Yeni Model Büyük Türkiye Projesi mi?
Kürtler açısından somut olan ateşkesin ilan edilmesi, silahlı gerilla güçlerinin “sınır ötesine” çıkarılacağı ve silahlara veda edileceği, bundan sonra demokratik siyasetin işleyeceği mesajıdır. Silahların susturulması ve tümden bırakılması TC’nin de istediği en temel maddelerden biridir.
İkincisi yeni modelle nasıl bir Türkiye istendiği düşüncesi ve ‘programı’ var.
Bu yeni model BÜYÜK TÜRKİYE PROJESİNİ ÇİZİYOR.
Dursun Ali Küçük
25.03.2013 - 03:04
Yeni Model Büyük Türkiye Projesi mi?

ÖCALAN?IN MEKTUBU KONTROLDEN GEÇTİ, AMED?DE OKUNDU
Öcalan, kontrol altında siyasi bir esirdir. İnsanların neden tutsak yapıldığını herkes bilir. Öcalan gibi bir tutsağa herşey dayatılır. Kabul eder mi, reddeder mi? Bu onun takdiri ve direnişine bağlı. Ama şimdiye kadar başı dik durmadı. TC yakalandığından beri kendisini değerlendirmek istiyor. Kuşkusu olan Türkiye?ye adım attığından beri her şeyi araştırsın. Gelsin tersini ispatlasın, ben susar ve özür dilerim.
Amed?de gönderilen Öcalan mektubu daha ulaşmadan Abdulkadir Selvi (hükümete en yakın gazetecilerden biri) ve Taraf gazetesinden Kurtuluş Tayiz aldıkları bilgileri ve duyumları yazdılar. Aşağı yukarı şöyle diyorlardı:
Öcalan mektubu giden heyete vermedi. MİT Öcalan mektubunu Erdoğan?a ulaştıracak ve Erdoğan bakıp onay verdikten sonra BDP?lilere teslim edecek.
Birinci tespit: Mektup kontrol altında yazılmıştır. Öcalan?ın düşüncelerini yansıttığına inanıyorum. Ama MİT ve Erdoğan?la irtibatlı yazılan bir mektup olduğu kesindir.
?Silahlı unsurlar sınır dışına çekilsin?, ?silahlar sussun, fikirler tartışsın? vb cümleler TC?nin dilidir. İkinci cümle ve başka yakın cümlelerin bir kısmı Erdoğan?ın sıkça kullandığı cümlelerdir.
İkinci tespit: bazıları mektuba yeni model diyor, bazıları yeni manifesto diyor. Bazıları adını anlaşma değil, program olarak koydular.
Eğer manifesto, program, yeni model onların kontrolü dahilinde yapılıyorsa bu onurluca bir davranış değildir.
Buna bağlı olarak bağımsız bir iradenin olmadığının göstergesidir.

?ESARET ortamında görüşmek:
işbirlikçiliktir, ahlâksızlıktır..
Bana ahlâksızlığı dayatamazsınız..
.?
(Gandhi'nin kendisiyle hapiste görüşmek isteyen İngiliz Hükümeti?ne verdiği cevap).

***
*Bağımsızlık yok, bölücülük olur. Biz ayrılamayız şarkısı aklıma geldi.
*Federasyon ve konfederasyon da milliyetçilik var. Milliyetçi değiliz, olmadık olmayacağız şarkısını birisi bestelese iyi olur.
*Otonomi feodallerin işi: Doğru?ya Molla Mustafa Barzani otonomi ile başladı, sonra federasyona ulaştılar, devlete yakın bir statü kazandılar. Bağımsızlığı tartışıyorlar. Buraya da ?ilkel milliyetçi? şarkısı gider.
*Demokratik özerklik: Tartışın dedim, yapın demedim. Türkiye demokratikleşsin bu yeter. Türkiye?nin demokratikleştirilmesine en büyük aday biziz şarkısı tamda uygun düşer.
*Demokratik özerklik gidince bu kez STATÜ: Ya bu statü anlaşılmıyor, karışık ve barışık şarkısı da bunun için hoş olur.
*En son ?yeni model? eşi benzeri olmayan bir model olarak sunulan, adına program, manifesto denilen Amed Newrozu?nda okunan mektuba gelip takılıyoruz.
Şimdi işin saadetine ve özüne gelelim:
Öcalan?ın Amed Newrozu?nda okunan mektubu, Kürtler için bir proje içermiyor. Kürtlerden çok Türklere hitap eden bir mektuptur.
Kürtler açısından somut olan ateşkesin ilan edilmesi, silahlı gerilla güçlerinin ?sınır ötesine? çıkarılacağı ve silahlara veda edileceği, bundan sonra demokratik siyasetin işleyeceği mesajıdır. Silahların susturulması ve tümden bırakılması TC?nin de istediği en temel maddelerden biridir.
İkincisi yeni modelle nasıl bir Türkiye istendiği düşüncesi ve ?programı? var.
Bu yeni model BÜYÜK TÜRKİYE PROJESİNİ ÇİZİYOR.
Öcalan?ın mektubunda şu sözler yer alıyor: ?Zaman helalleşmenin zamanıdır. 1920'de orta geçmişimizin önümüze koyduğu gerçek geleceğimizi birlikte kurmamız gerektiği gerçeğidir. TBMM'nin kuruluşundaki ruh yeni dönemi aydınlatmalıdır.
Tıpkı yakın tarihte Misak-i Milli çerçevesinde Türklerin ve Kürtlerin öncülüğünde gerçekleşen Milli Kurtuluş Savaşı'nın daha güncel, karmaşık ve derinleşmiş bir türevini yaşıyoruz.
Misak-i Milli'ye aykırı olarak parçalanmış ve bugün Suriye ve Irak Arap Cumhuriyeti'nde ağır sorunlar ve çatışmalar içinde yaşamaya mahkum edilen Kürtleri, Türkmenleri, Asurileri ve Arapları birleşik bir "Milli Dayanışma ve Barış Konferansı" temelinde kendi gerçeklerini tartışmaya, bilinçlenmeye ve kararlaşmaya çağırıyorum.?
Misak-I Milli?nin yeniden güncelleştirilmesi, tabi bunun içine Suriye ve Irak?ta oradaki Kürdistan parçalarının dahil edilmesi isteniyor.
Misak-I Milli ne demektir: Türkiye?nin milli andı demektir. Ankara anlaşması (Fransa), 1926 İngiltere ile yapılan anlaşmanın geçersiz sayılması ve bu toprakların yeniden Türkiye?ye iade edilmesini içeriyor. Milli ant Türk milliyetçilerin hepsinin üzerinde hem fikir olduğu, cumhuriyet ile Kürdistan?ın yeniden sömürgeleştirilmesi ile sonuçlanan belgenin adıdır. Milli Ant?da Kürtlere, Ermenilere ve diğer Anadolu ve Mezopotamya halklarına yer yoktur.
Milli ant ismi üzerinde Türk milliyetçiliğini ve yayılmasını ifade ediyor. Cumhuriyetle nelerin yaşandığını buraya yazmıyoruz. Orada verilen sözlerin hiç birini Türkiye tutmadı.
Milli andın güncelleştirilmesi, tam egemen Türk politikası milliyetçiğidir. Kürt milliyetçiliğine hayır deyip Türk milliyetçiliğine evet demek sanırım hiç bir Kürde düşmez. Birde bunun güncelleşmesi Kemalist Milli Ant ile birleşen yeni Osmanlıcılığın Ortadoğu?ya egemen olmasını onaylama politikasıdır.
Bu bir model değil, egemen ve sömürgeci Türk projelerine yeşil ışık yakmak ve bunu Kürtlere adım adım Kabul ettirmeye çalışmaktır.
Dikkati çeken bir diğer nokta ?Misaki milliye aykırı olarak parçalanmış? halkları, Kürtleri, Türkmenleri, Arapları, Asurileri vb ?MİLLİ DAYANIŞMA?ya çağrımadır ki, bu millilik egemen Türk milliyetçiliğini çağrıştırıyor. Orta Asya vurgusu yenidir. Buna da hayırlı olsun mu diyelim (!) Orada ne işimiz var anlamadım?
Türkiye sınırı dışındaki halkları Türkiye?ye katılmaya çağırmak Kürdistanlılara ve Kürtlere düşmez. Hep Kürt milliyetçiliğine karşı çıkılırken diğerlerini Türkiye egemenliğine çağırmaya ?milli dayanışma? deniliyor. Yani anlayacağınız bayağı Türk milliyetçiliğidir bu?
İslam vurgusu ve geçmişte yaşanan biçimiyle bunu günümüze harç yapmak Türk islamına yamadır. Bunu söyleyince Kürt Aleviler ve Êzidiler haklı olarak dışlandığı kaygısını taşıyacaklardır. Birde böyle bir ortaklık vurgusu Hıristiyan halkları dıştalar.
Türkiye yi Ortadoğu?nun aktör gücü yapmak ve ekonomisine PAZAR açmak Kürtlere düşmez.
Büyük Türkiye projesine yeni model ile yama yapılmak isteniyoruz. Henüz ortada ne fol var nede yumurta.
Kendi kendine gelin güvey olmak buna denilir. Kendin çal kendin oyna gibisinden birşey. Mücadele süreci boyunca kaşıkla toplanan kepçeyle dağıtılıyor.
Kürdistan ve Kürtlerin hiç bir temel hakkını kabul etmeyen ve sömürgeci zihniyeti farklı ayarlarla sürdürmek isteyenlerin ve Türk medya yazarlarının kulakları ağzına geldi. Keyifleri de yerinde.
Eyüp Can bu durumu ?Öcalan daha ne söylesin. Bijî Türkiye? ile özetliyordu. Stratejinin birinci ayağı başladı. Hükümet sözcüsü ise silahlı güçler sınır ötesine çekilince süreç başlar diyordu.
Türkiye bir adım atmıyor, Kürtler hep adım atmanın tarafıdır. Sonrası ne çıkar muğlak ve oldukça belirsiz.
****
Hükümet ve MİT denetiminde alınan Öcalan mektubunun Amed Newruzu?nda okunması TAM BİR SKANDALDIR. Newroz?un ruhuna aykırıdır.
****

Amaçsız sürdürülen bir savaş beni tatmin edemezdi. Mesele savaş istemek veya savaşa karşı çıkmak değildir. Suriye muhalefeti, hem de Erdoğan?ın destekledikleri neden silaha başvuruyorlar? Bana göre sömürge ulusların meşru ve uluslar arası sözleşmelerde de yer alan her türlü direnişe hakları vardır. Bu hak hâlâ Kürdistan için geçerlidir.
Che?nin söylediği ?ölüm nerden gelirse gelsin? gibi barışta nereden gelirse gelsin kabulümdür, diyemem. Bana göre egemenlerin barışı yapılıyor. Onurlu barış ve gerçekten her tür şiddeti reddeden bir barış istiyorum. PKK?nin tek başına silahlarını susturması ile bu topraklara barış gelmez. Türk egemenliği biraz uyarlamalarla tepemizde durdukça ve kirli savaş örgütlenmeleri dağıtılmadıkça, diyalog ve her düşüncenin serbestçe olacağı bir ortam almadıkça barışın onurlu ve karşılıklı saygıya dayandığına kimse beni ikna edemez.
Kürdistan ve Kürtlerin temel ve vazgeçilmez haklarının tartışılmadığı ve es geçildiği, Alevilerin, ezilen inançların ve halkların vb diğer ötekileştirilenlerle ilgili çözümler gündeme girmedikçe bir dönem silahlar susabilir. PKK ateşkes ilanına uyacağını ve Kürdistan federasyonuna gitmeye hazır olduğunu söyledi.
Barışa her zaman evet diyorum. Ama Kürdistan halkını ve diğer halkları kündeye getirmek için egemenlerin barışına ortak olanlara söylenecek sözlerimiz her zaman olacaktır.
Son mektup ile ruhlar bir kez daha teslim alındı. Halklar ve uluslar yaptığı mücadele ile yenilgi de yaşabilir, güçleri yetmeyebilir, konjonktür aleyhine işleyebilir. Bu tür yenilgiler fizikidir. Geçicidir. Dinlenilir, molla verilir, farklı direnişlerle ortaya çıkılır. Hatta bu koşullarda pekte lehine olmayan bir barış ta yapılabilir. Bunların örnekleri yaşandı ve biliyoruz.
Ama insanların ruhları boşaltılır ve temel ulusal haklarından, özgürlüklerinden, bağımsızlık, federasyon, otonomi vb ulusların kaderini tayin hakkından vazgeçerlerse en büyük yenilgi ve tehlike budur. Düşüncelerini ve ruhlarını yozlaştırırlarsa en büyük yenilgi burada alınır ve onarılması zor olur ve zaman alır.
Nietzsche ?Hiçbir şey yozlaşan insan kadar çirkin değildir? diyor. Yenilgi ve geçici molalar olabilir. Ama temel amaçlarından temel haklarından ve temel özgürlüklerinden vazgeçmek kesinlikle onurluca olmaz.
Koşullar gelir hareketler silahta bırakabilir, bunun anlaşılır bir yanı vardır.
Ama yeni model diye BÜYÜK TÜRKİYE PROJESİ halkların kardeşliği, ?biz bölünemeyiz? veya ?biz? denilerek ?tek millet?e yol açmak Kürdistan?a ve Kürtlere, dolayısıyla baskı altındaki diğer halklara yaramaz.
Etiketler: PWD-K, Pwdnerin, Kurdistan, Kurd, Kürtçe