ÜLKEMİ KALBİME GÖMDÜM
Bizde hala ne deniyor; Önce Apo. Her şeyi yaratan Apo. Tek Çözüm yeri APO. Önderliğinin özgürlüğü Kürdistan’ın Özgürlüğüdür. Dünyada nasıl aştığı belli olmayan şekilde herkesi ve her şeyi aşmışsa Önderlik, bundan rahatlıkla şunu çıkarabiliriz; Öcalan’ın özgürlüğü, dünyanın özgürleşmesidir. Öcalan’ın özgürlüğü Türkiye ve Kürdistan’a demokrasinin gelmesidir.
Dursun Ali Küçük
04.03.2010 - 16:34
ÜLKEMİ KALBİME GÖMDÜM
Yaşasınlara alışkın toplumlarız. Birilerine yaşasın denildiğinde kurtulduğumuzu söylüyoruz.
İtaatkarlıklar, ruhun birilerine teslim edilmesiyle sonuçlanır.
Ruhlarını insanlar bazen bir krala, bazen bir tirana, bazen eşi benzeri bulunmayan bir öndere, bazen her şeyi çözdüm ve her şeyi aştım diyen bir lidere, bazen yeryüzünün hocaları ve imamlarına, bazen de 12 Eylülün ürünü olan Yüce Anayasa Mahkemesi, Yüce Adalet divanı ve benzere teslim ederler.
Birinci dünya savaşının Sırbistan Dükünün öldürülmesi ile çıktığı söylendi.
Tarihi yapan tarihi şahsiyetler ve ünlülerdir denildi.
Kürtlerde hala bu kuraldan kurtulmuyor.
Kemalist cumhuriyetin kalıplarından kurtulamıyoruz. Türkiye bu gün bunun kavgasını veriyor. Anayasayı değiştirmek kavgası veriliyor. AKP tümden değiştirmeye zihniyeti el vermiyor, bazı yönlerini değiştirmek için kollarını sıvadı. Çünkü işler öyle bir noktaya geldi ki, değiştirmese kendisine karşı ya yargı ya da askeri darbe devreye girecek.
“Önce vatan”, “asker milletiz”, “her şey vatan için” diyenler başımıza öyle çoraplar örmüşler ki, kaldırmak için çok ciddi çabalar gerekiyor.
Her şey önderlik için diyenlerimiz, burada en genel olarak doğru saf tutacaklarına birinci tehlike; canını kurtarmak için ve kendisine de yaşama alanı açmak isteyen AKP’yi yapıyorlar. Güya sivil faşizme gidiyorlarmış.
Ergenekoncu Baykal, Tuncelili Kılıçdaroğlu, eli kalem tutan Ergenekoncu ve darbecilerde mevcut statükoyu korumak için, yapılabilecek bazı reformların karşısında duruyorlar.
AKP, İslami bir tabana dayanabilir. Ama AKP’yi İslami bir parti olarak sunanlar büyük gaflet içindeler.
Bunu söyleyenler, Ergenekoncular gibi “şeriat geliyor” bunu engellemek için darbe yapacağız diyenlerden farkı yoktur.
Türkiye’de tehlike ne İslam’dır, nede şeriattır.
Laiklik bu cumhuriyeti korumak için sahte anlamda kullanılıyor.
AKP, bu güne kadar yaptıklarıyla CHP, MHP, eski ANAP, Adalet Partisi, DP, DYP ve benzerlerinin hepsini aşıyor.
Türkiye’yi dünyadaki küresel egemen gelişmeye göre düzenlemek istiyor.
Bunun sivil faşizm ve İslamiyet’i başa getirmekle hiçbir alakası yoktur.
Kürtlerde en çok eleştirilen konulardan biride liberalizmdir.
Adeta her türlü liberalizm düşman ilan ediliyor.
Küresel ekonomik liberalizme karşı duruş gösterseler bir diyeceğim yoktur.
Siyasal liberalizme vuruyorlar. Oysa siyasal liberalizmi savunanlarda bir bakıma özgürlükleri savunuyorlar.
Türkiye’de bu güne kadar eksik olan yanlardan biri siyasal liberalizmin olmayışıdır.
KCK ve onun yarı destekçileri AKP’yi hedefe koydukları gibi Ahmet Altan gibi siyasal liberalizmi yani özgürlükleri ve demokrasiyi savunanları da hedef yapıyorlar.
Anladık. Ahmet Altan bir bütün olarak sömürgeciliğe karşı değildir. Kürtleri tam anladığı söylenemez.
Ama her tür militarizme karşıdırlar ve şiddeti dışlayan çözümlerden yanadırlar.
Türkiye’de ciddi bir kavga sürerken kalemlerinizi demokrasiden şu veya bu düzeyde Kürt dostu veya sorunun çözümüne birazda olsa yol açanlara karşı kullanmanız, yaşasın birisine teslim olmanızdan kaynaklıyor.
Yaşasın birisinde ne demokrasi, bırakalım özgürlükleri, siyasi liberalizm bile yoktur.
Türkiye’den yeterli olmasa da demokrasiden yana olanlar bizlerin doğal müttefikleridir.
Hele orduya ve darbelere karşı eleştirilerini yönelten yazarları bu gün kutlamak gerekir.
Geçicide olsa bunları eleştirilerin birinci hedefi yapanlar, ne derlerse desinler darbeciler, ordu ve Ergenekoncuların değirmenine su taşıyor.
Şunu görmüyorsunuz?  Görmedikçe Kürtler cephesinde demokrasi ve siyasi liberalizmden yana olanları eleştirenlerin haklı hiçbir yanları bulunamaz.
Kardeşim, bak biz beraber bunları yaşadık.
İlk çıktığımızda Yaşasın Kürdistan, Kahrolsun sömürgecilik, Hiç bir şey bağımsızlık ve özgürlükten daha değerli değildir diyorduk.
Sonra Lübnan ve Suriye’de Arapların teslimiyet kültürü alındı. Bu can bu kan ile seninleyiz ey başkanı onlardan alıp kullandık. Biji Serok Apo bu ortamın bir ürünüydü. Bunları Ortadoğu’da kullananlar diktatörlük yaratanlardır. Ve o diktatörlere yaşasınlar diyorlar. Bu canımız ve bu kanımız sana feda olsun diyorlar. İster İslamcı ister cumhuriyetçi geçinsin bu gerçek değişmiyor.
Lübnan ve Suriye’de eğitim görenler içtimalarda Bu can Bu Kan ile Seninleyiz Ey Serok, Biji Serok Apo sloganları atıyorlardı.
Gerilla mücadelesi başlarken yapılan askeri içtimalarda aynı sloganlar atılıyordu.
TC’de bile Mustafa Kemal kültü yaratılmasına ve koruma altına alınmasına rağmen yaşasın Atatürk veya bu can bu kan ile seninleyiz Atatürk sloganları kullanılmıyor. Demek ki bunu atanlar Kemalizm’den bu konuda bir adım geride yürüyorlar.
Vatanımızı kalbimize gömdük. Her şeye rağmen ülkemiz için mücadele ettik. Demokrasi ve özgürlük vurgusu yaptık.
Türk ordusu bile bu haliyle baştan beri  “Önce Vatan” diyor. Vatanlarımızı, toprağımızı ve her şeyimiz elimizde aldıkları halde önce bunu söylüyorlar.
Bizde hala ne deniyor; Önce Apo.
Her şeyi yaratan Apo.
Tek Çözüm yeri APO.
Önderliğinin özgürlüğü Kürdistan’ın Özgürlüğüdür.
Dünyada nasıl aştığı belli olmayan şekilde herkesi ve her şeyi aşmışsa Önderlik, bundan rahatlıkla şunu çıkarabiliriz;
Öcalan’ın özgürlüğü, dünyanın özgürleşmesidir.
Öcalan’ın özgürlüğü Türkiye ve Kürdistan’a demokrasinin gelmesidir.
Bu kalıpları aşmayanlar demokrasinin yanından geçemezler ve özgürlükleri savunuyorum diyemezler.
Türkiye ‘de süren kavgayı algılayamazlar.
Neye ne kadar taraf ne kadar karşı olduğunu seçemezler.
Biri kurumlaşmış faşizm diğeri sivil faşizm diyerek, iki faşist çete arasındaki savaştır biçiminde ucuz değerlendirmelerde bulunurlar.
Türkiye’nin bazı yazarları Ergenekonculuk ve darbelere karşı çıkıyorsa ne de olsa sonuçta “sivil faşizm”in cephesinde yer alıyorlar yargısına varılır.
Asıl kurumlaşmış faşizmi ve anamızı bu güne kadar ağlatanları, DTP’yi kapatanları bırakıp, hala gelmeyen “sivil faşizmle” uğraşmak siyasetten büyük bir aymazlıktır.
Üstelik sivil faşist denilenler ilk defa devlet adına dini inanç farklılıklarını kabul eder görünüyorlar.
Asıl dayak yediklerimize karşı dilleri tutulanlar, kalemlerini bu yönde kullanmayanlar demokrasi konusunda AKP’nin bile gerisinde kalırlar.
İnkar edilen bir ülkeye yaşasın demiyoruz. Özgürlükleri, kimlikleri olmayanları yaşatalım, toprağımızın efendisi olmaya öncelik vermiyoruz. Bunlar olmadan demokrasi ve özgürlük nerede yaşayacağız. Bu sorulara açıklık getirmeden bir arpa boyu yol bile alınmaz.
Üstelik bu konularda biraz yol alınmıştı. O yoldan Önce kurtulsun,”Biji Serok Apo” dediğimiz vazgeçti.
Bunu herhangi birimiz yapsaydık ihanetçi damgası yer ve üstelik cezalandırılırdık.
İnsanların ömrü bizde 50 yıldır. Her şeyi bir kişiye yükleyen ve onu birincil duruma getiren anlayış sahipleri, o kişi doğruda yapsa yanlışta yapsa kendisini ona teslim etmiştir.
Bir fanatik inanç sahibinin ruhunu tarikat liderine teslim etmekten hiçbir farkı yoktur.
Kürtler adına en iyi demokrasi ve özgürlükler bizde vardır diyenler, bu konuda sustukça, demokrasi ve özgürlük istemleri söylemin ötesine geçmez.
Örneğin siyasal liberalizmi savunan ve darbeciliğe, militarizme tavır alanların sömürgecilik konusunda tutarlı olmadığını söyleyebiliriz.
Acaba, her şeyi Öcalan’ın özgürlüğüne bağlayanlar, idari ve yerel yönetimlerde düzenlenme olsun, anadilde eğitim olsun ve genel af ilan edilsin ile yetinenler sömürgecilikten kurtuluyor mu?
Bir Kadının Haykırışı yazısı aktuelde var. Bunu okudukça içim kan ağlıyor. Kesire Gitti tanrıçalar Geldi yazımda bu konuya genel olarak değinmiştim.
Öcalan, kadına karşı yapılan tecavüzden söz ediyor. Kadına karşı tecavüze sonuna kadar karşıyım. Kendine hak görüp, başkasını eleştirmekte tutarsızlığın daniskasıdır.
Cinsel tecavüz yanında siyasal tecavüzlere uğrayan insanları ve linç edilenleri görmemezlikten gelemeyiz.
Siyasi ve cinsel linç kültürüne karşı mücadele etmek demokrasi ve özgürlükleri gerçek anlamda isteyenlerin işidir.
Erdoğan nasıl bazı konularda takkiye yapıyorsa Kürt siyasetini yürütenlerin çoğunda da takkiye vardır. Sol gösterip sağ vururlar.
Bunların hepsini gördük ve yaşadık.
Ne yazık ki, hala bozulmuş ve güçten düşmüş biçimiyle devam etmektedir.
Her şeye karşın ülkemi kalbime gömdüm!
[email protected]
 

4.3.2010                                                             Dursun Ali Küçük/

Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe