diğerleri silahlarını bırakıp gelecek, eve dönüş maddesi yeniden düzenlenecek, ev hapsi, Kürtçe anadilde eğitim yok, Kürtçenin bazı yerlerde kullanımı vb olacak türünden açıklamalar geldi. MİT planı doğruladı ve DDR olarak, yani tasfiye etme olarak açıkladı. TC tarafı bu konularda kendine göre açıklamalar yaptı, siz yine hala atakta değil savunmadasınız.

Sizin önünüze şimdi mektuplar gelmiş, hala ne diyeceğinizi tartışıyorsunuz!..

İlk açıklamalarınız olumlu sayılır. Sürdürüp sürdürmeyeceğinizi hala tartışıyorsunuz. Umarım ilk açıklamalarınızı daha somutlaştırır ve sağlıklı adımlar atarsınız.

Tam bu şok yaşanırken üstüne Paris katliamı şoku yaşandı.

?Barış? dilencileri hemen devreye gidi. Hükümeti ve MİT?i aklamaya çalıştı.

MİT-Öcalan ?barış süreci?, - yani görüşmeler böyle tanımlanmaya çalıştığı için söylüyorum - başladığında gerçek ve onurlu barış isteyenler dışında, barış dilencileri, hileli barışçılar çoğalmaya başladı. Bilmem farkında mısınız?

Tutumlarınız olumlu sayılır ama iki ciddi olayda da hala süreci iyi yönetemiyorsunuz.

Barış hilecileri, bunlar Türk medyasının ezici çoğunluğu, yani Kürdistan ve Kürtlerin temel haklarını tartışmadan, sadece PKK?nin silahsızlandırılmasına odaklananlar, PKK?nin tasfiyesi ve yöneticilerin ortandan kaldırılması için çalışıyorlar.

Kürtler içinde de barış dilenciliği ve hileli barışın rantını yemek isteyenler var. Bunları hep dışınızda aramayın, çoğunluğu sizin yanınızda veya size taraf görünüyor. Bakmayın Hak-Par ve PKK yi salt kafaya takan yeminli bazı muhaliflerinize, sizi çok eleştirmelerine, sizin karşılıksız silahsızlanmanızdan yanadırlar.

Kendinize gelin ve şoklar bazen hayırlı işlere vesile olur. Böylesi hayırlı adımlar atmanızı şahsen bekliyorum.

Bize, özel olarak bana da şoklar yaşattınız. Ayrılınca Saddam?ı haber yaptığınız kadar, benim TC verilmemi haber bile yapmadınız. Direklerden döndük, intihar etmeyi ciddi ciddi düşündüğüm bile oldu.

Kırgınlıklarım var. Ama onları yazılarıma yansıtmıyorum. Baştan beri söyledim, ne olursa olsun kendi halkımdan insanlara ve eski dostlarıma düşmanlık yapmam. Buda benim önemli bir ilkemdir.

Çok az kesim dışında herkesle barışmak gerekiyor. Gelin ilkin Kürtlerin küçümsenmeyecek bir kesimiyle barışın. Barışın böylesi daha değerlidir. Hem barış hilecilerine, hem barış dilencilerine önemli bir darbe olur. Gerçek ve onurlu ve Kürdistan ve Kürtlerin temel haklarının yansıdığı bir barış için hep birlikte çalışalım.

Benimki çağrı, gerisi size kalmış...

PARİS KATLİAMI; PKK YÖNETİCİLERİNİ ORTADAN KALDIRMA VE PKK?Yİ TASFİYE ETME VE DEMORALİZE ETME HAREKATIDIR.

Son süreç denilen ve hükümet eliyle açıklanan, İmralı?nın da onayladığı dedikleri süreç ayrışma potansiyelleri taşıyor.

Paris Katliamı vb yöntemlerle PKK?yi bölmeyi ve küçültmeyi hedefliyorlar.

Tabi bununla birlikte halkın mücadele ve direnişini kırma harekatıdır. Türk hükümetinin açıkladığı ve MİT?in DDR dediği planı uyguladılar. Halk demoralize edilmeye çalışılıyor.

Hadi artık silkinin ve kendinize gelin.

Barış dilenciliği değil, onurlu ve gerçek bir barışın sahibi olalım. Paris katliamına cevap bu şekilde verilir.

Sakine, Fidan ve Leyla?ya saygı duyma ve sahip çıkma gereği de bunu emrediyor.

Not: Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti kurucusu Qazi Mihemed?i saygıyla anıyorum:

Onun şu sözü kulağımıza küpe olsun:

?Düşman, işinin gerektiği kadarıyla sizi ister ve işi bittikten sonra size hiç acımaz, sizi hiç affetmez. Düşmanlarının baskısından kurtulan halklar da sizin gibiydiler, ama onlar kurtuluş için birliklerini sağlamışlardı. Yeryüzündeki tüm halklar gibi artık siz de ezilmeyin. Birlik olursanız, birbirinizi kıskanmazsanız, kendinizi düşmana satmazsanız, siz de kurtulursunuz.?



Dursun Ali Küçük
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe