Türkiye mi Yoksa Öcalan mı Barışa Hazır?
Eskiden bir, iki, üç daha fazla Vietnam diyorduk. Şimdi bir, iki, üç, dört daha fazla Kürdistan diyeceğimize, bir, iki, üç, daha fazla Öcalan deniliyor.

Bir, iki, üç, dört, daha fazla Kürdistan.

Ötesi boştur, isteyen MİT ile birlikte oyalandığı kadar oyalansın....
Dursun Ali Küçük
02.03.2013 - 08:18
Türkiye mi Yoksa Öcalan mı Barışa Hazır?



Günlerdir düşünüyorum. Acaba bu söylenen gerçek barış mı? Yukarı tükürüyorum bıyık, aşağı tükürüyorum sakal...

Açık söyleyeyim; TC, Erdoğan, MİT ve Öcalan?ın söylediklerinin onurlu ve gerçek bir barışla ilgisi yoktur. Çok aradım ama barış adına bir zihniyet ve politika bulamadım.

Erdoğan, üniterlikten başlıyor, kırmızı çizgilerden taviz yok diyor, tek devlet, tek millet, tek dil, tek din ve Türkiye?de Alevilere karşı ibadet yeri camidir diyerek saymaya başlıyor? ?Ülke dışına? çıkarlarsa ve silahları bırakırlarsa sorun yok diyor.

Ha unutmayalım, Erdoğan İmralı sürecini ?çözüm süreci? olarak adlandırmayı öneriyor ve bu konuda bayağı kendisine güveniyor.

Öcalan da, tarihi bir süreçteyiz sözlerinin altını çizerek yazdıkları mektuplarla ilgili bilgi veriyor, anlaşılan çoğunu felsefi bakış açısı, demokrasi ve teori zehirine ballandırıyor ve somut bir temel hak üzerinde anlaştık demeden bizlere bol bol teori yedirmeye çalışıyor. Temel hak ve Kürdistan?la ilgili taleplerin somut olması gerektiğine rağmen, hele bekleyin, bir yol açalım gerisi gelir demekle, Erdoğan?la aynı paydaya düşmektir.

Barış koşulları ve müzakereler dünyada nasıl başlamış, bütün örneklere bakıyoruz.

Erdoğan ve hükümetin veya TC?nin barışı ve çözüm şartları dünyadaki örneklerin hiç birine benzemiyor.

Öcalan?ınkine bakıyorum, dünyada hiçbir lider çözüm ve barış konusunda tek belirleyici değildir. Bunu ancak totaliter, stalinist sistemlerde görmek mümkündür. Ama kurtarıcıların çoğu hep tarihte kurtarılacak duruma düştüler.

Kitleler temel amaçlarını terk eden liderlerin peşinde yürümezler. Katı bağlılık duysalar da acı dersler aldıktan sonra yanılgılarını anlayıp düzeltmeye çalışmışlar.

TÜRKLERİN VE ÖCALAN?IN BARIŞI KENDİNE ÖZGÜDÜR

Türkiye yöneticilerinin özelliği şu: her konuda bize özgüdür, ya da Türk tarzıdır diyorlar. Çünkü bu numune evrensel barış ve bir halkın haklarını tanımaya yanaşmıyor. Ondan dolayı Türke göredir ve üniter vb yapıdan hiç bir taviz vermiyoruz diyorlar.

Eh Öcalan da benim barışım bana göredir, herkes beni anlar ama BDP ve KCK kısaca Kürtler beni anlamıyor diyor. Doğruları söyledikten, teori adı altında kendini gizlemedikten sonra, niye seni anlamasınlar ki?

Aslında Öcalan PKK ve KCK veya BDP?ye karşı şu taktiği yapıyor; söyledikleri beğenilmediğinde, anlaşılmadığından şikayet ediyor, rest çekiyor. Restini görürsen kurtulursun, restine boyun eğersen o seni istediği noktaya getirir. Yani demem o ki, Öcalan barışı ve çözümü de Türk usulü gibi kendine göredir.

Kendine göre davrananlar ve biz kimseye benzemeyiz diyenler aslında birbirine benziyorlar.

İKİSİNİN ÇÖZÜMÜ NE?

ERDOĞAN. Sorunu Kürd veya Kürdistan sorunu olarak görmüyor. Gerillanın ateşkes ilan edip bir takvim dahilinde Kuzey?den Güney?e geçmesini ve sonra silahları bırakmasını öngörüyor. İmralı sürecinin adını ?çözüm? süreci koyalım derken, silahlara veda ile Kürt sorunu ama ona göre ?terör sorunu? çözüldü ve çözdük demeye hazırlanıyor. Sorunu kapatmaya çalışacaktır. Anadilde eğitim bile yok. Öcalan?ın deyişi ile anadilde eğitim şimdi olmaz, engeller kaldırılır ve sonra fi tarihine ertelenir görüşü hakimdir. Erdoğan ve hükümetin çözümü Kürdistan kurtuluş mücadelesini ve KCK yi Öcalan üzerinden sıfırlamaktır.

Bu çözüm tasfiye çözümüdür, ne hakiki bir barış, ne de çözüm burada hiç göremiyorum. Gören bir delikanlı ve aydın insan varsa anlatmasa, sevinirim.

Bunlara ek olarak medyanın, hükümetin kullandığı dil ve politik açıklamaları ortamı yumuşatmaya ve barış yapmaya dönük değildir.

Hala barış ve diyalog ortamı bile oluşturulmadı. Tc ve AKP zaten böyle bir ortamın oluşturulmasına ihtiyaç duymuyor. İlk adımlar olmayınca sonraki adımların nasıl geleceği meçhuldür.

ÖCALAN. İster inanın ister inanmayın Öcalan?ı iyi tanıyorum. Özellikle tutsak edildikten sonra amaçlar ve ilkeler konusunda PKK?nin içini boşalttı. Herşeyin başına demokratik ve demokrasi kelimesini koydular. Ama ?irademiz İmralıdır, tek söz ve karar sahibi Öcalan?dır? denildiğinde hangi demokrasi ve demokratiklikten söz edilebilir?

Öcalan devletle daha doğrusu MİT ile anlaştı. Anlaştığı konuları KCK ve BDP?ye, genelde Kürtlere benimsetmek istiyor. Burada bir demokrasi yoktur. ?Gönderdim ve tartışın, kabul edin? demektir.

Eğer Kandil ve KCK ?tavsiyelerini? kabul etmezse, rest çekecektir. Önderlik otoritesini kullanacaktır. BDP ve Kandil bu resti görürse Öcalan istediğini herkese kabul ettiremez. Yok resti görmez ve karşı durmazlarsa entegrasyon projesine ortak olurlar. Kürtleri eritme ve egemen Türk kimliği ile birleştirmeyi teorik, demokrasi ve felsefik derinlik adı altında kabul edecekler.

KCK ve BDP için bir dönüm noktasıdır. Kendileri bilirler. Öcalan, İmralı görüşmelerinde heyete söyledikleri ve gönderdiği mektuplar birer teslimiyet belgeleridir.

Bunlar gerçekleşirse, İdirisî Bidlisi rolüne yeni koşullarda soyunma olmayacak mıdır?

Aslında hiç mektuplardan bilgim olmasa ve heyete söylenenleri bilmesem de, Öcalan?ı iyi tanıdığım için ve özellikle İmralı ile birlikte söylediklerinde barış ve müzakere adına bir tutarlılık görmüyorum.

Neden mi?

İçişleri bakanı, her tür enstrümanı kullanıyoruz değerlendiriyoruz, Erdoğan ise, Öcalan tamam Kandil ve BDP ve Avrupa?nın tavrını bekliyoruz diyor.

Bu gün türk Adalet Bakanı Ergin: İmralı ve MİT bir süreç yürütüyor, üniter devlet yapısından bir taviz yok diyor. Bu yerel ve milli bir çözümdür. Başka kimse işin içinde yoktur, demektedir.

Türkiye?nin başbakan yardımcısı Bülent Arınç: ?Öcalan bir aktördür, örgüt üzerinde etkili olması için değerlendirmeye çalışıyoruz? diyor.

Öcalan, son heyet görüşmeleri basına sızdığında MİT ?tek milli güçtür? diyor. Kimin milli gücü? Herhalde Kürdün değil, türkün milli gücüdür.

Görüşme heyetle konuşmalar basına sızdırıldı. Bunu MİT yaptı, kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar ondan. Öcalan?ın buna itirazı olamaz.

BDP heyeti basına sızdırılanları yalanlamadığına göre doğrudur. Kaldı ki Öcalan?ın öyle konuşmasını kendim açısından yadırgamadım.

Öcalan?ın konuşmasından çıkan sonuç; geri çekilme, ateşkes ve eylem planı olacak. Anayasada Kürt kimliği veya Kürtlere atıfta bulunan bir madde olmayacak. Kaldı ki Kandil, Kürd kimliğini tanıyan bir madde olsun derken, Öcalan karşı çıkmaktadır.

Öcalan?ın üzerinde durduğu Türkiye?nin demokratikleşmesi. Demokratik özerklik dahi yok, üniter yapı aynen korunacak. Zaten sınır ve bayrak ile bir sorun bulunmuyor. Demokratik ulus denilen aslında pratikte işleyen Türk ulusçuluğu olacak. Eylem planı ve anayasa da nötr vatandaşlık var denilirken politika ve pratikte yürürlükte olan Türk ulusçuluğu devam edecektir.

Öcalan, bu ?barışa? karşı olanlar olarak, Ermenileri, Rumları ve Yahudileri vb görüyor. Onları hedef yaptırıyor. Türk müslümanlığı ve milliyetçiliği gibi Ermenileri ve Rumları hedef tahtasına koyuyor.

Peki, Ermenilerden ne istiyorsun ve Rumlarla ne derdin var? Yahudileri özellikle niye Kürtlere hedef gösteriyorsun?

Bunlar Tük milliyetçiliğin yumuşak karnı ve hedef tahtalarıdır. Devlet ve hükümetin politikasına onay vermenin bir biçimidir.

Hani Öcalan, Kürt milliyetçisi değilim diyordun ve taraftarlarına milliyetçi ve yurtsever olmamayı vaat ediyordun. Ne oldu? Kürt milliyetçisi olmayacağız ama Türk milliyetçi simi olacağız? Bu argümanlar açıkça ırkçılıktır. Türk ırkçılığına ortak olmaktır. Ermeniler ve Rumlar Anadolu?da yaşıyordu. Türkiye Osmanlıdan sonra kuruldu. Türkiye ismi cumhuriyetle beraber verildi. Bu toprakların ismi Türkiye değildi.

Ermeni soykırımı yapıldı. Rumlar Ege ve Marmara?dan çıkarıldı, hani denize döktük diyorlar ya bu Rumların Anadolu?dan sürülmesidir.

Kürtlere Ermeni, Yahudi ve Rum düşmanlığı tavsiye etmek, Türk dış politikasını onaylamak olmasın?

Erdoğan başkan olacak. Değil mi, eskiden Ergenekon ve ordu egemen olduğunda Kemalizmi övüyordun. Şimdi Erdoğan ve AKP?yi ?kurtardıktan? sonra birde Kürt islamcılarını eleştiriyorsun.

Heyet ile görüşmelerde Türkiye?yi büyütmek üzerinde duruyorsun. Batı Kürdistan?da Barzani?ye uymayın derken, Suriye kurtuluş cephesi kurur derken Erdoğan ve Tc politikasına mesaj veriyorsun.

Öylemi? Egemen ve sömürgeci devletin büyümesi ve dış politikası, iç politikası ve kurduğu cumhuriyetin milliyetçisi olcağız ha!....

Kürt yurtseverliği, sömürge ulus milliyetçiliği, sosyalizmi ve islamizmi haramdır diyeceksin öyle mi?

Türkiye ortak vatanı ile sömürgecilerin milliyetçiliğine, solculuğuna ve islamcılığına mı koşalım?

Yeter bu kadarı da olmaz artık.

Türk milliyetçiliğinin, bayrağının ve Ortadoğu pazarındaki korucusu olacağıma gider dağda çobanlık yaparım daha şerefli bir iş olur.

****

Geçmeden 1999 Ergenekon dönemine biraz değineyim. O zamanda Öcalan, notlarda bir albay geldi (Atilla Uğur) bana barıştan söz etti. Bir general (Çevik Bir) benimle konuştu, barışa değindi. Olabilir, gene de siz düşünün. O zamlarda sırf bu teoriler adına güçler sınır dışına çekildi, bir nevi silahlı mücadeleye veda denildi. Öcalan, pişmanlık yasası çıkarsa yaralanabilirim diyordu. İçerdeki tutsaklar buna hazırlandı. Sonra pişmanlık yasası çıktı, ama yöneticileri kapsamıyordu. Öcalan o zamanlar Markos gibi sınırda 500 kişi içeri girebilirsiniz vb diyordu.

Bunların hepsi boş çıktı. 99?dan beri Öcalan?ın sözünü ettiği barış boş çıktı. Çünkü İmralı?da ki Ergenekoncuların beklentilerini ifade ediyordu. O zamanlar Kemalizmi övme ve güncelleştirme revaçtaydı.

2003?te Öcalan haber gönderdi, savaşı başlatın diye, bir sene oyalandı ancak müdahale ile 2004?te savaş başlatıldı. Son heyet görüşmesinde Öcalan, bana Ergenekon ve ordu darbe yapmak için savaşı başlatın dedi, ben kabul etmedim, diyor. Doğrusu kabul etmişti. Tutsaklık koşullarında Ergenekoncuların denetiminde Öcalan nasıl açık açık savaşı başlatın diyecekti? Onların onayı ve kararı ile olduğu kesin ama darbe yapamayınca ve iktidarı yitirmeye başladığında yürütülen savaş onların denetimi dışına çıktı.

Şimdi Ergenekon?un yerini AKP aldı. MİT Öcalan?ı değerlendirmek istiyor.

Barış ve müzakereler hemen anlaştık demekle olmaz. Ortada ne müzakere ve ne de somut bir anlaşma, ne de bunun için sağlanan bir ortam var. Herkes kendi telinden çalıyor.

Olan ise Kürdistan a oluyor.

Eskiden bir, iki, üç daha fazla Vietnam diyorduk. Şimdi bir, iki, üç, dört daha fazla Kürdistan diyeceğimize, bir, iki, üç, daha fazla Öcalan deniliyor.

Bir, iki, üç, dört, daha fazla Kürdistan.

Ötesi boştur, isteyen MİT ile birlikte oyalandığı kadar oyalansın....
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe