TÜRK-KÜRT SAVAŞI MI?(12)
Sınır ötesi operasyon, başka bir deyişle Kürt federasyonuna müdahale tezkeresi çıkarılıyor, bundan önce hemen istihbarat verilip sınırda PKK’ ye eylem yaptırılıyor. Sınır ötesi operasyonun gündeme konulması için hemen başka bir eylem tezgahlanıyor. AKP’nin başlattığı ve hızı kesilen Kürt açılımını durdurmak için eylemlere ihtiyaç duyuluyor. Bu arada Öcalan. “ölüm çukurumdayım” vb diyerek yerinin değiştirilmesini “darbe” olarak niteledi.
Dursun Ali Küçük
22.01.2010 - 19:49
TÜRK-KÜRT SAVAŞI MI?(12)
              -2-
Dursun Ali Küçük-20.1.2010-
Tokat-Reşadiye olayı kötü kullanıldı.
33 asker olayına fazla benzemiyordu.
Üstelik benzese bile barışı savunanlar “süreç sabote edildi” demezler.
Gerçek barış ve karşılıklı savaşın sona erdirilmesi isteniyorsa Reşadiye vb olaylar gündeme gelebilir. Bunları barışa karşı kullanmak doğru değildir.
Bu hikayelere biz alıştık.
Sınır ötesi operasyon, başka bir deyişle Kürt federasyonuna müdahale tezkeresi çıkarılıyor, bundan önce hemen istihbarat verilip sınırda PKK’ ye eylem yaptırılıyor.
Sınır ötesi operasyonun gündeme konulması için hemen başka bir eylem tezgahlanıyor.
AKP’nin başlattığı ve hızı kesilen Kürt açılımını durdurmak için eylemlere ihtiyaç duyuluyor.
Bu arada Öcalan. “ölüm çukurumdayım” vb diyerek yerinin değiştirilmesini “darbe” olarak niteledi.
Zaten alışmışız, Öcalan’a yapılan ve yapılmayan veya kendisine yapıldığını sandığı her şey ya darbe ya da komplo oluyor.
AKP’nin Kürt açılımı sadece Öcalan ve KCK’nin değil Kürt hareketinin tasfiyesini amaçlıyor.
Fakat eskiden farklı bazı biçimsel adımlar atarak bunu yapıyor.
Bu arada ordu, Ergenekon, MHP ve CHP şürekası: hayır biz sadece tasfiye istemiyoruz, kellelerini istiyoruz ve mezarlara doldurmak istiyoruz demekteler.
Bu kadar geri ve anlaşılmaz tartışma ve politikalar olunca, bazı olaylar ve provokasyonlar süreci durdurmaya ve eskiye çevirmeye yetiyor.
Türkiye’de statükocu cumhuriyetçiler bu oyuna ve senaryoya alışmışlar.
Medyanın bir bölümü çok şükür hemen hazır.
Öcalan’ın çağrılarıyla başlatılan ve yanlış hedeflere yönelen eylemleri körüklediler.
KCK, gençlerin her eylemini övüyordu.
Bu gençler otobüs, tren vb yerlere molotoflar atıyor. Bazı dükkanları hedef yapıyor. Orta kesimlere ait taksileri yakıyorlar.
Askeri araçlar ve polis araçlarını yakamazlar. Onlara dokunulmuyor.
Orta kesim Türklere kendilerini hedef yapmak için muazzam malzeme sunuyorlar.
Oysa bana göre olaylar bilinçli büyütüldü.
Çünkü Türkiye bu manzaraya alışmıştır.
Bu manzara içinde provokatörler devreye sokuluyor.
DTP mitinglerine ve gösterilerine veya yolda DTP konvoyları geçince bazı Türk şehirlerinde bayraklar asılıyor, ırkçı sloganlar atılıyor.
Bazı sıradan olaylar “Türk-Kürt çatışması” na dönüştürülüyor.
Daha öncede söylediğim gibi bunların adresi devlet organizasyonları olan kesimlerdir.
Özel Harp dairesi genellikle bu tür marifetli işlerle uğraşır.
MHP ve CHP, Özel Harp ve kontrgerilla daha geniş bir deyimle Ergenekon’a çalıştıkları çok açıktır ve bunu gizleme gereği duymuyorlar.
Oysa ordu ve devlet isterse bana göre Türkiye’de son dönemde yaşanan manzaralar yaşanmaz.
Öcalan bu ortamda yaptırdığı hedefsiz ve amaçsız ve sadece kendi hesabına gerçekleştirdiği eylemlerle fitili ateşliyor.
Üstelik “Türk-Kürt çatışması” çıkar diye devleti güya korkutmaya çalışıyorlar.
Bu sizin kullanacağınız bir tehdit olamaz.
Bu tehdidi devlet ve özel savaş güçleri Kürtlere vb kesimlere karşı kullanıyor.
En son Edirne’de ABD’yi protesto edenler linç edilmeye çalışıldı. Olayları ve hatta eylemin yönlendirmeli olduğu açıkça yazıldı.
O zaman bana göre bazı olayları bilerek kullanıyorlar. Malzeme sunanlara ise suçu yüklüyorlar.
Bu anlaşılmadı mı?
Görülmedi mi?
Ordu ve devletin, statükocuların açık taktiği ve siyaseti olduğu çokça deneyim ve yaşananla kanıtlanmıştır.
Öcalan, son avukat görüşmesinde “Ergenekoncular Şubatta savaş çıkaracak” diyor.
Ne için ve neye göre söyleniyor, Ergenekon ve savaş cephesi devlet lehine niye kaşıtılıyor, bilenler bir anlatsa iyi olur.
Öcalan, kadrolarına, DTP, DBP ve Kürtlere “siz beni anlamıyorsunuz” diyor. Gerçekten bazıları anlamıyor.
Neden?
Bazıları her söyleneni Allah kelamından kabul ettikleri için anlamıyorlar.
Anlayanlar oluyorsa sesini etmiyorlar.
“Türk-Kürt çatışmasının” açık adresi AKP değildir.
Bunu yapanlar asıl işleri tezgahlayanları görmemezlikten geliyorlar.
Bir dereceye kadar Türk-Kürt savaşını Ergenekoncular, özel savaşçılar ister.
“Türk-Kürt çatışmasını” tezgahlayan, ideolojik ve politik gerekçelerini oluşturanlarda bunlardır.
Ayını konuya bilerek ve bilmeyerek katılan Kürtlerin vay haline!
Siyasetten anlayanlar buna; insanları ezdirtme politikası derler.
Özel savaşçılar, ordu, Ergenekoncular Kürtleri soykırımdan geçirme, burunlarını iyice sürtme, Öcalan eliyle amaçsız ve hedefsiz bıraktırarak ve sadece Öcalan’a yönelmelerini sağlayarak iyice iğdiş etme siyaseti yürütüyorlar.
Şu kesindir: Ergenekoncu generaller nasıl eskiden Öcalan’ın deyişiyle kendine söz verip yapmadılarsa bu günde aynı politikayı yürütüyorlar.
Olayları abartanlar savaşı sürdürmek ve iktidarda kalmak için bu işleri çarpıtarak sunuyorlar.
Bunları anlıyoruz.
Barış istediğini söyleyen bazı kesimlerin Türkiye’de bu oyuna gelmeleri ve heveslerinin hemen kırılmasını neyle açıklayacağız?
Anlaşılan barış ve kardeşlik konusunda kafaları net değil.
Onlarda çoğu şeyleri abartarak ve senaryolara inanarak bu günlere geldiler.
Ruhları hala temizlenmemiş.
Oysa doğru tavır nedir?
Barış isteyen, savaş çığırtkanlığı yapan ve bazı olayları tezgahlayanların oyununa düşmez.
Savunduklarında tutarlı olur.
Öcalan ve PKK yanlış eylemlerde yapabilir. Bunların bazıları yönlendirmeli olabilir.
Bazılarını özel savaşçılar ve Ergenekoncular tezgahlar ve sahneye koyar.
Savaşa karşı çıkan ve barış isteyenler bu oyunlara gelmez.
Onlara derki; bekle seni tanıyoruz.
Senaryo ve tezgahlarına yeterince kurban olduk.
Ruhlarımızı ve kafalarımızı yeterince yönlendirdiniz.
Hemen olayları 33 asker olayına benzetirseniz ve buna sarılırsanız, kim sizin barıştan yana olduğunuza inanır.
Benzetmeler bile hala yürümeyen ve ne olduğu belli olmayan süreci baltalamak içindir.
33 asker olayı ile devlet savaşı tırmandırmak, yakıp yıkmak için frene bastı.
33 asker olayı sadece bu işin bahanesiydi. Generallerini vurdurtan, vuran, Cumhurbaşkanını öldüren bir ordu ve derin devlet hangi barıştan yana olur?
Bu gün sözü edilen “Türk-Kürt çatışması” bana göre benzer bir senaryodur.
Bunun adı şu: Türklere deniliyor ki; Kürtlerle barış olmaz.
Türk metropollerinde Kürtlere ve yasal partiye karşı bazı Türklerin örgütlendirilmiş, ırkçı ve faşist duygularını  yönlendirmek savaş politikasının bir yüzünü oluşturmaktadır.
30 yıldır karşılıklı savaş yürütülüyor. Bu savaşın biriken sorunları var. Sosyolojik ve psikolojik dengeler değişti.
Çözümsüzlükten dolayı bazı kişilerin duyguları kırılmıştır.
Bunlardan özel savaşçılar yine savaş için yararlanmak istiyor.
“Askerlerimiz, çocuklarımızı öldürüyorlar. Kaldığımız yerlere gelmiş huzurumuzu bozuyorlar. İşinize aşınıza ortak oluyorlar. Sorun çıkarıyorlar ve benzer”
Metropollerde başlarını kaldırırlarsa hadi üzerine yürüyün demeyi körüklüyorlar.
Körüklemekten öteye örgütlüyorlar ve kirli işler yaptırıyorlar.
Devlet, ordu, polis ve özel savaş güçlerinin ezme, sindirme, yok etme vb türden baskıların eşliğinde birde Kürtlere karşı Türklere dayalı toplumsal, psikolojik ve fanatik derecelere varacak baskı ve saldırılar örgütlüyorlar.
Türk- Kürt savaşının hikayesini ve gerçeğini buralardan aramak gerekiyor.
“Türk-Kürt çatışması” denilen olay özet olarak budur.
Devlet içi çekişmeler ve sorunların çözülmemesi için bu çatışma tercih edilirse katliam ve soykırım düzeyine götürülür.
“Türk-Kürt çatışması” sürdürülen savaşın bir ürünüdür.
Ordu bu savaşı durdurursa sözü edilen bu çatışmalar kesinlikle durur.
Devam edecek
[email protected]
 

 

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe