SAVAŞ Kİ BAŞA DÖNESİNİZ VE SAVAŞ HALLERİ!....
Dursun Ali Küçük-23.6.2010-
Gündeme yine kirli savaş ver şiddet eylemleri oturdu. Yeniden savaş tamtamları çalıyor. Irkçı ve kirli savaşçı, soykırımcı ve statükocu güçler ancak savaşla ayakta kalırlar. Bundan başka seçenekleri yoktur.
Kirli savaş ve operasyonlar sürüyordu, bunlar artırıldı. Gerginlikle işlerin bu noktaya gelmesi hedeflendi.
Statükocular en çok Kürtlere karşı olmasına rağmen, ortamı gererek ve PKK’yi yeniden savaşa zorlayarak yine içerdekiyle eski dirsek temaslarını geliştirmeye çalışırlar.
Bu savaş Türkiye’ye, Kürtlere ve hükümete, devlete, PKK’ ye ne kazandırır?
Hemen başta söyleyeyim; herkesime zarar vermekten öte bir şey sağlamaz. Hükümete, PKK’ ye ve Kürtlere , demokratik ve insani kamuoyuna bir şey kazandıramaz.
Dönüp dolaşılacak yine aynı noktaya gelinecektir.
Bunun faturasını Türkiye, Kürdistan, Kürtler, Türk halkı, gerilla ve asker ödeyecektir.
Bazıları sadece bunun üzerine siyaset yapacaklardır.
Bildik-bilinen siyaset olduğu içinde bu siyasetten bir şey çıkmayacaktır.
Yeniden barış ve diyalog gündeme geldiğinde masada dolaylı konuşulan konular aşağı yukarı aynı olacaktır.
********
AKP, açılımda yalnız bırakıldı. AKP tek başına sözünü ettiği açılımı açık ve cesaretlice formüle edemediği için, Habur'da gelen barış grubu ile duraksadı. Şimdi Başbakan açılıma son vermeyeceğiz, devam edeceğiz demesine rağmen nasıl sürdüreceği hala net değildir.
Cesaretli ve açık davranmayıp, Kürt siyasetçilerinin üzerine gidince kendi eliyle ayağına balta vurdular. Statükocu ve derin güçlerin istediklerini yaptılar.
Kendileri biraz farklı tonda milliyetçi oldukları için Türk milliyetçiliğine bir bakıma teslim oldular.
PKK eylemleri ile birlikte Başbakan konuşmalarını sertleştirdi. Muhalefeti boşa çıkarmak için daha çok birlikçi ve milliyetçi geçinmeye başlıyor.
Bunlar AKP açısından sağlıklı gelişmeler değildir.
Balyoz operasyonu ve 2004'te başlatılan yeniden savaşla AKP’yi götürmek istediler, darbe yapamadılar olmadı.
PKK’nin yeni savaşı ısmarlama olsun olmasın pratik olarak daha çok kirli savaşçıların, CHP, MHP, Yüksek yargı ve Ergenekoncuların konumunu güçlendirir.
AKP kendini iyice savaşa kaptırırsa ve bu siyasete çakılıp kalırsa geleceği fazla parlak olmayacaktır. Bunun dışında çıkışlar yaparsa belki kendini korur hatta güçlenebilir.
AKP devleti barış yapmaya zorlamadıkça ve Öcalan’ın sunduğu talepleri belli düzeyde karşılarsa devam etmeyi güvenceye alır.
Aslında Öcalan’ın son avukat görüşmesinde bir daha istek olarak sundukları Kürtler açısından aslında ciddi istekler değildir.
Dünyanın başka ülkelerinde olsa bu isteklerle hemen savaşı bitirirler.
Her şeyi burnunuzdan getireceğiz derseniz bundan sonuç çıkamaz.
Anlaşılan çok milliyetçi ve devletçisiniz.
Bundan dolayı bölgede büyümek isterken Kürdistan’daki savaşıda bir türlü bitirmek istemiyorsunuz.
********
CHP, MHP ve Ergenekon, yüksek yargı ve ordunun önemli bir cephesinde ise bir taraftan savaşı tüm faturasını Kürtlere kesmek isterken, diğer taraftan ölenleri kullanarak kan siyaseti gütmektedirler.
Hep beraber Kürtleri hedef tahtasına oturtunca Türkiye’nin çözüm bekleyen diğer sorunlarının güme gideceğini çok iyi biliyorlar.
Ve asıl olarak buna oynuyorlar.
MHP hemen Kürdistan’ olağanüstü hal ve başka imhacı tedbirler istiyor.
CHP bir açıdan dolaylı olarak olağanüstü hal türü politikalara göz kırpıyor. AKP’den hemen açılımın bittiğinin ve geri alındığının ilan edilmesini istiyor.
Baykal bile bazen Kürt kökenli vatandaşlarımız diyerek yola devam diyordu, Kılıçdaroğlu Baykal politikası gibi asıl açılıma vuruyor.
Buda şu demek, her biçimdeki çözüme karşıyız, savaşa ve imhaya devam demektir.
Yüksek yargı savaşla birlikte hemen devreye girdi. Bu kez eskisi gibi daha cesaretli çalışacaklar.
Savaşın sürmesi ile Anayasa mahkemesi muhtemelen anayasa paketinin bazı maddelerini iptal ederse referandumda anlamsız hale gelecektir. Bir nevi referandum boşa çıkarılacaktır.
Dolayısıyla anlamsız hale getirecekler ve erken seçim gündeme gelecektir.
Bununla CHP ve MHP koalisyonunu hükümet yapmaya çalışacaklar ve statükoya devam diyeceklerdir. Kürt sorununun çözümünde ise 1999-2000 “çözümüne” bir biçimiyle dönülecektir. O zaman af düşünülüyordu, devlet hazır olmadığı ve çok ırkçı olduğu için yapmadı. Bunarlı daha önce yazdım, tekrarlamayacağım.
********
Savaş çığlıkları ve tamtamları ile birlikte Ergenekonculara gün doğdu. Çetelere daha toleranslı davranacakları çok açık görünüyor. Bu  Ergenekoncuların avukatı olan CHP’nin rahatlatılmasıdır.
Savaş olunca orduda gücü olan Ergenekoncular doğal olarak ön plana çıkar.
Savaş gündemi faturanın PKK, yasal siyasetçilere genelde Kürtlere çıkarılması için harekete geçilirken, Ergenekoncular son günlerde toplu olarak salıvermeye başladılar.
Erzincan Ergenekon davasındakilerin 10’u, Balyoz darbe davasında 14, yine dün Ergenekon davasından 12 kişi serbest bırakıldı.
Anlaşılan ordu-genelkurmay ve hükümet bu konuda anlaştılar sanırım. Savaşla Ergenekon davası bir biçimde gündemden düşürülmeye ve büyük başlar salıverilecektir. Çok güdük bir dava haline gelecektir.
Bunlar yaşanırken Haburdan giriş yapan barış grubuna dava açıldı ve 10 kişi tutuklandı. KCK iddianamesi hazırlandı ve mahkeme kabul etti. DTP ve BDP yöneticileri ve belediye başkanlarına, yasal Kürt siyasetçilerine ise ağır cezalar ve bir kesimine müebbet hapis cezası isteniyor. Kimisine birkaç kez müebbet hapis isteniyor.
Siyasetin Türkiye cephesi kavgalarına rağmen söz konusu Kürdistan ve Kürtler olunca hemen birlik halindeler.
Savaş sürdükçe bu tablo devam edecektir.
************
Kürdistan cephesine gelince savaşla 90’lara dönüleceği boş bir söylemdir. 1990’ların savaşı Kürdistan ve Kürtlere epey şey kazandırdı ve üstelik belli hedefleri ve amaçları vardı.
Şimdi ne 1990’larda yaşıyoruz nede hedef ve amaçlar bellidir.
Amaç sadece muhatap alınmak, af çıkarılmasını sağlamak, Öcalan’ın pozisyonunu güçlendirmektir.
Dünyanın neresinde olursa bu tür istekler kabul edilir. En yakın zamanda Srilanka Tamil Kaplanlarının liderlerini katletmesine rağmen sonuçta çözüm için oturdular ve sanırım federalizm kabul edildi, ayrıntılarını tam bilmiyorum.
Öcalan’ın istedikleri gerçek anlamda bir barış ve çözüm değil, ancak savaşa son verilip barış ortamının yolunu açabilir.
Türkiye’nin derin devleti 1999’da tam eşekti. Af karşılığında gerillanın dağdan inmesini kabul etmediler. Bu gün ise bu çizgiye gelmişler, yalnız ilkin gelsinler sonra yapalım diyorlar ki bunda oyunlar olduğu çok açıktır.
Şimdi ise Öcalan 1999’dan biraz daha ilerisini istiyor, yani sadece af demiyor, bazı asgari istekler ve siyaset imkanı tanınsın diyor.
Bana sorarsanız bu biçimi Kürtlerden çok Türkiye ve derin devletin işine yarar.
Derin devlet, statükocular, ordu savaşı bitirmek istemiyor, bitirmek isteseydi şimdi bana göre çoktan biterdi. En azından silahlar susardı.
Bu konuda PKK, Öcalan ve Kürtleri suçlamanıza hiç gerek yoktur.
Savaşı bitirmemenin asıl sorumlusu sizsiniz. PKK eylemler başlatınca, ki bu eylemler sadece mevcut pazarlıklar içindir- hemen PKK şahsında bütün Kürtleri suçlu ilan ediyor ve yöneliyorsunuz. Olağanüstü hal, vuralım, kıralım, bitirelim, asalım, keselim, gerillaları yok edelim ve benzer söylemlerle birlikte hızınızı alamıyorsunuz, bu kez de federal Kürdistan’ı hedef yapmaya çalışıyorsunuz. Kandil’i dağıtalım diyorsunuz.
Sizin beceriksiz ve akılsız olduğunuzu sanmıyorum. Bu hükümeti götürmek için Kürtleri yeniden büyük savaşla açık kirli savaş yöntemleri tahtasına oturtmak istiyorsunuz.
Öcalan, devlet  ve partiler arasındaki çatışmalara göre ağırlıklı siyaset yapıyor. Bir ara AKP açılımına sıcak mesajlar verdi, sonra kendisi yalnızca muhatap alınmadığı için Kılıçdaroğlu operasyonu ile CHP başta olmak üzere CHP ve MHP ile görüşebilirsiniz dedi. Kemalizmin güncelleştirileceği söylemlerinde bulundu.
AKP ve Öcalan’la görüşen MİT; Öcalan’ı doğrudan muhatap alamayacağını, DTP vb yasal kuruluşları muhatap alacağını söylemişlerdi. Öcalan ise görüşme için, daha önce DTP, akil adamlar ve KCK’ye işaret ederken bundan vazgeçti, sadece kendisini gündemleştirdi. Amaç üzüm yemek olmayınca şimdi bağcının dövülmesiyle uğraşılıyor.
Başbakan “PKK taşerondur” derken Kılıçdaroğlu başta olmak üzere  belli bir kesim “kimin taşeronudur açıklayınız, arkasında hangi devlet bulunuyor” söyleyiniz dediler. Kışanak’ta dış güçlerle açıklamanın yanlış olduğunun altını çiziyordu.
Bana göre Başbakan hiçbir dış gücün taşarenu olduğu görüşünde değildir.  Açık söylemekten çekiniyor. Ama yakın gazetecileri izliyorsanız “taşeron” olmayı Türkiye içindeki bazı güçlerle gösteriyorlar.
Ben açık olarak Öcalan’ın çözüm istemlerine katılmıyorum. Ama Türkiye savaşı bitirmek istiyorsa bunları gerçekleştirmek o kadar zor değildir.
Kürtler çok fazla bir şey kazanmayacaktır. Bir statüleri olmayacaktır. Biraz tanınmış olacaklardır. Ama hiç değilse silahlar susar ve barışçı bir süreç başlar.
Türkiye’nin yöneticileri bitirin bu savaşı, Öcalan size biraz naz yapıyor. Sonuçta aynı noktaya gelip bana göre aynı şeyleri yapacaksınız. Bu kadar karşılıklı kan akıtmanın ne anlamı var?
İKİ TARAF AÇISINDAN SAVAŞIN BİR KAZANCI OLACAĞINI SANMIYORUM.
AKP götürülse devletin yeniden düzenlenmesini ya da adına değişim denilenleri durdursanız ve bunu başarsanız bile kazanmış olmayacaksınız, bana göre daha kötü olacak ve sonuçta kaybedeceksiniz.
PKK ve BDP’lilerin Öcalan’a dayanarak kafayı sadece AKP ile bozmaları hayra alamet değildir. Bunu savaş hallerinden sayalım.
[email protected]
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe