YENİ ANAYASADA KÜRTLER VB OLACAK MI?
                        -1-
Dursun Ali Küçük-8.11.2010-
 

Türkiye’de yeni bir anayasanın yapılması genel kabul görüyor. AKP bunu seçimlerden sonraya bırakıyor.
 

Türkiye askerlerin yaptığı anayasalarla yönetilemez. Son on yıllardaki gelişmeler yeni bir anayasayı Türkiye için kaçınılmaz kılmıştır.
 

AKP ve geniş demokratik çevreler, liberaller, sosyalistler, Kürt hareketlerin hepsi yeni ve demokratik bir anayasanın yapılmasından yanadır. CHP kaçınılmaz olarak yeni anayasa yapımına karşı duramayacaktır.
 

Genel seçimlerde AKP’nin yeniden kazanma ve hükümet olma ihtimali güçlüdür. Hatta %50 oranlarında oy bile alma gündeme gelebilir. Böylesi bir durum ve mevcut seçim sistemiyle tek başına bile anayasayı yapma ihtimalinin gündeme gelebileceğini göz ardı etmemeliyiz.
 

Öcalan, söylediği gibi “devletle”, bana göre belirsiz bir devletle görüşüyor. Öcalan’ın isteği KCK ve BDP’nin kaçınılmaz isteği haline gelir.
 

Öcalan’da Kürt sorununun çözümü için demokratik bir anayasa ve hakikatler komisyonunun meclis tarafından oluşturulmasına sorunu kilitledi. BDP’liler “gidin seçimlere kadar anayasayı tartışın” diyordu.
 

Daha öncede referanduma kadar “demokratik özerkliği tartışın” diyordu. Anlaşılan demokratik özerklik rafa kaldırıldı.
 

Evet seçimlerden sonra AKP baskın bir yaklaşımla yeni anayasayı gündeme getirebilir. Laf olsun diye bir çok kesimle tartışabilir.
 

Çünkü Alevi açılımı ve Kürt açılımını da kamuoyu gündemine getirdiler. Ama sonuçta kendi bildiklerini yapmak istiyorlar. Ne Alevi açılımında ne de Kürt açılımında samimi davranmadılar.
Öyle görünüyor ki, yeni bir anayasada halklara, Kürtlere atıfta bulunmayacaklardır. Şimdiden en akılsızından en akıllısına kadar genel ve ezici çoğunluk bunu dile getiriyor.
 

Uniter bir devlet yapısını terk edelim, ademi merkeziyetçi, özerk veya federal bir cumhuriyet yapılanmasını seçelim görüşünü fazlaca tartışan azdır.
 

Anlaşılan hantal duruma gelen merkezi yapıyı biraz esnetirler. Bazı görevleri alanlara kaydırabilirler.
 

Ama aynı şeyi Kürtler ve benzerler için ise pek gündeme getirmiyorlar.
 

AKP her şeyin başına demokratik ve yenilik koyuyor. Kafaları ve programları, söylemleri bu konuda netleşmiş değildir.
 

Öcalan’da demokratik cumhuriyetten başladı, demokratik özerklik vb her şeyin başına “demokratik” kelimesini koyuyor.
 

AKP “demokratik açılımlar” dediği açılımlar dizisinde temel ihtiyaçların ve temel özgürlük sorunlarını görüyor. AKP’nin amacı bunları kullanarak demokratikleşme ve temel özgürlük konularında sadece halkın desteğini alıp kuşa çevirmek politikası yürütüyor.
 

Yeni bir anayasayı şimdilik tartışma gündemine koymuyor. Oysa seçimlere gidilirken temel konu kimin yeni anayasadan ne anladığını ve neleri istediğini net ortaya koyması gerekiyor.
 

AKP bunu yapamaz. MHP karşı çıkar. CHP peşine sürüklenir.
 

Geriye demokratlar, liberal-siyasi özgürlüklerden yana olan kesimler, Kürt hareketleri, çevreleri, partileri ve sosyalistler kalıyor.
 

Unutmayalım ki, şimdiki cumhuriyete de “demokratik, laik, sosyal hukuk devleti” diyorlar.
 

Sol ve sosyalistlerin bir kesimi uniter yapıdan yanadır. Ergenekon ve laf anti-emperyalizmini, ulusal bağımsızlık kavramının günümüze kadar kullanılış biçimine sığınanlarda demokratik bir anayasadan yana olamaz.
 

O zaman demokrasi kavramına nasıl anlam yükleyeceğiz?
 

Birincisi genel demokratik(bana göre federal), özgürlükçü cumhuriyette bütün insanlar için geçerli olan hak ve özgürlükler, devletin katı merkeziyetçi yapısının sona erdirilmesi, üniter yapılanmaya son verilmesi, anayasanın değişmez ve değişmesi teklif edilemez denilen üç ön maddesinin değişmesi kaydıyla, amaları içermeyen kısa ve öz maddelerle yazılan bir anayasaya ihtiyaç vardır.
 

Bu anayasa çok kültürlülüğü kabul etmelidir.AB, ABD vb ülkelerin hepsi çok kültürlülüğü benimsiyor ve uyguluyor. Öyle AKP ve Cumhurbaşkanının ağzına doladığı “farklılıklar zenginliğimizdir” demagojisi değil, gerçekten bu farklı olanların haklarını tanıyan bir anayasa olmalıdır.
 

Farklılık lafla olmaz. Farklılığın anayasal güvencesi olmalıdır.
 

Eski MİT başkanı Cevat Öneş bile Türk milleti yerine “Türkiye milleti” koyalım diyor. Kürt sorununun çözümü için hala bir devlet projesi olmadığını söylüyor. Ama Öcalan’da “devlet benimle müzakerelere geçti” diyor.
 

Genel Türkiye vatandaşlığı veya anayasal vatandaşlığı Ergenekoncu ve derin devletçi Süleyman Demirel’de çok kullanıyordu.
 

İspanya anayasası “İspanya Halkları”ndan söz ediyor. Özerk yapılanmalar var. Anayasayı bu güne kadar Türkiye için tartışanlar ise özerkliği benimsemiyor. Yani Kürtlere bir statü tanınmasını istemiyorlar.
 

Şimdiden farkında olalım. Yapılacak yeni anayasada Kürtlere bir statü zaten tanınmıyor. Türk milleti yerine Türkiye milleti veya Türkiye vatandaşlığı konulduğunu düşünelim. Kürtler ve Kürdistan açısından değişen ciddi bir şey olmayacaktır.
 

Kürtler inkardan ikrar veya Kürt varlığını lafta itiraf etme noktasına gelinecektir. TRT Şeş bile Kürtçe yayın yaptığını söylemiyor. Konuşulan dilin adını koymuyorlar.  Anayasa bunu, bu gidişle yapamayacaktır.
 

Şu hatırlatmayı yapmakta fayda görüyorum. Bu yapılacak yeni anayasa da Kürtler yoktur. Türkiye cumhuriyeti vatandaşları olarak getirilecek bazı ilerlemelerden şimdiye kadar belirtildiği gibi Kürtlerde  bu kez Türk değil Türkiye milleti veya Türkiye vatandaşı olarak yararlanmaya devam edeceklerdir.
 

Hatta bu anayasa geçmiş anayasadan kaçınılmaz olarak ileri olabilir ve olur. Bazı hak ve özgürlüklere yer verebilir. Bütün bunlar olsa bile Kürtler açısından statüsüzlük devam eder, kolektif haklarına kavuşmazlar. Kürtlerin varlığı bu anayasaya geçmez.
 

Hatta Mit eski müsteşarı Cevat Öneş, PKK’nin Kürt kavramını anayasaya konulmasında ısrarlı olmayacağını söylüyor. Sanırım bunu Öcalan’ın tavrından hareketle belirtiyor.
 

Başbakan Kürtçe eğitim, anadilde eğitimi reddettiğine göre, Kürtlerin varlığı ve temel haklarını uygun biçimde anayasa konulmasından hiç yana olmayacağını söylemek, kahin olmayı gerektirmez.
 

Türkiye’de en olumlu düşünenlerin ortak havası Fransa anayasasını örnek alalım diyorlar. Fransa son yıllarda üniterliği kaldırdı. Korsika sorununu yakın döneme kadar çözmediler. Bunu da çarpıtarak demokratik bir anayasa havasıyla tartışmaları sürdürüyorlar.
 

Kürdistan halkının, siyasetçilerinin, aydınlarının şimdiden devreye girmesi ve konuyu tartışmaya açmaları ve oldubittiye gelmeleri engellemeleri hayati önemde görünüyor.
 

Devam edecek..
 

[email protected]
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe