ÜÇ CEMAL
Olayları tek anlatmak zordur. Olayları yaratan zihniyet, düşünce, kültürel yaklaşım ve sistemi çözebildin mi hepsine anlam vermek mümkündür. Üç cemali sembollük anlatıyorum. Mesele bir dönemin idam, infaz ve işkence uygulamalarına ve yersiz iç düşman tanımlamalarına ışık tutmak içindir. Öcalan ve PKK sisteminde idam, işkence ve iç infazlara karşı tutarlı bir yaklaşım bulunmuyor.
Dursun Ali Küçük
19.04.2009 - 12:35
ÜÇ CEMAL
Olayları tek anlatmak zordur. Olayları yaratan zihniyet, düşünce, kültürel yaklaşım ve sistemi çözebildin mi hepsine anlam vermek mümkündür.
Üç cemali sembollük anlatıyorum. Mesele bir dönemin idam, infaz ve işkence uygulamalarına ve yersiz iç düşman tanımlamalarına ışık tutmak içindir.
Öcalan ve PKK sisteminde idam, işkence ve iç infazlara karşı tutarlı bir yaklaşım bulunmuyor.
Bu konularda hep çifte standart uygulanmıştır.
Ortaya çıkış gerekçelerimizden biri TC idamlarına, infazlarına ve işkence vb uygulamalarına karşı tavır almak ve buna karşı mücadele etmektir.
Zindanlarda hep bunlara karşı direniş sergilendi.
“İnsanlık onuru işkenceyi yenecektir” sloganları sıkça atıldı.
Başka noktalara kaymadan üç cemalle bu zihniyeti ortaya koymaya çalışacağım.
Hiç kimse iç idamlar yapmak, infazlar gerçekleştirmek, işkence yapmak için mücadeleye katılmadı.
Tersine bu uygulamalara tavır alarak katılmıştır. İnsanlık duygusunu öne çıkarmaya çalışmıştır.
Hala geri yapılanmalara olsa bile 1980’lere kadar ağırlıklı gerçek bu yöndedir.
Ön zemin vardı, ama 1980’lere kadar genel duruş bu tür uygulamalara karşıydı.
Ne olduysa ağırlıklı 1980’lerden sonra oldu. Suriye ve Lübnan ‘da bu tür uygulamalar sistematik hale getirildi.
Üç Cemal hikayesi bundan sonra başlar.
Bunlar, Terzi Cemal(Ali Ömürcan), Kör Cemal(İbrahim Halil Kaya) ve şimdi yönetimin başında bulunan ve sistemi devralan Cemal’dir.
Kişileri burada sembolik olarak vurguluyorum.
Çünkü Öcalan ve PKK; idam, iç infaz ve işkenceleri kişilerin şahsında mahkum etmiştir. Bu kişiler sürekli değişmiş, tasfiye edilmiş, ya da idam edilmiş, çeteci vb olarak damgalanmıştır.
Ama ne yazık ki, bu tür olaylar sona ermemiştir. Bazen artmış, bazen azalmış ve günümüze kadar devam ede gelmiştir.
Hala da değişik biçimlerde uygulanmaktadır.
Terzi cemal; 1970’lerde mücadeleye katılmıştır ve çeşitli faaliyetler yürütmüştür. Çeşitli düzeylerde görev almıştır.
PKK’nin ilk kurucuları ve kadroları tasfiye edilmeye başlanınca ve geri kalanlar Lolan’da tasfiye dilince veya harcanınca, sıra bunları harcayanlara gelmiştir. Ve üçüncü kongrede bu kez ilk kuruluşa katılanlar görevden düşürülmüş ve suçlanmıştır. Bazıları da açık hedef haline getirilmiştir.
Terzi cemal bu döneme kadar pek etkili değildir.
Üçüncü kongreyle birlikte onun önü açılmaktadır.
Aynı kongrede Öcalan’ın baş gözdesi ise Kör Cemal’dir.
İki Cemal ile birlikte PKK’de çeteci pratikle mahkum edilenler bu kongrede iş başına getirilmiş ve görevlendirilmiş ve önleri açılmıştır. İlk kuruluşa katılanların bir kısmı tasfiye edilince, geriye kalanlar özeleştirilere alınmış, görevsizlendirilmiş veya etkisiz görevlere verilmiştir.
Kısaca bu yaklaşım ve uygulamalarla PKK, ilk çıkış gerekçelerine yabancı hale getiriliyor.
Terzi Cemal MK üyeliğine seçilir. Daha sonra Mahsum Korkmaz Akademisinde yönetici yapılır.
Derken sıra ona gelir. Bazı suçlamalar ve iddialarla karşılaşır. Tutuklanır ve idama mahkum edilir.
Terzi Cemal’in Öcalan’dan af dilemesi kabul edilerek bağışlanır. İdamdan af dileyerek dönenin nasıl bir ruh hali taşıyacağını artık siz düşünün!
Böyle bir kişi ya ayrılacak, ya da beğense ve beğenmese de uymak zorunda kalır. Bazen kraldan daha fazla kralcı kesilir.
Oysa idamı hak edecek bir suç işlememiştir. İdamdan af dileyerek bağışlanmıştır.
Sonra Güney batıya gönderilir. Orada genelde, bazı zamanlar hariç birinci derecede sorumludur.1988 ve 2003 arasında burada kalmıştır.
PKK Vejin avı başlatılır. Mehmet Şener vurulur. Geri kalanların peşine düşülür. Onlarla ilişkisi olanlar Lübnan ve botanda işkenceler vb uygulamalar görür.
Terzi Cemal aynı PKK Vejin avını Güney Batı’da başlatır. Özel düşmanlar aranır. Vahşete varacak işkenceler yapılır. 17 veya 20 arası gerilla katledilir. Teşhir edildiği için bu uygulamalardan herkesin bilgisi vardır. Onaylanamayacak türden insanlık dışı uygulamalardır.
Terzi cemal ve beraberindekiler bunu PKK için yaptığını ve iç düşmanları deşifre etikleri temizledikleri kanısındalar. İşkenceye alınanlar genelde PKK Vejinci olduklarını, ajan olduklarını ve düşman tarafından gönderildiklerini işkenceler altında kabul ederler. Bu kadar düşmanı tasfiye etmek önemli başarı sayılır.
Terzi Cemal çağrıldığında kendisinden emindir ve vurulacağını beklememektedir. Onun yanında olup aynı uygulamaları yapanlarla konuşmalarımız oldu. Niye böyle yaptıklarını konuştuk.
Mesela, Kasım “üstün bilgisi olduğunu ve iyi iş yaptığımızı düşünüyorduk, Terzi Cemal’in kendisinden emin bir tarzda tereddüt duymadan gittiğini” anlatıyordu.
Terzi cemal bu temelde gider.
Beklemediği uygulamalarla karşılaşır. Kendisinin yaptığı işkence uygulamaları yüksek dozda ona da yapılır. Oda işkence altında ifadesini verir. Tıpkı güney Batıdaki gençlere zorlan ifade kabul ettirmesi gibi, aynı akıbeti kendisi yaşar. Ajan olduğunu söyler ve daha önce Serxwebun’da yayınlanan ifadeleri verir.
Burada altı çizilmesi gereken nokta Terzi Cemal’in ajan olmadığıdır. Yayınlanan ifadeleri işkence altında alınmıştır. Bu ifadelerden hareketle analizlere gitmek doğru değildir.
Terzi Cemal idam edilirken, aynı yönetimin diğer üyeleri affedildi.
Kör Cemal Botanda görevlendirilir. Yıldızı parlayan biridir. Benzer uygulamaları oda Botan’da yapmıştır. Netice de kendiside aynı akıbeti paylaşır ve infaz edilir. Sonradan söylendiğine göre, Öcalan’ın onun öldürülmesini istemediği ve çağırdığı söylentileri vardı.Öne çıkarılan ve bir dönemin rolleri oynatılanlar çok aşırıya gidince, işlenen suçlar onlar şahsında mahkum edildi.
Oysa aynı dönemlerde hemen her eyalette az veya çok benzer uygulamalar olmuştur. Bu uygulamaları bu kişilerin kendi başına yaptığını söylemek gerçeklerin üstünü örtmektir.
İşkence, idamlar, iç infazlar Lübnan, Suriye ve Lolan’da başlatılmıştı. Teorik olarak savunuluyordu. Eyalet pratiklerini yürütenlerin hepsi bu durumları ya yaşamış, ya da bilmektedirler.
Ayrıca değerlendirmeler ve konuşmalar bu tür uygulamalara gerekli zemini hazırlamaktadır.
Burada birilerinin çok fazla birilerinin çok az yapmış olması işin özünü değiştirmez. Bu uygulamalardan dolayı ciddi anlamda kimse yargılanmamıştır. Çünkü sistem gereği yapıldığını, mevcut zihniyet ve sistemin ürünü olduğu biliniyor.
Oysa aynı dönemlerde Lübnan ve Suriye’de Terzi Cemal, Kör Cemal, Hogır ve benzerlerinin yaptığından çok daha fazlası yapılmıştır.  Hem de kıyaslanamayacak kadar fazlası. Fakat burada yapılanların bir tanesi bile eleştiri konusu yapılmamıştır.
Ancak bazı çelişkiler ve birileri güç olmak istemişse, o zaman bu tür olaylar ona karşı kullanılmıştır. Veya işler aşırıya varmışsa ve üyelerin tepkilerine yol açmışsa bazı kişiler şahsında bu işler mahkum edilmiştir.
Üçüncü Cemal’i anlatmıştım. Oda Suriye’de epey kalır ve payını alır. Şimdi on yıllardır biriken bu olaylar kangren haline gelmiş ve yönetici olduğundan dolayı onun üstüne kalmıştır. Birey olarak sembollük anlamda söylüyorum. Sistem, zihniyet, idam, işkence ve iç infazlara karşı tutarlı bir tavır olmadıkça bunlar değişik kılıflar altında sürmektedir.
7. Kongrede idam kaldırıldı. Öcalan’ın idam altında olmasının bunda büyük payı var. Burada idamın kaldırılmasına itiraz eden olmadı.
Bundan sonra gizli idamlar devreye kondu. PKK kendi kararların hiçe saydı. Çünkü içerden de benzer onay almışlardı. Gelenek sürmeye devam etti.
Kongragel 1. Kongresi çizgi suçu, ve ayrılmalardan dolayı cezalandırmaları, düşünceden dolayı sorgulamaları kaldırdı.
Kararlara rağmen aynı zihniyet ve sistem sürdürülüyor.
TC bile idamı kaldırdı.
TC partilerinde ayrılanlar ne düşman ilan ediliyor, ne de vuruluyor.
Üçüncü Cemal’le denetimindeki yerlerde işkence soruşturmaları için konuştuğumda, “su, sigara vermeme, az yemek ve bazı psikolojik baskılar işkence değildir, yoksa kimse konuşmaz” diyordu. Kabası yapılmadı veya benim haberim yok derken, incelerininse işkence kavramı içine girdiğinin farkında değildi.
Ajan olarak değerlendirilen, yargılanan, idam edilenlerin ezici çoğunluğu ajan değildir. PKK’nin iç düşman, ve bu tür sübjektif ajan, hain tanımlamalarını bırakması gerekiyor.
PKK içinde yer alan herkes inansın inanmasın bu tür zihniyete bulaştırıldı. Haksız yere parmaklar kalktı,  idamlar oldu, iç infazlar gerçekleşti. Bunların eskiden açık savunuculuğu yapılıyordu. Şimdi biraz utangaçça savunuluyor.
Üçüncü Cemallere önerim, kararlarınız göstermelik kalmasın. Ayrılanlar genellikle bunları gündemleştirdiği için geri almayın.
İşkencenin sözlü, yazılı ve uygulamasından kurtulmak en doğru ve insanlık duygusuna yaraşır olandır.
Haksız yere ajan denilenlerin hepsinin itibarları geri verilmelidir.
İç idamlar genel olarak mahkum edilmeli, kişilerle açıklama mantığından vazgeçilmeli ve kaldırılan idam gizli uygulanmamalıdır.
Sözlü  ve uygulamalı şiddetin her biçimi reddedilmeli, geçmiş yanlış uygulamaların bir bütün özeleştirisi olursa birlik ve demokrasi açısından sonsuz yararları olur.
İkide bir TC ye barış ilan ediyorsunuz. Devlete barış ilan ediyorsunuz. Türklere barış ilan ediyorsunuz.
Bu barışı gerçek anlamda ve samimi olarak Kürtlere ilan edin.
Küstürdüklerinizden özür dilemek erdemdir.
Geçmişte hem birbirimizin yargıcı, savcısı ve sanığı olduk. Bir dönemler yargıç olanların hepsi sanık durumuna düştü. Sırasıyla herkes bunu yaşadı. Birbirimizin yargıcı, savcısı ve sanığı olmaktan vazgeçmenin zamanı gelmedi mi?
Bu tür şeyler sürerse sizin nefesiniz azalır. Dışında kalanlar zorluklar çeker, ama hiç değilse bir süreçle hesaplaşmanın çabası içindeler.
Üç cemalleri yaşamanın zamanı çoktan geçti. Bundan hiçbirimiz kazançlı çıkmadık.
Bundan sonra hiç çıkılmaz! 16.4.2009                                          Dursun Ali Küçük
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe