SURİYE’YE KÖR YAKLAŞIMLARIN AŞILMASI ZAFERDİR
Türkiye devleti Esad’a reformlar yapmasını önüne koymuş ve bu konuda Türkiye’nin çok ciddi olmadığı, müttefikleriyle Suriye konusunda çelişkilere düştüğü çok açıktır. Esad yönetimi “reformlar yapacağını” açıkladı. Her şeye rağmen Esad yönetimi devrilmekle yüz yüze kalırsa Türkiye diğer seçenekler üzerine yoğunlaşır.
Dursun Ali Küçük
29.04.2011 - 21:59


SURİYE DİKTATÖRLÜĞÜ DEVRİLMELİ(1)

Dursun Ali Küçük-27.04.2011-
Suriye rejimi derin devletli ve tekçi sistemdir. Türkiye gibi uniter ve ırkçı-milliyetçi bir sistemdir. Suriye rejiminin gitmesine bu açıdan Türkiye rejiminin de canı sıkılıyor.”Dostunu” kaybetmek istemiyor.
Arap baharı nihayet Suriye’yi vurdu. Suriye’de halk isyanı yayılmaya devam ediyor. Esad rejimi ise barışçıl gösterilerin üzerine silah ve kanla  gitti. Cenazelerin defnedilmesinde bile halkı vurdu. Suriye’de artık cin şişeden çıktı. Kimse artık onu geriye taşıyamaz geri yerine koyamaz. Rejim şimdiye kadar yaklaşık 500 sivili katletti.
Türkiye Esad rejimine reform yaptırmak istiyordu. Erdoğan’ın Türkiye reformlarını biliyoruz. Sorun Esad rejimi olunca AKP türü “reformlar” bile Suriye’de gerçekleşemez.
Suriye Esad rejimi için çanlar çalmaya başladı. ABD-İngiltere Suriye’ye uygulanacak yaptırımları tartışıyor. BM toplantı yaptı ve Suriye rejimini kınadı. Suriye’ye uluslararası yaptırımların gündeme gelmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.
Türkiye hepsinden fazla endişelidir. Esad rejimini kaybetmek istemiyorlardı. Baba Esad, Öcalan’ın deyişiyle Öcalan’ın veya Kürtlerin dostuydu. Oğul Esad ise Türkiye’nin daha doğrusu egemenlik sisteminin dostudur. Buda işin paradoksal yanıdır.
********
Esad rejimi yıkılmalıdır.
Bu rejimle ittifak ve işbirliğini savunmak, reformdan geçirilmesini istemek, totalitarizm ve diktatörlüğü savunmaktır. Ancak bu rejime yakın olanlar bunu savunabilir. Suriye rejimi tümden devrilmelidir ve yargılanmalıdır, halka hesap vermelidir. Gelenler kesinlikle bu rejimden kötü olmayacaklardır. Daha sağlıklı gelişmelerin olması kesindir.
Arap devrim baharı Suriye’yi vurdu. Bu Esad rejimi artık iflah olamaz.
Böylesi rejimler reform yapamazlar, yumuşak geçiş yapamazlar. Biraz esnemeleri durumunda yıkılacağını bilirler. Esad rejiminin olağanüstü hali kaldırması veya başka benzer yasalar çıkarması bir şey değiştirmez. Sistem veriyor görünüp aynı uygulamaları ve sistemi devam edecektir.
Devrilmesi, Suriye’ye ilk defa demokrasinin uğramasına yol açacaktır. Bastırılan ve katledilen tüm kesimler su yüzeyine çıkacak ve Suriye’nin geleceğinde yerini alacaktır. Kürtlerin haklarına kavuşmasının yolları ve ortamı doğacaktır. Haklarına kavuşma imkanları doğacaktır ve beklide belli ölçüde kavuşurlar ve bu gelişmelerin seyrine bağlıdır.
Suriye Mustafa Kemal dönemi Türkiye’si gibidir. Arap milliyetçisidirler ve derin devlet inşa etmişlerdir. Rejimin başındakilerin Alevi olması vb bu gerçeği değiştirmez. Kaldı ki, Alevilikle de pek alakaları yoktur. Onların kurduğu milliyetçi, tekçi bir diktatörlüktür. Suriye’de insan hakları ve demokrasinin zerresi yoktur. Daha düne kadar Kürtler “Arap vatandaşı” bile sayılmıyordu.
Muhaliflerine karşı oldukça acımasızdır. İçeri düşenlerin çoğu ya itirafçı yapıldı veya yok edildi. Savunma ve yaşama hakkı bulunmuyor. Yaşama hakkı sistemi savunmaktır ve yağcılık kulluk yapmaktır.
Posterlerin ve resimlerin asılması burada modadır. Her şey liderdir. Liderlik kültü vardır. Baba Esad’ın her yerde heykeli ve resimleri ve bilmem neleri vardı. Oğul Esad geldiğinde bu kez onunkilere de yer verildi. “BU can bu kan ile Seninleyiz Ey Başkan” buranında modasıdır. Öcalan bu sloganı buralardan, Araplardan aldı ve PKK’ de yerleştirildi.
Halkın ve ülkenin çıkarlarından çok lider, onun partisi ve iktidardaki kastın geleceği ve çıkarları, sistemlerini koruması esas alınmıştır. Çürümüş ve sistemi dağılan bir ülkedir. Bu çürüyen, diktatör, halkı her düzeyde ezen bu sistem savunulamaz. Savunmak diktatörlüğü savunmaktır.
Suriye’nin “önderlik sistemi”nin yıkılması çok iyi gelişmelere yol açacaktır. Bundan hiç şüphem yoktur.
************
Türkiye Suriye ile can çekişiyor.
Suriye rejimi giderse Lübnan’da Türkiye’nin de desteklediği kesim boşluğa düşer. Lübnan yeniden şekillenir. Çünkü orada Suriye’nin gölgesi var. Belki Suriye sistemi yıkılırsa bu durum Lübnan içinde olumlu gelişmelere yol açar.
Türkiye kendi pozisyonunu gizlemek için İsrail tehlikesini kullanıyor. ABD ve İsrail Suriye’de etkili olur propagandası yaymaktadırlar. Bu politika Türkiye’nin kendi ayıbını gizleme çabasıdır. Türkiye yönetimi kendi devlet çıkarları açısından şüphesiz sorunlara yaklaşıyor.
Sıfır çözüm projeleri kimlerle yürütülüyor du? Hiç şüphesiz Ortadoğu ve Arap devletlerinin diktatörleri ile bu yürütülüyordu. Sıfır çözüm ile bu rejimler desteklendi. Özellikle Erdoğan ve Esad, Kaddafi, Ahmedi Nejad kardeş görüntüleri verdiler.
Türkiye devleti ve yönetimi Esad’a şunu söylüyordu: “Bazı reformlar yap ve iktidarda kal, bu ikimizinde çıkarınadır” diyorlardı. Esad reformlar yapacağını söylüyordu ve bunu göz boyama cinsinde yapacaktı. Ama Suriye halkının bunları kabul edip Esad ve Suriye sistemine razı olması beklenemezdi.
Esad giderse Türkiye yatırımını asıl Esad a yaptığı için yeni gelenler bu durumun farkında olacaktır ve unutmayacaklarıdır. Tıpkı Libya’daki muhalifler gibi.
Esad giderse Suriye’de demokrasiye gitme yolu açılır. Sıfır çözümler yeniden gündeme gelir. Kürtler hızla örgütlenir. Hristiyan, Asuri, Ermeni, Suryani, Durziler hakları için devreye girer. Yeni gelenler küreselleşmeye açık Arap kesimleri olur. Bunlar Türkiye ilişkilerini yeniden gözden geçirirler.
Türkiye yönetimi diktatörlüğe yatırım yaptı ve Kürtler ve halklar aleyhine, yine Suriye muhalefeti aleyhine Esad ile anlaşmalar imzaladı. Karşılıklı bunlara uydular. Buna karşın Esad Suriye pazarını önemli ölçüde Türkiye’ye açtı.
Türkiye’nin önemli kaygısı bu payın azalabileceğidir. Öte yandan Kürtler orada haklarına kavuşabilir ve üstelik sınırlardadırlar. Bu da hiç Türkiye yönetiminin hoşuna gitmiyor ve açıkça bunu dillendiriyorlar.
Tabi Esad tam giderse hemen çark etme ihtimalleri var. Bu kez muhalefete Kürtler aleyhine koşullar üzerinde anlaşmayı deneyebilirler. Üstelik Esad sistemi giderse Suriye küresel ilişkilere göre kendisini yeniden düzenleyebilir. Uluslar arası ilişkileri gelişir. Eski tecrit durumu sona erer.
Eski tecrit durumundan dolayı Esad diktatörlüğü bir nevi Türkiye’ye sığınmıştı. Yeni gelenler böyle olmayacaktır. Suriye, İran ve Türkiye’ye mecbur kalan ülke olmaktan çıkacaktır.
Böylesi gelişmeler Türkiye Cumhuriyetinin huzurunu kaçırıyor. Türk yönetimi için Suriye yönetiminin niteliği önemli değildir. Onlar diktatörlüğü de razılar. Ama yeter ki Türkiye sermeyesi ve devletinin çıkarlarının olduğu gibi Suriye’de korunmasını önemsiyorlar.
Türkiye’nin Esad dostlarını ve Suriye’yi kaybetmesi veya yeni bir Suriye karşılarında bulmaları önemlimdir. Bu Kürtlere karşı “ortak düşman” olarak hareket etmelerine son verebilir.
******************
İsrail korkusuyla Esada razı olmak diktatörlüktür. İnsan hakları, demokrasi ve özgürlüklerden çok devletlerin çıkarı ve sermayenin ölümcül hikayelerini savunmaktır.
Bu sistem giderse yeni Suriye rejimi kesinlikle öyle söylendiği gibi İsrail’e teslim olmaz. Daha sağlıklı tavırlar ve ilişkiler sahibi olur. Suriye Filistin sorununun çözümünü istemiyordu. Suriye sırf kendisine bağlı olsun diye Filistinlilere ne çektirdiği unutuldu mu? Suriye sistemi kendisine bağlı bir Filistin sorununun çözümünden yanaydı ve bu da çözümsüzlüktü. Suriye gibi sistemler kimseye dostluk yapmaz ancak kullanmaya çalışır. Ateşi kendi ülkesi dışında tutmayı körükler. Bazı örgütleri ve Filistinlileri bu temelde destekledi. PKK’ ye desteğide benzerdir. Öyle Öcalan’ın söylediği gibi Suriye kesinlikle Kürt dostu olmadı.
********
Suriye kendi halkına güç ve şiddet kullanıyor. Cenazelerin sayısı artmaya devam edecektir. Türkiye’nin stratejik araştırma yapan ırkçılarını TV de seyrettim. Onlar için çıkarlar önemli. Esad yönetimini çok açıkça desteklemiyorlar ve biraz utangaç tarzda eleştiriyorlar. Ama özünde Esad yönetiminden yanadırlar. Türkiye devleti, yönetimi ve hükümetin tavrı aşağı yukarı böyledir.
Türkiye Suriye’ye yaptırımların önüne geçmek isteyecek ve bunun için çalışacaktır. Uluslar arası demokratik kamuoyunu rejimin kanlı uygulamalarına ve gidişine destek vermesini benimsemiyor.
Öte yandan ABD ve AB Suriye’ye yerleşebilir veya kendisiyle orayı paylaşır kaygılarını ciddi olarak taşıyor. Bir müdahaleye sırf bu açıdan karşı durmaktadır. MGK bugün Suriye için toplandı.
Unutmayalım Suriye sistemi giderse ve diğer Arap rejimleri ile birlikte sıra İran’a gelecektir. Kürtlerin bu rejimlerin değişmesinde hiçbir kaygı duyması gerekmiyor. Gitmeleri her bakımdan hayırlı olur.


SURİYE’YE KÖR YAKLAŞIMLARIN AŞILMASI ZAFERDİR(2)

 

Türkiye rejiminin Suriye diktatörlüğüne yaklaşımını bir önceki yazımda belirtmiştim. Aslında Öcalan yaklaşımı ile Erdoğan ve devletin yaklaşımı bir ölçüde benzerdir.
 

Neden mi?
 

Türkiye devleti Esad’a reformlar yapmasını önüne koymuş ve bu konuda Türkiye’nin çok ciddi olmadığı, müttefikleriyle Suriye konusunda çelişkilere düştüğü çok açıktır. Esad yönetimi “reformlar yapacağını” açıkladı. Her şeye rağmen Esad yönetimi devrilmekle yüz yüze kalırsa Türkiye diğer seçenekler üzerine yoğunlaşır.
 

Öcalan’da “Kürtler Suriye yönetimi ile görüşsün, Esad yönetimi reform yapsın. Yok reform yapamazsa, o zaman yönetimi karşınıza alınız” türünden değerlendirmeler yaptı.
 

Ayrıntılar ve Kürt sorunu hariç, genel bakış açısı ve yaklaşımda bir benzerlik bu yönüyle göze çarpıyor.
 

Türkiye Esad a oynar ve Esat yönetimi giderse muhalefetle dirsek temasları arar ve kendini yeniden uyarlamaya çalışır.
 

Kürtler ise Öcalan’a uyarsa muhalefetle aralarında mesafe koymuş olurlar ve rejimi deviren muhalefet tarafından sevilmeyecekler ve bir tarafa itilebilirler. Bu durum Kürtlerin zararınadır.
 

Kürtler Suriye’de rejimin nesiyle uzlaşacaklar? Aklı doğru çalışan biri varsa bunu izah edebilir.
 

*************
 

Öcalan Türkiye için önerdiği asgari ve ne olduğu belirsiz olan çözüm yaklaşımının aynısını Suriye için öneriyor. Çünkü kendisinin devletle görüştüğünü, ama öte yandan dünkü Aysel Tuğluk açıklamasında anlıyoruz ki, devlet adına gelenlerin “inisiyatifsiz olduklarını” söylüyor. Devlette inisiyatif yoksa peki kimde olur?
Türkiye’de bana göre Öcalan ile “devletin” yaptığı görüşmelerde Kürtler için hayırlı ve ciddi bir sonuç çıkmaz. Bu durum, sorunun muhataplarının ve Kürt siyasi iradesinin ortaya çıkmasını engellemektir.
 

Suriye’deki Kürtlerinde siyasi irade sahibi olması engelleniyor.
 

Öcalan Suriye’de iken Suriye’nin Mustafa Kemal’i olan Hafız Esad’ı Kürtlere sevdirdi. Kürtlerin dostu ilan etti. Türkiye’ye geldi Mustafa Kemali güncelleştirmeye çalıştı. Hikaye benzerdir.
 

Hafız Esad ve yönetimi ise Kürtleri hiçbir zaman dost görmedi ve Kürtleri dost ilan etmedi. PKK kozunu kullandı ve dolayısıyla PKK’ de bu durumdan yararlandı. Geçmiş tarihimizde böylesi örnekler vardır. Bir Kürt isyanını komşu sömürgeci devlet sözde desteklemiş ve sonrada satmıştır.
 

Öcalan Türkiye’ye getirildikten sonra hala Suriyeli dostlardan söz ediyordu. Köprünün altında çok sular geçmişti. Oysa daha çıkmadan bir yıla yakın bir süre önce Suriye artık Öcalan’ı gözden çıkarmıştı. Öcalan Suriye’den çıktıktan sonra ise Suriye Türkiye ile anlaşarak Kürtlerin avına çıktı. Birçok PKK kadrosunu ve PKK’nin Suriye temsilcisini Türkiye’ye verdi. Hamili Yıldırım’da aynı akıbete uğradı. Siyasi temsilcinin Türkiye’ye verilmesi şu anlama geliyor: “Ben sizi-Kürtleri sattım.”
 

Geçici bir mevzi olarak yaralanma dışında Suriye rejiminin oradaki Kürtlere yaklaşımı ve genel Arap vb vatandaşlara yaklaşımı ve uygulamaları Türkiye’den çok daha geridir. TC’nin 50 yıl öncesi uygulamalarıdır.
 

**********
 

Öcalan Suriye’de iken Kürtlerin Suriye rejimine karşı örgütlenmelerini engelledi. Tepkileri nötralize etti. “Büyük parça kurtarılırsa küçük parça o zaman kurtulur” ile bu durum açıklanıyordu.
 

Büyük parçanın kurtarılması ve bağımsızlığından, fedarasyon ve özerk Kürdistan’dan vazgeçildi. O zaman daha “küçük parça” halen neden “büyük parçaya” feda ediliyor? Anlamak ve anlam vermek zordur.
 

Öcalan Suriye’de çıktıktan sonra Suriye Kürtleri boşluğa düştü. Çünkü Suriye faaliyetleri “Önderlik” faaliyetleri idi. Hesap ve maliyesi, yapılan işlerin sorumluluğu ve tartışılması söz konusu değildi. Suriye’nin PKK kozunu değerlendirmesine son vermesiyle gerçek durum ortaya çıktı. Dost olanlar birden düşman kesildiler. Kürt avına başladılar.
 

Kaldı ki, Öcalan Suriye’de iken birinci dünya savaşından bu yana dört sömürgeci ülke arasında Kürdistan üzerinde kurulan statüko ve Kürtlerin hiçbir statü elde etmemesi için yapılan anlaşmalar devam ediyordu. Suriye Kuzey Kürtleri için geçici sesini çıkarmıyordu ama Kuzeyin bir statüye kavuşmasını hiçbir zaman istemiyordu. Bu gerçek Baba Esad zamanında ve sonrasında değişmedi. Sadece Irak Saddam rejiminin yıkılması ile statüko ve Kürtler üzerinde tam anlaşan Türkiye-İran-Suriye kalmıştı.
 

Öcalan’ın Türkiye için düşündüklerini Suriye Kürtlerine dayatmak istemesi ve hele devrilmek üzere olan bir diktatörlükle anlaşın demeleri her açıdan Kürtlerin zararınadır.
 

Kürtler Suriye’de kendi iradelerini, siyasetlerini geliştirmelidir ve diktatörlüğün yıkılması için muhalefet ve demokrasi güçleri ile ilişkilere girmelidir. Onlarla dayanışma içinde olmalıdır. Bu yaklaşım Kürtlere Suriye’de yeni kapılar açar. Haklarına kavuşma imkanı bulabilirler. Yanlış ata oynayıp sonradan acı çekmek ve hüsrana düşmek hiç doğru olamaz.
 

PYD ve İran’a karşı PJAK’ın kurulmasında en çok PKK’den ayrılanlar katlıda bulundurlar. Suriye diktatörlüğü yıkılırsa Kürtler hızla örgütlenebilir. Yanı başlarında komşuları ve sınır olarak Kürdistan Federasyonu vardır.
 

*****
 

Koşullar hızla değişiyor. “Kuzey kazanacak sonra Küçük Güney kazanır” hikayesi bana göre değişiyor. Kürtler hala Türkiye’de temel hiçbir haklarını almadılar. Anadilde eğitim ve özerk koşullar, kimlik haklarını Suriye Kürtleri bizden önce alabilir. Suriye diktatörlüğünün devrilmesiyle bu gelişmelerin yaşanması sanırım kaçınılmaz olur.
 

Çünkü en hızlı örgütlenecek ve toparlanacak muhalif güçlerden en önemlisinden birini Kürtler oluşturuyor. Kürt kimliğini ve temel haklarını kazanmak ve yeni Suriye ile ortak politikalar oluşturmaya daha şimdiden Suriye Kürtleri hazırlıklı olmalıdır.
 

PYD kuyrukçuluğu ve Türkiye’den gelecek reçeteleri bırakırsa ve mevcut durumu çok iyi değerlendirse Suriye Kürtlerinin yararına olacaktır. Umarım bu yönlü kendileri ile yüzleşebilirler. Bunu yapmak diğer parçalara sırt çevirmek anlamına gelmez.
 

*********
 

Her zaman böylesi fırsatlar çıkmaz. Küresel ilişkilere göre de Kürtlere yer vardır. Yeter ki bu yerlerini kendi elleri, iradeleri ve politikalarıyla yaratabilsinler.
 

Suriye yönetimi gitsin. Geriye Kürdistan üzerinde statükocu olan ve anlaşmaları sürdüren Türkiye ve İran kalır.
 

Kaldı ki, Suriye rejimi giderse başka Arap diktatörlükleri ile birlikte sıra İran diktatörlüğüne gelir. TC’nin bir korkusu da budur.
 

Irak’ta fırsat çıktı, Fedarasyonla bir nevi yarı*devlet durumuyla sonuçlandı. Suriye’de rejim yıkılırsa yine fırsat çıkacak; bu artık oradaki Kürtlerin marifetlerine kalıyor. En kötü ihtimalle şimdiki durumlarının sona ereceği kesindir.
 

Gerisi al değerlendir, bekleme, İmralıyı hiç uzlaşma ve Esad ile ittifak konusunda dinleme! Suriye yönetiminin devrilmesi için çalışırsanız sonuçlarından da yararlanırsınız. Esadı destekler veya uzlaşma arama pahasına beklerseniz, yeni Suriye yönetimi sizlere sıcak yaklaşamaz. Doğru köprüleri ve ilişkileri şimdiden kurmak sizin elinizdedir. Diğer parçalar destekleriyle sizin yanınızda olsun!
 

Bu İmralı görüşmelerinde bir şey çıkacağına inanmıyorum. Yıllardır aynı hikaye değişik biçimlerde devam ediyor.
 

Bir varsayım: Suriye giderse sıra İran’a gelebilir. Orada da halk ve halklar haklarına kavuşabilir. Veya buna yakın gelişmeler yaşanır. Türkiye’de asıl olarak o zaman Kürdistan ve Kürt sorununun çözümü gerçek ve temel haklarıyla çözüm yoluna girer.
 

Ayrıca İran devrim baharı yaşanırsa Türkiye baharı neden yaşan masın?
Komşuda pişer bize de düşer. Çok yabana atılcak bir söz değil. [email protected]
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe